clubsoleklamsol
clubsag
clubfamila
Av.Fatma Benli YALÇIN
Av.Fatma Benli YALÇIN
Kudüs’ü fiilen işgal edebilirsiniz ancak kalplerimizdeki Kudüs’e asla dokunamazsınız
8 Aralık 2017 Cuma / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması yok hükmündedir, asla kabul edilemez. Kalbimizin, Mescid-i Aksa’nın sahibi, üç semavi dinin merkezi olan Kudüs, insanlığın ortak tarihi mirasıdır. ABD’nin hukuksuz kararı, sadece Müslümanlara değil tüm insanlığa karşı alınmıştır.

Bu karar, hem uluslararası hukukun hem de Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının açık bir ihlalidir. BM Genel Kurulu 29 Kasım 1947 tarihinde Kudüs’ü “BM gözetiminde özel statüye” almıştır.

Uluslararası hukuk uyarınca Doğu Kudüs işgal altındadır.

İsrail’in Kudüs’ün statüsüyle ilgili aldığı her karar geçersizdir. İsrail, 5 Haziran 1967 yılında işgal ettiği Doğu Kudüs’ü, 1980 yılında şehrin doğu ve batısının “birleşik başkenti” ilan etse de bu karar uluslararası hukukta geçerli değildir. BM Güvenlik Konseyi 478 sayılı 1980 tarihli kararıyla bu ilhak ve başkent ilan etmeyi geçersiz saymıştır. 1947 sonrası BM’nin aldığı tüm kararlar, İsrail’in aldığı kararların hükümsüzlüğünü, ortaya koymaktadır. İsrail’deki diplomatik misyonların Kudüs’te bulunmayacağı BM kararlarında açıkça ortaya konmuştur.

BM defaten aldığı kararlarla, bölgedeki barışın Filistin Devleti ile birlikte sağlanacağını vurgulamıştır. Bu noktada, ABD’nin işgale destek vermesi asla kabul edilemez.  ABD’nin büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıması tarih önünde sorgulanacak barışa ağır bir darbedir, hiçbir ülke aynı tarihi hataya düşmemelidir.

Trump’ın, ABD’nin daimi üyesi olduğu BM Güvenlik Konseyi kararlarını hiçe sayması kaosa yol açacaktır. Nitekim Amerikan Senatosu 23 Ekim 1995 tarihinde İsrail büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma kararı almış, bu karar hatalı olduğunda bugüne kadar her 6 ayda bir ertelenmiştir. Bu noktada Trump’ın kararı kendi yönetimleri ile de çelişmektedir.  

Bölgede zaten durmak bilmeyen kan ve gözyaşı, ABD’nin uluslararası hukuka aykırı açıklamasıyla artacaktır. Ortadoğu'ya barışın gelmesi, Filistin'deki işgalin kalkması, İsrail'in kendi sınırlarına çekilmesiyle mümkündür. Sonuçta bölgede bir Filistin değil, Filistin’in işgal edilmesi ile başlayan bir İsrail sorunu vardır.

ABD, Ortadoğu barış sürecine ağır bir darbe indirmiştir. Bu karar bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracaktır. Bölgede adil, kalıcı barış ve istikrar ancak Filistin ile mümkündür.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği üzere, “güçlü olmak haklı olmak anlamına gelmemektedir ancak haklı olan güçlüdür”. Güçlülerin değil, haklıların hukuku kazanacaktır.

Hiç kimsenin ve hiçbir ülkenin Kudüs’ün çok kültürlüğü kimliğinin hiçe sayma tarihi statüsüne zarar verme hakkı yoktur.  Kudüs ile ilgili gelişmeler, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın çağrısı üzerine 13 Aralık 2017 tarihinde  İstanbul’da gerçekleştirilecek İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Liderler Zirvesinde ve Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında ele alınacaktır. Filistin Kuruluş Örgütü Genel Sekreteri Saib Ureykat’ın da ifade ettiği gibi; “Kudüs’ün geleceğine ilişkin kararı ABD Başkanının ifadeleri değil Filistin halkı” belirleyecektir.

Nitekim sadece İslam ülkeleri değil, Batı ülkeleri de ABD’nin hukuksuz kararının kabul edilemez olduğunu açıklamıştır.  AB Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de Trump’ın açıklamasının endişe edici olduğunu vurgulayarak, AB’nin konu karşısındaki tutumunun değişmediğini ve iki tarafın beklentilerinin müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğini tekrar ifade etmiştir. Aynı şekilde Almanya Başbakanı Angela Merkel, ABD’nin tutumunu desteklemediklerini ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımadıkları ve karardan birçok ülke gibi kendilerinin de endişe duyduğunu ifade etmiştir.

Bu noktada İsrail’in Kudüs’ü başkent olarak açıklaması ve ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağını ifade etmesi, Türkiye için değil tüm dünya için yok hükmündedir. Bu karar uluslararası toplum tarafından asla kabul edilmemelidir. BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi de Amerika'nın bu kararını tanımamalı ve devletler Kudüs'e diplomat göndermemelidir. Dünya parlamentoları Kudüs ile ilgili daha önce almış oldukları taahhütlerine bağlı kalmalıdırlar. Uluslararası Arap ve İslam ülkeleri teşkilatları, bölgesel ve ulusal tüm örgütler Amerika’nın bu kararını yok saymalıdırlar. BM Genel Kurulu, Amerika'nın bu yanlış ve hukuksuz kararını tanımayacağına dair acilen bir karar almalıdır.

Türkiye olarak tüm uluslararası kuruluşları göreve çağıracak ve ABD’nin hukuksuz, kabul edilemez kararına karşı tavır alınması yönünde çalışmalar yürüteceğiz. Türkiye’nin, dini, tarihi ve vicdani sorumluluğu gereği bölgede kalıcı istikrarın sağlanması, akan kan ve gözyaşının son bulması için bugüne kadar üzerine almaktan çekinmediği inisiyatifi, tekrar ve daha yoğun şekilde alacağından kimsenin şüphesi olmasın.

Hukuksuz karar, huzura barışa ve güvenliğe indirilen ağır bir darbe olsa da, unutulmamalıdır ki gecenin en karanlık anı, şafağa en yakın olan andır.  Kudüs’ü fiilen işgal edebilirsiniz ancak kalplerimizdeki Kudüs’e asla dokunamazsınız...

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.