bioreklamsol
biosag
bioreklam
Burak KILANÇ
Burak KILANÇ
Eğitimin Geleceği ve 2018’den Beklentiler
20 Şubat 2018 Salı / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Çok değerli okurlar,

Name Haber’deki ilk yazımda, 2018’in ilk günlerinde kaleme aldığım bir metni sizlerle paylaşmak isterim.

2023’e hızla yaklaşıyoruz ve 2023 hedeflerine ulaşabilmek için şu an ülkemizin hali hazırda elinde bulunan beşeri sermaye ile ilerliyoruz. Bu sermaye her ne kadar göz bebeğimiz olsa da, 2023 ötesindeki hedeflere ulaşmak için başka bir şeyler yapılması gerektiği ortada.

Mozart besteler, İdil Biret icra eder, seyirciler bilet satınalır dinler... Gelecekte bireyler ve toplumlar üç farklı boyutta kimliklerini bulacaklardır:  1. Yepyeni şeyler keşfedebilenler, 2. Keşfedileni kullanıp üretenler, 3. Üretileni tüketenler.

Türkiye’nin 2053 ve 2071 ile sembolleşecek 21. Yüzyıl hedeflerine ulaşabilmesi için, keşfeden ve üreten bireylerden/kurumlardan oluşan bir ülke olması gerekiyor.  Bunun yolu doğru eğitim politikaları ve uygulamalarından geçiyor.  Bu yol uzun soluklu ve dikenli bir yoldur. Bu yolda durma lüksümüz de bulunmamaktadır.

Eğitim alanında politik ve stratejik seviyede alınan makro kararların sonuçları iyi ihtimal ile 10-15 sene içinde sonuç verir. Bu nedenle hızla karar alıp uygulamaya geçmek gerekir.

Lakin doğru kararları almak ve aksiyona geçmek yeterli değil. Eğitimde süreklilik esastır. Eğitimi yöneten ve yürüten kurum ve kadroların dirayetli bir şekilde alınan kararları uygulaması gerekiyor. Elbette alınan kararların sürekli olarak gözden geçirilmesi ve gerekiyorsa tedrici olarak iyileştirilmesinden kaçınılmamalı.

Eğitim-öğretim konusu, tıpkı sağlık gibi, ülkedeki her haneye dokunur. Bu nedenle siyasetin odağında olması doğaldır; alınacak bir kararın, verilecek bir vaadin sandık sonuçlarına etkisi olacaktır. Lakin eğitim yönetiminin her türlü dış unsurdan bağışık olmasını sağlamak gerekir. Eğitimin yönetiminin siyaset üstü olması gerekir. Aksi takdirde sürekliliği sağlamak ve ileri gitmek mümkün değildir.

Tartışmasız şekilde, öğretmenler eğitim sisteminin temel yapı taşıdır. Eğitimde bir başarı yakalanacaksa öğretmenler ile yakalanacaktır. Bu nedenle 1. Mevcut öğretmenlerin niteliklerinin yükseltilmesi; 2. Eğitim fakültelerine yeni girecek geleceğin öğretmenlerinin, geleceğin şartlarına göre yetiştirilmeleri; 3. “Devlette garanti kadro” kartını kullanmadan öğretmenlik mesleğini cazip bir meslek haline getirmek gerekiyor. Düşünsenize, gelecekte üniversite sınavında ilk 10 bine giren gençlerin, misal, yarısının eğitim fakültelerini tercih ettiği bir Türkiye, eğitim kalitesini otomatikman güvence altına almış olurdu.

Sınav, insan ve toplum yaşamın doğal bir parçasıdır. “Sınavsız üniversite” demenin, “seçimsiz demokrasi” demekten bir farkı olmadığını düşünüyorum. Sınav olmadan ilerleme kaydedilemez. Lakin sınavların, eğitim hedeflerine (ve bu bağlamda 2053 ve 2071 hedeflerine) ulaşmak için kullanılan bir araç olmasını sağlamamız gerekiyor.

Sınavların;

1.       Geleceğin, keşfeden ve üreten bireylerinin yetişmesine vesile olur nitelikte

2.       Adil ve şeffaf

3.       Eğitim camiası ve kamuoyuna iyi anlatılmış ve toplumsal konsensus sağlanmış bir yapıda

tasarlanması ve uygulanması gerekiyor. MEB, YÖK ve ÖSYM’nin bu konuda engin bir tecrübe ve know-how’a sahip sahip olduğunu düşünüyorum.

Eğitim konusunda belirlenecek politika ve stratejilerde, diğer ülkelerde başarıya ulaşmış modellerden faydalanarak, Türkiye’nin gerçekleri, yapısı, hedefleri ve tercihlerine göre, Türkiye’ye özgü bir sistem geliştirmek doğrusu olacaktır. Milli menfaatleri öncelemeyen bir eğitim sistemi, gelecekte Türkiye’nin değil, diğer ülkelerin beşeri sermayesine ve ekonomisine katkı sağlayacak sonuçlar üretecektir.

Sonsöz

Eğitim ile ilgili makro projeleri hayata geçirmek kolay değildir. Zira akan bir nehir vardır, akmayı sürdürmesi de gerekmektedir, ve siz bu arada nehir yatağını değiştirmeye çalışıyorsunuzdur.

Bu zor iş ancak topyekün bir kararlılık, irade ve çaba ile başarılabilir.

Konu eğitim olunca, herkes ve her kurumun söyleyecek bir şeyi vardır, olmalıdır. Zira eğitim ortak geleceğimiz ile ilgilidir. Ancak işte bu nedenle, eğitim konusunda kim ne söylüyor, ne yapıyor ise, sorumluluk içinde davranması gerekir. Yapıcı olması gerekir. Eğitim, kişi ve kurumların birbirleri ile hesaplaştıkları bir arena değildir, olmamalıdır. Eğitim, maddi çıkar ve kaygıların söz konusu edilemeyeceği bir alandır. 2018’den beklentim, konu eğitim olduğunda, herkesin işte bu bilinçte davranmasıdır.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.