Av.Fatma BENLİ
Av.Fatma BENLİ
Arakan
13 Eylül 2017 Çarşamba / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Arakan’da sadece insanlar, köyler değil, hepimizin vicdanı yanıyor.
 
Bir anne düşünün bütün Dünya yaşadıklarına karşı kör ve sağır, beş çocuğu var, askerlerce köyü yakılmış, etraf mayınlar ve kaçanlara dahi hunharca ateş eden insanlarla dolu, denizden kaçamıyor, sınırda Bangladeş almıyor, dağlarda saklanmaya çalışsa hangi çocuğunu alıp kaçsın?
 
Dünyanın en büyük utançlarından biri olan Arakan’da yaşananlar bundan ibaret aslında, üzülmek yeterli değil, BM’nin yaptığı gibi kuru bir “kınamanın” da faydasının olmadığı bir aşikar, biz bu anneye ne diyebiliriz? Kendimize sormamız gereken soru bu.
 
Bilindiği üzere, BM İnsan Hakları ve Mülteciler Bürosunun raporuna göre Arakan Müslümanları “vatansız halklar” listesinde ilk sırada yer almakta.  1982 yılında çıkarılan kanun ile en başta vatandaşlıklarını kaybeden, kimlik verilmeyen, hiçbir haktan yararlanamayan gün geçtikçe de yaşam alanları daralan Arakan’daki Müslümanların yaşadığı yeni değil, Devletin varlıklarını tanımadığı, “yok” saydığı bir ortamda çocuklar okula gidemiyor, insanlar seyahat edemiyor, evlilik yapamıyor, mülk edinemiyor, mevcut mallarına el konuluyor. Ülke nüfusunun % 15 ini oluşturan Arakanlı Müslümanlar sırf etnik kimlikleri ve dinlerini yaşadıkları için sistematik hak ihlallerine maruz kalıyor.
 
Ancak geçtiğimiz hafta olaylar tamamen katlanılamaz hale geldi, Myanmar askerleri tarafından eş zamanlı olarak başlatılan operasyonlarda 60’dan fazla köy basıldı,  köyler boşaltıldı, 32 köyde 1800’ü aşkın ev, cami, medrese ve işyeri yakılmış ve kullanılamaz hale getirildi. 3000 civarında Arakan’lı Müslüman öldürüldü. Yaralıların 2500’ü aştığı, Bangladeş’e geçmeyi başarmış 400-500 civarında yaralının ise, kaderlerine terk edilmiş durumda kaldıkları gelen bilgiler arasında. Bangladeş hükümeti son döneme kadar mültecilere engel olmaya çalışsa da 30 binden fazla Müslümanın Arakan’dan yasadışı yollarla Bangladeş’e geçtiği, kalanların sınıra yakın bölgeler yada dağlarda hayatlarına devam etmeye çalıştığı ifade ediliyor. 
 
İnsanların en tabi haklarından olan yaşam hakkı, dünyadaki tüm devletler tarafından korunmak zorunda. Bu insanların gidecek yeri yok, ormanlarda saklananların yiyecekleri içecek suları yok, köylerine dönemiyorlar, denize kaçamıyorlar, Bangladeş’e giremiyorlar, ormanlarda vahşi hayvanlarının saldırı ile karşılaşan bu insanlar ne yapsın? 
 
Yıllardır en büyük kanayan yaramız Arakan’da vakıa, bu kadar açık ve netken BM, AB başta olmak üzere uygar dünya susuyor. Dünyanın en fakir ülkelerinden Bangladeş'le temasa geçip, sınırı açması ve gelenler için imkan sağlayacağını söyleyen birebir bu mazlumlar için mücadele eden tek ülke ise, Türkiye.
 
Çünkü biz beş çocuğundan hangisini kaçırabilirim deyip diğerlerini bırakmak zorunda kalan annelerin acısını yüreğimizde hissediyoruz. O yüzden salt konuşmak yerine, Cumhurbaşkanımızın eşinin ve hükümet yetkililerimizin, Kızılay’ın, AFAD’ın, TİKA’nın yaptığı gibi oraya gidiyor, Cumhurbaşkanımızın yaptığı gibi oradaki insanlarının yarasına merhem olmaya çalışıyoruz. 
 
Şu an Türkiye, Bangladeş’le yapılan görüşmelerde yardım konusunda atılacak adımlar ve yapılacak işbirliği ve Bangladeş'e sığınan 146 bin müslümanın acil dönem ihtiyaçlarının karşılanması için çalışmalar yürütüyor. Sivil toplum kuruluşlarımız tüm Türkiye’bin desteğiyle yardım kampanyaları gerçekleştiriyor.
 
BM, AB ve uygar dünya bu sınav karşısında ciddi bir hayal kırıklığı olmaya devam etsin, aslında Cumhurbaşkanımız önderliğinde Türkiye, büyük bir Devlet olmanın gereğini yapıyor, Türkiye deki herkes fakiri zengini, genci yaşlısı necip bir millet olmanın bilinciyle, tüm Dünya mazlumlarına olduğu gibi bu gün de Arakanlı Müslümanlara yardım ediyor. 
 
İnsan hak ve hürriyetlerine bu kadar vurgu yapılan bir dönemde, Arakan'da yaşanan etnik temizliğe ses çıkarılmaması Batı Dünyasının haklar konusunda çifte standardının başka bir göstergesi. 
 
Bizse coğrafi konumu ne kadar uzak olursa olsun biz gönül coğrafyamızda olan Arakan’a yardım etmeye devam edeceğiz.  
 
Çünkü Türkiye’yi her fırsatta en ağır şekilde eleştirmekten çekinmeyen Batı dünyanın unuttuğu çok basit bir gerçeğin fakındayız. Eğer yanınızda yer olan insanları kaldırmazsanız, eninde sonunda siz de düşmeye mahkumsunuz. Kulaklarını kapatıp vicdanınızın düğmesini kapattığınızda, aslında en büyük  zararı kendinize veriyorsunuz. 
 
Bu nedenle biz Cumhurbaşkanımızın deyimiyle “Dünya 5’den büyüktür” diyoruz, birbirine kenetlenmiş büyük ve güçlü Türkiye diyoruz.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
METİN KORALP 13 Eylül 2017
Biz Cumhurbaşkanımızın deyimiyle “TÜRKİYE 5’den büyüktür” diyoruz, birbirine kenetlenmiş büyük ve güçlü Türkiye diyoruz.