Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Bu Amerika yönetiminin düşmüş olduğu aczi gösteriyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Bu Amerika yönetiminin düşmüş olduğu aczi gösteriyor
TÜRKİYE / 8 Eylül 2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan’a hareketinden önce Atatürk Havalimanı‘nda açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan'a hareketinden önce Atatürk Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD'de tutuklu bulunan Rıza Sarraf'ın dâhil olduğu davaya eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın da dâhil edildiği iddialarının hatırlatılması üzerine, "Bu konu gerçekten çok çok ilginç bir konu. Şu anda bunu hukuki bir mantık içerisinde yorumlamak zaten mümkün değil. Burada bizim eski Ekonomi Bakanımıza yönelik atılan bu adımı, açık söylüyorum, ben Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yönelik bir adım olarak değerlendiriyorum. Zira burada şahsına yönelik bir iddiayı ortaya koyabilmiş değiller." dedi.
 
ABD'nin, Çağlayan'ın "İran'a yönelik yaptırımları deldiği" iddiasını öne sürdüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"İran'a biz bir defa herhangi bir yaptırım uygulama kararı Türkiye olarak almadık ki... Bizim İran ile ikili ilişkilerimiz var, hassas ilişkilerimiz var. İran'dan özellikle doğal gazımızın, petrolün bir kısmını oradan alıyoruz. Biz bunu kendilerine de o zaman söyledik. Ben bunları Sayın Obama'ya da söyledim, diğer bu konularla ilgilenen kişilerine, başta Dışişleri Bakanları olmak üzere onlara da söyledik. Yani dedik 'Biz burada böyle bir yaptırım içerisine girmeyiz.' Bu ekonomik ilişkileri yürüten bakanımız kim? Ekonomi Bakanı. Ekonomi Bakanı hükümetin attığı adıma ne yapacaktır? Uygulayanlardan bir tanesi olacaktır. Dolayısıyla atılan bu adımlar tamamen siyasidir. ABD bir defa bu konuyu -tabii bu gidişimizde orada da inşallah görüşme fırsatı buluruz- gözden geçirmesi lazım. Bu işlerin arkasından çok pis kokular geliyor. Rıza Sarraf olayı da öyledir. Halk Bankamızın Genel Müdür Muavini Hakan Bey ile ilgili konu da öyledir. Bunların hepsi. Diğer isimler yine öyledir."
ABD'DE KORUMALAR HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILMASI
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD'ye yaptığı son ziyarette, Washington'da PKK terör örgütü mensuplarının kendilerine adeta saldırıyor havasına girdiğini de hatırlatarak, şöyle devam etti:
 
"ABD güvenlik güçlerinin orada kalkıp da herhangi bir tedbir almaması, onları oradan derdest etmemesi de bu pis kokunun bir ifadesidir. O olayla ilgili biliyorsunuz, benim korumalarım hakkında soruşturma açtılar. Hatta hatta, olay günü orada olmayan korumalarım hakkında, eşimin iki koruması bayan, onlarla ilgili de aynı şeyi yaptılar. Bu nedir? Bu Amerika yönetiminin düşmüş olduğu aczi gösteriyor. Kendilerine de bunlar bildirildi. Büyük bir devlet olabilirsin ama adil devlet olmak başka bir şeydir. Sıkıntı burada. Onun için de adil bir devlet olmak, hukuk sisteminin adil işlemesinden geçer. Eğer hukuk sisteminiz adil işlemiyorsa bu sıkıntılar sürekli olarak o pis kokuları da getirir."
 
Bir gazetecinin "Son günlerde Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden Türkiye'nin üyelik sürecine ilişkin farklı açıklamalar geliyor. Seçim atmosferindeki Almanya'da Merkel'in 'Türkiye AB'ye üye olmamalı' şeklinde bir açıklaması var. Buna karşı Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un 'Türkiye önemli ortak' şeklinde açıklaması oldu. Yine AB yöneticilerinin de 'Türkiye ile müzakereler devam etmeli', 'Türkiye çok önemli partner' şeklinde açıklamaları oldu. Siz bu açıklamaları nasıl yorumlamak istersiniz?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu açıklamalara yabancı olmadıklarını, 15 yıldır bu tür açıklamalarla oyaladıklarını, hala aynı açıklamaların devam ettiğini söyledi.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'deki referandum öncesinde Avrupa ülkelerinin takındığı tavrın çok açık, net ortada olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Şahsım başta olmak üzere, bakanlarımızın birçoğuna kendi ülkelerine geliş müsaadesi dahi vermediler. Kendi ülkelerinde soydaşlarımızla yapacağımız toplantılara müsaade etmediler. Hâlbuki bu onlarla alakalı bir şey değildi. Bu, onların ülkesindeki herhangi bir partiye oy vermek veya oradaki bir referanduma iştirak etmek gibi bir süreç de değildi. Bu, ülkemizdeki bir referandum sürecine orada yaşayan soydaşlarımızın demokratik haklarını o ülkede özellikle kullanma hakkıydı. Bunlar karşılıklı olarak mutabakat neticesinde gerçekleştirilmiş, atılmış adımlardı. Buna dahi müsaade etmediler. Ama terör örgütlerinin önde gelenlerine ne yazık ki Batı, kendi ülkelerinde kampanya yapmalarına müsaade etti. Hatta teröristlerin, kendi ülkelerinde bakıyorsunuz konferansla bağlanmalarına da yine müsaade ettiler. Fakat bize karşı ne yazık ki burada olumsuz davranışları oldu. Biz bunları kendilerine sorduğumuz zaman da hiç bir cevap veremediler. Çünkü bunların hayatı hep böyle geçti. Şu anda da kendi içlerinde birbirlerine girdiler. Yatıyorlar, kalkıyorlar AK Parti, Türkiye, Erdoğan... Tamam da bizimle ne işiniz var. Kendi içinizde seçim yapıyorsunuz. Nasıl yapacaksanız seçiminizi yapın. Erdoğan'a vurmak, Türkiye'ye vurmak size oy mu kazandıracak? Bunu nereye kadar böyle götüreceksiniz?"
YÜZÜME BAKAMIYOR
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yarın bir gün, uluslararası toplantılarda ne olacak? Hollanda'nın başbakanı ile olduğu gibi  mi olsun? Bak şimdi o yüzüme bakamıyor, benim zaten yüzüne hiç baktığım yok. Daha hükümet kuramadı. Ne hale düştü. Yarın Almanya'da da benzer şeyler olabilir." dedi.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Almanya'nın elinde bulundurduğu güç Türkiye'nin özellikle sosyopolitik gücünü yok etmeye muktedir değildir. Bizim bu noktadaki gücümüz çok çok farklı. Artık Türkiye birçok şeyi aşmış vaziyette. Bu ufku, Türkiye açtığı için de zaten bunlar rahatsız oluyor. Bundan sonra hedef artık 2023'tür. 2023'te sosyolojik olsun, ekonomik olsun, iktisadi olsun, kültürel olsun, bütün bu alanlarda Türkiye'yi inşallah çok daha farklı bir yere, inşallah 2019 Başkanlık sistemindeki atılan yeni adımla birlikte çok daha farklı bir yere taşımış olacağız." değerlendirmesini yaptı.
 
Almanya'da kurucularının ağırlığını Türklerin oluşturduğu bir partinin seçime katılacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Bu seçimde, lokal bir bölgede seçime giriyorlar. Onlar da ismimizi büyük ihtimalle belki de oradaki Türkleri birleştirici bulması açısından kullanıyor olmuş olabilirler. Eğer onların gücüne bizim portremiz bir güç katacaksa 'hayırlı olsun' diyorum. Keşke Almanya'nın tümünde bu seçime katılabilme imkanını yakalasaydılar. Bunu bu seçimde yakalayamadılar ama bu bir adımdır. En azından güçlerini görmesi bakımından bir adımdır. Şimdi bu adım onlara daha sonra Avrupa Parlamentosuna o seçimlere girmede biliyorsunuz parti olayı orada söz konusu değil, bireysel olarak o seçimlere katılma şansları var. Bireysel olarak o seçimlere katılmak suretiyle Avrupa Parlamentosuna bu vesileyle belki girebilecek arkadaşlarımız olur. Örneğin işte daha önce Ozan Ceyhun, onlar o şekilde Avrupa Parlamentosunda görev yaptılar. Ben bunun hayırlı bir adım olduğuna inanıyorum. Hiç korkmayacaklar. Kendilerini ortaya koyacaklar, katılacaklar ve böylece orada yaşayan soydaşlarımızın da gücünü görme bakımından isabet olacak diye düşünüyorum."
 
DEVLET BAHÇELİ
 
"Sayın Devlet Bahçeli'nin süreç başladığında sizin yardımcınız olacağı yönünde bir takım iddialar var. Bu iddialarla ilgili ne söylemek istersiniz?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şu yanıtı verdi:
 
"Değerli arkadaşlar, bunların hepsi yani suyu bulandırmaktan başka bir işe yaramıyor. Hep söylüyoruz, bunlar doğmamış çocuğa don biçiyorlar. Herkes bir defa yerini, konumunu bilsin. Biz Türkiye'de siyaset yapıyoruz. Yani Sayın Bahçeli ile şu süreçte partimiz gayet güzel bir diyalog içinde oldu ve bundan sonraki süreçte de bu diyaloğun, bu dayanışmanın temenni ederim ki güçlenerek devamı Türkiye'nin geleceği bakımından çok çok önem arz etmektedir ve bu geleceği inşa ederken, ihya ederken görüşmeler neticesinde her şey olabilir. Bunu kimsenin bir kenara atmasına hakkı yok. Ana muhalefet partisi Kandil ile irtibat kuruyor, bunu hiç gündeme getirmiyorlar da bu ülkede yerli ve milli davranan liderlerin veya partilerin görüşmeleri, konuşmaları bunları niye rahatsız ediyor? Bizim bir defa çok önemli bir yanımız var; yerliyiz ve milliyiz. CHP ve HDP'ye baktığınız zaman bunların yerli ve milli bir yanı yok. Tam aksine bunlar bu ülkeye saldıran, bu ülkeyi her yere, Batı'ya, dünyaya şikayet etmek suretiyle nereden önünü keseriz, bunun gayreti içinde olanlarla koalisyon halindeler."
 
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun, terörle mücadelede kullanılan silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) ilgili eleştirisini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Neymiş? Sivilleri vurmuş... Nerede o siviller?" dedi.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"SİHA'lar teröristleri vuruyor ve silahlı kuvvetlerimiz, güvenlik güçlerimiz çok daha güçlü hale gelmek suretiyle terörizmle, teröristlerle, terör örgütleriyle bu mücadelesini sürdürecektir ve bunu CHP'nin temsilcileri, vesaireleri durduramaz. Ben beklerdim ki CHP'nin genel başkanı çıksın 'Ey Tanrıkulu, sen kimden yanasın, teröristlerden yana mısın yoksa bu ülkenin güvenlik güçlerinden yana mısın?'... Bugüne kadar bu kadar bizim güvenlik gücümüz şehit oldu, bu kadar sivilimiz bizim şehit oldu, bunların sesi çıktı mı? Çıkmadı. Biz şimdi silahlı İHA'larımızı yaptık, tabii terör örgütü artık kaçacak delik arıyor. Böyle bir dönemin içinde de bu beyler, ölen teröristleri savunur hale geldiler. Biz sizi tanıyoruz zaten. Siz bunların cenazelerine katılır, onlarla beraber hareket eder, onların gittikleri yerlerde beraber olur, bütün bunlardan sizi tanıyoruz. Tek farkınız var siz CHP'siniz, onlar HDP. Farkınız bu ama sizin yerlilik, millilik diye bir özelliğiniz yok ve hangi merciye müracaat ederlerse etsinler, biz bu attığımız adımların sonuna kadar doğru olduğuna ve bu kararlılıkla terörle mücadeleyi de terör örgütünden bir kişi dahi kalmayıncaya kadar sürdüreceğiz ve bu alanda da savunma sanayimizi geliştiriyoruz ve bu konuyla ilgili de her türlü biz silahlanmamızı da gerçekleştirdik, gerçekleştiriyoruz. Yeter ki bunları yerli ve milli olarak üretebilir hale gelelim. Çok daha rahat bu mücadeleyi içeride ve dışarıda sürdürelim."
BÖYLE YÜRÜMEYECEĞİNE KARAR VERDİK
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Varlık Fonu Başkanı Mehmet Bostan'ın görevden alınmasına ilişkin soru üzerine, Varlık Fonu'nda hedeflenen, arzulanan bir sürecin olmadığını söyledi.
 
Türkiye Varlık Fonu'nun, Başbakan Binali Yıldırım'a bağlı olduğunu, Cumhurbaşkanı olarak kendisiyle bir bağlantısı olmadığını anlatan Erdoğan, "Ama biz Sayın Başbakan ile de istişarelerimizi yaparak bu konuda kararımızı alırız. Sayın Başbakan da ben de bu gelişmeleri gördük. Böyle yürümeyeceğine karar verdik. Bu karar neticesinde de 'bu adımın atılması isabetlidir' dedik. Sayın Başbakan da bu konuda adımını attı. 'Hayırlı olsun' diyeceğiz. Çünkü Varlık Fonu'nu bizim yeniden reorganize etmemiz şart. Onun da adımını, inşallah Kazakistan sonrası Sayın Başbakan ile değerlendirip, atacağız." ifadelerini kullandı.
 
Türk dünyasının aksakalı Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ile yapacakları görüşmelerde, ikili ilişkilerin daha da güçlendirilmesi noktasında konuları ele alacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Ayrıca bölgesel ve küresel meseleler hakkında da görüş alışverişinde bulunacağız. Ziyaretimiz vesilesiyle çeşitli anlaşmalar imzalayacağız. Astana Expo 2017 fuar alanını ve Türk standını inşallah bu ziyaretimiz sırasında görme fırsatımız olacak. Ayrıca Kazakistan’ın ev sahipliğinde düzenlenecek İslam İşbirliği Teşkilatı 1. Bilim ve Teknoloji Zirvesi'ne de iştirak edeceğiz. Bu zirveye iştirak edecek devlet ve hükümet başkanlarıyla da kapsamlı görüşmelerim olacak. Burada hem ikili münasebetlerimizi hem de Suriye, Irak, Filistin, Myanmar başta olmak üzere önemli bölgesel meseleleri istişare edeceğiz."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Arakan’da yaşanan insani dramın son bulması için çok taraflı bir diplomasi yürüttüklerini ifade ederek, "Mübarek Kurban Bayramı süresince bu konuyla ilgili olarak 20’yi aşkın liderle telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Ayrıca eşim ile Dışişleri Bakanımız, oğlum ve Sosyal Politikalar Bakanımız da, genel başkan yardımcım Ravza Hanım da Bangladeş’e sığınan Rohingyalı Müslümanları ziyaret ettiler. Sorunun tüm muhataplarıyla görüşüyor, bir taraftan da insani yardımlarımızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz." dedi.
 
Türkiye'nin gayretleri sonucunda yavaş da olsa bazı konularda netice almaya başladıklarını belirten Erdoğan, " TİKA, bin tonluk insani yardım malzemesinin dağıtımını gerçekleştirdi. İkinci etapta yine 10 bin tonluk gıda, ilaç, giysi vesaire bunları planlıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız da sadra şifa olmak için tüm imkanlarını seferber ediyor. İnşallah bu zirve, yaşanan zulme karşın İslam İşbirliği Teşkilatı’nın sesinin daha gür çıkması açısından bir fırsat olacaktır. Şu andaki çadır kamplarının ne yazık ki yaşanır bir durumu yok. Eğer Bangladeş yönetimi orada bize bir bölgeyi tahsis edebilirse orada daha yaşanılabilir çadır kampları kurmayı planlıyoruz." diye konuştu.
 
KAZAK HALKININ KADİRŞİNASLIĞINI ASLA UNUTMAYACAĞIZ
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, zirve kapsamında Arakanlı Müslümanların durumu hakkında gayriresmi devlet veya hükümet başkanları toplantısı gerçekleştirmeyi planladıklarını belirterek, şöyle devam etti:
 
"Bu toplantının yapılmasını biz önerdik. Sağ olsun İslam İşbirliği Teşkilatı Sekretaryası ve Kazakistan başta olmak üzere birçok ülke de bizim bu teklifimize destek oldular. İnşallah yapılacak bu toplantıyla akan mazlum kanının durması için önemli bir adım atacağız. Ben buradan teklifimize destek veren tüm taraflara teşekkür ediyorum. Tüm üye ülkelerin toplantının en iyi şekilde icrası noktasında elini taşın altına koyacağına da inanıyorum. Türkiye ve Kazakistan dost ve kardeş ülke olmanın yanında stratejik ortaktır. Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Nazarbayev’in 2009 Ekim ayında ülkemizi ziyareti sırasında stratejik ortaklık anlaşması imzalamıştık. 2012 yılında ise Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’ni ihdas etmiş ve ilk toplantısını ülkemizde, ikinci toplantıyı Nisan 2015’te Astana’da düzenlemiştik. Müteakip toplantıyı inşallah 2018 yılında yine ülkemizde düzenleyeceğiz. Yapacağımız bu ziyaret, konsey toplantısının hazırlıkları bağlamında da önem arz ediyor."
 
15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası Türkiye'yi ziyaret eden ilk devlet başkanının Nazarbayev olduğunu anımsatan Erdoğan, "Kazak halkının bu kadirşinaslığını asla unutmayacağız. Kazakistan FETÖ ile mücadelede de ülkemizle dayanışma içinde hareket ediyor. Kazak kardeşlerimiz, yalanı, takiyeyi, iftirayı, örgüt çıkarları için kan dökmeyi mübah gören bu insan müsveddelerinin kendileri için de ciddi bir tehdit olduğunu biliyor. İnşallah önümüzdeki süreçte başta FETÖ olmak üzere terörle mücadele alanındaki iş birliğimizi daha da derinleştireceğiz. Bu ziyaretimin ve İslam İşbirliği Teşkilatı Bilim ve Teknoloji Zirvesi’nin ülkelerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum." şeklinde konuştu.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.