Canan KALSIN
Canan KALSIN
28 Şubatı anlamak…
27 Şubat 2018 Salı / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Bütün konular öncelikle anlamaktan geçiyor…
 
Adına ister empati ya da sempati deyin ama asıl mesele yaşanmışlıklar ve bu yaşanmışlıklardan çıkan sonuçlar kısaca; tecrübelerdir.
 
28 Şubat üniversite'de okuyan kadınlara, mesleğini yapmak isteyenlere ‘’laikliğin elden gitmesi‘’ endişesiyle devlet baba eliyle devletin kendi çocukları arasında ayrım yapmasından hatta ötekileştirdiği diğer kadın üzerinden kendini tarifinden başka bir şey değildi.
 
200 Yıldır modernleşmeyi şekilcilik üzerinden tarif eden bu modernleşme anlayışının merkezine de kadını koyan ve herşeyi kadın üzerinden tartışan yaklaşımın sahnelenmesinin devamı niteliğindeydi…
 
İlericilik - gercilik; modernlik, milliyetçilik, türkçülük ve ahlakı insan üzerinden değil, kadın üzerinden tartışan,  dayatmacı ve şekle indirgenmiş yaklaşımın kadın ve erkek aynı görüşte olsalar bile kadına indirdiği tokattı.
 
Görüntülerde derslere alınmayan, ikna odalarında psikolojik baskıya maruz bırakılan, itilen ve kakılan kadınlar vardı…
 
İşaret edilen, hedefe konan kadınlar…
 
Kadını cahil bırakırsan, toplumu cahil bırakacağını bilen; bu ülkeyi yöneten gizli ellerin yöneteceği cahil topluluklar oluşturma gayretiydi. bütün devrimler kadın üzerinden gerçekleşirdi ve bu devrimin önü kesilmeliydi.
 
Ama aslında kadınlar hedef gösterilirken; bankaların içi boşaltılıyor, yeşil sermaye olarak gösterilen yerli ve milli duruşu olan anadolu sermayesi de batırılıyordu.
 
Devlet eliyle beslenen, semirmiş istanbul sermayesinin yerli ve milli hareketin temsilcilerine açtığı savaşın üstünü örtme harekatıydı. Rekabete açık değillerdi ve pasta bölüşülmüştü, amaçları yatırım yapmak değil faizden kazanan, paradan para kazanan İstanbul sermayesi ile yüzyılların birikim ve emeğini iş yerleri, fabrikalarla üretime yönelten yerli iş adamlarına yaptığı acımasız hamlesinin ‘’yeşil sermaye‘’ olarak adlandırdıkları şirketlerin talan edilme, yok edilme operasyonuydu ve bu işin kılıfıda hazırlanmıştı. Kızların zorla başları açtırılırken, yerli ve milli sermayenin de talanının üzerini örtülüyordu. Ve kendilerince de haklı bir kılıf bulunmuştu; yeşil sermaye…
 
Bugün 28 Şubat'ın sadece bir başörtü sorunu olmadığını anlamak zorundayız…  
 
Bunun içinde 28 Şubat'ı yaşayanların daha çok konuşması gerekiyor ki; bütün kazancını bu topraklara yatıranlar bizim gibi aileler ve 17 aile şirketinin bir gece de operasyona uğraması ve üretime odaklanan yerli ve milli sermaye ile, ithal ikameci demonte - monte ile montaj tezgahlarının sahibi, montajcı sermayenin yerli olmayan ülkenin parasını yabancı firmaların emanetine bırakan, yurtdışında tutanların bitmeyen hıncıydı…
 
Bu sermaye 2008’de Lehman Brothers battığında batan paralarını yılların verdiği alışkanlıkla devletten, dolayısıyla milletten tahsil etmeye çalışmış sermayenin  fabrikaları kapatırım tehtidi ve işçi çıkarma santajıyla başlayan tutmayınca o dönem iki kişiden birinin oyunu almış partiyi kapatma hamlesine kadar aynıydı herşey…
 
Ve o dönem körfez sermayesinin akacak yönünü aradığı ve en sakin liman olarak gördüğü anadolu’ya akmasının da önü kesilmiş oluyordu…
 
Bu yerli ve milli olanla - olmayanın mücadelesiydi.
 
Biri yerliydi kazandığını bu topraklara bırakıyordu. Diğeri montaj sanayiydi ve kazandığını başka ülkelerin emanetine bırakıyordu.
 
Biri faize bulaşmıyor diğeri işçilerini çıkarıp, fabrikalarını kapatarak parasını bankaya yatırıyor, paradan para kazanıyor, sıfır vergi ve sıfır üretimle sonsuz tatile çıkıyordu…
 
Bir gecede operasyon başladı; % 1.500 - 2.000’lerle açılmış olan akreditifler tahsil edilmeye, toplu olarak sözleşmiş olarak talana başlamışlardı. Fabrikalar, iş yerleri yurtiçinde ve dışında şirket kurmuş kısaca parasını toprağına gömmüş yerli adamların önce malları sonra da canları alınmıştı…
 
17 - 25 Aralık’ta kaç 3.köprü, kaç havaalanı, kaç okul parası heder edildi…
 
Ülkeye dönmek üzere olan beyin göçü durdurulmuş, yatırıma hazırlananların ipi çekilmişti..
 
Gezi olaylarının 28 Şubat’ta talan ettikleri ‘’yeşil sermaye’nin devamı olarak giriştikleri eylemin ‘’yeşili mi’’ savunduğunu sanan var mı hala?
 
Ya da cemaat görünümlü cemiyetin tr’nin naktini kaçırdığını, itibar katilliğine ara vermeden devam ettiğini; kilise benzeri yapılarla verdiğin kadar cenneti satın aldığın para - iman ilişkisi, himmetin - zimmet olduğunu, siyonistlere dergi basacak kadar, 33.derece masonlarla kol kola girdiğini, buzdağının üstünün cemaat, altının cemiyet olduğunu söylediğimizde de ailemizle birlikte operasyonlara tabi turulduğumuzu, mallarımızın talan edildiğini de…
 
28 Şubat’ı anlamayanlar bugün de yukarıda yazdıklarımı anlamayacaklar…
 
Ve tarih kendisinden ders çıkarmayanlar için hep tekrar edip duracak…
 
Zalimlerin kendini mağdur gösterdiği, asıl tetikleyicilerin hep aramızda dolaştığı ve son derce başarılı şekilde mağduru oynadığını da anlamayacak…
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.