clubsoleklamsol
clubsag
clubfamila
Av.Fatma Benli YALÇIN
Av.Fatma Benli YALÇIN
Doğu Guta'daki İnsanlık Dramı
27 Ocak 2018 Cumartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Doğu Guta, yaşadığımız yüzyılda diktatörlerin sebep olduğu acımasız trajedilerinin en yenilerinden bir tanesini oluşturmakta. Diktatörlerin dini, dili, ırkı fark etmiyor, insanlığın ortak değerlerine, insan onuruna, insan haklarına saldırmak konusunda hepsi aynı davranışı sergileyebiliyor. Bugün Myanmar’da faşist diktatörler, yönetimleri altındaki Müslümanları nasıl yok sayıyor, katliama maruz bırakıyorsa, Suriye’deki Esed rejimi de aynı şekilde abluka altına aldığı Doğu Guta’da Müslümanlara zulmediyor, insanları bir nevi açlıkla terbiye ederek, kanlı yönetimine boyun eğmeye zorluyor. 
 
DAEŞ teröristlerinin elini kolunu sallayarak gitmesine izin veren terör örgütlerine, güya DAEŞ ile mücadele ettikleri bahanesiyle 4 bin 800 tır ağır silah veren ABD,  bu silahların bedelinin onda birini insani yardım olarak bölgeye harcasaydı Doğu Guta’da pek çok ölümü sonlandırabilirdi. 
 
Maalesef Doğu Guta’da yaşananlara Dünya kör ve sağır. Türkiye’nin bölgedeki gerçek mağdurlara yönelik yardımları, Türk sivil toplum örgütlerinin, medya organlarının kampanyaları olmasa dünya, Doğu Guta’da yaşanan dramdan, insan hakları ihlallerinden haberdar dahi olmayacaktı. Şu an ise Anadolu Ajansı’nın Doğu Guta’da ablukanın bitmesi için sosyal medyada başlattığı kampanya ile henüz 1 aylıkken annesini ve sol gözünü kaybeden Kerim bebek kampanyanın sembolü haline geldi.
 
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın girişimleri ve söylemleriyle de dünya devletlerinin haberdar olduğu Doğu Guta’da, böylece insanlık dramı bir nebze azalmaya başlandı. Son olarak Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın girişimleriyle 5 yıldır kanlı Esed rejiminin kuşatması altında olan ve insani erişimin tamamen kesildiği Doğu Guta’da bulunan 700 hasta ve yaralının, Şam’daki hastanelerde tedaviye alınması bizleri biraz da olsa rahatlattı.
 
Yine de 400 binden fazla sivilin bulunduğu Doğu Guta’da başta ilaç, gıda ve akaryakıt olmak üzere temel ihtiyaç malzemelerinin temininde yaşanan sıkıntı, insani erişimin bile tamamen kesilmiş olduğu bölgede yaşanan trajedileri hafifletmekte yetersiz kalmakta.
 
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin soykırımların önlenmesi konusundaki özel danışmanı Adama Dieng, daha birkaç gün önce yaptığı açıklamada geçen yıl kasım ayından beri Doğu Guta’da yaklaşık 400 bin kişinin rejim güçleri ve destekçilerinin hava saldırılarına, bombardımanlarına maruz kaldığını, 31 Aralık-10 Ocak tarihleri arasında da en az 30’u çocuk 85 sivilin öldüğünü kaydetti.
 
Sadece bu rakamlar bile, Doğu Guta’da insanlık adına mücadele etmek ve derhal somut olarak harekete geçmek gerekliliğini göstermekte. 
 
Nitekim bölgede faaliyet gösteren uluslararası yardım kuruluşlarından gelen bilgiler, insani krizin her geçen saat derinleştiği Doğu Guta’da hastaların birçoğunun çocuk veya ileri evre kanserli olduğu, Doğu Gutalı çok sayıda bebeğin ve çocuğun da açlık ve ilaçsızlığa karşı verdiği yaşam mücadelesini ne yazık ki kaybettiği yönünde.
 
Suriyeli activist Uveys eş-Şami’nin, Doğu Guta’da yaşananlar hakkında, birkaç yıl önce yaptığı açıklamada, “Esed rejimi elinden gelse Doğu Guta’daki havayı bile kesecek” ifadeleri, Suriye rejimin kimyasal saldırılarla bölgede insanlara nefes almayı bile imkansız kıldığının göstergesi.
 
Doğu Guta Suriyeli din adamlarının, rejimin ablukası nedeniyle yiyecek bulamayan halka “eşek, köpek ve kedi eti yeme” fetvası vermek zorunda kaldığı bir coğrafya. Oradaki acı, hepimizin acısı. Başta ülkemizin yaptığı insani yardımlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girişimleri ve Rusya’nın arabuluculuğu vasıtasıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştığından, durum bir nebze düzelse de insanlık onuru, Doğu Guta’da yaşananların son bulması için çok daha fazla gayret göstermemizi gerektiriyor.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.