Ahmet AYDIN
Ahmet AYDIN
Şehir ve Medeniyet-2
29 Mayıs 2013 Çarşamba / ahmetaydin@namehaber.com - Tüm Yazılar

"Şehirler insan hayatına olumlu ve olumsuz yön veren fiziki ve manevi yapılardır giriş cümlesinden sonra, şehir sözcüğünün anlamını birlikte ele alalım" giriş cümlesiyle geçen hafta yazımın ilk bölümünü yayınlamıştım. Bu hafta da geçen haftaki yazımızın devamını sizlere aktarıyorum.

Dikey değil, yatay binalar yaparak toprağa ve Allah'a yakın olup enerjimizi toprağa vererek, onu yok etmek yerine enerjimizi topraktan alıp medeni dünyada çağdaş Amerika ve Avrupa Anglo sakson ülkelerinde olduğu gibi kişi başına 7 m² bir yeşil alan oluşturarak hem y bir yeşil cennetine bürünerek, bu dünyada cenneti, manayla maddiyatı yeşille hem de doğayla birleştirerek, adeta müzdevic ederek hem ruh hem mana yani medeniyetimizi yeniden inkişaf ettirmeliyiz. İşin felsefik yanı maddi yanından daha zor ve de çetrefilli. İnsanlara ne gerek var bu kadar felsefe yapmaya diyorsunuz gibi geliyor kulaklarıma ancak işin felsefesi başlangıcı işin özeti ve bizzatihi kendisidir.

Şehir ve Medeniyet tasavvuruyla ilgili geçenlerde Mimar ve Mühendisler Grubunun, İstanbul ilahiyat fakültesinde düzenlediği bir sempozyum adeta bir ümran! medeniyet manifestosuydu. Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Başkan Yardımcısı Kadem Ekşi, medeniyetleri oluşturan şehirleri çok iyi tahlil etmemiz ve insani ölçekte değerlendirmemiz gerektiğini, çünkü şehirleri kaybetmekle karşı karşıya kaldığımızı belirtti. Kadem Ekşi'nin ardından, şehircilikte insani olmayı mekan ile insan arasındaki ilişkinin sürdürülebilir olması olarak tanımlayan Avni Çebi, mekanı yeniden inşa etmemiz Semerkant, Buhara ve Taşkent'i kuran medeniyet, İstanbul'a nasıl bir profil çiziyor diye uzun uzun belirtmiş. Şehirleri, insanın fıtratını bozmayacak şekilde yeniden yaşanılabilir seviyelere çıkarmamız gerektiğini, bu anlamda kentsel dönüşümü medeniyet ve ümran perspektifine uyarlamamız ve adapte etmemiz gerektiğini ifade etmiştir.

İstanbul'un bir yağma alanına dönüştüğünü söyleyen Prof.Dr. Tahsin Görgün, modern dönemde müslümanların zihniyetinin gerçekten sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Benimseyemediğimiz ama içinde yaşadığımız dünyayı tanımaktan bile aciz olduğumuzu söyleyen Görgün, herkesin en kısa yoldan zengin olmak hayali aklımızda olanla gönlümüzde olanın bir olmadığı, bu anlamda kendimizle yüzleşmemiz modern siyasetle, moderniteyi sorgulamamız gerektiğini ifade etti.

İşin özü ve kelamın hülasası; medeniyet perspektifine sahip aydın yönetici elit ve şehrin asil sakinleri ümran'ı oluştururken mana aleminden madde-soyut ikilemine geçerken, maziden aldıkları tevarüs ettikleri mimari estetik ve çevreci (YEŞİL) yaklaşımıyla onurlu ve erdemin icap ettirdiği dinamik vesaikle şehir ve medeniyetini kurar. Tarihinden aldığı köklü maziyi atiye gelecek aydınlığına gururla feyizle taşır.

Bu durum çocuklarına en büyük miras ve en büyük servettir diyor sözlerimi bir özdeyişle bitiriyorum;

Biz vatanı dedelerimizden miras değil,

Çocuklarımızdan ödünç aldık...

Saygılarımla...

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.