Cemil YAMAN
Cemil YAMAN
Toplumun dinmeyen göz yaşları: 12 Eylül ve Darbeler-1
15 Eylül 2017 Cuma / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Darbeler, yaşandıkları dönemlerden yıllarca sonra bile toplumların üzerinde onulmaz yaralar açabilen, her daim acıların tazeliklerini korudukları, açıklanması güç travmalar bırakırlar. Bu kavram, 80 ve 90 kuşağı için Hollywood filmlerinde rastladıkları Afrikalı veya Güney Amerikalı bir diktatörün bir gece baskını ile binlerce kişiyi öldürme sahneleri ile bezenmiş, vurdulu kırdılı, türlü entrikalı, 2 saatlik sürükleyici bir aksiyon filminden ibaretti. Taa ki geçen 15 Temmuz’a kadar…
 
Oysa gerek yakın tarihimiz gerekse Osmanlı dönemi, sonu hüsran ve derin acılarla yüklü darbelerle doludur. Genç Osman isyanından, Sultan Abdülaziz’e yapılan darbeye, Abdülhamit Han’e karşı yapılan 31 Mart isyanından, Bab-ı Ali Baskını’na kadar birçok trajik olay tarihimizde kara birer leke olarak yerini almıştır. Bunlar arasında beni en derinden yaralayan darbelerden bir de sanırım Sultan Abdülaziz’e yönelik yapılandır. Zira bu darbede, darbenin başını çekenler, Sultan’ın bileklerini keserek onun intihar ettiği süsünü vermeye çalışmışlardır. Sultan Abdülaziz’in bileklerinden akan her damla kan adeta milletin makus kaderinin ve kendinden sonraki yıllarda akan masum kanların sembolü olmuştur. Tarih ne bu olayı unutmuş, ne de yapanları affetmiştir. Bu hazin olayın bir benzeri “ezanı özgürleştiren başbakan” Adnan Menderes’e yönelik 27 Mayıs 1960’da gerçekleştirilen girişimdir. Darbenin sonunda hepimizin malumu olduğu üzere ne yazık ki Adnan Menderes ve iki bakan arkadaşı ile birlikte idam edilerek darbelerin şehitleri olarak tarihe geçmişlerdir. Ardından gelen 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 Darbeleri ile 28 ŞubatPost Modern Darbesi yanında son dönemde yaşadığımız 27 Nisan Muhtırası ve 15 Temmuz Darbe ve işkal girişimleri demokrasi tarihimizin yüzkaraları olarak tarihteki yerlerini almışlardır.
 
Tüm bu darbeler esasında Türkiye üzerinde farklı emelleri olan güçlerin, savaş meydanlarında veya siyasi süreçlerle istediklerini alamadıklarında başvurdukları arka mahalle oyunlarından başka bir şey değildirler. En ince ayrıntılarına kadar tasarlanarak uygulamaya geçilen bu sinsi planlar her seferinde tuzağı kuranların başlarına geçmiştir.
 
Toplumumuz üzerinde yarattığı tüm acı ve hüzünlü olaylara rağmen bu millet yaralarını sarmayı başarmış, birbirini yeniden kucaklayarak yoluna devam etmiştir. Bu ince ayar planların bozulmasında elbette Rabbimiz en büyük yardımcımız olmuştur. Zira bu masum milletin koruyucusu Rahman olan Allah’tır. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyuruyor:
 
“Küfre sapanlar seni öldürmek ya da yurdundan çıkarmak için sana tuzak kurarlar. Ama Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır” (Enfal-30. Ayet)
 
Ayeti hem geçmişimizde hem de günümüzde yaşananları ne güzel anlatıyor…Yaşadığımız bunca mel’un darbe girişimlerine karşı bu milleti dik ve ayakta tutan, şüphesiz Rabbimizin inayeti ve sağduyulu devlet adamlarımızın cansiperane şekilde ülkemizi savunma gayretleridir.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.