Ahmet AYDIN
Ahmet AYDIN
Yeni Anayasa ve bağlamında başkanlık sistemi
19 Ocak 2016 Salı / ahmetaydin@namehaber.com - Tüm Yazılar

Demokrasi serüvenimiz esasen Kanuni Esasi’den başlayarak, daha sonra Kurucu Cumhuriyet 20 OCAK 1921 Mustafa Kemal sonrası Tek Parti dönemi akabinde, Menderes sonrası darbeyle örtüşük 1961 Anayasası, 1982 Kenan Evren Askeri Anayasası, daha sonra 28 Şubat Postmodern darbesi derken yıl 2016’ya parçalı demokrasiyle, iki ileri-bir geri Mehter Marşı gibi ağır aksak metodlarla bugünlere gelebildik. Şükür mü etmeliyiz, daha almamız gereken çok mu yol var, kaplumbağa hızıyla mı gidiyoruz, bilmiyorum. Bildiğim tek şey toplumsal değişimin on yıllar, hatta yüzyıllar almasıdır. Bu elbette Türklere özgü bir meziyette değildir, tarihin akışı böyledir. Sosyal olaylar uzun edinimlerden sonra şekil alır ve oturur.

Bilirsiniz ki; Ortaçağ Avrupasında süregelen mezhep savaşları, 1.Dünya ve 2.Dünya Savaşı bu Kaotik düzen anayasal ve yasal süreçleri beraberinde getirmiştir.

Parlamenter sisteme gelince biraz malumat vereceksek; Parlamenter hükümet sistemi yasama ve yürütme kuvvetlerinin yumuşak bir şekilde birbirinden ayrılması sonucu oluşan hükümet sistemidir. Kuvvetlerin işbirliği esastır. Bu sistemde yürütme iki başlıdır. Duastic bir yapı vardır. Bir tarafta Bakanlar Kurulu (hükümet), diğer tarafta devlet başkanı bulunur. Fakat devlet başkanı sorumsuzdur. Diğer taraftan hükümet yasamaya karşı sorumludur. Hükümet, parlamento içerisinden çıkar ve güvene dayanmaktadır.

Hükümet güven oylamasıyla kurulur ya da güvensizlik oylamasıyla düşürülebilir. Ayrıca hükümette parlamentoyu feshedebilir. Buradan anlaşılması gereken yasama ve yürütme hukuki varlıklarına son verebilir. Parlamenter sistemde bir kişi hem yürütmede hem yasamada görev alabilir. Parlamenter sistemin uygulandığı ülkeler; İngiltere, Almanya, İtalya ve Türkiye’dir. 

Başkanlık sistemi nedir? Kimilerine göre tehdit! Ülkeyi diktatörlüğe götürecek macera eylemi, eliyazubillah uzak durmak lazım. Kimilerine göre istikrar, büyüme ve refah unsuru. Tartışılanlar arasında yine Türk tipi Başkanlık metaforu, federasyon denilerek üniter yapının bozulması gibi sorularla mündemiç bir heyula kapısı. Sorular? Sorular? Şimdi nedir Başkanlık?

Başkanlık sistemi 1787 Amerikan Anayasası’nın öngördüğü bir modeldir. İngiltere’den dini ve vergi baskısından kaçanların oluşturduğu 13 koloniyi bir araya getirerek ’Bu ülkeyi en iyi şekilde nasıl yönetiriz’ sorusunu buldukları sistemin adıdır Başkanlık Sistemi.

Bu sistemin en bariz özelliği güçler ayrılığı ilkesini tam olarak gerçekleştirmiş olmasıdır. Ülkeyi kimin yönettiği çok açıktır. Sorumlu ve yetkinin kimde olduğu bellidir. Yasama, yürütme ve yargı çok yetkilidir. Yasama organı kanun yapma ve bütçe, para gibi harcama kalemlerini deruhte etme alanında oldukça etkindir. Yürütmede bazı başkan ve yardımcılarının söz hakkı yok. Denetim muhtaç kılma esasına bağlı olup, Başkanlık ve yasama organları komisyon vasıtasıyla, etkileşim halinde olup, yürütmenin atacağı adımları öğrenmeye önceden haizdir. Karşılıklı etkileşim halinde olmakla birlikte yasaları hazırlayan onaylayan meclistir. Yani şu demek oluyor ki; Başkan ve yardımcıları sadece yürütmede etkindir. Parlamento asli görevini daha etkin denetimsel kullanmaktadır.

Parlamenter Sistemde yürütme herşeyin başıdır. Yasama ve yürütmeyi birlikte kararlaştıran Milletvekillerini otomatiğe bağlayarak (söz meclisten dışarı) kaldır elini-indir elini, Grup Başkanvekili'nin yaptığı eyleme bakarak kendisini emme basma tulumba yapmıştır.

Başkanlık seçimlerinde Milletvekilleri dar bölgeyle, Bakanlar da dışarıdan atandıkları için, Milletvekilleri iradelerine daha hakim, Bakanlar da acaba bir daha Bakan olur muyum? beklentisine girmeden görev yapmaktadır. Asli görevlerini görev şuuru ve anlayışı içinde tarafsız yapmaları daha mümkündür. Sistemi burada tamamıyla detaylandırmaya kalksak sayfalar yetmez bu sınırlı köşe yazısına…

Türk tipi denilmesi bir nebze bize benzetmeye çalışmamız gerektiği içindir. Yerli olunca yazar ve çizer ile içimizdeki aydınlar bir hilkat garibesi olarak, yerli olan her şeye kin oluyorlar. Aksine yerel ayağı yere bassın, evrensel olsun, ne var bunda,anlaşılmayan bir şey o da bilginin cehaleti. Türk tipi denilince üniter devlet yapısından da söz ediyoruz, yani olmazsa olmazımız! Tek Bayrak, Tek Devlet, Tek Vatan ve Tek Millet. Alın size yeni model başkanlık sistemi…

Dediğim gibi bu küçük karelere bu kadar yoğun bilgi, deneyim ve tecrübeleri aktarmak oldukça zor. Yeni yıla, yeni umutlarla girerken, yeni Anayasayı Başkanlık sistemiyle birlikte düşünerek, zaten defacto yarı Başkanlık sistemine geçmişken, çünkü Reis-i Cumhur halkın oylarıyla makama oturdu. Halkı ve aziz milleti, ülkenin refahı, kalkınması ve ivedilikle en iyi modeli, en sade ve en hukuki bağlamı ve rasyonel faydayı temin edici, toplumsal sözleşme metnini akabinde Türk tipi Başkanlık sistemini ivedilikle hayata geçirmeliyiz. Muhalefet üzülmesin yapılacak çok iş var. Biraz daha çok çalışmaları ve iki Partili sistem, Merkez ve Çevre şimdilik en iyi model tarzı duruyor.

 Özetle temsilde adalet, yönetimde istikrar anlayışına devamla Yeni Türkiye hayırlı olsun.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.