Doç. Dr. Ali AKBEN
Doç. Dr. Ali AKBEN
Virüs mü? Algısı mı?
29 Ocak 2020 Çarşamba / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Değerli dostlar piyasaya son günlerde sürülen algılardan insanların kazançlı çıkma şansları yok. O halde. Evet o halde kim neden ve nasıl bu kadar algıyı pazarlayarak insan denen yaratığın zaaflarını böylesine incitici bir şekilde kaşıyor?

Sorular çok ancak cevapları net değil. Şimdi biraz geriye giderek sars, domuz, kuş gribinin salgın olduğu yıllara doğru hafızalarımızı yoklayalım ve o günün algı pazarlamacılarının kim olduklarına bakalım. İlaç firmalarının ürettiği aşılar ve ilaçlar ile kazandıkları dolarların milyarlar olduğu aklımızdan hiç çıkmasın.

O yıllarda itlaf edilen kanatlı hayvanlar, üretilen aşılar, aşı firmaları ve sağlık sektöründe yaşananları hatırlayalım. Aynı şekilde domuz gribi algısının zirvede alıcı bulduğu günlerde yine aşı firmalarını ve sağlık bakanlığımızın bu firmalardan ithal ettiği aşılara ödediği milyar dolarlar ve aşılama kampanyaları..

Kimseyi suçlamaya niyetim yok. Ancak sağlık sektörü, tıpkı silah sektörü gibi vahşi kapitalizmin pençesinde gerçek misyonunun çok ötesinde bir yerlerde duruyor.

Şimdilerde ise Çin’den dünyaya hızla yayılan korona virüsüne bağlı grip salgını ve bu hastalıkla tüm dünyaya servis edilen ölümü gösterip sıtmaya razı edici tutum ve davranışlar. Şüyuu vukuundan beter denecek tutum ve davranışların kimseye faydası olmadığı gibi ciddi zararları da var.

Felaket tellallığı yaparak ölümden ölüm beğenmek yada beğendirmek yerine sağlığımızın kıymetini bilecek tutum ve davranışlara önem verelim. Önlemler alıp örneklikler oluşturalım.

Virüs denen yaratıkla tıp biliminin buluşması tarihi çok eskilere kadar gitmiyor. Yüz yıldır yeni yeni buluşlar ile mikroplar alemini tanımamız devam ediyor. Bakteri virüs mantar ve canlı olmayan toksinlerin insanlar üzerinde çeşitli hastalıklar meydana getirdiği ile ilgili tıp bilimi her gün yeni teşhisler ve tedaviler protokoller peşinde.

İlaç sektörü ve tıp teknolojisi günümüzde olmazları olduracak kadar gelişmiş, artık akıllı tedaviler dönemine doğruda hızla yol alıyoruz. Alıyoruz almasına da bir virüsle baş ederken diğeri çıkıyor. Bir mikrobu öldürerek yok edebilen antibiyotikle biyolojik sistemimizi  allak bullak edebiliyoruz.

İnsanı bir makine gibi görmenin ve meseleye sadece bilimsel yaklaşımlarla çare ve çözüm üretmeye çalışmanın sıklıkla kazandırdığı koca koca hiçleri daha fazla görmezden gelemeyiz. Gelmemeliyiz. Hekimliğin aynı zamanda bir sanatkarlık olduğunu ve şifa verenin aracısı olduğunu akıllarımızdan çıkarmamalıyız.

Şifa sadece Rabbimizin tekelindedir. Tıpkı yaratmak ve rızık vermek gibi. Bizler olsa olsa vasıta olabiliriz.

Yeniden ana konumuza dönelim. Virüsleri günümüz teknolojisi ve ilaç endüstrisi yok edemiyor. Tıp endüstrisinin geliştirdiği  aşılara direnç kazanmakta gecikmeyen virüsler her yıl yeni bir yüzle ben buradayım dercesine biz hekimlerin itibarı ile oynuyor.

Sadece virüsler değil mikroplarda aynı şekilde kılıktan kılığa girerek teknolojinin ürettiği tüm tedavi protokollerinden kendilerini koruyarak direnç geliştirebiliyor. Günümüz tıbbı feza çağında olmasına rağmen yaşadığımız acziyetler bizleri akıllandırmıyorsa daha çok salgınla boğuşmak zorunda kalırız.

Ne yapalım?

Öncelik korunmak elbet.

Elleri sık yıkamak, bol sıvı tüketmek, sağlıklı ve  doğal beslenmeye gayret etmek olmazsa olmazlarımız. Uyku gıdasını sağlıklı ve zamanında almak çok önemli.

Korunamadığımız ve hastalandığımızda ise öncelik istirahat olmalı. Grip ile ilgili evrensel bir gerçekliği hiçbir zaman unutmayalım. Tedavi edilirse bir haftada geçer. Edilmez kendi haline bırakılırsa yedi günde geçer.

Grip ilaçlarının batı ülkelerinin bir kısmında yasaklandığını bilelim. Antibiyotiklerin çözüm üretmedikleri gibi, ciddi yan etkileri ile dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan ettiğini, virüs yok edici diye satılan ilaçlara da itibar etmeyerek bu ilaçlarla ilgili yan etkilerden korunmak mümkün.

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

Deprem: Nüfusumuzun büyük bir kısmının deprem fayları üzerinde yaşıyor olması bu gerçeklikle barışık yaşamamızı gerektiriyor. Cuma akşamı Elazığ merkezli şiddetli bir deprem ile bir kez daha bu gerçekliği hatırladık.  Depremde vefat eden kardeşlerime Rabbim rahmet eylesin  , yaralı kardeşlerime de acil şifalar nasip eylesin.

Devletimiz tüm kurumları ile depreme ne kadar hazır olduğunu gösterdi. Sağda solda tek tük hav hav sesleri dışında milletimiz tek vücut, yek vücut  .

Ya Rab devletimize ve milletimize zeval verme. El ovuşturan yerli yabancı hain güruha fırsat verme.  AMİN.

Doç.Dr.ALİ AKBEN - NAME HABER

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.