Canan KALSIN
Canan KALSIN
İngiltere’nin AB hikayesi
25 Haziran 2016 Cumartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

AB kuruluşunda savaştan yorulan 1. Ve 2. Dünya savaşlarından çıkan Avrupa’nın ABD ‘nin de desteğiyle  AB kuruluşunun ilk adımları atılmaya başlanır… AB  başvurusu bir çok kez red edilen Ingiltere her zaman AB içerisinde 3. Kol etkisi yapar…

Kendine ait geleneksel yapıdan   en radikal kararlar almasına tanıklık ettiğimiz, tarihte bir çok öneğini gördüğümüz İngiltere bu anlamda dikkate değerdir.

Bunun tarihte en güzel örneği 1215  Magna Carta ‘dir ( Büyük Özgürlük Fermanı)   Hem geleneksel olarak krallık sistemine sahip çıkan , hem de Krallığa sınırlamalar getiren , Kral’ı kanun karşısında sınırlaması ile halk ve baronlara bazi imtiyazlar tanımıştır.

Magna Carta’nin 39. Maddesi ; Özgür bir kimsenin kendi benzerleri tarafından yargılanmadan ; malına ve canına dokunulamayacağı mealindeki maddesi ile öne çıkar.

Aslında ticaret yapan İngilizlerin ; Kral’ın ülkede güvenliği sağlaması ama ticaretlerine ; mal ve mülklerine karışmamasını sağlaması da Baronlar , Papa İnnocent lehine imtiyazlar elde edilmesi ile toplumsal düzende bir şekilde sağlanmış oldu.

AB ‘de bu anlamda toplumsal düzenlemeler getirmesi, paylaşımların nasıl yapılacağını ( ya da savaşmadan nasıl paylaşılabilineceğini de ) sağlar..

Gümrük birliği, sınırların ortadan kalktığı ve Büyük Ortak Pazar  ortaya çıkarması da malların ve kişilerin serbest dolaşımını da sağlamaktadır… aslında Magna Carta ile Baronların ve yeni oluşan Burjuva sınıfının isteklerinden farklı değildir…

Sermaye serbest dolaşım, imtiyaz isterken en önemli olan ; Güvenliğinin sağlanmasını da n önemli şart olarak öne sürer...Güven ve İstikrar en önemli 2 kelimedir..

AB ‘d e bu anlamda bu güvenliği ve istikrarı sağlaması da sermaye için önemlidir.

Ve 2. Dünya savaşlarından yorgun, yıkılmış ve yakılmış çıkan Avrupa için yeniden inşaa döneminde bu ihtiyaçlar öne çıkar…Güven ve İstikrar…

AB kurulmasında en etkin ülke ABD olur… Amerikan mallaının da satılacağı büyük bir pazara ihtiyaç vardır.ve burada Truman  Doktrini ve Marshall planları ortaya çıkar.

Truman doktirini : Bütün ülklerin SSCB’nin ve Kominizm tehdidin de olduğunu öne çıkarır..Fakat 6 yıllık savaş bütün ülkelerin ekonomik kaynaklarını tüketmiştir.. ABD 1945 - 1946 tarihleri arasında ekonomik yardımda bulnmasına rağmen istediği sonucu alamamıştır.. Bunun üzerine Marshall  5 Haziran 1947  verdiği konferansta Avrupa ülkelerinin kendi ihtiyaçlarını larşılayacağı , ortak bir işbirliği içerine girmeleri planını açıklar…Marshall Planı’da Türkiye için yabancısı olduğu bir konu değildir..

Tarihsel sürecine kısaca baktığımız konunun güncel yönüne geldiğimizde ; AB çıkma kararının en çok savaş tecrübesini yaşamış ya da etkilerini hisseden nesil tarafından desteklenmesi dikkate değer konudur..Bu aynı zamanda İngiltere içerisinde Referanduma katılamayan 18 yaş altı gençler tarafından da tepkiyle karşılanmış ve  geleceğimizi ilgilendiren bir konuda bize fikrimiz sorulmadı tepkisi sosyal medyada sıklıkla yer almıştır…

Euro zone katılmamış , kendi para birimini  kullanmakta olan İngiltere’nin AB üyeliği konusunda Türkiye’yi uzun yıllar destekledikten sonra ; AB çıkma tartışmalarında Türkiye’nin AB üye olması, birliğe girmesini en büyük tehlike olarak sunması da İngiliz siyasetinin bir çok yüzü ve yönü olduğunun da göstergesidir…

Dünya tarihinin gördüğü en büyük göçlerden birine tanıklık eden  dünyanın yönetemediği bir göç sorunu, ekonomik sorunlar , yeni dünya düzenine karşı, Siyaset ve politikalarının yetersiz kalmasının acısını insanlık öderken, kendisini dünyadan izole bir ‘’Büyük Ada’da’’ yaşadığına inanan İngilizlerin yönetim ve yönetici sorunu da zaten Cameron’un istifası ile su üzerine çıkmıştır…

 

Truman doktirinin de Türkiye SSCB ve Kominizim tehdidinde olması ve yıllarca ABD ve Nato’nun yanında yer alması ile Marshall yardımları (!) ile de üretimden çok tüketime yönlendirilen Türkiye’nin ; AB üyeliğinin TR üzerinden tartışılması ile devam ediyor…

Taliban, Buko Haram, El kaide , İŞİD preojelerinin dünya piyasasına sürülmesi ile de Batı’nın Ortadoğu’snda yer alan bölgenin cahil bırakılması ve yine kadınların eğitimini engelleyerek dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınların ; yine diğer yarısını yetiştirdiği gerçeğiyle; Cahilleştirme projesi olarak önümüze çıkmaktadır..

Uzun yıllardır batının oyun alanında olan ; Tüketemeyenlerin öldüğü, tüketenlerin yaşadığı vahşi kapitalizmi ile senaryo tamamlanmaktadır.

Bu anlamda ; Yönetim sorunları olan krizi yönetemeyenlerin bu bölgede ortak hafızası olan ( kollektif gayr- i şuuru - anima regresifi)  bir büyük oyuncuya , Türkiye’ye yer vermeme telaşını daha da ortaya çıkarmaktadır..

 

Canan Kalsın.

Genel Merkez Kadın Kolları Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı.

23. Dönem İstanbul Milletvekili.

2008 - 2011 .OSCEPA  I. Komite  Başkan yrd.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Adeviye ÖZKAN 5 Temmuz 2016
Harika yazmışsınız Sayın Milletvekilim,tebrik ederim çok güzel olayları analiz ve sentez etmişsiniz.Öngörünüz süper,iyi bir farkındalık sunmuşsunuz bizlere.Beni aydınlattığınız için size minnettarım.Adeviye Özkan