24.25. ve 26.Dönem Milletvekili Metin KÜLÜNK
24.25. ve 26.Dönem Milletvekili Metin KÜLÜNK
Sayın Cumhurbaşkanımızın, havada, uçuş güvenliği anlamında topyekûn özel tedbirlerle korunması elzemdir
6 Mayıs 2020 Çarşamba / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Gökyüzünde KARLOV modeli suikast mümkün mü?
 
Karlov modeli suikastın hava versiyonu mümkün mü? 
 
Sayın Cumhurbaşkanımızın, havada, uçuş güvenliği anlamında topyekûn özel tedbirlerle korunması elzemdir. Bu tedbirler, fevkalâdenin de fevkinde olmalıdır! 
 
Sayın Cumhurbaşkanımıza havada refakat edecek tüm güvenlik unsurlarının defalarca ve defalarca emniyet ve istihbarat soruşturmalarının birkaç kez daha gerçekleştirilmesi gerekmektedir. En ufak bir şüpheye dahi yer bırakılamaz! Küçücük bir şüphenin dahi bulunduğu bir ismin, Sayın Cumhurbaşkanımızın uçuşuna refakat etmesine izin verilmemelidir!
 
TÜRKİYE kendi ekseniyle buluşarak normalleşirken, 1946 yılında bu ülkeyi teslim almış olduğunu zanneden Batı içinse anormalleşiyor.
 
Çünkü 1946’da imzalanan ilk kredi anlaşmasının yapıldığı tarihten itibaren gerçekleştirdiği güvenlik, tarım, finans ve siyaset alanlarındaki bir dizi anlaşma ile Türkiye’yi tamamen kendi yörüngesine oturttuğunu zanneden Atlantik ötesi yapı için Türkiye’nin kendi ekseninde kendi çıkarlarını (birlik,siyaset,ordu,eğitim,tarım, iktisat ve dahası) gözetmesi ve kendi sistemini inşâ etme yoluna kendi iradesiyle girmesi, “Türkiye’nin ekseni kaydı” yahut “Türkiye eksen değiştiriyor” şeklinde yorumlanıyor 
 
Bu yorumun derinliğinde Batı’nın ülkemiz üzerinde arzuladığı klâsik alışkanlıkları temellenmiş durumda: Ekonomik kaos talebi,siyâsî kaos talebi ve de baskısı,nihâyetinde de çok partili siyâsî hayatımızın neredeyse vazgeçilmez parçası hâline getirilmiş”Ordu göreve!” çığırtkanlığı
 
Bir kez daha ifade ediyoruz ki, Türkiye’deki darbelerin tümü, Batı uygarlığının Türkiye’yi kontrol etmesini, eksenin milli çıkarlar değil de Batı çıkarları etrafında dönmesini sağlamak için güdümlendirilmiştir.
 
Oluşturulan mazeretler karşısında ise, maalesef kamunun itiraz etme kabiliyetleri ortadan kaldırılmıştır.
 
Yani darbe, âdeta “tek ve net çözüm” şeklinde dayatılmıştır!
 
Tarih şâhittir, millet, her darbenin ardından gerçekleri ve meselenin basınç kuvvetini fark etmiş, anlamıştır.
 
Fakat atı alan, Üsküdar’ı geçmiştir…
 
Türkiye’nin menkul kıymetleri, enerjisi ve en önemlisi de insan kaynağı bu şekilde ziyân edilmiştir.
 
Bugün Batı çöküşte, Türkiye ise yükseliştedir!
 
Dolayısıyla eksen kayması tartışmaları, dünyanın merkezini kendisi gören Batı’nın klâsik hezeyanıdır.
 
Öyleyse bugünlerde yaptıkları deneme,neyi amaçlamaktadır?
 
15 Temmuz’da çok açık bir şekilde suçüstü yakalanan Batı’nın karşısında Türkiye’nin hayatın tüm alanlarında çok hızlı pozisyon alarak yerli ve millî bir tavrı kuşanması ve küresel politik kulvarda oyun kurucu mevki alışı,
 
Batı için bugüne dek oynanan oyunların en öncesine geçiş sürecini başlatmıştır.
 
Yani Batı, Türkiye için geçmişte uyguladığı toplumsal, askerî ve finansal kaos propagandası sürecini en başa almıştır.
 
Bu süreçte Batı’yı endişelendiren asıl mesele, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin demokratik işleyişte Devletin ve Milletin emrindeki büyük ideallere inanmış duruşudur.
 
Bu duruş, Batı’yı çılgına çevirmektedir!
 
Plânın realize edilişinin en önemli alanı Suriye ve Irak’ta, bu planı Türkiye’ye rağmen uygulayamazsınız!” tavrının vücut bulmuş hali 15 Temmuz’un hemen ardından, Türk Ordusunun dünya tarihine geçecek şekilde üst üste gerçekleştirdiği operasyonları ve de Akdeniz’de Mavi Vatan ideali ile Libya’da meşru ancak mazlum hükumetin çağrısına uyarak bulunması, Batı’ya şu mesajı vermiştir: “27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül döneminde arayıp da bulduğunuz profile şu anda ulaşılamıyor!”
 
Alçak FETÖ elebaşının “Adanmış Ruh” diye tarif ettiği, içeride hâlen varlığını devam ettiren kriptolarla kotarılmak istenen model, Karlov suikastının bir hava versiyonudur.
 
Bugünün Haşhaşi örgütü FETÖ,
 
Elçi Karlov ve Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi suikastlarıyla kaç tür tetikçi yetiştirebileceğini, doğrudan Cumhurbaşkanımızı hedef alarak göstermiştir.
 
Bu mesajı Alan Batı, “Biz orduyu da kaybettik” telâşına düşmüştür.
 
Zira zikrettiğimiz hamleler, Türk Ordusunun NATO öncelikli değil, milli çıkarlar öncelikli konseptinin işaretlerini vermektedir.
 
Ve Türk Ordusunun, Türk devlet aklının kendisine hazırladığı temelde konumlandırdığı anlaşılmıştır.
 
Ellerinden kaydığı düşüncesiyle telaşına kapıldıkları Türk Ordusu, hepsinden de önemlisi, devleti ve milletiyle bütünleşip millî vahdetin oluşumunda yeniden varlık rolünü üstlenmiştir.
 
Bu durum, Batı’ya büyük bir “Eyvah!” çektirmiştir. 
 
Zira 1940’lı yıllardan beridir ümit besledikleri bir enstrüman olarak muhatap aldıkları kurum, sîne-i milletin bahçesinde milli vahdet çınarını büyütmenin gayretiyle tutuşmaktadır.
 
Artık Türkiye’de kimseye “Ordu göreve!” dedirtemeyeceğini düşünen Batı, dedirtse de Türk Ordusunun bu fitne tevessül etmeyeceğini görmektedir.
 
Bu durumdan faydalanamayacağını gören odaklar,dünyanın farklı yerlerinde, yurtiçi ve yurtdışında geniş cephelerde büyük mücadeleler veren Türk Ordusunun dikkatini buralardan iç siyasete çevirmek üzere yeni bir oyun kurgulamaktadırlar.
 
Ordumuza karşı yapılan bu kirli operasyona dikkat etmek zorundayız!
 
Bu ülkede Türk Silahlı Kuvvetleri, her bir ferdiyle Türkiye’nin büyük idealleri temelinde, insanlık için verilen mücadelenin her aşamasında rolünü hakkıyla yerine getirmektedir.
 
Sayın Cumhurbaşkanımızın, havada, uçuş güvenliği anlamında topyekûn özel tedbirlerle korunması elzemdir.
 
Bu tedbirler, fevkalâdenin de fevkinde olmalıdır!
 
Sayın Cumhurbaşkanımıza havada refakat edecek tüm güvenlik unsurlarının defalarca ve defalarca emniyet ve istihbarat soruşturmalarının birkaç kez daha gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
 
Küçücük bir şüphenin dahi bulunduğu bir ismin, Sayın Cumhurbaşkanımızın uçuşuna refakat etmesine izin verilmemelidir!
 
İşte böyle bir zaman diliminde ortaya atılan “Orta kademe darbe yapacak” tartışmalarının asıl hedefine son derece dikkat etmek zorundayız!
 
Emperyalizmin taşeronu FETÖ’nün, hayatın ve dolayısıyla devletin tüm alanlarında enfekte ettiği, sızdırdığı unsurların kendilerini hangi perdelerin arkalarına gizlediklerinin farkındayız.
 
Zira ayakları açıkta!
 
Siyasette, CHP’nin tepe yönetiminin tamamiyle bir laboratuvar çıktısı olan FETÖ’ye teslim olmuş şekilde verdiği görüntü, Türkiye’ye yönelik bu kirli operasyonu hangi ortaklarla gerçekleştirmek istediklerini ortaya koymaktadır.
 
Bu plânda Türk Ordusunun üzerine gölge düşürmek ve TSK’yı daha hırpalayarak bugün mücadele verdiği alanlarda mağlûp hâle sokmak niyeti vardır.
 
Türk Ordusunu, ürettiği yalan, iftira ve alçak polemiklerle çürütme rolü CHP’nindir.
 
Zihin dünyasındaki 27 Mayıs hülyasını her seferinde dışa vurması bundandır!
 
Bu hülya çökmüştür!
 
Ancak virüsün içeride bulaştığı ve hastalık emâresi vermemeye gayretli kriptolarla başka bir alternatif kaos tezgâhı kurmaya çalışmaktadırlar.
 
Peki, bu tehlikeli tezgâh nerede?
 
Dikkat!
 
Darbe tartışmasına sakladıkları şey, bir taşla birkaç kuş vurmak niyeti…
 
“Orta kademe darbe planlıyor” algısıyla, olabilecek bir sansasyonel olayda kendi parmakları yokmuş rolüne girmenin peşindeler!
 
Türkiye ile Rusya’yı her planda çatıştırmayı deneyen ve çuvallayan FETÖ’nün, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’u nasıl katlettiğini hatırlatarak şu soruyu soralım: Karlov’u hedef alan suikastın hava versiyonunu modellemek mümkün mü?
 
Evet!
 
Alçak FETÖ elebaşının “adanmış ruh” diye tarif ettiği, içeride hâlen varlığını devam ettiren kriptolarla kotarılmak istenen model, Karlov suikastının bir hava versiyonudur.
 
Kaldı ki, 15 Temmuz’da bunu provası yapılmış, ancak İlâhî tuzak, şeytanın tuzağını bozmuştur!
 
Hasan Sabbah’ın Haşhaşileri vardı, evet.
 
Ancak cebirle tehdit ederek, şantaj yoluyla kurduğu canlı saatli bombalar da yetiştirmeye mâhirdi.
 
Bugünün Haşhaşi örgütü FETÖ, Elçi Karlov ve Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi suikastlarıyla kaç tür tetikçi yetiştirebileceğini, doğrudan Cumhurbaşkanımızı hedef alarak göstermiştir.
 
Bu tetikçiler için bir cinnet hâli oluşturmak ve bu cinneti topluma bulaştırmak, FETÖ gibi soysuz terör örgütleri için oldukça tabiîdir.
 
Peki, bu iki suikast modelinin havada gerçekleşmemesi için ne yapmalı?
 
Sayın Cumhurbaşkanımızın, havada, uçuş güvenliği anlamında topyekûn özel tedbirlerle korunması elzemdir.
 
Bu tedbirler, fevkalâdenin de fevkinde olmalıdır!
 
Sayın Cumhurbaşkanımıza havada refakat edecek tüm güvenlik unsurlarının defalarca ve defalarca emniyet ve istihbarat soruşturmalarının birkaç kez daha gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
 
Ancak şu unutulmamalıdır ki, Ankara’yı bombalayan FETÖ üyesi pilotların ve yakınlarının ne bir ankesörlü iletişim kaydı, ne FETÖ eğitim kurumları ile irtibatı, ne de Bank Asya’da hesap kaydı vardı.
 
Örgüt, hassas elemanlarını kriptolamakta, gerektiğinde diğer tarikatların içerisine sızdırmakta pek maharetli… Bu işin ehli olan insanların sözlerine kulak verilmeli…
 
En ufak bir şüpheye dahi yer bırakılamaz!
 
Küçücük bir şüphenin dahi bulunduğu bir ismin, Sayın Cumhurbaşkanımızın uçuşuna refakat etmesine izin verilmemelidir!
 
Kripto unsurlar,
 
Ağustos 2020’deki Askerî Şûrâ’yı darbe tartışmaları üzerinden bulanık hâle getirmeyi hedeflemektedirler. Böylece Türk Ordusunda yapılacak düzenlemelere kirli bilgi karıştırmaya odaklandıklarını göstermektedirler.
 
RAND Corporation ve WINEP raporlarında yer verilen şifrelerin çözülmemesi için şûrâ öncesi süreci kilitlemeyi amaçlamaktadırlar.
 
Bu yüzden iki raporun tamamen çözümlenmesi de elzemdir.
 
Bu anlamda, 2023 yolundaki Türkiye’yi Erdoğan’sız şekilde hazırlamanın plânını kuran ve bu çizgide tek sığınağı birkaç kripto olan karanlık üst aklın TSK’da perdelediği kriptoların önünü açma peşinde olduğunu görelim!
 
Bu telâşın arkasındaki sebeplerden biri de şudur:
 
Kripto unsurlar, “Orta kademe darbe yapacak” şeklindeki algı oyunuyla Ağustos 2020’deki Askerî Şûrâ’yı darbe tartışmaları üzerinden bulanık hâle getirmeyi, kendilerine engel olabilecek vatan evlâtlarını pasife düşürmeyi hedeflemektedirler.
 
Böylece Türk Ordusunda yapılacak düzenlemelere kirli bilgi karıştırmaya odaklandıklarını göstermektedirler.
 
Rand Corporation ve WINEP Raporlarında yer verilen şifrelerin çözülmemesi için şûrâ öncesi süreci kilitlemeyi amaçlamaktadırlar.
 
Bu yüzden iki raporun tamamen çözümlenmesi de elzemdir.
 
Kaldı ki, iki rapor da Sayın Cumhurbaşkanımızın demokratik yollardan yerinden edilemeyeceğini kalın ve tekrarlı cümlelerle ihtiva etmektedir!
 
Bu anlamda, 2023 yolundaki Türkiye’yi Erdoğan’sız şekilde hazırlamanın plânını kuran ve bu çizgide tek sığınağı birkaç kripto olan karanlık üst aklın TSK’da perdelediği kriptoların önünü açma peşinde olduğunu görelim!
 
Hey, takip ediliyorsunuz!
 
Bizse hazırız…
 
METİN KÜLÜNK - NAME HABER
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.