clubsoleklamsol
clubsag
clubfamila
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 44. Muhtarlar Toplantısı‘nda konuştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 44. Muhtarlar Toplantısı‘nda konuştu
TÜRKİYE / 25 Ocak 2018
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen "44. Muhtarlar Toplantısı"nda konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Adıyaman, Amasya, Aydın, Burdur, Çanakkale, Denizli, Düzce, Elazığ, Erzurum, Gümüşhane, Kahramanmaraş, Malatya, Mersin, Nevşehir ve Tokat'tan gelen muhtarlarla bir araya geldi.
 
Konuşmasına tüm muhtarları selamlayarak ve bu ay sonu itibariyle muhtarlarla buluşmaların üçüncü yılını geride bırakacaklarını anımsatarak başlayan Erdoğan, muhtarlara Türkiye ve dünya tarihinde örneği olmayan böylesine geniş tabanlı bir kucaklaşmaya eşlik ettikleri için teşekkür etti. 
 
Türkiye'deki 50 bin muhtarın tamamıyla bir araya gelene kadar bu buluşmaların süreceğini belirten Erdoğan, "Birisi hariç tüm toplantılarımızı gerçekleştirdiğimiz bu salonda muhtarlarımızla nice tarihi hadiseleri birlikte yaşadık, değerlendirdik, üzüldük, sevindik. Yine tarihi bir hadiseyi tüm sıcaklığıyla yaşadığımız şu günlerde sizlerle hasbihal etmek, dertleşmek üzere bir aradayız." dedi. 
 
"ADIM ADIM AFRİN KONTROL ALTINA ALINIYOR"
 
Afrin'i teröristlerden temizlemek için başlatılan Zeytin Dalı Harekatı'nın başarıyla devam ettiğini bildiren Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait birlikler ile Özgür Suriye Ordusu unsurlarının adım adım Afrin'i kontrol altına aldığını söyledi.
 
Erdoğan şöyle devam etti:
 
"Son bir kaç yılda 5 bin tır ve 2 bin uçak dolusu silahla donatılan terör örgütünün son mensubu da etkisiz hale getirilene kadar bu operasyon devam edecektir. Bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuzun gereği olarak bölgeyi adı ister DEAŞ ister PKK veya onun uzantıları olsun, hiç fark etmez, tüm terör örgütlerinden arındırmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz. Sınır güvenliğimiz elbette önemlidir. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğine kasteden sınır ötesi tehditler elbette önemlidir. Ama biz Suriye'deki Arap, Türkmen ve Kürt kardeşlerimizin güvenliğini, huzurunu, refahını ve geleceğini en az kendimizinki kadar önemli görüyoruz."
 
"MİLLETİMİZİN NE İSTEDİĞİNE BAKARAK BU OPERASYONU BAŞLATTIK"
 
"Gözümüzün içine bakıla bakıla bize yalan söylenmesine tahammül etmek zorunda değiliz" dediğini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Nitekim kimin ne dediğine değil, milletimizin ne istediğine bakarak bu operasyonu başlattık. Tabi birileri hemen fitne kazanını kaynatmaya başladı. Bizim sınır güvenliğimizi sağlama ve yıllardır ülkemizde misafir ettiğimiz kardeşlerimizin geri döneceği emin bir yer haline getirmek gayretlerimizi çarpıtmaya çalışanlar dört bir koldan saldırmaya başladı. Kimi, terör örgütlerine yönelik olduğu açık ve net ortadayken, bu operasyonu Afrin'deki Kürt kardeşlerimize karşı gibi göstermeye, kimi bizi Suriye'ye işgalle suçlamaya çalışıyor. Biliyorsunuz, Fırat Kalkanı Harekatı'nda 3 bini aşkın DEAŞ'lı ve yüzlerce PYD/YPG'liyi etkisiz hale getirdik. O zaman da bize benzer suçlamalarda bulundular. Ama şimdi teröristlerden arındırmakla kalmayıp, altyapısıyla, eğitimiyle, sağlığıyla tüm belediye hizmetleriyle ayağa kaldırdığımız Er Ray, Cerablus, El Bab arasındaki 2 bin kilometrekarelik alana yüz bine yakın kardeşimiz geri dönüp normal hayatını sürdürmeye başladı. Acaba şu anda Suriye'ye saldıranlar bunları görmüyor mu? Terör örgütlerine destek verenler bunları görmüyor mu?"
 
Afrin'de de aynısı olacağını kaydeden Erdoğan, "Önce teröristlerin kökünü kurutacak, sonra da orayı yaşanabilir hale getireceğiz. Kimler için? Misafir ettiğimiz 3,5 milyon Suriyeli için." dedi. 
 
"DEAŞ, PYD, YPG TIPKI BİR MADALYONUN İKİ YÜZÜ GİBİ"
 
Suriyelileri anavatanlarına geri göndereceklerini belirten Erdoğan, "Sürekli olarak çadırda, konteynırlarda, buldukları yere iskan edecek halimiz yok. Kardeşlerim, biz bu gerçeklerle yıllardır yüzleştiğimiz için aslında kimin nerede durduğunu gayet iyi biliyoruz." ifadelerini kullandı. 
 
DEAŞ bahanesiyle Afrin'i terör koridoruna dahil etmek isteyenlerin bugün DEAŞ'lılarla birlikte Türkiye'ye karşı açık ve net savaştığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Bölücü örgüt, güya hapishanelerde tuttuğu DEAŞ'lıları bize karşı beraberce savaşmak üzere salıvermiş. Çünkü bunların birbirinden farkı yok. Al PYD'yi vur DEAŞ'a. Al YPG'yi vur DEAŞ'a, DHKPC'ye. Hiç birbirinden farkı yok. Hepsi aynı. O da, o da terörist. DEAŞ, PYD, YPG tıpkı bir madalyonun iki yüzü gibi. Aynı senaryoda farklı roller üstlenmiş, aynı amaca hizmet eden terör örgütleridir. Her iki örgütün de ipini elinde tutanlar, işlerine geldiğinde birini, işlerine geldiğinde ötekini öne sürüyor." 
 
Rakka'da kuşatılıp kolayca imha edilebilecek olan DEAŞ'lıların kamyonlarla oradan çıkartılarak, çeşitli bölgelere dağıtıldığına işaret eden Erdoğan, "Bunların bir kısmının da ülkemize yönelik eylemler için rezervde tutulduğunu gayet iyi biliyoruz. Bunlardan haberdarız. Afrin'e yaptığımız operasyon, aynı zamanda işte bu rezervin bir kısmını da ortadan kaldırmaya yöneliktir." dedi. 
 
Allah'ın izni, milletin feraseti, güvenlik güçlerinin becerisiyle DEAŞ belasını uzak tutacaklarını dile getiren Erdoğan, "Aynı şeyi yıllardır bizim mücadelemizi engellemek için adeta ellerinden gelen herşeyi yapan diğer ülkeler yapabilir mi? Bu ülkeler daha düne kadar bizim kimlik bilgilerini verdiğimiz teröristleri bile kontrol altında tutmayı beceremeyip, kanlı eylemlerle çok açık, net bu tür eylemlere maruz kalmışlardır. Şimdi çok daha profesyonel, çok daha gözü kara, çok daha vahşi teröristlerle muhatap olduklarında neler yapacaklarını hep birlikte göreceğiz." diye konuştu. 
 
Erdoğan, Almanya'nın Hannover-Langenhagen Havalimanı'nda, izinsiz gösteri yapan terör örgütü PYD/PKK yandaşlarının Türk yolculara saldırdığını anımsattı.
 
Türkiye'ye dönecek yolcuların havalimanında dövüldüğünü aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Tekme tokat, ellerindeki sopalarla, çeşitli araçlarla dövmeye yöneliyorlar ve Alman polisi izliyor, seyrediyor. Böyle güvenlik olabilir mi? Bu senin en güvenli olduğun yer. Neresi? Havalimanı. Havalimanında bu yapılıyor, bunlara müdahale yok. Nereye kadar, nasıl olacak bu? Söylediğimiz zaman da 'doğru değil ha, olmuyor ha.' Biz bu gördüklerimize sessiz mi kalalım? Bu güne kadar zaten bunları hep yuttuk, yuttuk. Hep söylenen şey, 'Yargı var, hukuk var.' Tamam da bu nasıl yargı, bu nasıl hukuk? Oradaki yolcunun yol güvenliği yoksa sen nasıl devletsin, sormazlar mı? Biz de böyle bir şey olduğu zaman hemen ayağa kalkıyorsunuz. Kusura bakmayın, biz bu gerçekleri de söyleyeceğiz."
 
Kobani'den, Ayn el Arab'tan kaçarak, Türkiye'ye ve hükümete sığınan yüz binlerce kişinin bölge DEAŞ'tan temizlenmesine rağmen evlerine geri dönmediğini belirten Erdoğan, "Belki görünüşte DEAŞ gitti ama oraya bir başka terör örgütü çöreklendi. Yüzbinlerce insan, canından, malından, namusundan, geleceğinden emin olmadığı için evlerine geri dönmüyor, beklemeye devam ediyor. Eğer birilerinin iddia ettiği veya göstermeye çalıştığı gibi güya haklarını savunduğu insanlara dahi güven vermeyen bu örgütün gerçek yüzünü görmek, bilmek için daha başka neye ihtiyaç vardır?" dedi.
 
"Bunlar barbar, katil, hırsız, ırz düşmanı. Bunlar bölgemizin maruz kaldığı postmodern haçlı seferinin yeni işbirlikçileri." diyen Erdoğan, bölücü terör örgütünün Suriye'de ele geçirdiği yerlerde hakimiyet kurmak için Arap'ından Kürt'üne ve Türkmeni'ne kadar on binlece kişiyi bizzat öldürdüğünü veya beraber çalıştığı güçlere bombalatarak katlettirdiğini bilmeyenin olmadığına işaret etti. 
 
"AFRİN'DE TÜM İNSANLIĞIN DÜŞMANI BİR ZİHNİYETLE MÜCADELE EDİYORUZ"
 
"Kendilerine karşı çıkan herkesi DEAŞ'lı gibi gösterip, yaşadıkları yerlerin koordinatlarını verdikleri güçlere öldürtenlerin Suriye için, bölgemiz için hayırlı bir niyetli olması mümkün mü?" diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Elinde on binlerce çocuğun, kadının, yaşlının, masumun kanı olan bu örgütü destekleyip Türkiye'yi 'işgalci' diye itham edenlerin bırakın Kürtçülüğünü, bırakın sosyalistliğini, insanlığından şüphe ederim. Aslında biz Afrin'de aynı zamanda tüm insanlığın düşmanı bir zihniyetle de mücadele ediyoruz. Bunu görecekler, bunun ispatı olacak. Ateş altındaki sivillerin tahliyesini engelleyen, kadınları, çocukları, yaşlıları canlı kalkan olarak kullanan bu zihniyet, çukur eylemlerinde ve Fırat Kalkanı Harekatımızda da karşımıza çıkmıştı. Biz, 13-15 yaşındaki çocukların, dünyadan haberi olmayan yaşlı kadınların ellerine silah tutuşturarak fotoğraflar yayınlayan, kendisi lokmaya muhtaç garipleri haraca bağlayan bir örgütü tepelemeye çalışıyoruz. Dünyada insan hakları adına, özgürlükler adına, çocukları ve kadınları müdafaa adına çalışan ne kadar sivil toplum kuruluşu ne kadar devlet varsa hepsini de bu mücadelesinde Türkiye'yi desteklemeye davet ediyoruz."
 
"ZEYTİN BİZİM İNANCIMIZDA ÇOK KUTLUDUR"
 
Zeytin Dalı Harekatı'nın anlamına değinen Erdoğan, "Zeytin bizim inancımızda çok kutludur. Bu aynı zamanda özgürlüklerin müjdecisidir, özgürlüğün bir ifadesidir. Biz de bu zeytin dalı olarak bunu kullanırken dedik ki toparlayalım, kucaklayalım ve böyle bir özgürlük adımını atalım." dedi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörizmle mücadeleyi ve insan haklarını savunanlarla, bu kavramları istismar ederek kendi projelerini hayata geçirmeye çalışanların ayrımının bu süreçte çok daha iyi yapılacağını dile getirerek, şunları kaydetti: 
 
"Türkiye izlediği politika ile sadece kendi sınırlarını korumakla ve bin yıllık kardeşlerine gövdesini siper etmekle kalmıyor, aynı zamanda topyekun insanlığın onurunu da kurtarıyor. İnsanlık tarihinin en kadim yerleşim yerlerini yakıp yıkan, oluk oluk kan akıtan bu oyuna bizden başka 'dur' diyenin çıkmıyor olmasını üzüntü ile karşılıyoruz. Biz Zeytin Dalı Operasyonu ile bölgemiz üzerinde farklı emelleri olan güçlerin, derenin taşıyla derenin kuşunu vurma oyununu bir kez daha bozmuş olduk. Münbiç'ten başlayarak sınırlarımız boyunca bu oyunu boza boza devam edecek, bölgemizi bu musibetten tamamen temizleyeceğiz."
 
Obama dönemindeki harekatın adının da "Zeytinlik" olduğunu anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Sayın Obama döneminde bizim bir de Zeytinlik Harekatı vardı. Zeytinlik harekatında da ne yazık ki Obama orada bizi aldattı. O harekat Münbiç'i teröristlerden temizleme harekatıydı. Sözünde durmadı. Defaatle kendisiyle görüşmemize rağmen, biz üzerimize düşeni yaptık ama onlar yapmadılar. 'Biz buradaki teröristleri Fırat'ın doğusuna süreceğiz, Münbiç'i gerçek sahiplerine bırakacağız' dediler. Çünkü Münbiç yüzde 95 ile Araplarındır. Orada Kürt yoktur ama sözlerinde durmadılar çünkü hesap başkaydı. Hesap, orada yeniden bir terör devleti oluşturmanın hesabıydı. Adını Kürt Devleti koyuyorlardı. Burada Kürt yok ki yüzde 95 Arap var. Sen bu Arapları buradan kovuyorsun, oraya terör örgütünün mensuplarını yığıyorsun. Aynısını Kobani'de yaptılar. Onları, oradan kovdunuz, geldiniz oraya da yine aynı şekilde terör örgütünün mensuplarını yığdınız, teröristleri yığdınız. Bunları söyleyince rahatsız oluyor beyler. Biz doğruyu her yerde söyleyeceğiz."
 
Her mücadelenin bir bedeli olduğunu vurgulayan Erdoğan, "2015 yılı Temmuz ayından beri terörle mücadelede sınırlarımız içinde binin üzerinde şehit verdik. Fırat Kalkanı Harekatı'nda da 22 şehit verdik. Zeytin Dalı operasyonunda şehitlerimiz, gazilerimiz var ama özellikle ÖSO ve bizim şehitlerimizle beraber 7-8 şehidimiz varsa, 4 gün içerisinde karşı taraftan da 268 kişi etkisiz hale getirildi. Kararlı bir şekilde bu devam edecek. Ya çekip gidecekler ya çekip gidecekler. Bunun başka çaresi yok." diye konuştu.
 
Asker, polis, korucular ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) askerlerinin her şeyden önce şehadeti şereflerin en büyüğü olarak gördükleri için adeta ölümün üzerine üzerine gittiklerini vurgulayan Erdoğan, Allah'ın insanlara dünya hayatını ahiret hayatı için, cennet için feda eden şehitlerin diri olduklarını müjdelediğini ifade etti.
 
Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un "Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber / Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber" dizelerini okuyarak, zaten öyle olduğu zaman orada imanın tecelli ettiğini vurguladı.
 
"İşte orada ölümü korkutursun, ölümden korkmazsın. Şu anda askerlerimizi, Mehmetçiklerimizi ben öyle görüyorum." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Bu sabah askerlerimizle, Mehmet’imizle yapılan röportajlara baktığımızda 'Biz Afrin'e düğüne gidiyoruz' diyorlar. Elhamdülillah, buna inanmak öyle sıradan herkesin karı değil. Ama bizim Mehmet’imizin yetişmesi, elhamdülillah böyle. Buradan Zeytin Dalı Operasyonu'nda, daha önceki sınır ötesi operasyonlarımızda, terörle mücadelede, 15 Temmuz'da verdiğimiz tüm şehitlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet, yakınlarımıza ve milletimize başsağlığı diliyorum gazilerimize sıhhat temenni ediyorum, hala operasyon halindeki tüm güvenlik güçlerimizi Rabbim korusun, esirgesin, zafere ulaştırsın diyorum."
 
Bu günlerin aynı zamanda millet olmanın daha iyi hissedildiği günler olduğuna değinen Erdoğan, Türkiye'nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine 81 vilayeti ve 80 milyon insanıyla Zeytin Dalı Harekatı konusunda ortaya koyduğu birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunun, Mehmet Akif'in "Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz / Gelmişiz dünyaya, millet, milliyet nedir öğretmişiz." dizelerini hatırlattığını söyledi.
 
"CUMHURİYET TARİHİMİZ BOYUNCA BİZİ RAHAT BIRAKMADILAR"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece bir zamanlar değil bugün de hem de tüm dünyaya örnek olacak bir millet olunduğunu görmenin mutluluğu içerisinde olduğunu belirtti.
 
Türkiye'nin bu milli politikasına destek veren tüm vatandaşlara, siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına, dualarıyla askerlere destek olan tüm gönül erlerine şükranlarını sununan Erdoğan, "Ülkemiz, bir asır önce milletimizi bölmeyi, parçalamayı, aramıza tefrika sokmayı başardıkları için uçurumun kenarına getirilmişti. Çanakkale'de başlayan dirilişi, İstiklal Harbimizde kuruluşa dönüştürerek bu cendereden çıkmıştık. Cumhuriyet tarihimiz boyunca bizi rahat bırakmadılar. Kimi zaman ideolojik cepheleri, kimi zaman mezhep, köken farklılıklarını, sosyal-siyasal fay hatlarını kullanmak suretiyle bizi hep kendimizle kavga eden, kendi içinde didişen bir ülke olarak tutmaya çalıştılar." diye konuştu.
 
Erdoğan, Türkiye'nin son 15 yılının diğer birçok atılımların, hizmetlerin yanında milli birlik ve bütünlüğün de güçlenmesine vesile olduğunun altını çizerek, 15 Temmuz'un bu anlayışın adeta zirvesi olduğunu bildirdi.
 
PKK'ya karşı nasıl birlik ve beraberlik içinde olunduysa, FETÖ'ye karşı da tek yürek olarak hareket etmek başarıldığı için bu sürecin herhangi bir yıkıma uğramadan atlatılabildiğini belirten Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Bugün artık ülkemiz adına hangi mücadeleye girersek girelim biliyoruz ki arkamızda yüreğiyle, bileğiyle, cesaretiyle, kararlılığıyla koskoca bir millet var. Askerimiz cephede savaşıyor ama Adıyaman'daki vatandaşlarımızdan Amasya Suluova'daki muhtarlarımıza, ülkemizdeki Suriyelilerden, yaşadıkları çadırlardan seslerini duydukları tanklarımızın önüne gelip kurban kesen Yörüklerimize kadar tüm milletimiz onlarla birlikte olmak için işte burada olduğu gibi can atıyor. Dünyada bizden başka, ucunda şehadetin olduğu bir mücadeleye böylesine gönüllü olarak, böylesine aşkla, böylesine sevdayla koşan, koşmak isteyen bir başka millet tanımadım, tanımıyorum. Yüreklerimiz aynen burada olduğu gibi toplu vurduğu müddetçe milletimizi sindirecek hiçbir güç yoktur. Çünkü biz vatanın ne demek olduğunu biliyoruz. Vatan sahibi olmanın, vatana sahip çıkmanın, vatanı gelecek nesillere bırakmanın öyle kolay olmadığını gayet iyi biliyoruz."
 
Erdoğan daha sonra Abdurrahim Karakoç'un "Vatan ve Biz" şiirinden, "İmzan varsa tarihinde dününde / Set oldunsa düşmanların önünde / Milleti kahreden acı gününde/ Gözyaşı dökersen bu vatan senin / Sütü bozuk dar zamanda el olur/ Her kavgada yiğitlere gel olur / Yanan yüreklere ırmak, sel olur / Çağlayıp akarsan bu vatan senin." dizelerini okudu. 
 
"BİZİ BÖLEMEYECEKLER"
 
Erdoğan, soylu bir akına çıkılan şu günlerde hep birlikte vatana daha sıkı sahip çıkılacağını, bunun için daha çok çalışılacağını aktardı.
 
Askerin, sınır boylarında ve sınır ötesinde, polisin ve jandarmanın yurdun her köşesinde teröristle, hırsızla, uğursuzla olan mücadelesini en iyi şekilde yerine getirdiğini, herkesin de vazifesine sahip çıkması gerektiğini dile getiren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
 
"Esnaf dükkanında, memur dairesinde, çiftçi toprağında, iş adamı ofisinde, ihracatçı dünyanın dört bir yanında işini en iyi şekilde yapacak ki, vatanımıza borcumuzu ödeyebilelim. Öğrencilerimiz okullarında en iyi eğitimi alacaklar ki ülkemizin geleceğini güvenle onlara emanet edebilelim. Elbette dualarımız askerlerimizle birlikte olacak, kalplerimiz onlarla birlikte çarpacaktır. Ama vatanımız için yapacağımız en güzel iş, kendi sorumluluk, yetki ve kabiliyet alanımızda olabileceğin en iyisini ortaya koymaktır."
 
Erdoğan, tek millet vurgusu yaparak, "Bizi bölemeyecekler, biz birbirimizi Yaradan'dan ötürü seveceğiz, paradan, puldan, makamdan dolayı değil." dedi.
 
Türk bayrağının güzelliğinde bayrak tanımadıklarını vurgulayan Erdoğan, bayrağın renginin şehidin kanı, hilalin bağımsızlığın ifadesi, yıldızın şehidin kendisi olduğuna dikkati çekti.
 
"Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır / Toprak, eğer üstünde ölen varsa vatandır." ifadesini kullanan Erdoğan, 780 bin kilometrekarelik vatan topraklarının şehit kanlarıyla yoğrulduğunu belirtti.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim vatanımız tarla değildir, şehit kanlarıyla yoğrulmuş bir vatandır. 780 bin kilometrekare. Bunun üzerinde kimse herhangi bir bölme, parçalama avına giremez. Girdiği anda, Gabar'da, Cudi'de, Kato'da, Tendürek'te, Kandil'de her birimiz F-16 oluruz, helikopterlerle üzerlerine yağarız, tank oluruz, top oluruz inlerine kadar gireriz." diye konuştu.
 
Zeytin Dalı Harekatında Mehmetçiğin F-16'larla toprağı pas geçecek şekilde deliğe bombayı bıraktığını hatırlatan Erdoğan, "Bunların inlerine inlerine gireceğiz. Ama içeride ama dışarıda. Çünkü bu vatanı böldürmeyeceğiz." görüşlerine yer verdi.
 
"Bizim Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden başka devletimiz yok" diyen Erdoğan, bu yola böyle devam edileceğine işaret etti.
 
Erdoğan, konuşmasını, "Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız" sözleriyle bitirdi.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.