Cumhurbaşkanı Erdoğan: Partimizde köklü bir değişim sürecini başlattık
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Partimizde köklü bir değişim sürecini başlattık
TÜRKİYE / 23 Ağustos 2017
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen "39.Muhtarlar Toplantısı"nda Afyonkarahisar, Aksaray, Amasya, Ankara, Aydın, Batman, Denizli, Gümüşhane, Kocaeli, Kütahya, Mardin, Muğla, Nevşehir, Rize, Tokat ve Tunceli'den gelen muhtarlarla bir araya geldi.
Erdoğan'ın konuşması öncesinde FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında yaşananlara ilişkin bir sinevizyon gösterisi yapıldı.
 
Konuşmasında en son ramazan ayında iftar vesilesiyle muhtarlarla bir araya geldiğini anımsatan Erdoğan, 2015 yılı Ocak ayından beri sürdürdükleri bu güzel buluşmaları, Türkiye'deki tüm muhtarlarla kucaklaşana kadar devam ettireceklerini bildirdi.
 
Devletin en üst mercisi olan Cumhurbaşkanı ile en yaygın ve sayıca en çok temsilcisi olan muhtarların tarihte ilk defa bu şekilde yüz yüze geldiğini belirten Erdoğan, "Milletimizle birlikte çıktığımız büyük ve güçlü Türkiye'yi inşa yolunda muhtarları ihmal etmemiz mümkün değildir. Bu buluşmaların başlamasıyla, muhtarlarımızın hem mahallelerindeki hem de kurumlar nezdindeki itibarlarının zaten olması gereken seviyeye çıktığının haberlerini de memnuniyetle alıyorum." diye konuştu.
 
Erdoğan, daha önceki dönemlerde Türkiye'de birilerinin ısrarla muhtarları küçümsemeye çalıştığına işaret ederek, şunları söyledi:
 
"1998 yılında siyasi yasaklı durumuna düştüğüm zaman kendi akıllarınca beni tahkir etmek için 'muhtar bile olamaz' manşeti atmışlardı. Halbuki biz biliyoruz ki bu tür yaklaşım içinde olanların hiçbiri de oturdukları mahallenin muhtarlığına aday olsalar seçilemezler. Çünkü milletimiz bunlara güvenip, mahallesini teslim etmez. Bunlara 5 koyun ver, kaybedip gelirler. Milletin huzuruna çıkıp destek istemek, oy almak, sandıktan başarıyla çıkmak öyle her babayiğidin harcı değildir. Bunun için muhtarlıktan başlayarak, milletimizin teveccühünü kazanarak sorumluluk üstlenen herkes benim nezdimde muteberdir, kıymetlidir. Seçimle göreve gelenlerden bazılarıyla anlaşamıyor olabiliriz, farklı düşünceler, yaklaşımlar içinde olabiliriz. Milletimize bunları anlatıp, meseleyi kendi zaviyemizden izah ederiz. Ama milletin teveccühüyle göreve gelmişse, bu emanete ihanet etmediği sürece biz, kendisine saygı duyarız."
 
MUHTARLARIN TAMAMINA ULAŞANA KADAR...
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Muhtarlarımız arasında da bizim düşünce ve gönül dünyamızın dışında fikir ve meşrep sahibi arkadaşlarımız olabilir. Kendileriyle bire bir karşılaşırsak oturur, konuşur, tartışır müzakeremizi de yaparız. Biz, terör örgütleriyle arasına mesafe koymuş olması şartıyla, hiçbir muhtar kardeşimizi özel olarak dışlayamayız. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin kapısı tüm muhtarlarımıza açıktır, bunu böyle bilmenizi isterim." dedi.
 
Bu anlayışla muhtarların tamamına ulaşana kadar bu buluşmaları sürdüreceklerini anlatan Erdoğan, yeni yapılan binada aynı anda 2 bin kişiye hitap etme ve ikram imkanının olacağını, o zaman çok daha seri bir şekilde bu toplantıların yapılacağını kaydetti.
 
Mevcut mekanda 400-450 kişiyle bir arada olabildiklerini belirten Erdoğan, "Ondan dolayı biraz ağır gidiyor ama böyle de olsa hamdolsun bu adımı attık." diye konuştu.
 
Erdoğan, 14 Ağustos'ta AK Parti'nin 16. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Türkiye'nin 15 yılının özetinin özeti sayılabilecek bir muhasebesini yaptıklarını anımsatarak, yaşananları art arda sıraladıklarında ne büyük imtihanlardan geçilerek bu günlere gelindiğinin çok daha iyi göründüğünü ifade etti.
 
BİRÇOK OYUNLARI BOZMAK ZORUNDA KALDIK
 
"Gerçekten de Türkiye'nin son 16 yılı hiçbirimiz için kolay geçmedi. Bir yandan ülkemizi çok büyük hizmetlerle tanıştırırken, diğer yandan da bugüne kadar rastlanmadık engelleri aşmak, birçok oyunları bozmak zorunda kaldık. Allah'a hamdolsun bunları da başardık." diyen Erdoğan, ilk sınavı 2002 yılında AK Parti iktidara geldiğinde verdiklerini belirtti. Erdoğan, AK Parti iktidar olduğunda kendisinin siyasi yasaklı bulunduğunu ve TBMM'de yer alamadığını anımsatarak, ilk sınavı bu "garip durumu" aşarken verdiklerini kaydetti.
 
Erdoğan, 2003'te bu yanlışı düzeltip Meclis'teki ve hükümetteki yerini alırken, 1 Mart Tezkeresi, Süleymaniye'deki askerlere yönelik saldırı ve hükümet çalışmalarını engellemeye yönelik sinsi oyunlar sebebiyle olukça zorlu bir dönem geçirdiklerini hatırlatarak, 2004'te hukuk reformları çerçevesinde Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırdıklarını aktardı.
 
İktidarlarının ilk ayında Olağanüstü Hal'i (OHAL) kaldırdıklarını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Olağanüstü Hal'i kaldırdık da değişen bir şey oldu mu? Maalesef bölge, terörle çok daha farklı bir şekilde tanışma noktasında oldu. Artık şu andaki Olağanüstü Hal'in o zamanki Olağanüstü Hal ile bir alakası var mı? Hiç yok. Şu andaki Olağanüstü Hal'in en önemli özelliği nedir? Terör örgütlerini defetmek, onları inlerinden bulup çıkarıp gömmektir. Şimdi benim Güneydoğu'daki, Doğu'daki, ülkemdeki halkım huzura ulaşmadıkça biz, devlet başkanı olarak sorumluluğumuzu yerine getirmiş olamayız. 'Eğer bu köyden, mahalleden bizim dışımızda herhangi bir partiye bir tane oy çıkarsa, bilesin ki öldürülürsün.' Bu tehdit altında benim muhtarım olduğu sürece ben sorumluluğumu yerine getirmiş olamam. Eğer benim muhtarlarım kaçırılıyor, işkence ediliyor ve kaçırıldıktan sonra da bazı muhtarlarımız öldürülüyorsa biz, görevimizi yerine getirmiş olamayız. Onun için de el ele, omuz omuza vereceğiz ve Olağanüstü Hal ile bölgeyi huzura, mutluluğa erdirene kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz."
 
Erdoğan, demokratik reformlar kapsamında farklı dil ve lehçelerde televizyon ve radyo yayınlarına kendilerinin imkan sağladıklarını hatırlattı. 
 
En önemli ekonomik reformlarından birinin Türk lirasından 6 sıfırı atmak olduğunu anımsatan Erdoğan, "Paramızda istemediğiniz kadar sıfır vardı hatırlayın, o sıfırları attık mı? Attık. Tuvalete gidişin fiyatı 1 milyondu. Halbuki biz eskiden delikli kuruşlarla gidiyorduk. Nerelerden nerelere getirdik ülkeyi ama şimdi böyle bir durum söz konusu değil. 6 sıfır atmak suretiyle paramıza itibarını yeniden kazandırırken, demokratik ve hukuki reformlarımızı da kesintisiz sürdürdük." diye konuştu.   
 
Türkiye'nin 2006'da bir Danıştay saldırısı ile karşı karşıya kaldığını, Trabzon'daki rahip cinayeti ve çeşitli terör olayları gibi her biri ayrı bir provokasyon olan karanlık olaylar zinciriyle sarsıldıklarını aktaran Erdoğan, 2007'de 27 Nisan "elektronik bildiri" ve buna karşı verdikleri güçlü cevabın demokrasi tarihine altın harflerle yazılırken, Hrant Dink cinayeti gibi karanlık olayların da tırmanarak sürdüğünü söyledi.
 
ÜLKEMİZ İÇİN EN HAYIRLI NETİCESİ...
 
"Bu sürecin ülkemiz için en hayırlı neticesi, cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesine imkan veren ve 16 Nisan'a kadar uzanan gelişmelerin önünü açmış olmasıdır." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"2008 yılı Meclisin özellikle başörtü ile ilgili kararına karşı '411 el kaosa kalktı' manşeti üzerinden başlayan sürecin pek çok provokasyonun eşliğinde partimize kapatma davası açılmasına kadar uzandığı bir yıl oldu. 2009 yılında ülkemizdeki tüm kesimlerin sorunlarına çözüm bulmak için çalışmalarımızı hızlandırdık. 2010 yılı, Mavi Marmara saldırısı, PKK'nın kanlı eylemleri, anayasa değişikliği halk oylaması gibi hadiselerle geçti. 2011 yılı seçimleri öncesinde daha önce CHP Genel Başkanı'nın değiştirilmesi ile başlayan kasetler yoluyla siyaseti dizayn projesinin MHP'yi de içine alacak şekilde genişlediğine şahit olduk. 2012 yılı MİT Müsteşarına yönelik tutuklama girişimi, Suriye'nin uçağımızı düşürmesi, Gaziantep'teki bombalı saldırı ki 56 vatandaşımız şehit oldu, Suriye'deki çatışmalarda ateşlenen top mermilerinin topraklarımıza düşmeye başlaması gibi hadiselerle adeta Türkiye'nin yeni bir döneme girdiğinin habercisiydi."
 
2013 yılının saldırıların iyice arttığı ve artık aleniyet kazandığı bir yıl olduğunu hatırlatan Erdoğan, Reyhanlı saldırısı, Gezi olayları, dershaneler kapatılması kararının alınması, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesinin uygulamaya sokulması, 17-25 Aralık Emniyet Yargı Darbesi ve milli iradeye saygı mitinglerinin de o yıl gerçekleştiğini aktardı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2014 yılı, tarihimizin en büyük ihanetlerinden biri olan MİT tırları hadisesini yaşadığımız, HSYK'nın yapısının değiştirilmesi başta olmak üzere FETÖ ile mücadele için gereken adımları kararlılıkla atmaya başladığımız bir yıl oldu." dedi.
 
Aynı yıl Türk tarihinde ilk defa bir cumhurbaşkanının doğrudan halkın seçimi ile göreve seçildiğini bildiren Erdoğan, 2015 yılında ise hiçbir partinin tek başına hükümet kuramadığı 7 Haziran seçimlerinin ardından ülkeyi sağ salim 1 Kasım seçimlerine götürerek bu yılın krizi çözdükleri bir yıl olduğunu anımsattı. 
 
2016 YILI ÖNEMLİ TEDBİRLERİ HAYATA GEÇİRDİĞİMİZ BİR YIL OLARAK BAŞLADI
 
Bu dönemde Türkiye'nin, bölücü terör örgütünün eylemleri ve DEAŞ'ın giderek artan saldırıları sebebiyle ciddi bir güvenlik tehdidi ile karşı karşıya kaldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2016 yılı bölücü terör örgütünün ve DEAŞ'ın üzerine kararlılıkla gittiğimiz, FETÖ'yü her alanda çökertmek için önemli tedbirleri hayata geçirdiğimiz bir yıl olarak başladı." değerlendirmesinde bulundu.
 
Kendilerinin ülke ve millet için cansiparane çalışırken, 15 Temmuz 2016 gecesi FETÖ ihanet çetesinin ordu içindeki mensuplarının bir darbe girişiminde bulunduklarını aktaran Erdoğan, bu darbe teşebbüsünün, milletin ezanına, bayrağına, hürriyetine, geleceğine sahip çıkma konusunda gösterdiği kararlı irade sayesinde akamete uğratıldığını söyledi.
 
Darbe girişiminin hemen ardından da Suriye'de kurulmak istenen terör devletinin önünü kesecek en kritik hamleyi yaparak, Fırat Kalkanı Harekatı'nı gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Erdoğan, "Çünkü kararlılığımız vardı. Suriye'nin kuzeyinde biz  PYD'ye, YPG'ye bir devlet, sözde devlet asla kurdurmayız, kurdurmayacağız." ifadesini kullandı. 
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Şunu da söyleyeyim; bazıları Kürt devleti falan diyorlar. Ben bunu Kürt kardeşlerime bir hakaret telakki ediyorum. Zira benim Kürt kardeşlerim inanıyorum ki Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye'nin güneyinde böyle bir oluşuma asla fırsat vermeyecektir. Bizler ülkemizin içerisinde bir üniter yapı halinde şu anda Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Gürcü'süyle, Abaza'sıyla, Boşnak'ıyla 80 milyon tek milletiz. Bunu böyle bilin. Tek bayrağımız, tek vatanımız, tek devletimiz var. 780 bin kilometrekare tek vatan. Bu vatanı bölmek isteyenlere biz her tarafı mezar ederiz. Şu anda Fırat Kalkanı Harekatı ile Suriye'nin kuzeyinde biliyorsunuz 2 bin kilometrekarelik alan bizim kontrolümüzdedir. Orada bizim şu anda görevlendirdiğimiz bir valiyle beraber de orası yönetilmektedir. Derdimiz şu; Cerablus'a biz niye girdik? Gaziantep'te 56 vatandaşımız şehit edildiği zaman 'artık sabredemeyiz' dedik ve Cerablus'a girdik. Hemen arkasından Rai'ye girdik, oradan El Bab'a indik ve oradaki 2 bin kilometrekarelik alanı kontrol altına aldık."
 
Oralarda aslında Arapların yaşadığına işaret eden Erdoğan, "Bölgedeki Kürt kardeşlerimizin PYD terör örgütü ile YPG terör örgütü ile yapmak istedikleri neydi? Suriye'nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturmak suretiyle Akdeniz'e ulaşmaktı. Kusura bakmasınlar. Cudi'de ne yaptıysak, Tendürek'te ne yaptıysak, Kandil'de ne yapıyorsak, Gabar'da ne yapıyorsak, Bestler Deresi'nde ne yapıyorsak, her yerde bunları görürsek aynısını yapmaya devam edeceğiz." diye konuştu.
 
Erdoğan, FETÖ, PKK başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadeleyi tavizsiz olarak sürdürdüklerini ve sürdüreceklerini vurguladı.
 
16 Nisan halk oylaması için yönetimin biçiminde doğrudan milletin kararı ile köklü bir değişiklik yapıldığını anımsatan Erdoğan, oylama sonucu cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildiğini söyledi.
 
"Şu kadar 'hayır' oyunu nereye koyacaksınız?" ifadesini içeren köşe yazıları yazıldığını aktaran Erdoğan, "Geç o işleri. 'Evet', 'hayır'. Bir tane 'evet' fazla olursa bu iş bitiyor mu? Bitiyor. Demokrasi bu değil mi? Demokrasi bu. Hangisi daha fazla çıkarsa mesele onun lehine bitmiştir ama hazmedemiyorlar, bunlarda hazımsızlık var. Midelerine oturdu bu iş ve alışacaklar bu işe, yeter ki biz el ele olalım, bir olalım, beraber olalım, iri olalım, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım, bunlara gerekli dersi vermiş oluruz." diye konuştu.
 
Son 15 yılda Türkiye'yi büyütürken, güçlendirirken, zenginleştirirken, alt üst yapısıyla geleceğe hazırlarken aynı zamanda krizlerle mücadele ettiklerine dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:
 
"Bu beyler bir defa hiçbir lüksünden taviz vermez. Bunlar benim muhtarlarım gibi yaşamıyor ki. Bunların yaşamı farklı, bunların yaşamına ulaşmak öyle kolay değil. Biz Türkiye'de şu anda attığımız adımlarla bir şeyi gerçekleştiriyoruz. Nedir? Başta muhtarlarım olmak üzere halkımın yaşam kalitesini daha nasıl arttırırız? Bunun gayreti içerisindeyiz. 3 bin 400 dolardan başladık, kişi başına milli gelir hamdolsun 11 bin dolara çıktı. Türkiye büyüyor."
 
BİZ GELDİĞİMİZDE BUNLAR YOKTU, ŞİMDİ HEPSİ VAR
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 15 yılda yapılan yatırımlara ilişkin bilgi vererek, 25 havalimanı ile başladıklarını, şu an ise bu sayının 55'e yükseldiğini dile getirdi.
 
Türkiye'nin dört bir yanında, batıda ne varsa Güneydoğu'da, Doğu'da da aynı şeyin olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Biz geldiğimizde bunlar yoktu, şimdi hepsi var." dedi.
 
Eğitim alanında yapılan yatırımlara değinen Erdoğan, 75 olan üniversite sayısının 184'e çıktığını, Türkiye'de üniversite olmayan ilin kalmadığını ifade etti.
 
Son 15 senede 270 bin derslik yaptıklarına dikkati çeken Erdoğan, "Derdimiz ne biliyor musunuz? Ben 75 kişilik sınıfta okudum, Güneydoğu'da, Doğu'da 100 kişilik sınıflarda okuyanlar vardı ama biz şimdi bu sayıyı 30'a düşürdük. Daha aşağısı olanlar, 20 kişilik sınıflar da var. Geldiğimizden bu yana en önemli yatırımı eğitime yaptık. Öğretmenlerimizin sayısını da artırıyoruz ki öğretmensiz ders olmasın." bilgisini verdi. 
 
"Büyük başın derdi büyük olur. Bunun farkındayız." diyen Erdoğan, eğitimden sonra ağırlığı hastanelere, sağlık alanına verdiklerini söyledi. Eskiden ilacını alamayan bir Türkiye olduğunu hatırlatan Erdoğan, artık illerin hepsinde olduğu gibi ilçelerde hastaneler olduğunu söyledi.
 
Erdoğan, vatandaşların sağlık sorunlarına anında çözüm olması için 14 ambulans jet, kış aylarında çıkılması zor olan arazilerde hızlı sağlık hizmeti verebilmek için paletli ambulans aldıklarının altını çizdi. 
 
"Dağ ne kadar yüce olsa bir kenarı yol olur. Buna bayram günü derler dostla düşman bir olur." türküsünü anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Biz de her fırsatta diyoruz ki önümüzdeki sorunları çözmek için ya bir yol bulacağız ya bir yol bulacağız. Başka çıkışı yok. Şartlara teslim olarak değil, şartları önümüze katıp değiştirerek hedeflerimize ilerleyeceğiz. Biz güçlendikçe, biz kendi projelerimizi, programlarımızı, siyasetimizi hayata geçirecek imkana sahip oldukça bugün karşımızda olanların kendi ayaklarıyla yanımıza geleceklerini göreceğiz."
 
Geçen hafta Isparta ziyaretinde oradaki şehir hastanesinde incelemelerde bulunduğunu aktaran Erdoğan, vatandaşın hizmetlerden çok memnun olduğunu belirterek, bütün eksiklere rağmen daha iyisini yapacaklarını kaydetti.
 
Erdoğan, 79 senede 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapıldığının altını çizerek, son 15 yılda ise 19 bin 500 kilometre bölünmüş yol yaptıklarını bildirdi. 
 
Erdoğan, Osmangazi Köprüsünü yaptıklarını, İstanbul'u İzmir'e bağladıklarını bildirdi.
 
Aynı şekilde Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü hizmete aldıklarına dikkati çeken Erdoğan, "Bunlarla şehirleri birbirine bağlıyoruz. Yüksek hızlı tren, Türkiye'de böyle bir şey var mıydı? Şimdi yüksek hızlı trenimiz var. Lüks, oturuyorsun bakıyorsun, çok kısa zamanda öyle gümbür gümbür gitmek yok. Öyle tatlı bir jet, 'tıs' diye gidiyor. Çünkü yolcumuzu da rahatsız etmek istemiyoruz. Huzurlu gitsin istiyoruz." ifadesini kullandı.
 
Barajlar ve göletler de yaptıklarını aktaran Erdoğan, "Daha da yapacağız. Niye? Her zaman söylerim. 'Su medeniyettir.' Suyu olmayan bir millet 'Ben medeniyim' diyemez. Bazen televizyonlarda görüyoruz değil mi o garip milletleri, nasıl suları içiyorlar, nasıl suları kullanıyorlar. Dünya bunları gördüğü halde bunlara elini uzatıyor mu? Uzatmıyor. Ama biz uzatıyoruz." diye konuştu. 
 
Erdoğan, sulamada açık kanalet sisteminin kaldırılacağını ve kapalı sisteme geçileceğini belirterek, bu şekilde buharlaşmadan kaynaklı israfın önüne geçileceğine işaret etti. 
 
BİZ ESKİ TÜRKİYE'YE DÖNMEYECEĞİZ
 
Su gibi yolun da medeniyet olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin yükselişini hiçbir gücün durduramayacağını belirtti.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Eski Türkiye içimizdeki bazılarıyla birlikte işte bu güçlerin biliyorsunuz en büyük hayalidir. Ama biz eski Türkiye'ye dönmeyeceğiz. Türkiye'nin çıkarları, hassasiyetleri, talepleri söz konusu olduğunda kibirle demokrasiden, insan haklarından, bize ders vermekten söz edenlerin, kendi çıkarlarını nasıl her şeyin üzerinde tuttuklarını biz çok iyi biliriz. Her dediklerini yapan, her istediklerini yerine getiren, adeta emirlerine amade bir Türkiye hayaliyle yanıp tutuşanlar, biz kendi ajandamızı takip ettikçe, onurlu ve dik bir duruş sergiledikçe adeta kuduruyorlar ve kuduracaklar."
 
Erdoğan, Rize'de de havaalanı yapılacağına değinerek, şunları ifade etti:
 
"Çıktı oradan bazıları, 'Havalimanı istemezük' dedi. Daha yıllarca havalimanı dendi, şimdi denizin üzerine havalimanı yapıyoruz, bunlar 'İstemezük' diyorlar. Kim bunlar? Komünistler, komünistler. İki ili, Artvin ve Rize'yi kucaklayacak bu havalimanı, adam 'İstemezük' diyor. Bu sol zihniyet, bu komünistler, bunlar hiçbir zaman vatansever, milliyetperver değildir. Bunlar bu tür hizmetleri verdiğiniz zaman çılgına dönüyor. Merak etmeyin biz yolumuza devam edeceğiz. Yeter ki sizler de dik durun. El ele omuz omuza yolumuza devam edelim."
 
ATATÜRK'ÜN BÖYLE YAPTIĞINA ŞAHİT OLDUN MU?
 
Milletin yıllarca kendisine oynanan koalisyon, kriz, darbe ve vesayet oyununu bozduğuna dikkati çeken Erdoğan, ayaklarına vurulan bu prangalardan kurtulan milletin, 15 yılda nasıl üç kat büyünebileceğini herkese gösterdiğini bildirdi.
 
Türkiye'yi gelinen noktanın gerisine düşürecek hiçbir politikanın, hiçbir girişimin, hiçbir organizasyonun artık başarı şansı olmadığını vurgulayan Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:
 
"Kardeşlerim Türk milletine tabii ki yeni şeyler söylemek isteyenler için ölçü bellidir. Bu ölçü, kişi başına milli geliri 11 bin doların şimdi üstüne çıkarmak. İlk hedef 15 bin dolar. Alt yapı ve üst yapı yatırımlarının büyüklüğüyle, gelişmiş ülkelerle yarışan bölge ve dünya siyasetinde söz sahibi, bugünkü Türkiye'nin seviyesidir. Her kim ülkemizi her anlamda bu seviyenin üzerine çıkartabileceğini iddia ediyorsa, bunun için gereken projeleri, programları ortaya koyabiliyorsa, milletimizle gönül bağı kurabiliyorsa, bizim rakibimiz odur. Ama kuramıyorsa? Sözde adalet yürüyüşü yapıyor birisi, Ankara'dan çıkmış İstanbul'a yürüyor. Arada sırada bir de karavana oturuyor ve atletle bir yemek yiyor. Bugün de baktım ki, bir gazete başlık atmış, 'Vatandaş falanca.' Bu benim vatandaşıma hakarettir. Benim vatandaşım böyle, hele hele bir siyasi partinin, anamuhalefetin başında olacak, çağıracak gazeteciyi, 'Gel, benim bu fotoğrafımı bir çek.' ve ondan sonra da 'Ben Atatürk'ün partisinin başıyım.' Sen Atatürk'ü böyle atletle, yemek yerken görüp de resim çektirdiğine şahit oldun mu? Böyle bir şey var mı? Yani bunlar trajikomik görüntüler. Onlar şimdi tabii bu görüntülerle zavallı hale düşüyorlar. Milletim onlara gereken dersi vakti geldiğinde en güzel şekilde verdi, gene verecek." 
 
Erdoğan, şu an alternatif olduklarını iddia edenlerin hepsinin tek vaadinin eski Türkiye'yi ihya etmek olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
 
"Koalisyonların, krizlerin, sefaletin, yoksulluğun, baskının, zulmün, her türlü yolsuzluğun, her türlü hukuksuzluğun kol gezdiği Türkiye'yi özlemek mümkün mü? Peki buna rağmen ne için ülkemizi o günlere geri götürmek istiyorlar biliyor musunuz? Onu da anlatayım. Milletten korktukları için böyle bir arayışın içine girdiler." 
 
Eskiden yüzde 10, 15 ve 20 oy oranlarıyla Türkiye'nin kaderinde söz sahibi olmanın, hükümet kurmanın, iç ve dış politikayı yönlendirmenin mümkün olduğunu söyleyen Erdoğan, şimdi başarı çıtasının yükseldiğini belirtti.
 
AK Parti'nin 7 Haziran 2015 seçimlerinde aldığı oyla tek başına iktidara gelemediğini hatırlatan Erdoğan, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin geçilmesiyle başarı çıtasının yüzde 50 artı bir oya çıkarıldığını ifade etti.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu alamayanın birinci turda iktidar olamayacağın, bu oy oranını alanın birinci turda iktidar olacağını dile getirdi.
 
Milletin gönlünde böylesine güçlü bir şekilde yer edinebilmenin hayalini bile kuramayanlar için başarı çıtasının bu seviyelere çıkmasının kabus olduğunu vurgulayan Erdoğan, uzun süredir tüm dünyayı istedikleri gibi yönetip, yönlendirdikleri usullerle Türkiye'yi ellerinde tutamayacaklarını görenlerin, işi aynı amaca sahip olduklarını düşündükleri darbecileri ve terör örgütlerini desteklemeye karar verdiklerini belirtti.
 
ÜLKEMİZİN MARUZ KALDIĞI ASİMETRİK SALDIRLARIN DÜNYADA ÖRNEĞİ YOK
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Ülkemizin maruz kaldığı asimetrik saldırıların dünyada bir örneği daha yoktur. Tabi bu oyunları kurgulayanlar Türkiye'yi ülkelerden bir ülke, Türk milletini de milletlerden bir millet sanıyorlar. Halbuki onların esamelerinin dahi okunmadığı dönemlerde bizim ecdadımızın  Avrupa'nın ortalarından Güney Asya'ya kadar uzanan geniş bir alanda dünyanın en güçlü, adil, mamur devletlerini kurmuştur. Biz bunlara ne diyoruz? Gönül coğrafyamız diyoruz."
 
"Gönül coğrafyası" olarak nitelendirdikleri yerlere gittiklerinde büyük bir muhabbet ve tazimle karşılandıklarını ifade eden Erdoğan, bunun da bazılarında rahatsızlık uyandırdığını anlattı.
 
"Kendileri bizden sonra aynı yere gittiklerinde sadece zulüm, sömürü, kaos ve acı götürmüşlerdir." diyen Erdoğan, Türkiye'nin, her türlü saldırıya karşı güçlü bir direniş gösterdiğine dikkati çekti.
 
Türkiye'nin dünyadaki mazlum ve mağdurların sesi haline gelmesiyle oluşan bir uyanışın varlığına işaret eden Erdoğan, Türkiye'nin üzerine bu kadar şiddetle gelinmesinin nedeninin bu uyanışı kaynağında boğma, bastırma ve geriletme gayreti olduğunu söyledi. 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ne yaparlarsa yapsınlar, başaramayacaklar." değerlendirmesinde bulunarak, Türk milletinin, kaderin üstündeki kadere inanan ve göklerden gelen karara ram olan bir millet olduğunu dile getirdi.
 
Büyük ve güçlü Türkiye'yi inşa etmenin kaderleri olduğuna inandıklarını anlatan Erdoğan, Allah'ın yardımıyla bu hedeflerine ulaşacaklarını belirtti.
 
TÜRKİYE'NİN MÜCADELE GÜCÜ ÇOK FARKLI HALE GELECEKTİR
 
Türkiye'nin 2023 hedeflerinin sıradan, alelade bir kalkınma planı olmadığının altını çizen Erdoğan, Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılında ulaşılması istenen hedeflerin daha büyük bir sıçrayışın alt yapısı olduğuna işaret etti.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Yönetim sistemimizi değiştirmemiz dahil, attığımız her adım Türkiye'nin 2053, 2071 vizyonlarını hakkıyla değerlendirebilme hedefine ulaşabilmenin adımlarıdır. Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline gelmiş Türkiye'nin, yatırım ve proje üretme kabiliyeti fevkalede artacaktır. Bunu da böyle bilin. Savunma sanayinde hem kendisini hem de dostlarını küresel silah ve teknoloji şirketlerine bağımlılıktan kurtarmış bir Türkiye'nin mücadele gücü çok farklı hale gelecektir. Çünkü bu, ciddi bir caydırıcı güç. Sizde bunlar varsa, o zaman herkes bir hesap edecek. 'Ne yapıyoruz, böyle bir şey yapabilir miyiz?'  kendi kendine bunu soracak."
 
Türkiye'yi, tüm alanlarda 2023 hedeflerine ulaştırarak yeni bir dönemin kapılarını aralayacaklarını ifade eden Erdoğan, atılan her adımı ve yapılan her icraatı bu bilinçle gerçekleştirdiklerini söyledi. 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ecdadın Çanakkale'de bozduğu oyunun son bağımsız devlet olan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla neticelendirildiğini hatırlattı.
 
Bugün verilen mücadelenin de 2053 ve 2071 Türkiye'sinin dünyada hak ettiği yeri almasıyla amacına ulaşacağını dile getiren Erdoğan, büyük başarılara giden yolların büyük hayallerle aşıldığını belirtti.
 
Sultan Alparslan'ın Malazgirt'te kurduğu hayal sayesinde Anadolu'nun bin yıldır yurt ve vatan olduğunu aktaran Erdoğan, Cumartesi günü Malazgirt'te olacaklarını bildirdi.
 
Süleyman Şah'ın İznik'de kurduğu düş sayesinde Anadolu'daki ilk devletin inşa edildiğine dikkati çeken Erdoğan, Osmangazi'nin rüyasında gördüğü çınarın köklerinin milyonlarca kilometrekarelik bir devletin sınırlarını oluşturduğunu aktardı.
 
Erdoğan, ülkenin en karanlık günlerinde Gazi Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkarken hayalini kurduğu yeni devletin, bir asrının tamamlanmasına yaklaşıldığını vurguladı.
 
PARTİMİZDE KÖKLÜ BİR DEĞİŞİM SÜRECİNİ BAŞLATTIK
 
Hedefledikleri, mücadelesini verdikleri 2053 ve 2071 Türkiyesi için 2019'dan güçlü şekilde çıkılması, ardından da 2023 hedeflerinin hayata geçirilmesi gerektiğine dikkati çeken Erdoğan, "Bunun için ne diyoruz? Tek millet. 80 milyon tek millet olacağız. Ne diyoruz? Tek bayrak. Bizim bayrağımız belli. Bu bayrağımızın rengi, şehidimizin kanının rengi. Hilal, bağımsızlığımızın ifadesi. Yıldız, şehidimizin ta kendisi." dedi.
 
"Vatan" sıfatının şehit kanlarıyla yoğrulunca alınacağının altını çizen Erdoğan, 780 bin kilometrekarelik bu vatan topraklarının şehit kanlarıyla yoğrulduğunu söyledi.
 
"Tek devlet" vurgusu yapan Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Paralel devletmiş, yok şu devletmiş, bu devletmiş... Yok böyle bir şey. Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka bir devletimiz söz konusu değildir. Kimse herhangi bir arayışın içerisine girmesin. Biz bunun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız. Bizimle bu hedefleri paylaşan, bu ilkeler etrafında oluşturduğumuz herkesle birlikte yol yürümeye, omuz omuza çalışmaya varız. FETÖ gibi, PKK gibi, DEAŞ gibi, DHKP-C gibi ihanet örgütleriyle, terör örgütleriyle hareket etmediği sürece kökeni, meşrebi, yaşam biçimi ne olursa olsun herkese gönlümüz ve kollarımız açıktır. Unutulmamalıdır ki, canımız pahasına yürüttüğümüz bu mücadeleyi, şu partinin veya herhangi bir siyasetçinin çıkarı değil, ülkemizin ve milletimizin bekası için veriyoruz. Hiçkimsenin kendi çıkarı veya saplantıları uğruna bu mücadeleye darbe vurma hakkı yoktur. Biz bu anlayışla, kendi partimizde köklü bir değişim sürecini başlattık. Diğer partilerin de aynı anlayışla kendilerini yenilemelerini, yaklaşımlarını ve söylemlerini gözden geçirmelerini bekliyoruz."
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.