24.25. ve 26.Dönem Milletvekili Metin KÜLÜNK
24.25. ve 26.Dönem Milletvekili Metin KÜLÜNK
Libya
25 Haziran 2020 Perşembe / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
1-20 Ekim 2011’de Kaddafi’nin öldürülmesiyle, zengin petrol yataklarını kontrol altına almak isteyen emperyal güçlerin Hafter üzerinden Libya’da nasıl kan kokusu almış köpek balığı misali mücadelelerini hepimiz gün be gün görmekteyiz.
 
2-CIA tarafından yetiştirilen Hafter’in, ülkenin petrol kaynaklarını emperyal güçlere peşkeş çekerek kendi koltuğunu sağlama alma düşüncesi, Türkiye'nin sahadaki etkin rolü, Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin mücadelesi ile hüsrana uğradı.
 
3-2 Ocak 2020’de TBMM’de kabul edilen “Libya Tezkeresi” ile Libya’ya askeri ve teçhizat yardımında bulunan Türkiye, düşmek üzere olan Trablus’u kurtarmış, bununla beraber kritik konumdaki birçok bölgeyi kontrol altına almıştır.
 
4-Hafter güçlerine destek veren Mısır, BAE, Suudi Arabistan, Rusya ve Fransa güçlerine karşın Türkiye ve Katar, UMH’ye desteğini açıkladı. Savaşın seyri Hafter lehineyken bir anda Türkiye’nin tavrı,sonucu tersine çevirmesi Hafter’e destek veren ülkeleri çılgına çevirdi.
 
5-Peki Hafter’in arkasındaki güçler Hafter’e neden destek veriyor?
Bir lider olarak gördükleri için mi, Libya halkını hak ve adaletle yöneteceklerini düşündükleri için mi, yoksa Hafter'i Libya'nın bir öz evladı gördükleri için mi?
Tabii ki de hiçbirisi.
 
6-Libya’nın hilal petrol bölgesi ve diğer zengin petrol yataklarını ele geçirerek, kendi ülkelerini zenginleştirip, Libya’yı sömürge, halkını da sefalet içinde bırakmak isteyenler piyon Hafter’e sonsuz desteklerini göstermektedirler.
 
7-Türkiye’nin bölgeye müdahale etmesiyle Hafter destekçisi ülkeler rahatlıkla ulaşacaklarını düşündükleri bu bölgelere ulaşamadı ve emellerinde başarılı olamadılar. Türkiye destekli UMH, şu anda düşmesine kesin gözüyle bekleyen Trablus’u tamamen kontrol altına aldı.
 
8-Sadece Trablus’ta değil önceden kontrol ettiğinin 5 katı büyüklüğündeki toprak parçasını da gerek sahada savaşarak gerekse yereldeki güçlerin de desteğini alarak kontrolü altına aldı. Türkiye destekli UMH güçlerinin şimdiki hedefi ise bir liman şehri olan Sirte.
 
9-Ve bunun yanında önemli bir hava ikmal üssü olan El Cufra havaalanı.
Sirte ve Cufra’ya henüz tam anlamıyla operasyon başlamadan Mısır ve Fransa çılgınca Türkiye aleyhine propaganda yapmaya başladılar.
 
10-Mısır bu iki bölge için “kırmızı çizgimiz” ifadelerini kullanırken, sömürge düşüncesiyle Libya’yı 3’e bölüp petrol kaynaklarından yararlanmak isteyen Fransa, “Türkiye’ye tavrımız sert olacak” sözleriyle Türkiye’yi tehdit etme cesaretinde bulundu.
 
11-Mısır’ın sınırında yaşanan bir hadise için açıklaması yapması kabul edilebilecekken, Fransa’nın bu denli çıldırmış olmasının sebebi nedir? Tabii ki yıllardan beri Afrika’da kurdukları sömürge düzeni ve oradan çıkardıkları petrolü Libya üzerinden ülkesine götürme isteğidir.
 
12-Fransa, 6 yıldan beri bölgede beklenti ve isteklerini karşılamak için yoğun çaba sarf etmekte. Bunun için ilk olarak Sebha hattına hakim olmak istiyor. Çünkü Sebha’nın kuzeyinde inşa edeceği üs ile Sirte şehrine doğrudan bağlantı kurmak istiyordu.
 
13-Bu sayede Nijer, Çad ve Gine gibi sömürdüğü ülkelerden ve Libya’yı da üçe bölerek kontrol altına alacağı bölgelerden çıkaracağı madenleri ve petrolleri direkt Sirte’ye limana ulaştırmak istiyordu.
 
14-Fransa, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizler ile Libya’yı 3’e böldü. Batı ve Orta Libya olarak anılan ve petrol yataklarının olduğu Fizan bölgesi yani Nijer ile direkt temas kuracak Sebha bölgesini işgal etti. Tüm uyarılara rağmen o bölgeden çıkmadı.
 
15-Fransızları o dönem Libya’dan kovan Başbakan Mustafa Bin Halim, Libya’nın 3’e bölünmek istendiğini, birbiriyle kavga halinde 3 hükümetin kurulmasının istendiğini ve ekonomisi çöken bir istikrarsız Libya’nın varlığının istendiği anılarında anlatmıştır.
 
16-Daha sonra Libya bağımsızlığına kavuşmuş ve istikrarlı bir yönetim benimsemiştir. Ancak bugün 3’e ayrılmış bir Libya’nın varlığını görmek, o gün istediklerini başaramayanların bugün tekrardan girişim içinde olduklarını açıkça göstermektedir.
 
17-17 Aralık 2015 Suheyrat anlaşmasına göre Libya üç bölgeye taksim edilecek, Ulusal Mutabakat Hükümeti petrol gelirlerinin bir kısmını BM tarafından tanınmamış bir topluluğa yani Hafter’e verilmesi kararlaştırılmıştır. Tıpkı 2. Dünya Savaşı sonrası istekler gibi.
 
18-Mustafa Bin Halim sanki 60 yıl önce değil de bugün aramızda yaşayan bir insanmış gibi durmaktadır.
 
19-Dünyada eşi benzeri görülmeyen bu anlaşma emperyal güçlerin nasıl iki yüzlü tavırda olduklarını da göstermiştir. Dünyada kendi ülkesini yıkmaya çalışan örgütlere para veren fon ayıran tek ülke maalesef Libya’dır. Bu durum BM eliyle gerçekleşmektedir.
 
20-Bu durumun oluşmaması durumunda petrol ihracatını keser, sizi tanımayız denmektedir. Sisi, Hafter ile yaptığı görüşme sonrası Libya’yı üçe böleceklerini ve gelirlerin dağıtılacağını ifade etmişti. Bu söylem 70 yıl önceki emperyal söylemdi.
 
21-Yine Başbakan Mustafa Bin Halim’in anılarına göre; Libya’nın bağımsızlığını kazanmasının ardından, Fransız vekiller, Dışişleri Bakanı’na “Libya’nın bağımsızlığını nasıl kabul ettiniz?” hesabı sorar.
 
22-Dışişleri Bakanı ise bugünkü oyunu daha iyi açıklayan bir cevap verir: “Biz Libya anayasasının sadece federal anayasa olmasına izin verdik. Bu sayede istemiş olduğumuz Fizan Bölgesi’ne her daim ulaşacak pozisyondayız”
 
23-Yine anılardan dönemin İngiltere Çalışma Bakanlığı, Libya Çalışma Bakanı’na bir mektup yazmış ve Berka ile Sirte arasındaki yolun bakımının yapılmamasını istemiştir. Amaç Libya’nın Trablus ve Bingazi iletişimini kesmek, toplulukları birbirinden ayırmak. Tıpkı bugün gibi.
 
24-UMH güçlerinin Sirte’nin bazı bölgelerini ele geçirmesinin ardından çıldıran Fransızlar bölgeye savaş gemilerini gönderdi. Çünkü Türkiye, Libya’nın bir bütün olarak kalmasını isterken, Fransa ise parçalanmış ve Fizan Bölgesi kontrol altına alınmış bir Libya istiyor.
 
25-Amacı Fizan bölgesinden çıkaracağı petrolü Sirte limanı üzerinden ülkesine aktarabilmek. Çünkü diğer türlü Nijer, Çad, Gine, Orta Afrika ve Libya’dan çıkaracağı rezevleri Kamerun’dan Atlas Okyanusu’nu dolaşarak ülkesine ulaştırmış olacak.
 
26-Fransa daha kolay yol olan ve diğer 4 sömürülen ülkeye komşu ve yakın olan Libya üzerinden Libya’yı ve ülkeleri sömürme arzusundadır.
18 Haziran’da Londra’da çıkan BAE ve Suudi destekli El Arab gazetesi “Libya’nın güneyi, Fransa’nın kırmızı çizgisidir” başlığını attı.
 
27-Türkiye’nin, Fransa’dan önce Tamanhint askeri üssünü almasıyla El Şerare ve Fil petrol alanlarına hakim olacağını ve bu sayede Fransa’nın projelerini yok edeceğini gazete aktarmaktadır. Tamanhint Fransa’nın üs kurmak istediği Sebha’nın hemen kuzeyinde bulunmaktadır.
 
28-İşte Fransa’nın son dönemdeki saldırganlığı bu gerçeklerden ibarettir. Ülkeleri ve bölgeleri kendi emperyal çıkarları uğruna harcayan ve öldürülen masum kanı için tek bir acıma duygusu içinde olmayanların ne Libya halkı ne de Hafter gibi bir kaygıları vardır.
 
29-Onların tek kaygısı petrol yataklarını ele geçiremeyecek olması kaygısıdır. Türkiye, Suriye’de olduğu gibi bugün de Libya’da, Libya halkına huzur getirmek ve barışı tesis etmek için meşru hükümeti ile işbirliği içindedir.
 
30-Türkiye’nin hiçbir ülkenin madeninde ve zengin petrol yataklarında gözü yoktur. Öteden beri sömürülen birçok Afrika, Orta Doğu devleti Türkiye’nin gelip birçok alanda iş yapmasını istemektedir. Dün Osmanlı’da olduğu gibi bugün Türkiye mazluma el uzatan ülke konumundadır.
 
31-“İşgalci” gibi temel dayanağı olmayan ithamları Türkiye’ye karşı bulunduranlar hezeyan içendedir. Cezayir’de, Tunus’ta özelinde Mağrib’te insanların dillerini değiştirenler, Osmanlı’nın ve Türkiye’nin hoş görüsünü görmek istemeyenlerdir.
 
32-Bir diğer konuda Türkiye’ye karşı oluşan tehdit dilidir. Hiç kusura bakmasınlar. Bugün Türkiye, ondan yardım isteyen hangi ülke olursa o ülkenin yardımına koşacaktır, koşmaktadır. Ucuz politik söylemlerle, iç siyasi dengelerinde popülizm yapanlar kaybetmeye mahkumdur.
 
33-Türkiye, siyasi otoritesiyle, askeriyle, istihbaratıyla bugün sahada etkin ve caydırıcı bir rol üstlenmektedir. Türkiye her bir toprak parçasında haksızlığı, zulmü, sömürge zihniyetini bitirme adına hareket etmektedir.
 
34-Bu, gönül coğrafyamızın ve kadim medeniyet tarihimizin bize bahşettiği bir görevdir.
 

 
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.