Doç. Dr. Ali AKBEN
Doç. Dr. Ali AKBEN
İstemezükcülerin hüsranı
3 Haziran 2021 Perşembe / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Yaptıkları bir sürü aymazlığa rağmen bir türlü hayalleri gerçekleşmiyor ve eski Türkiye'ye kavuşma özlemleri ile debelenip duruyorlar. Beter olun diyesim geliyor ve besbeter olun kininizle boğulun diyorum.
 
Bu milletin sizden çektiği yetmezmiş gibi ha bire yeni entrikalar peşinde dolaşıp duruyorsunuz .Sırtınızı dayadığınız kaya zannetiğiniz içi fos bir bidon.
 
Bidon kafalıya güvenmeyin kendine bile  hayrı yok.
 
Dünyanın pandemi sarmalında savrulup durduğu bir sürecin içerisinde beladan  bile medet umarak zırvalayıp durdunuz. Devlet aklı ile bugünlere geldiğimize şükretmek yerine emziği elinden alınmış bebeler gibi mızmızlanıyorsunuz.
 
Kafalarınızın içerisinden çıkan avazlara baktıkça Allah'ım bu acezelerin eline bu necip milleti düşürme ve muhtaç eyleme diye dua ediyorum.
 
Benim yaşım müsait yakın geçmişi hatırlamaya. 
 
Tüp gaz kuyruklarını, bir adet margarin almak ve şeker bulmak için saatlerce bakkalların önünde beklenilen günleri , çöp dağlarını ,bir damla suya muhtaç olduğumuz günleri, maaşların deprem için yollanan yardım paraları ile  ödendiğini ,raprapciların dudağını okuyan minik kuşlardan gelen haberlere  göre gazetelerin manşetlerinin atıldığını vesselam bu millete yakışmayan  yüzlerce hatta binlerce benzer   ucubeliklerin yaşandığı günleri unutmadım.
 
Yurtta susan dünyada susan bir Türkiye vardı. İşleri tıkırında olan sırca köşk sakinleri vardı. Devlet  dipçikçilerin , çapulcuların, tefecilerin ve üç beş gazeteci bozuntusunun yönlendirmesi ile idare ediliyordu. 
 
Bakırköy akıl hastanesinde çalıştığım yıllarda bugün halkımızın kullandığı belediyenin florya tesislerinin yanına bile yaklaştırılmadığım günleri de hatırlıyorum. Yasakçı zihniyetin zebanilerinden olur alanlara ise serbestti.
 
Daha neleri neleri hatırlıyorum.
 
Yüzünüze gözünüze dursun.
 
Değerli okurlarım siz siz olun aklınızı kiraya vererek rezil rüsvay olmayın. Ülkemizde son yıllar oldukça zor geçse de ne maaşların ödenmesinde, ne iç ve dış güvenlikte , nede yerelde geçmişte yaşanılanlar yaşanmadı. 
 
Çok şükür yaşanmıyoruz da.
 
İç ve dış kaynaklı terör yuvalarının tüm gayretlerine rağmen ,ekonomik  saldırıyı açık seçik  yapanların çabaları ve yerli yabancı hain zihniyetlilerin yıkıcı tüm dezenformasyonları devletimizi  çok şükür bir milim bile sarsamadı.
 
Milletin devleti ile arasını açmak için her türlü hileye pespayeliğe baş vurmuş olanlar umduklarını bulamayınca şimdide mafya kasetlerine bel bağladılar .Yok üçüncü yok beşinci yedinci kaset derken anladılar ki, buradan da bir sonuç alamayacaklar.
 
Bu kafa ile gitmeye devam ederlerse  bırakın sonuç almayı rezil olmaktan da kurtulmaları zor. 
 
Ne diyelim. 
 
Allah müstehaklarını versin.
 
Taksime camii
 
Ülkemizde güzel şeyler de  oluyor derken elbette haklıyım. 
 
Gezi olayları ile tar umar edilen İstanbul’umuzun kalbi olan Taksim meydanını süsleyen camisi dün Cumhurbaşkanımız tarafında ibadete açıldı. Tamda gezi olaylarının yıl dönümünde ve aynı zamanda İstanbul’un fethedildiği günde yapılan bu açılışın başka  bir anlamı da var.
 
Osmanlı dedelerimiz tarafında yapılan camilerin bir zamanlar atlar için ahır yapıldığı günleri hatırladığımızda  dün açılan caminin kimleri niçin rahatsız ediyor sorusu da cevapsız kalmamış olur.
 
Aynı güruh Ayasofya’nın açılışında da  salya sümük saldırarak din düşmanlıklarındaki  samimiyetlerini açık etmişler ve  fırsat bulsalardı  ortalığı tar umar edeceklerdi. Çok şükür millet fırsat vermedi ve aylardır devam eden ziyaretleri ile de fırsat vermeye hiç mi hiç niyetleri yok.
 
Çamlıca tepesine alameti  farika olarak imzasını atan Çamlıca camisine de karşı çıkmışlardı.
 
Bu güruh ülkemizin ve milletimizin  hayrına olan her şeye karşı. 
 
Boğaz köprüsünden Marmaraya, Avrasya tünelinden İstanbul havaalanına. Saymakla bitmez karşı olup istemezük dedikleri. 
 
Bu zihniyetin iktidarda olduğu İBB de Başakşehir Çam-Sakura Hastanesinin yollarını yapmayarak pandeminin zirve yaptığı günlerde virüsten nefes alamayan hastalarımıza nefes olmak şöyle dursun yolunu yapmayarak adeta nefesini kesmişti. 
 
Bu zihniyeti tanıdığım kadarı ile  kısa ve öz özetleyerek makalemi sonlandırıyorum. 
 
Bunlar hayra fren şerre gaz olmak için varlar.
 
Bu haftalık da bu kadar.
 
Kalın sağlıcakla.
 
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.