clubsoleklamsol
clubsag
clubfamila
Ahmet AYDIN
Ahmet AYDIN
Tarihte dedesinin mezar taşını okuyamayan tek millet TÜRKLER
23 Aralık 2014 Salı / ahmetaydin@namehaber.com - Tüm Yazılar
Osmanlı Türkçesi tarihi; Türkçe tarih boyunca çok geniş bir alanda, konuşma ve yazı dili olarak yaşamıştır. Bunun sonucu olarak kuzey Türkçesi (Kıpçakca) doğu Türkçesi (Çağatayca), batı Türkçesi (oğuzca) gibi yazı dilleri ortaya çıkmıştır. Batı Türkçesi Osmanlı ve Azeri Türkçesi diye iki kolda gelişmiştir. Osmanlı Türkçesi ‘24 oğuz boyunun kullandığı Türkçeye dayanmaktadır’.
 
1-Eski Osmanlıca (eski Anadolu Türkçesi,11.yy’dan 15.yy ‘la kadar) 
2-Klasik Osmanlıca (16.yy’dan 19.yy’ın 2. Yarısına)
3-Yeni Osmanlıca (19.yy’dan 20.yy’la kadar)
 
20.yy’ın başlarında gelişen Türkçülük hareketiyle dilde modern Türkçülük fikri doğmuş ve modern Türkçe dönemi başlamıştır. 1928 harf inkılabının yapılmasıyla Osmanlıca son bulmuştur.
 
Osmanlı yönetici sınıfın ve eğitimci seçkinlerin kullandığı bir yazışma ve edebiyat dili olan Osmanlıca günlük konuşma dili olarak kullanılmamıştır.En belirgin özelliği Türkçe ve cümle alt yapısı üzerinde, Arapça ve Farsçayı serbestçe kullanım imkanı sağlamasıdır.Buraya kadar anlatılanlar ansiklobedik bilgiden ibarettir.
 
Gelgelelim Osmanlıca dili tartışmalarına; Bir defa dili tedavülden kaldırmakla, sadece dili kaldırmış olmuyorsunuz, o dili besleyen, kültürel ve genetik kodların hepsini asimile edip çağdaşlaşma adı altında, tarih ve ecdatla ilgili ne varsa söküp atıyorsunuz. Bu bir çağdaşlaşma değil, aksine irticadır.
 
Neden mi? Nedeni gayet açık ve ortada. İlim, Fen ve teknolojik mirasımızı, reddi miras kılarak, binlerce yıllık mazimizi yok sayarak, maddi ve manevi bağlarımızdan koparılmışız en basitinden.
 
Osmanlıca bir varaka’yı veya bir metni okuyup anlıyamıyoruzhatta, dedemizin mezar taşını dahi okuyup anlıyamıyoruz. Acaba Fatih Sultan, Yavuz Selim, Mevlana ve Şeyh Edebali’nin dahi Ne zaman? Kaç yılında? Ne dediklerini Osmanlıca nasihatlerini, fütuhatlarını, bize tercüme edenler veya Osmanlıcayı direkt bilenler olmasaydı, nasıl anlıyacaktık!
 
İmam hatip okullarında zorunlu diğer okullarda seçmeli okutulacak olması genç ve körpe beyinlerin bu dili, öğrenecek olması kime, niye zarar versin ki! Bir veya birkaç nesli kaybettik bu yüzden. Bundan sonra kaybetme lüksümüz olmaması gerekir sanırım. Okullarda Osmanlıca dersini bu açıdan gündem değiştirme değil, faydalı bir metin ve uygulama alanı olarak görüyorum…
 
Bir dil ne kadar zenginse o kadar muteber ve asildir. Düşünün ki Osmanlı anlı ve şanlı tarihini, edebiyatını mimarisini, musikisini ne kadar güzel, letafet ve zariflik şaheseri’ne mündemiçtir. Bu güzel dili öğrenmek ve hem öğretmek yeni ufuklar, derin kültür birikimi, ve de geniş düşünme heyyulas’ı katacaktır gençlerimize.
 
Bir düşünün; Günlük ikiyüz kelime ile ve dar kalıplarda konuşmak ne kadar sığ bir düşünce biçimidir. Oysa ikibin, yirmibin veya ikiyüzbin kelime ile ve kavramlarla düşünmek hem zihni kapasitemizi artırır ve bu meyanda düşünce hayal ufkumuzu genişletir. İşte bir İngiliz’in  bir Türk’den farkı şudur; O Shakespeare’in, hamletini anlar, ancak biz Fuzulinin, Nabi’nin, Mevlana’nın, Şeyh Edebali’nin Osmanlıca, nasihat ve şiirlerini anlıyamıyoruz. Bu derin uçurama artık son vermenin zamanı gelmiş, geçmektedir.
 
Bu yüzden bu tarihi kararı alanları hem halk nezlinde, hem Yüce İlah’ın dergahın’da tebrik ediyor, alkışlıyorum. Bu güzel anlayışa öncülük edenler; Tarihi bir aydınlanmaya ışık tutacaklardır.Osmanlıca dilini ve kültürünü öğretecek olan öğretmenlerimizi ve belletmenlerimizi şimdiden kutluyor, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına hayırlı olsun dileklerimle, en derin saygılarımı sunuyorum…
 
Sözümü Ziya Paşa’nın Osmanlıca olan şu veciz  beyit-i ile sona erdiriyorum.
 
İnsana sadakat yaraşır, görsede ikrah
Yardımcısıdır, doğruların HZ.ALLAH.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Ali rıza yakıcı 16 Ocak 2015
Ahmet bey çok doğru yazmışsınız, geçmişini bilmeyen geleceğine sahip çıkamaz