Doç. Dr. Ali AKBEN
Doç. Dr. Ali AKBEN
Savlarında haklı olabilmek
31 Temmuz 2017 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Dünyanın çivisinin çıktığı  bir döneminde yaşamanın elbette çeşitli zorlukları var. Mesela  şu İsrail ,  kurduruluşundan günümüze kronolojik olarak bakıldığında içler acısı ibret alınması  gereken çok ama çok dersler  vermeli ümmete.

  Osmanlı milleti ki, içinde yok yok.  Dünya jandarmalığı yaptığı  dönemlerde Yahudilere gösterdiği  korumacı müşfik tutumunu, bugünkü jandarmanın Müslümanlara karşı tutumu ile bir karşılaştıralım.

 Mazlum Müslümanların hamiliğine soyunmak durumunda olan devletimize  dünya zindelerinin reva gördüğü haksızlıkları başlıklar halinde hatırlayalım.

 Her şeye rağmen haksızlıklar  ve hukuksuzluklar karşısında onurlu ve kararlı duruş sergileyerek zalimler koalisyonuna geri adım attırabilmeliyiz. Bunun olmaza olmaz şartlarından önemli bir tanesi sabır ve sebattır.

 Müslüman feraseti, gavurların en çok korktuğu ve çekindiği bir silahımız. Bu silahı  sabır ve sebat mermileri ile doldurarak yerinde ve zamanında hedefe doğrulttuğumuzda,  teknoloji vs  vız gelir  tırıs gider.

                      Gün içinde yaşanılan gece

  Son 10 günde iki kez tekrarlayarak ezberlerimizi bozan iklim değişikliğine ve sonuçlarına alışmamız gerekiyor. Özellikle  Perşembe günü   ikindi üzeri İstanbul semalarını karartarak gündüzü geceye çeviren yüce kudret karşısında pes etmemek mümkün mü?

  Bu olayı ne kadarı ile doğa olayı ile yorumlayabiliriz. Yüce Rabbimiz NUR-44 de  geceyi gündüze gündüzü geceye çevirerek ibret almamızı öğütler. Akledenlere  hitap ederek zayıf ve acizliklerini hatırlatır.

 Perşembe günü sadece 20 dakika süren afetin bir saat  yada daha fazla sürmesi halinde yaşanılacakları tahayyül edenler beri gelsin. 

 Güzel İstanbul’umuz bundan sonra yaşanılacak benzer afetlere gerçekten hazırlıklı değil. Bir anda her şey elimizin altından kayıvererek naçar hale düşebiliyoruz.

 Bu acizliği 99 depreminde de yaşadığımı hatırlattı evvelki gün yaşadıklarım. Yollar var sel suları, devrilen ağaçlar ve yolda kalan araçlarla   kapanmış. Toplu taşıma şöyle dursun hiçbir ulaşım aracını kullanma şansın ve tabana kuvvet deme imkanında yok.

  İtfaye  112 acil gibi olmazsa olmaz hizmetler tamamen durmuş. Hayat adeta her yönü ile felç olmuş. Böyle bir günde bile durumdan vazife çıkarıcılar sosyal medya üzerinden algı operasyonu çekerek meslenin ciddiyetine gölge düşürmekten geri kalmıyor.

  Ne zaman adam olacağız. Her doğrunun her yerde söylenmesi ne kadar doğru ,doğrusu tartışmaya değer bir konu gibime geliyor.

  Hak hukuk tanımazların densizliği

   Doğal afetlerle sık yüzleşmeye başladığımız bu günlerde birde feministlerin kuru gürültüsü başımıza iş açıyor. Neymiş efendim; Müftü nikah kıyarsa  kadın hakları çiğnenirmiş.

  Belediye memuru ,muhtar ,gemi kaptanı   hatta papaz kıyarsa bir sorun yok. Müftü kıyarsa  Türkiye’miz  bölünür parçalanırmış.  Yıllardır bölüp parça parça etmek isteyen siz  yobazlar  geçti  Bor’un pazarı. Yetti artık çiğnediğiniz sakız bu aziz milleti rahatsız ediyor. Hiç olmazsa susun ki sizi adam sansın.

  Eski Türkiye özlemcileri böyle eften püften  bahanelerle arz-ı endam edeceğinize dünya zindelerinin şımarık veled-i zinası İsrail’e karşı  bir duruş sergileyin de milletimiz  had tanımaz hadsizliğinizi affetsin.

 Bu ülke hepimizin. Dostluk ve kardeşlik hamurunu muhabbet mayası ile kabartarak  farklılıklarımızı ortak zenginliğimiz olarak kabul edelim. Ülke düşmanlarına karşı birlik ve bütünlüğümüzün arasına ayrık otu dikenlere fırsat vermeyelim.

   Sağlık ve mutluluk dileklerimle.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.