Doç. Dr. Ali AKBEN
Doç. Dr. Ali AKBEN
Tenkit edenler taklit ediyor
27 Ocak 2020 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Makalemin başlığı ile ilgili öncelikle kendi mesleğimden başlayarak aktarımlarım olacak. Hekimlik mesleğinin ilim ve bilim ile birlikte sanat olduğuna öteden beri inanırım.
 
Bu gerçeklikten olsa gerek doktorluk diplomamı alıp mesleğime başladığım günlerde bir şeylerin eksik olduğunu fark edip kendimi nasıl tamamlarım derdine düştüğümü dün gibi hatırlıyorum.
 
Altı yıl boyunca hocalarımdan ve tıp kitaplarından öğrendiklerim ile güzel Türkiye’mizin  en doğusunda şirin bir kasabanın tek doktoru olarak hizmet etmeye başladım.
 
Teorik olarak çok şey bilmenin ve öğrenmenin hatta ilaç ismi ezberlemenin bir anlamı olmadığını her muayene ettiğim hastadan anlayarak kendi tarzımı oluşturmaya başladım.
 
Hastalarımı iyice dinleyerek etraflıca değerlendirerek ve  az ilaç yazarak zararlı olmadan tedavi edebileceğime kanaat getirmem çok uzun sürmedi.
 
Tıp öğrencisi olduğum ilk yıllarda hocalarım  kulağıma bir küpe takmıştı. Önce zararlı olmamalısınız. Evet bu küpe gerçekten çok önemli ve bayağı işe yaradı o yıllarda.
 
Çalıştığım kasabada içme suyundan kaynaklı karın ağrılı ishal çok görüyor ve yakın bir merkezdeki genel cerraha yönlendirme yapıyordum .Aylar sonra nerede ise her yolladığım vaka acilen apandisit patlaması (!) nedeni ile ameliyat edilerek kasabaya dönünce bu işte bir gariplik var diyerek ,cesaret edip hastaları kendi imkanlarımla kasabamda tedaviyi denemiş ve şifa ile sonuçlarını görünce bir yanlışımı düzeltmiştin.
 
Aylar yıllar geçti .Yanlışları ne kadar düzeltsem de yeni yanlışlara aday olmaya devam ettim. İki yılı aşkın bir sürede edindiğim tecrübe , her hastanın bir kitap olduğu , tıp kitaplarından hastalıkları okumaktan  ziyade hastaları iyi okumanın önemini anladım.
 
Bakırköy akıl hastanesinde asistan olarak çalışmaya başladım .O yıllarda şimdiki gibi değil iki elin parmakları kadar ilacımız vardı .Tetkik  ve tahlil içinde ne MR ne tomografi  nede günümüzdeki teknolojik imkanlar vardı. 
 
Hastalarımız ilaçları kullanıyor ancak yeterli olmuyordu. Bu ve benzer durumlarla beraber çare ve çözüm olamamak gibi sonuçlarla karşılaşmam , başka çözümlerde olmalı arayışımın asıl sebebi oldu.
 
 
Çin’den gelen bir hekimden akupunkturu öğrendim. Yurt dışından kitaplar getirtip okuyup hastalarıma uygulayıp işe yaradığını da gördükçe mesleğim  bana zevk vermeye başladı .Günler ayları aylarda yılları kovalarken doktorluktan  hekimliğe doğru yolculuğum o günden bu güne hala devam ediyor.
 
Akupunkturdan sonra ozon ,proloterapi,  nöralterapi,  kupa, hacamat hipnoz ve en sonda para-psikolojik alanda çare ve çözüm arayışlarım oldu ve çok şükür halende zevk ile devam ediyor.
 
Hekimler aslında ömür boyu öğrenci olmak durumundalar . Meslektaşlarıma önerim de bu . Kim nerde  ne yapıyor merak edip kendi eksikliklerini tamamlamalı.
 
Yeniden makalemin başlığına döneyim.
 
Geçmiş yıllarda  bir çok meslektaşım,  merakıma bağlı arayışlarımı tenkit etmişler ve  hatta beni şarlatanlıkla suçlayarak  akademik yolculuğumun önüne  set çekmişlerdi. Bugün çok şükür   bakanlığımız bu tedavi protokollerinin hepsini GETAT şemsiyesi altında birleştirerek hekimlerimizi eğitmeye başladı. Çare ve çözüm yolunda at gözlüklerini çıkartan bir çok  daha geniş açı ile hastalarına yardımcı olmaya gayret ediyor.
 
Yıllar önce bu alanda çalışan hekimleri şarlatanlıkla suçlayan bir çok meslektaşım bugün GETAT sertrifikalı hekimler  olarak hastalarına hizmet ediyor  . 
 
Bu alanda çalışan yıllardır çalışan  hekimleri tenkit etmek yerine takdir ederek yanlışlarından vaz geçtiler. Bu durum bendenizi ziyadesi ile mutlu ediyor. .
 
Bu günlük de bu kadar.
 
Kalın sağlıcakla.
 
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.