clubsoleklamsol
clubsag
clubfamila
Damla ALKOÇ
Damla ALKOÇ
Kaygı Bozukluğu Nedir? Kimler de Görülür?
22 Mart 2016 Salı / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Kişiler, uzun bir süre hayatlarının neredeyse her alanında aşırı kaygı ve olumsuz bir olay olacakmış düşünce ve korkusu ile yaşıyorlar. Hepimiz zaman zaman stres ya da kaygı duyabiliriz, ancak kaygı bozukluğu olan kişiler, kaygılarını denetim altına almakta zorlanırlar.

Buna eşlik eden; huzursuzluk ve sürekli diken üstünde olma, kolay yorulma, odaklanmada güçlük çekme, kolay kızma, kas gerginliği ve uyku bozuklukları gibi belirtileri de yaşamaya devam ederler.

Ancak diğer kaygıyı içeren bozukluklarla karıştırılmaması gereken önemli noktalar vardır. Mesela; panik bozukluğunda panik atak geçireceğine ilişkin ortaya çıkan kaygı, sosyal fobikler için olumsuz değerlendirilme düşünceleri ile ortaya çıkan kaygı, takıntı bozukluğunda temizlik ya da hastalık bulaşma kaygısı gibi ya da ayrılma kaygıları gibi kaygı bozuklarıyla karıştırmamak gerekir.

Her hastalık kendi içinde semptomlar barındırır. Tedavi sürecini belirler.

Kaygı bozukluğu ; hayatının her alanında ve karşılaştığı hemen hemen her durumda kaygı üretir ve kendi düşüncelerine inanır. Gün içinde özel hayatında birlikte olduğu kişi ile ilgili, kendisini önemseyip önemsemediği, sevip sevmediği, davranışlarını olumsuz yorumlama, telefonda ulaşamadığında panik olması ve genelde felaketleştirme, başına bir şey geldi korkusu gibi durumları sık sık yaşama.

Ailesi ile olan ilişkilerde eleştirilerde doğru olduğunu kabul etme, özellikle kendisine yönelik olumsuz bir durumda acaba gerçekten iyi değil miyim gibi kendisini teslim etme, itiraz edememe.

Gün içinde olan haberlerde duyduğu ya da çevresinde karşılaştığı tüm olaylarda kendisinin de her an başına gelebilecek korkusunu yaşama ve o olayla hemen özdeşleşme.

Tedavi sürecince,

- Kişilerin bu düşüncelerle olan inanırlık dereceleri ve ne sıklıkla düşündükleri, hangi zamanlarda daha yoğun yaşadıkları belirlenir.

- Bu düşünceler içersinde neden oldukları ve bilinçaltı süreçlerinin etkileri üzerinde durulur. Çocukluk yaşantısında yaşadıklarından anlam üretmiş oldukları, kendilerini etkileyen travmatik olaylar olup olmadığı araştırılır,

- Korkularının ne olduğu ve nasıl baş etmek gerektiği konusunda terapi sürecine girilir.

Önemli olan bahsedilen terapi süreçlerini istikrarlı ve farkındalık ile devam ettirebilmektir. Bunun için terapist ile güvenilir ve samimi bir ilişki kurulmalı ve istekler açıkça konuşulmalıdır.

Uzman Klinik Psikolog Damla Alkoç

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.