Doç. Dr. Ali AKBEN
Doç. Dr. Ali AKBEN
Mazbatayı hakketmek
16 Nisan 2019 Salı / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Seçim ve sınav bu iki kelimeye anlamlarından daha büyük bir misyon yüklerim. Çünkü ülkemizin  ve milletimizin bekasında bu iki kavram benim için çok önemli.

Yerel seçimler yapıldı. İstanbul hariç birçok il ve ilçe yeni yöneticilerine kavuştu. Ama İstanbul’un durumu farklı ve bekleyiş devam ediyor.

YSK İstanbul’da karar vermekte zorlanıyor. Bir tarafta şaibe dolu belgeler diğer tarafta   seçim üzerinden iki hafta geçti mazbatamı verin diyen güruh . Bu güruhun sesi soluğu biraz olsun kısıldı  şükür.  Çünkü çalınan minare için hazırlanan kılıf dar  olup   lisanı hali  ile  şaibe  çok büyük örtüp kapatamıyorum  diyor.

Seçim akşamı  İstanbul sonuçları  ile ilgili  30 binlere yaklaşan aradaki fark  şimdilerde 10 binli rakamlara kadar  gelmiş ve dedikodu kazanının fokurtusu azalacağına artmış.

CHP   deki   seçim hileleri ile ilgili yerleşik bir algı ister istemez kafaları karıştırmaktadır. Tarihimizde ilk kez CHP ve onun aklı evvelleri sayesinde açık oy gizli tasnif gibi bir garabeti yaşadı bu millet.

 Gençler bu meseleyi bilmezler ama  1946 yılında yapılan seçimlerde CHP bu yönü ile  tescilli ve maalesef halk iradesi bu yolla iğfal edilmiş.

 İstanbul üzerinden tespitlerime gelince; Bilgi kirliliği hat safhada İnsanların kafası çok karışık Seçimler yenilenerek aradaki fark artı eksi değişse bile vatandaşı mutlu edemeyecek.  Çünkü işin içine fitne fücur ve şaibe karıştı.

İstanbul gibi devasa bir megapolde seçmenlerin tercihi üzerinde bu kadar kolay oynanmamalı idi.  Anadolu’daki bir çok yerdeki bir oy karşılığı İstanbul’da on binlerce oya denk geliyorsa YSK kılı kırk yarmakta haklı. Cazgırlığa, tehditlere hatta ekonomi üzerinden algı oluşturmaya hiç gerek yok. Bu ve benzer  tehditlerin hepsinin boşa çıktığını yakın tarihte yaşadıklarımızla gördük.

Muktedirlere de bir çift sözüm var.  Devasa eserler yapmanıza, ülkeyi bir uçtan bir uca çağa uygun donanımlarla  zenginleştirmenize  gerek yok (!).  Azgın azınlık ücretsiz tuvalet,  poşet , soğan ,patates üzerinden algı oluşturarak sizin yapıp ettiklerinizi kolayca boşa çıkarıyor. Ferasetini ve aklını kaybetmişlerin halini  pür melalini  sosyolojik ve psikolojik olarak araştırma konusu yapmalıyız.

Gavur ittifakı İslâm ittihadı

Değerli okurlar  eski dünyada iletişim denen sihirli maymuncuğun kuvveti ve kudreti sınırlı olduğundan insanlar arası ilişkilerin ıcığı cıcığı bu kadar faş ederek duyularımızı tarumar eylemezdi. Bu yönü ile belki o günlere özlem bile duyabiliriz.

Malum her sene nisan ayı geldiğinde bu gavurların topu birden soykırım pilavını yeniden pişirir üzerine ilave ettikleri garnitürlerle  yiyenlere satarlar. İletişim gücünün günümüzdeki kadar  ileri düzeyde olmadığı yıllarda ülkemizin karşı ataklarını da sümen altı ederek kendi milletlerini uyutmaya devam ederlerdi. Ama artık bunu yapamıyor ve hakim olduklarını sandıkları milletlerine bu yalanı yutturamıyorlar.

Birkaç yıl önce İran ve geçen yıl  İsrail  seyahatlerim bu günlere tesadüf ettiğinden her iki ülke insanlarına   soykırım yalanı ile ilgili düzmece  sergilerini gezdiğimde  oradaki bazı insanların bu yalanlara kanmadığını gözlemlemem nedeni ile bu satırları yazıyorum.

İletişimin güçlü dilinin etkisi  ile artık tüm dünyada bu yalan ve zırvaya karşı bir uyanış var. Devletimizin  bu yalanlara karşı anında gösterdiği tepkinin yayılan gücü öyle bir yerlerden ses getirir oldu ki, sevinmemek mümkün değil.

Olanda hayır aramak buna denir. Gavur ittifakının temcit pilavını pişirme iştahı artık eskisi gibi olamayacak. Ülkemizden tüm dünyaya dalga dalga yayılan yedikleri herzelerle ilgili belgeli cevaplar bir süre sonra boğazlarında düğümlenip bu alçakların sesini kısmaya başladı.

Benim asıl üzüntüm İslam aleminin ölü toprağı altında kalan halkları.   Bu halklar hâlâ bilgi kirliliğinin etkisi ile durumun farkında değiller ve maslahatı ABD  gavurunda aramaktalar. 

İslami uyanışı sağlayacak sebepler bir bir zuhur ediyor. İçerden dışardan çok sayıda emare  yüzümüzü güldürse de önümüzde dar geçitli çetrefilli yolların olduğunun bilinci ile sabır ve sebat etmemiz gerekiyor.

Sarı gavurun Israil ile ilgili işlediği cinayetler, Avrupanın irili ufaklı ülkelerinin topyekün soykırım kayığından medet umması ve en önemlisi adı İslam halkı Müslüman olan Ortadoğu ve Afrika ülkelerinin kukla liderlerinin gavuru aratmaz tutum ve davranışları önümüzde uzun ve ince bir yolun olduğu gerçekliğini bize açık ediyor.

Çare kendimizden ve ülkemizden başlayarak diri, iri , bir ve birlik içinde  olmak, sabır ve sebatta kararlı ve dirençli olarak dünya ölçeğinde varlığımızla ilgili farkındalık oluşturmak. Dosta müşfik düşmana şedit münafığa ise müsamahasız olmak durumundayız. Bu günlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

Doç.Dr.ALİ AKBEN - NAME HABER

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.