Doç. Dr. Ali AKBEN
Doç. Dr. Ali AKBEN
Tamamlanamayan Tıp
29 Nisan 2018 Pazar / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Geçtiğimiz hafta basınımızda da geniş yankı uyandıran bir kongre yapıldı. Geleneksel ve tamamlayıcı  tıp kongresi. Meseleye vakıf olan ve olmayan yüzlerce hekim  meraklı oldukları  alanlarla  ilgili seminerlere  katılarak bilgisini görgüsünü geliştirdi.

Hafta boyu televizyonlarımızda,  tamamlayıcı tıp dalları ile ilgili proğramlar yapılarak halkımız bilinçlendirildi. Sosyal medyada enine boyuna tartışmalara sebep oldu. Özellikle hacamat sülük uygulamaları ile ilgili ilginç tartışmalar bana konu ile ilgili bazı meslektaşlarımızın cahilliğinin boyutunu gösterdi.

Hacamat tedavisinin başlangıç tarihini peygamber efendimizin zamanı ile ilintileyip  dini referans ile zenginleştirenler  yanında , bu tedavilerin  milattan önceki 3000 li yıllardaki kayıtlarda olduğunu Babil Mısır Çin tıbbında önemli bir tedavi protokolü olarak  kullanıldığını bilmeyen hekimlerimizin olduğunu gözlemledim.

Hekimlik sanatında  hastalara bütüncül yaklaşım şarttır. Bilimsel yaftaların dar kalıplarına sıkışarak icrayı sanat eylemek , sağlıkta bugünkü çıkmaz sokağa bizleri taşıdı. Hastalıkları tedavi etmede başarıları yüksek olan meslektaşlarımız,  hastaları tedavi etmede çuvalladıkları için hekim dışı arayışlar engellenemiyor. Bu gidişle engellemek mümkün gözükmüyor.

Tıp fakültelerine  başladığımız ilk günlerde hocalarımızın hep bir ağızdan adeta beyinlerimizi yıkarcasına söyledikleri “ tıpta hastalık yok hasta var algısı” mesleğe atıldığımız gün ile birlikte unutularak hastalıkları tedavi peşine koşmamız bir çok meslektaşımızı yormuş ve meslekten soğutmuştur.

Şu bir gerçeklik olarak kulaklara küpe yapılmalı. Her hasta bir kitaptır ve iyice okunup anlaşıldıktan sonra tedavisi düzenlenmelidir. Tıp kitaplarında çarşaf çarşaf yazılı hastalıkları bu mantıkla süzgeçten geçirerek her hastaya özgü tedavi protokolü geliştirmeliyiz.

Yurt içi dışı bilimsel  ve  tamamlayıcı tıp toplantılarına katılırım. Doğudaki ülkeler şifayı ararken batı tıbbından medet umar oldukları gibi , batıdaki ülkelerde şifayı ararken doğu tıbbından medet umar olmuşlar. Buradan da anlaşılıyor ki, insanlık tarihi ile aynı yaşta olan hekimlik sanatı şifayı arama ve bulma üzerine kurgulanmalı. Arının bal yapmada kullandığı vahiy yolu şifacıların ve şifayı arayanların da yolu olmalı. Bunu başaramadığımız her durumda fırsatçı şarlatanların ağlarına düşüp hem maddi hem manevi olarak kaybeden oluruz. Bu gerçeklik birçok insanın malumu ancak  hatırlatmakta yarar var.

Her zaman söylediğim ve tekrar etmekten de sakınmadığım bir gerçeklikle makalemi sonlandırmak istiyorum. Öncelikli vazifemiz sağlığımızı korumamız olmalı. Özellikle yediklerimizin bir kısmının bizleri  hasta edebileceğine inanarak seçici olmalı, mide torbasını çöplük gibi kullanmaktan sakınmalıyız. Uyku sağlığı çok önemlidir. Manevi cephelerimizi güçlendirerek ufak tefek yakınmalarda aciilerin kapısını aşındırmamalıyız. Sağlık ve mutluluk dileklerimle.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.