clubsoleklamsol
clubsag
clubfamila
Cemil YAMAN
Cemil YAMAN
12 Eylül ve Darbeler-2
20 Eylül 2017 Çarşamba / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Yaşım itibarıyla en eski hatırladığım darbe 12 Eylül Darbesi’dir. O yıllarda sağ-sol çatışmaları binlerce genç, sokak arası kavgaları, iş yerlerine bomba atılması, mahallede bir komşumuzun gencecik evladının bir çatışmada kurban gitmesi çocuk aklımla bile tuhaf karşıladığım ama sıklıkla yaşadığımız olaylardı.
 
Çevremdeki tüm büyükler bir araya geldiklerinde bu sürecin böyle gitmeyeceğini, birşeyler yapılması gerektiğini söylerlerdi.
 
O yıllarda siyasi krizlere, ekonomik bunalımlar da eklenmiş, temel gıda malzemelerindeki yetersizlik dolayısıyla ucu görünmez tüp kuyrukları, yağ ve şeker kuyrukları, bakkal kapılarında yaşanan kavgalar adiyattan hale gelmişti. Daha sonra Darbe’nin mimarı Netekim paşa (Kenan EVREN) tarafından da itiraf edileceği gibi, “darbe yapılması için şartların olgunlaşması” beklenmişti. İstenen koşullar sağlandığında da darbe 12 Eylül günü gerçekleştirildi.
 
O yıllarda küçük bir çocuk olmama rağmen ilk defa gördüğüm oyuncak olmayan tankların caddeden geçtiğini, askerlerin sabahın ilk ışığında evlerimizi basması annemin beni ve küçük kardeşlerimi koruma çabası, babamın koşarak “sıkı yönetim ilan edilmiş” diyerek panik halde eve geldiğini gördüğümde, duyduğum kavramları anlamlandıramasam da artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlamıştım.
 
O güne kadar mahallede sık sık yaşadığımız duvara yazı yazmalar, mahallede gençler arasında yaşanan sağ-sol kavgaları, balkonlara dükkanlara atılan bombalar bir anda bıçak gibi kesilmişti. İletişim kanallarının şimdiki ile mukayese edilemeyecek kadar kısıtlı olduğu bu dönemde, tüm basın hep bir ağızdan darbecilere övgüler yağdırıyor, darbeci askerleri adeta kahraman olarak lanse ediyordu. Masum halkımız, kahramanlık sosuna bandırılmış beyaz eldivenli darbenin, gençleri sokaklarda ölmekten kurtaran bir kurtarıcı olduğuna inandırıldı.
 
Öyle ki o dönemde doğan kaç çocuğa, açılan kaç ilkokula, sokağa ve caddeye Netekim paşanın isminin verildiğini saymak mümkün değildir.
 
Hatta darbeciler tarafından yazılan ve kendi ikballerini garanti altına alan maddeler de içeren Darbe Anayasası oylamalarında Kenen EVREN'nin, anayasaya “hayır oyu” vermenin vatana ihanet olduğunu açıklamış, bu açıklama toplum üzerinde büyük bir baskı yaratmıştır.
 
Halk, neye evet veya neye hayır dediğini bilmeden, ama hayır derse vatana ihanet edeceği zannı ile sandığa gitmiştir. Onlar için anayasaya “evet” demek, siyasi kargaşadan kurtulmak, bir hiç uğruna toprağa verdikleri gencecik fidanların 7’sine 40’ına gitmemek demekti…
 
Oysa darbe korkunç yüzünü çok geçmeden gösterdi: 650.000 kişi tutuklandı, 1.683.000 kişi fişlendi, Bir röportajda Darağacına gönderilenler için adaletsiz davranmadıklarını şu talihsiz sözler ile bir sağdan bir soldan, iki sağdan iki soldan asıyorduk demekten çekinmiyordu. 17 yaşında (Yaşları büyütülerek) gencecik çocukların içinde olduğu 50 kişi idam edildi, binlerce faili meçhul yaşandı, 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi…
 
Kenan EVREN'nin idamlar konusunda, 17 yaşında asılan Erdal Eren’i kastederek kan donduran “asmayalım da besleyelim mi?” ve “idamları imzalarken ellerim hiç titremedi” sözleri ile kendisini savunarak darbenin ve darbecilerin acımasızlığını en çıplak şekilde ortaya koydu.
 
Toplumda böylesine ağır depresyonlar yaşatan, acılar çektiren 12 Eylül Darbesi ve Darbecileri 2010 yılına kadar yargılanamadı.
 
Kenan EVREN'nin “yargılanırsam beylik tabancamla intihar ederim” dedi ama kendi canını almak gencecik fidanların ölüm fermanını imzalamak kadar kolay olmadı; yıllarca Marmaris’te resim yapmaya devam etti.
 
Kenan EVREN ve beraberindeki darbeciler, siyasetten ekonomiye, eğitimden sosyal hayata kadar birçok noktada toplumda onulmaz yaralar açtı. Apolitik, korkak, sinik, aklından geçeni söyleyemeyen bir neslin ortaya çıkmasına neden oldular. Siyasetten yargıya ve hatta bilim dünyasına kadar her alanda derin travmalara yol açtılar. Yıllar önce söylediği “Biz aydınlarımıza düşünmeyin demiyoruz, sadece düşündüklerini başkalarına söylemesinler yeter” ifadeleri, o dönem Türkiye’sinin içinden geçtiği acı dolu ama trajikomik dar boğazı açıklamak için yeterlidir...
(Devamı Haftaya)
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.