Doç. Dr. Ali AKBEN
Doç. Dr. Ali AKBEN
Biz ne konuşuyoruz
14 Ocak 2021 Perşembe / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Zor bir soru olmasına rağmen kendi adıma vereceğim cevaplara sizlerde katılır katılmaz görüş beyan edebilirsiniz.
 
Dünya jandarması sos verip benden buraya kadar dedikten sonra sanırım bir süre daha kör topal varlığını sürdürecek ve her fani gibi zeval sürecinin kaçınılmaz akıbeti olarak bir süre daha yaşamaya devam edecek.
 
Aslında zenginin malı züğürdün çenesini daha fazla yormadan biz kendimize bakarak neleri öncelikli mesele halinde tartışıyoruz ona bakalım. Böyle zor bir sorunun cevabı üzerinde cek cak edebiyatı ile dedikodu yapmak yerine aklı selim ile kafa yorsak sanırım daha iyi olur.
 
Mesela FETÖ ve bu örgütün mankurtlaşmış beyinleri nelerle meşgul. Hala rüya peşinde koşuşturmaca oyunu ile müntesiplerini oyalamaktan yorulmadılar mı? Şakirtler içerisinde aklını kiraya vereler ile ilgili toparlanma ve kendine gelme şansına sahip olanlar var mı? Yoksa top yekun kayıp vakalar olarak tarih kitaplarında alçaklar ve hainler listesinde yazılıp kayıt altına mı anılacaklar.
 
Aynı şeyi bebek katili ünvanlı terör örgütü içinde konuşabiliriz. Fetöcü teröristlerin sayılarını tam bilemesek de bu alçakların dağ kadrosundaki sayıları  üç aşağı beş yukarı belli. Üç yüz kadar kaldıklarını ve eğer ağa babalaları izin verirse eriye eriye önümüzdeki baharla beraber yok olup gideceklerine inanabiliriz.  
 
İçimizdeki malum zihniyetin yapıp edecekleri ile ilgili hüküm cümlesi ile konuşmak ve fikir yürütmek dün zor olduğu gibi bugün de çok zor. Sebebi sayılamayacak kadar fazla ancak aklıma gelenleri birkaç cümle ile  sizlerle paylaşayım.
 
Bu kesimin iflahı ve islahı gerçekten zor ve nerede ise imkansız. Çünkü inandıkları safsataların büyük bir kısmına din gibi iman etmişler. Nuh der peygamber demez kabilinden bir inatla muratlarına  ereceklerine inanmışlar. Kamalizm dinine mensup bu gürhun izan ve irfan yoksunu acezeleri dün nasıl milletin başına bela ise bugün de daha beteri ile bela.  
 
Öyle bir inanmışlık ki, ülkemiz yıkılmış, milletimiz rezil olmuş umurlarında değil.
 
İman ettikleri batılın peşinden gitmekten imtina etmiyorlar.
 
Bu dinin müntesiplerinin  çoğunun tuzunun kuru olması burada önemli bir etken. Sırca köşklerden yokluk edebiyatı ile ya da inanmadıkları evrensel değerler üzerinden klişe kelime ve kavramlarla vurabildiğin kadar vur mantığı ile çalışırlar.
 
Düne kadar prim yapan bu şımarıkça aymazlıklar  bugün tu kaka olunca ciyaklamalar milletin çoğu tarafından duyulmasına ve yeter artık denmesine rağmen var hızı ve gücü ile son çırpınış olarak dediğim dedik çaldığım düdük misali devam ediyor.
 
Boğaziçi üniversitemizde sahnelenen tiyatro bunun şimdilik son örneği. Ağaçla, yangınla , ekonomik kriz tellallığı ile milletin birlik ve bütünlüğünü bozamayan bu azgın azınlık  sahnelediği son  tiyatrodan da bir sonuç alamayacak olmasına rağmen var gücü ile bir avuç teröristin dümen suyuna masum gençlerimizi  alet ederek  oyunlarına devam diyor.
 
Nasıl gezide ağaç bahane ise, aynı şekilde boğaziçi  üniversitemizde yaşatılan rezalatte de    rektör bahane. 
Oynanan oyun ise sadece onlara değil başka umut tacirleri için   şahane(!). 
 
Ey gafiller siz hangi zamanda yaşıyorsunuz?
 
Oyunda oynaşta olanlar devir devran değişti haberiniz olsun. Uyutulduğunuz narkozun etkisinden artık kurtulun, kurtulun ki, gözlerinizle gördüğünüzü aklınızın süzgecinden geçirerek zekanızın saptırdığı yoldan inadım inat yürümeye devam etmeyin.
 
Nasıl 15 temmuz fetö alçaklarına mezar oldu ise veya gezi kalkışması  geri zekalıları hüsrana uğrattı ise sizde aynı akibetin yolcuları olarak milletin gönlünden silinip atıldınız. 
 
Millet  ordusuna komuta eden askerine sahip çıkıp bağrına basarken  fetönün oyuncaği olmuş  kukla komutanlara vatan haini gözü ile bakıp beddua  ediyor. Sizin ne mal olduğunuzu da bildiği için zaten yıllardır size bırakın devletini  üç koyununu bile emanet etmiyor.
 
Yeni geziler veya cunta  peşinde olan  bedbahtlar maalesef aramızda cirit atıyor fırsat kolluyor. Bulduğu en basit bir mesele üzerinden vurun abalıya höykürmesi ile mal bulmuş mağribi gibi saldırıyor. 
 
Eski Türkiye olsa el ovuşturucuların marifeti ile belki başarılı olabilirdiniz. Ancak çok şükür  yepyeni  bir Türkiye'de yaşıyoruz artık. 
 
Zalime şedid ,mazluma müşfik bir anlayış  hakim. 
 
Yeni Türkiye mazlum postuna bürünmüş haini gözlerinden tanıdığı için eskisi kadar gaflete de düşmeden vatan hainlerini anasından doğduğuna pişman ediyor.
 
Vurmadan kırmadan  zalimleri alçakları hakketmesine rağmen  işkencelerde süründürmeden tereyağından kıl çeker gibi girdiği ortamda katalizör görevini yerine getirerek  temiz ve huzurlu hale getirdikten sonra asli vazifesi olan ülke savunmasına kaldığı yerden devam ediyor.
 
Kurtarıcı  olarak gördüğünüz bidon kafa kendi derdine düştü. Eskisi kadar dünyamızı  cehenneme çeviremeyecek kanaatindeyim. 
 
Mazlumlar ve masum İslam ümmeti  bir nebze de olsa rahat nefes alır ve kendine gelir umudu içerisindeyim.
Çatlasanız da patlasanız da atı alan Üsküdar'ı  çoktan geçti.
 
Ülkemizi bundan böyle girdiği muasır medeniyet yolundan çıkararak gerilere yeniden eski günlere döndürmeye niyetli  yerli yabancı işbirlikçi her kim olursa olsun hüsrana hazır olsun. Benden söylemesi.
 
Bugünlük de bu kadar.
 
Kalın sağlıcakla.
 
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.