clubsoleklamsol
clubsag
clubfamila
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Onlar üzüm yemenin değil, bağcıyı dövmenin peşindeler
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Onlar üzüm yemenin değil, bağcıyı dövmenin peşindeler
TÜRKİYE / 8 Mart 2018
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hak-İş Dünya Kadın Günü programında konuştu.
Erdoğan, kadın buluşmasından dolayı tebrik ettiği konfederasyonun gün geçtikçe daha da büyüdüğünü söyledi.
 
Ülkedeki ve tüm dünyadaki kadınların, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü tebrik eden Erdoğan, "8 Mart'ın birlik, beraberlik ve kardeşlik günü olması için çaba gösteren herkese teşekkür ediyorum. Emeğiyle, alın teriyle, şefkatiyle, yüreğinin genişliğiyle dünyayı bizim için güzelleştiren, yaşanabilir hale getiren tüm kadınlarımıza ve annelerimize selamlarımı gönderiyorum. Siz var ya siz, vatanımızı Anadolu, devletimizi devlet ana, toprağımızı toprak ana yapan tüm kadınlarımızı gönülden kutluyorum." ifadesini kullandı.
 
Erdoğan, bu tür sembolik anma günlerinin elbette önemli olduğunu ancak kadınların anne, eş, kardeş, çocuk olarak, hepsinden önemlisi "insan" olarak hayatın her anında mevcut olduklarını dile getirdi.
 
"8 Mart sizin gününüz olduğu gibi yılın geriye kalan 364 günü de sizindir." diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Bizim kadınlarımızın hikayeleri sadece bir tek güne sığdırılamayacak kadar çok ve zengindir. Bu vesileyle sevgili Peygamberimizin hadisinde buyurduğu gibi, cennetin ayakların altına serildiği tüm annelerimizin ellerinden öpüyorum. Kendi validem başta olmak üzere ahirete irtihal etmiş tüm annelere Rabbim'den rahmet ve mağfiret diliyorum. Kendi eşim başta olmak üzere hayatımıza anlam katan, iyi ve kötü her günümüzde yanımızda yer alan eşlerimize saygılarımızı sunuyorum. Kendi kızlarım, torunlarım başta olmak üzere gözümüzün nuru kız evlatlarımıza sevgilerimizi iletiyorum. Aynı şekilde tüm kız kardeşleri, ablaları hürmetle selamlıyorum."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ister evinde, ister iş yerinde, ister okulunda olsun, her neredeyseler tüm kadınlara hayat mücadelelerinde başarılar diledi.
 
Şehitlerin, annelerinin olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Evlatlarıyla birlikte canlarından bir parçayı da toprağa veren şehit annelerine özellikle şükranlarımı sunuyorum. Bizim annelerimiz, dünyanın en fedakar anneleridir. Bizim kadınlarımız, dünyanın en fedakar kadınlarıdır. Yeri gelir Erzurum'da Kara Fatma olur, Balkanlar'dan Kafkaslar'a kadar cephe cephe dolaşır, yeri gelir Hafız Selman olur. Kadınlarla birlikte tüm şehri, burada olduğu gibi, organize eder, cepheye lojistik destek sağlar.
 
Yeri gelir Şerife Bacı olur, vatanını evladının önüne koyar, bu yolda kendisi de şehadete yürür. Yeri gelir Nene Hatun olur, evlatlarını evde bırakıp mücadeleye koşar. Yeri gelir Ayşe Aykaç olur, Sevgi Yeşilyurt olur, Türkan Türkmen Tekin olur, Yıldız Gürsoy olur, 15 Temmuz'da hain darbecilerin karşısına bu defa yiğitçe dikilerek şehadete ulaşır. Yeri gelir Şenay Aybüke Yalçın öğretmen olur, gözü gibi titrediği öğrencileri için çırpınırken, teröristlerin kurşunlarıyla son nefesini verir. Bizim kadınlarımızın, annelerimizin, eşlerimizin, kız evlatlarımızın, kız kardeşlerimizin işte böylesine tarihe altın harflerle kazınacak hikayeleri var."
 
“KADINLARA YÖNELİK YÜZ KIZARTICI ADALETSİZLİKLERE ŞAHİT OLUYORUZ"
 
Erdoğan, kadın ve erkeğin fiziksel özellikleri ve fıtratlarının farklı olabildiğini ama aynı bütünün parçaları olduğunu vurguladı.
 
Üstelik bu bütünlüğün insanoğlunun bu dünyadaki varlığıyla başladığını belirten Erdoğan, "İnsanlar arasındaki her türlü ayrım gibi, cinsiyet ayrımı da sunidir. Unutulmamalıdır ki erkek Hz. Adem ise kadın da Hz. Havva'dır. Erkeğin sıfatı her ne olursa olsun yanı başında kadını vardır. Aynı şekilde kadının sıfatı da ne olursa olsun yanı başında erkeği vardır." dedi.
 
Buna rağmen kadınlara yönelik ayrımcı davranışların hiç eksik olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Bırakınız geçmiş zamanları, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda dahi kadınlara yönelik yüz kızartıcı adaletsizliklere şahit oluyoruz. Ülkemizde daha düne kadar toplum hayatının pek çok noktasında olduğu gibi, eğitim kurumlarından dahi zorla uzaklaştırılan kızlarımız vardır. Evlatlarının en mutlu günlerini uzaktan seyretmek zorunda bırakılan annelerin gözyaşlarını unutmadık, unutmayacağız. Çünkü onlar bizim azmimizi, kararlılığımızı artırmıştır ve artıracaktır. 
 
Okulunda olduğu gibi iş yerinde, hatta sokakta taciz edilen kadınlarımızın yürek acısını unutmadık. Ülkesinde, şehrinde, ailesinin dizi dibinde eğitim öğretim imkanı, çalışma imkanı bulamadığı için yurt dışına gitmek zorunda kalan kadınlarımızın hikayelerini unutmadık. Yaşanan birtakım hadiseler sebebiyle bugünlerde kadına şiddeti konuşuyoruz. Peki, okulunun kapısı önünde, sınıfında, mezuniyet töreninde, hak aramak için çıktığı yollarda, meydanlarda şiddete maruz kalan kadınları hatırlıyor muyuz? Eğer kadın meselesini tüm boyutlarıyla konuşacaksak önce samimi olmamız gerekir."
 
"Kadınla erkek arasındaki ayrımcılıktan daha tehlikelisi, kadınlar arasında ayrımcılık yapmaktır." diyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
 
"Erkeklerle birlikte kadınların bir kısmının rahatça girip okulunu okuduğu, çalıştığı, dilediği gibi hareket ettiği bir yerde, diğer bir kısım kadınları dışarıda bırakamazsınız. Bir anneyi evladının yemin törenine dahi almamaya kalkarsanız, milletin vicdanında onulmaz yaralar açarsınız. Maalesef Türkiye bu sıkıntıları yaşamıştır. Dünyanın başka yerlerinde de özellikle son yıllarda benzer sıkıntılara, benzer utanç manzaralarına rastlıyoruz."
 
Erdoğan, önce kadınlar arasındaki ayrımcılığı ortadan kaldırdıklarını hatırlatarak kadını hayatın her alanında hak ettiği konuma çıkartacak tedbirleri aldıklarını söyledi.
 
Bunun için kendilerine çok saldırıldığını ifade eden Erdoğan, "Akla hayale gelmeyecek ithamlarla provokasyonlarla iftiralarla uğraşmak zorunda kaldık. Hatta sırf bu sebepten, partimizi kapatmaya dahi kalktılar. Hamdolsun Allah'ın yardımı milletimizin desteğiyle tüm bu zorlukların üstesinden gelmeyi başardık." dedi.
 
"KADINLARIMIZ, HAYATIN HER ALANINDA DİMDİK AYAKTALAR"
 
Bugün Türkiye'nin tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar kadın hakları bakımından da ileri düzeyde olduğunu aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Milletimize o zulümleri yaşatanların hiçbirinin artık bu ülkede esamesi dahi okunmuyor ama kadınlarımız, hayatın her alanında dimdik ayaktalar. Erkek ve kadın arasındaki üstünlük tartışması beyhude bir tartışmadır. Daha da ötesi insanları bölmeye yönelik her tartışma, yeni bir zulüm kapısının aralanması anlamına gelir.
 
Geriye doğru bir baktığımızda Afrikalı kardeşlerimizi yaşadıkları yerlerden kopartıp, uzak diyarlara taşıyarak kendilerine köle yapanların geride sadece zulüm bıraktığını görüyoruz. Sanayi devriminde adeta bir eşya muamelesi gören karın tokluğunun da gerisinde şartlarda çalıştırılan kadınlardan, çocuklardan artık geriye sadece acılar, utançlar kalmıştır. Şu anda dahi Asya'nın izbe köşelerinde daha çok ve daha ucuz üretim için en kötü şartlarda çalıştırılan kadınların varlığını biliyoruz. Kadınları tüm kötülüklerin kaynağı, şeytan, iblis olarak gören, bunun için onları çarmıha geren, işkence eden, yakan güya dini anlayışlar asırlarca bu dünyada hüküm sürmüştür. Dün çarmıha gerdikleri kadınları, bugün farklı yöntemlerle aşağılamaya, metalaştırmaya devam edenlerin cilalarını kazıdığımızda altından yine aynı zihniyet çıkıyor."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyada kadın hakları diye ortalığı inletenlerin, siz hiç Suriye'deki, Doğu Guta'da son bir kaç ayda katledilen binlerce kadın için tek bir söz ettiğini duydunuz mu? Suriye'de çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan bir milyon insanın katledilmesi karşısında kıllarını kıpırdatmayanların, kadın hakları konusunda söyledikleri sözlerin ne anlamı olabilir?" diye sordu.
 
"EY DÜNYA NE KADAR SURİYELİ MÜLTECİYE EV SAHİPLİĞİ YAPIYORSUNUZ?"
 
Kendisinin bu isimlerle konuştuğunu anlatan Erdoğan, "Hepsine bu soruyu soruyorum. Hadi buyurun bu konuda da konuşun. Siz, Afrin'e Türk ordusunun girmesini konuşamazsınız. Biz, Afrin'e işgal gücü olarak girmedik, Afrin'deki teröristleri temizlemek için girdik. Bizim durumumuz budur. Afrin'i o teröristlerden temizleyip ardından sahiplerine teslim etmek için biz oradayız." diye konuştu.
 
Erdoğan, "Biz, 3 buçuk milyon Suriyeli kardeşimize ev sahipliği yapıyoruz. Ey dünya, acaba ne kadar Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyorsunuz? Sizin konuşmaya hakkınız yok ama bizim konuşacağımız çok şey var." ifadelerini kullandı.
 
"BUNLARDAN KADIN HAKLARI SAVUNUCUSU OLUR MU?"
 
Akdeniz'in karanlık sularında kaybolup giden on binlerce kadın ve çocuğun arkasından timsah gözyaşları döküldüğünü belirten Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Samimi ortamda gözyaşı dökmeyenlerin, gerçek birer kadın hakları savunucusu olduğuna nasıl inanabiliriz? Bunlardan kadın hakları savunucusu olur mu? Bunlar sadece şovmen. Asla kadın hakları savunucu değil. Myanmar'da yaşadıkları yerde akıl almaz zulümlere uğrayan, canlarını kurtarmak için sığındıkları kamplarda insanlık dışı şartlarda hayatlarını sürdüren kadınlara el uzatmayanlar, nasıl kadın haklarından söz edebilir?"
 
Son çeyrek asırda Balkanlarda, Kafkaslarda, Türkistan'da yaşanan trajedilerin en büyük kurbanı olan kadınları gündeme getirmeyenlerin, kadın hakları çağrısının koskoca bir yalandan ibaret olduğunu söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Srebrenitsa'daki katliam sırasında, 'Çocukları küçük mermilerle öldürürler değil mi anne?' diyen o sabiyi ve annesini duymayanların kalplerinde bırakınız kadınları, insana dair hiçbir sevgi filizleniyor olamaz. Bizim için insanlık alemi Rabbimizin emrettiği üzere erkekle kadından yaratılmıştır. Bunun ötesinde tüm kabuller, tüm uygulamalar, o döneme aittir, o topluma aittir. Birkaç asır öncesi Avrupa'sında kadınların o toplum piramidinin en altında yer almasıyla bugünün kadınları aşağılayan o zihniyeti arasında hiçbir fark yoktur. Her iki tutum da kadının 'Nisa' yani insan sıfatını kavrayamamış veya kabul edememiş anlayışların ürünüdür."
 
Hal böyleyken, Türkiye'de kadınlara yönelik şiddetle özellikle de kadın cinayetleriyle ilgili haberlerin kendisini fevkalade rahatsız ettiğini vurgulayan Erdoğan, kadına sırf cinsiyetinden dolayı böyle bir muameleyi reva gören kişinin, insanlıktan nasibini almadığına inandığını bildirdi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hele hele çocuk istismarı, asla düşünmek, konuşmak, tartışmak istemeyeceğimiz bir vahşet halidir. Hem kadınlara hem de çocuklara yönelik saldırıların izini inancımızda ve kültürümüzde arayanlar kesinlikle art niyetlidir. Şayet adını tam olarak koymak gerekirse bu tür eylemlerin her biri birer insanlık suçudur." diye konuştu.
 
"ONLAR ÜZÜM YEMENİN DEĞİL, BAĞCIYI DÖVMENİN PEŞİNDELER"
 
Bazılarının çıkıp, tamamen dikkati çekmek, popüler olmak amacıyla kavramları eğip bükerek, özünden saptırarak, asıl mesajını gizleyerek söyledikleri sözlerin hiçbir kıymetiharbiyesi olmadığını anlatan Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:
 
"Bunlar üzerinden dinimizi ve kültürümüzü karalamaya kalkanların derdi de ne kadınlar ne de çocuklardır. Onlar, üzüm yemenin değil, bağcıyı dövmenin peşindeler. Onlar milletin inancıyla ve değerleriyle hesaplaşmanın derdindedir. Cenneti annelerin ayakları altına seren bir inanç, kadına yönelik şiddeti veya kötü muameleyi tavsiye edebilir mi? 'Ana gibi yar olmaz' diyen bir kültürün kadını ötekileştirmesi, ikinci sınıf görmesi mümkün mü? Şems, 'Kadın bilmeyene nefs, bilene nefestir.' diyorsa böyle bir medeniyette kadının yeri tartışılamaz. Öyleyse çözmemiz gereken mesele birtakım psikopatlara, birtakım cani ruhlulara, birtakım sapıklara harekete geçme cesareti veren iklimin ortadan kaldırılmasıdır. Bunu da hep birlikte yapacağız."
 
Türkiye'de bu konuda 2004'teki anayasa değişikliğinden beri pek çok düzenleme yapıldığını, uygulamada da ciddi mesafeler kat edildiğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Son dönemlerde karşımıza sıkça çıkan haberler, kadına yönelik şiddet ve çocukları hedef alan tacizler konusunda milletimizde ve dolayısıyla medyada oluşan hassasiyetin bir ifadesidir. Eskiden adeta yapanın yanına kar kalan şiddet ve istismar eylemleri, artık ne milletimiz ne de devletimiz tarafından görmezden geliniyor. Kız çocuklarının eğitim düzeyleri, artık erkek çocuklarla aynı seviyede, hatta daha ileri. Dolayısıyla genç kızlarımız ve kadınlarımız, bu tür durumlarda daha bilinçli, daha cesur daha dirayetli hareket edebilmektedir."
 
"KADINLARIMIZI HER ALANDA DAHA İLERİYE TAŞIMAKTA KARARLIYIZ"
 
Kadınların, toplum hayatındaki yerinin güçlendiğinin en önemli göstergelerinden birisinin de istihdam olduğuna işaret eden Erdoğan, 2005'te yüzde 23 seviyesinde olan kadınların iş gücüne katılım oranının, geçen yıl yüzde 34'ü geride bıraktığını belirtti.
 
Kadınların iş gücüne katılımı konusunda 2023 hedefinin yüzde 41'e ulaşmak olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu tablo, ülkemizin kalkınma ve büyüme hedeflerinin de bir gereğidir. Kadınların destek vermediği bir ekonomide hedeflediğimiz büyüme oranlarına ulaşmamızın mümkün olmadığını biliyoruz. Bunun için gerek çalışan gerekse girişimci olarak kadınlarımıza her türlü desteği veriyoruz, vermeyi de sürdüreceğiz." dedi.
 
"Kadın var evdedir, kadın var gönülde. Kadın var görevdedir, kadın var eğitimde. Kadın var ilaç gibi her derde çaredir. Kadın var taç gibi hep baş üstündedir." dizelerini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Başımızın tacı olan kadınlarımızı her alanda daha ileriye taşımakta kararlıyız. Evde, işte, okulda, hayatın her alanında kadınlarımızla birlikte yol yürümeye devam edeceğiz. Siyasete girdiğim günden beri en büyük desteği hep kadınlarımızdan gördüm. Siyasi çalışmalarımda, kadınlarımıza ulaşmaya, onları siyasette aktif hale getirmeye özel önem verdim. İnşallah 2023 hedeflerimize yine kadınlarımızla birlikte ulaşacak, 2053 ve 2071 vizyonlarımızı onlarla birlikte inşa edeceğiz."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan'ın beraber geldiği programa, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ve çok sayıda sendika üyesi katıldı.
 
Konuşmalar sonrasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Hizmet İş Sendikası Konya Şubesinin 2 kadın üyesi tarafından tablo takdim edildi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'a da seramik zeytin dalı hediye edildi.
 
Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, programa katılanlarla aile fotoğrafı çektirdi.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.