Doç. Dr. Ali AKBEN
Doç. Dr. Ali AKBEN
Doğrunun tanımını yeniden yapmalıyız
24 Eylül 2018 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Her şey iç içe ,hak ve batıl savaşları her dönem olduğu gibi devam ediyor. Niyet ve samimiyet doğru izi bulmada   olmazsa olmazımız. İpler kötü niyetli insanların elinde olduğu sürece bu karışıklık devam edecek gibi. Bizler böyle günlerde doğru izi nasıl takip edebiliriz sorusu ile muhatap durumundayız.

     Doğru  kavramı evrensel olmakla birlikte ,bugün kime ve  hangi şartlara göre soruları ile boyut değiştirebiliyor . Doğruya ulaşmak için sürülen izler bazen insanı aldatarak yanlışta ısrarcı hale de getirebiliyor.

    Kavramların ve ortak değerlerin iç içe arap saçı gibi kör düğüm olduğu günlerden geçiyoruz. Dünyanın çivisi kopmuş . Dün savunduğumuz  ve uğruna canımızı seve seve vereceğimiz değerlerin, bugün içinin oyularak boşaltıldığını görebiliyoruz.

  Dünün doğru gibi gelen izlerini takip edenlerin günümüzde düştükleri gayya kuyuları ister istemez insanın sinirlerini alt üst ediyor. Örnek mi istersiniz? Hangi konuda  dersek her konuda örnek çok malaesef.

   Ülkemizin doğusundan batısından çok sayıda örnek vermek mümkün. Kişisel hatalar kurumsal sonuçları ile yorumlanarak adeta  aklımızla dalga geçiliyor. Kendi kıçındaki mertekten bihaber akıl daneler başka birinin gözündeki  bir zerreden operasyona utanmadan sıkılmadan başlayabiliyor. Yol aynı ama niyet farklı.

 Değerli dostlar gün, gözlerimizi dört  açma günü. İhanet şebekeleri her türlü kutsalımızla acımasızca oynamaya ve onları değersizleştirmeye var gücü ile devam ediyor. İzleri birbiri içerisinde öyle oynatıyor ki ,şeytana pabucunu ters giydirir  tarzında.

    Cambaza bak oyunu  sahnelerde . Rahmetli Necip Fazıl’ın sakarya türküsünde tanımladığı oluklardan akanlar bile karıştırılmış. Adeta kir ve nur sanki birlikte akıtılıyor.

   Kurtulanlardan olmanın tek yolu niyetlerimizdeki samimiyet.

     Ekonomik savaşa dayanabilmek.

Toplum olarak durgun su yüzeyindeki yaprak gibi sağa sola savrulup duruyoruz. Her kafadan bir avaz çıkıyor. Zamanlı zamansız öten horozlar sayesinde bir türlü sabah olmuyor ve şafak sökmüyor.

Başkanımızın bildiği bir şeyler olmasa bu kadar net ve bu kadar açık konuşmaz. Ancak vatandaş cephesindeki dedi kodu kazanının fokurtusu her geçen gün biraz daha huzursuzluk biraz daha kaos olarak ülkemizi bir yerlere doğru sürüklüyor.

Bir şeylerin yolunda gitmediği gibi bir algı da giderek zemin bulmaya ve taraftar toplamaya başlayınca ister istemez Başkanımızdan bizim  bilmediğimiz bir şeyler varsa açıklaması bekleniyor.

Paranın yönetici erkinin büyük küçük her bir bilgi paylaşımına endeksli döviz fiyatlarının yukarı doğru  hızla tırmandırılması  nerede ise günlük rutinimizin bir parçası oldu. Bakan konuşuyor döviz fırlıyor. Başkan konuşuyor döviz fırlıyor.

Bu  ekonomik savaş evvelkilerden biraz daha farklı ve biraz daha acımasız.

Boldozer gibi önüne geleni alt etmesinden  olsa gerek vatandaşlarımızda ciddi bir moral çöküntüsünün de sebebi gibi.

Vatandaş içerden ve dışardan kuşatılmışlık çemberinin tam ortasında ne yapacağını bilemeyeceği bir şaşkınlık içerisinde.

Yatırım yapanlar iflasın eşiğinde,  yapılandırma  ve ayakta kalabilmenin peşine düşmüşler ve bekliyorlar.

Keşkeler kırıla gidiyor.

Başkanımız  yatırım yapan kazançlı çıkar dedi varımızı yoğumuzu yatırdık ve iflasın eşiğindeyiz  gibi na hoş açıklamalarla samimi olarak  hallerini başkanımıza arz etmemizi  istiyorlar. Elçiye zeval olunmaz evrensel algısı ile bendeniz de malum durumu etkili yetkili mercilere aktarıyorum.

Garip gureba  başkanlarının sözünü tutarak  ellerinde ne varsa bankalara koşarak  milli paraya döndü. Bekliyor.

Milli paramız her gün yeni bir dip yapıyor .

Böyle zamanları geçmiş yıllarda yaşayan bizler mevcut durumu anlamaya çalışıyor eşe dosta sabır sebat diyerek o yıllarda yaşadıklarımızdan örnekler vererek  devletimize zor günlerinde destek olmaya çalışıyoruz.

 Ancak mal bulmuş mağribicilerin  ve cukkacıların  etrafa yaydığı kötü kokular bu gayretimizin de boşa çıkmasına sebep oluyor.

Halkın içerisinden bir vatandaş olarak aktaracağım o kadar çok garabetler var ancak özetlediklerim bile başkanımızın elini çabuk tutmasını gerektiriyor.

Yaklaşan yerel seçimler halkımızın çaresizlik  durumunu  ve karamsarlık yüzdesini   oylamaya dönüşürse dimyata pirince gidenler evlerindeki bulgurdan olacaklar gibi.

Devletimiz var olsun. Milletimiz var olsun. Elbette gerisi teferruat.

Devletimizin gücü nasıl alçakları, hainleri inlerinde vurarak  bir bir yok etti ve ülkemizde güvenlik sorunu büyük ölçüde halloldu ise ,aynı devletimiz içerisinde çöreklenmiş cukkacıları mal bulmuş mağribicileri ve rüşveti fetvasını alarak yiyenleri de bir bir enseleyip vatandaşımızın beklentilerine cevap vermeli.

Yolsuzluk  kanalından beslenen yüzsüzlerin yüzüne devlet şamarı vurulmalı. Öyle bir vurulmalı ki, bir daha tevessül edilemesin.

Vatandaş yerel yönetimlerden ve bürükratik oligartlardan  ciddi olarak muzdarip ve çaresiz.

 Üst düzey yönetici  sıfatına haiz olana kadar yoğurdu üfleyerek yiyenler bir makama getirildiğinde  bir şeyler oluyor ve  tek dert bu koltukta kendimi nasıl sağlama alırım gayreti için  var olan enerjisini tüketiyor ve koltuğu çok yukarılara taşıyarak kendini adam etmiş tebayı hatırlamak şöyle dursun kasası ve kesesinden başka bir şey düşünmez oluyor.

 Kaybetmekten korktukları makam ve koltuklarının kölesi olmuş azımsanmayacak kadar çok sayıda tanıdık insanların hal ve gidişlerini ibret ve hayretle izliyorum.

Başkan ne yapsın devlet ne yapsın demeyelim.

Dedelerimizin zamanında benzer herzeleri yiyenlerin akıbetleri malum.

Günümüz  teknolojisi ile bu çok kolay.

Devletimizin gözü kulağı sağlıklı çalıştığı sürece bu asalaklardan kurtulması mümkün ve hem de çok kolay. 

Yarın geç olmadan  devlet malına musallat olmuş domuzlar sürüsüne anladığı dilden devlet ciddiyeti ile müdahale etmeli temennisi ile.

Bu günlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.