clubsoleklamsol
clubsag
clubfamila
Başbakan Binali Yıldırım: Vatandaşla yüz yüze gelmeden işlem yapmanın önünü açıyoruz
Başbakan Binali Yıldırım: Vatandaşla yüz yüze gelmeden işlem yapmanın önünü açıyoruz
TEKNOLOJİ / 28 Mart 2018
Başbakan Binali Yıldırım, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu (YOİKK) 2017-2018 Reformu tanıtım programında konuştu.
Yatırım Koordinasyon Kurulu'nun 2017-2018 yıllarını kapsayan reformlarının hayırlı olmasını dileyen Başbakan  Yıldırım, paketin hazırlanmasında ve hayata geçirilmesinde sekretarya görevini yürüten Ekonomi Bakanlığına ve Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ'a, özel sektör temsilcilerine, TOBB'a, sivil toplum kuruluşlarına ve tüm katkısı bulunan kurumlara teşekkürlerini iletti.
 
Yıldırım, girişimcilere, şirketlere ve yatırımcılara her türlü kolaylığın sağlanmasının lütuf değil görev olduğunu vurguladı.  
 
Türkiye'nin kalkınmasını, büyümesini ve refahını arttırmasının arkasında iş dünyasının olduğuna işaret eden Yıldırım, "Bürokrasinin görevi, devletin işleyişinde bir araçtır ve mutlaka olması gereken bir mekanizmadır. Ancak bürokrasi demek, sizlerin olağan işini olmaz hale getirmek demek değildir. Düz gidecek işi yokuşa sürmek demek de değildir. 'Kolaylaştırın, zorlaştırmayın', Peygamber Efendimizin bundan bin 500 yıl önce insanlığa verdiği mesaj, bugün de hala güncelliğini koruyor." değerlendirmesinde bulundu.
 
Yıldırım, hem mevzuat hem de uygulama itibarıyla bürokrasi ne kadar basitleştirilirse ve işler hale getirilirse ülke ile milletin bundan karlı çıkılacağını vurguladı.
 
TBMM'de önceki haftalarda görüşülerek kabuk edilen yatırım ortamının iyileştirilmesiyle ilgili düzenlemelerin, 35 maddelik bir kanun olarak yürürlüğe girdiğini anımsatan Yıldırım, "Bu esasen bu alanda bir seferde yapılan en büyük reformlardan birisidir. Şimdi hazırlıkları devam eden 67 maddelik bir paket daha var. Onu da yakın zamanda Meclise sunacağız." diye konuştu. 
 
"Vatandaşla yüz yüze gelmeden işlem yapmanın önünü açıyoruz"
 
Kanuni değişikliklerle uygun olarak idari düzenlemelerin de devam ettiğini belirten Yıldırım, şunları söyledi:
 
"Türkiye'de bu mevzuat işi bir seferde bitmiyor. Kanun çıkarıyorsun, her şey halloldu zannediyorsun. Gidiyorsun, 'Kanun çıktı, şu işi hallet.' diyorsun. 'Ne kanunu kardeşim, daha bunun yönetmeliği yayınlanmadı, genelgesi gelmedi, bakanlık talimatı gelmedi.' diye tekrar önünüze bir engel çıkartılıyor.
 
Esasında kanun çıkınca her şeyin hallolması lazım. Ama hukukçular, işi kolaylaştırınca kendilerine olan ihtiyacın azalacağını düşündükleri için böyle kontrol mekanizmaları koymayı ihmal etmiyor. Şimdi mümkün mertebe vatandaşla yüz yüze gelmeden işlem yapmanın önünü açarak, bu süreçleri azaltıyoruz. Eş zamanlı olarak ikincil düzenlemeler de hızla devreye giriyor ve böylece uygulama hemen başlıyor."
 
"2 bin 250 lira veriyordunuz, şimdi 650 lira vereceksiniz" 
 
Şirket kurmayla ilgili bir örnek veren Yıldırım, "Bunu burada söylememde bir beis yok. TOBB Başkanı Rifat Bey'e biz ilk defa iktidara geldiğimizde, 'Şirket kurulumu nasıldı?' dedim. 'Siz iktidara geldiğinizde bir ayda şirket kuruyorduk, Ankara'ya da özel adam gönderiyorduk ama şimdi bir saati geçmiyor.' dedi. Aslında daha da kısalabilir ama bir günde şirketinizi kuruyorsunuz, 'Bismillah' deyip işe başlıyorsunuz, fatura kesebiliyorsunuz, bu ciddi bir ilerlemedir." diye konuştu.
 
Yıldırım, artık şirket kurmak için il ve ilçelerde ticaret sicil müdürlüklerine başvurulacağını bildirerek, "Daha önce noterlere de gidiliyordu. Şimdi artık ticaret sicil müdürlerinde bu iş yapılacak. Bunun ne faydası var? 2 bin 250 lira veriyordunuz, şimdi 650 lira vereceksiniz, en büyük faydası bu. Maliyeti 3'te birinin altına düştü. Bu önemli bir unsur, biraz noterlerimiz üzüldü ama onlara yapacak iş her zaman var." dedi.
 
Yıldırım, evraklar konusunda da zihniyet değişikliğine gittiklerini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:
 
"Devletle işiniz varsa her bir kuruma aynı evrakları tekrar tekrar hazırlayıp götürme işine son veriyoruz. Bu çok önemli bir şey, bu bir devrim. Bir kurumda işiniz var, bugün itibarıyla e-devlet üzerinden vatandaşın devletle iş yapma oranı yüzde 57'ye çıktı. Ama bu yıl sonuna kadar vatandaş-devlet arasındaki her türlü iş internetten, e-devlet üzerinden yapılacak. Bürokrasiyle, bürokratla karşı karşıya gelmeden her işinizi yapabilirsiniz. Yani bürokrasi 'tuş' oluyor, tuşa basacaksınız işinizi yapacaksınız."
 
Gerekli dokümanların zaten mevcut olduğunu belirten Başbakan Yıldırım, bunları tekrar tekrar istemenin anlamlı olmadığını söyledi. 
 
Yıldırım, elektronik ortamda haberleşmenin olacağını belirterek, "Bilgiler havuzda bulunacak, sizin sadece vatandaşlık numaranızı girerek, bu yıl sonu itibarıyla söylüyorum, işlemlerinizi ehliyet, pasaport, şirket kurulacak, trafik tescili veya tapu alınacak aklınıza ne gelirse, her türlü işlemi e-devlet kapısı üzerinden ayrı ayrı bir sürü evrak olmadan, kurumlar kendi içerisinde haberleşerek size sonuç bildirilecek. Böylece vatandaşın kapı kapı dolaşıp, yorulması bitkin düşmesinin önüne geçilecek." ifadesini kullandı.
 
İflas erteleme durumu olmayan kişilerin borçlarından kaçmak ve yükümlülüklerini yerine getirmemek için bunu kötüye kullanmaya başladığını ve birçok mağduriyet oluştuğunu belirten Yıldırım, bu uygulamayı kaldırdıklarını söyledi. İflas erteleme yerine şirketin kurtarılmasıyla ilgili mekanizma geliştirdiklerini anlatan Yıldırım, şirketin tasfiyesi yerine ticari hayatını sürdürmesini esas alan, alacaklı haklarının da korunması sağlayan bir statüye geçmesini istediklerini ifade etti.
 
Yıldırım, bu uygulamayla kötü niyet ve düşüncelerin önüne geçmeyi amaçladıklarını vurgulayarak, "Şirket batık hale gelmeden, sıkıntı ortaya çıkar çıkmaz şirketin kurtarma anlaşmasına girebilmesine imkan getiriyoruz. Şayet şirket kurtarılamamışsa mallarının bir bütün halinde satılarak ekonomik değerinin de korunmasını hedefliyoruz." diye konuştu.
 
"İnşaat ruhsat formunda tek olacak"
 
Hayata geçirilen düzenlemelerin, inşaat sektörünü de ciddi ölçüde rahatlatacağını belirten Yıldırım, şöyle devam etti:
 
"İnşaat izni alınması için 18 ayrı işlem yapılıyor. Bunun sayısı 6'ya indiriyoruz. Evraklarını inşaat izni için belediyeye teslim eden bir vatandaşımız artık diğer kurumları ilgilendiren evrakları tek tek dolaşarak takip etmek zorunda kalmayacak. Bir pencere veya tek kapıdan hizmet alma dediğimiz sistemi hayata geçiriyoruz. Belediye elektronik ortamda bu sorgulamaları yapıp işlemi tamamlamış olacaktır." 
 
Başbakan Yıldırım, inşaat ruhsat forumunda tek bir imzanın olacağını, diğer bütün işlemlerin elektronik ortamda yürüyeceğini aktardı.
 
İskan belgesi ve elektrik bağlanması işlemlerine de kolaylıklar getirildiğini, bütün belediyeleri aynı dijital ortamda buluşturarak bu konudaki uygulama farklılıklarıyla zaman ve kaynak israfının önüne geçeceklerini anlatan Yıldırım, İçişleri Bakanlığının bu düzenleme üzerinde çalışılarak ortak bir platform hazırlanacağını aktardı.
 
Yıldırım, artık her yerde iş yapma, her yere koşuşturma döneminin sona ereceğini ama biraz zamana ihtiyaçları olduğunu söyledi.
 
"Türkiye offline değil online ülke konumundadır"
 
Hayatın bir gerçeği olan internete  "beni ilgilendirmez" şeklinde yaklaşmanın mümkün olmadığına işaret eden Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"İnternet hepimizi ilgilendiren, dünya ve gelecek ile bağlantımızı kuran, güncel kalmamızı sağlayan hayatımızın bir gerçeği. Her bir vatandaşımız artık bilgi toplumunun bir üyesi olmak mecburiyetinde. Çocukken okuma yazma öğreniyoruz ya şimdi de bilgisayar okur yazarlığı diye bir şey var. Toplumların gelişmesi, bilgi toplumunda hangi seviyede olduğunuza bağlı. Bilgi toplumu, sadece alfabe okur yazarlığına göre değerlendirilmiyor. Bu alanda da büyük yatırım yaptık. Köyünden şehrine her yerde erişimimiz var. Okullarda geniş bant erişim var. Bilgi toplumu noktasında Türkiye Avrupa Birliği ortalamasını yakalamış durumda. Nüfusumuzun yüzde 60'ından fazlası artık internet okur yazarı haline geldi. Bu büyük bir gelişme. Tabii altyapıya akıl yollarına yapılan yatırımın sonucu bu. Yol olmazsa nasıl bir nereye gideceksiniz? Bilgi yolu, bilgi otobanı olmazsa istediğiniz kadar bilin istediğiniz kadar internetin piri olan ama bilginin olduğu yere ulaşamazsınız, bilgi size ulaşamaz, dolayısıyla dünyadan kopuk olmak durumunda kalırsınız. Bunu aştık. Türkiye offline değil online ülke konumundadır."
 
"Baz istasyonlarının teşkilinde zorluklar kalkıyor"  
 
Yıldırım, telekom şirketlerinin gelişen teknolojiyle, genişleyen kullanıcı sayısına uygun olarak dağ, bayır demeden gerekli altyapıyı hazırladığını, istasyonlar kurduğunu vurguladı.
 
Ülkenin her yerindeki vatandaşların erişilir durumda olması için bu hizmetlerin yapıldığına değinen Yıldırım, şu görüşlere yer verdi:
 
"Altyapı ile ilgili bazı zorluklar yaşanıyordu bunları da bu reform çerçevesinde çözmüş oluyoruz. Bir yere baz istasyonu kurulacak vatandaş 'Buraya kuramazsın burası mera, orman, sit alanı' falan diyor. Bir sürü bahane ama kapsama yapması için uygun olan orası. Bunun bir tekniği usulü var. Eğer biz interneti hayatımızın gerçeği kabul edeceksek bu istasyonların da hayatımızın bir parçası olacağını kabul etmemiz lazım. Efendim 'Sağlığa zararlı, çok fazla frekans yayıyor.' Bizim standartlarımız bu konuda elektro manyetik dalga yayma açısından Avrupa'nın müsaade ettiği oranların dörtte biri oranında. O kadar emniyetli düşünüyoruz. Vatandaş hayatı, vatandaşın sağlığı her şeyin önünde geliyor. Bu 4 kat daha büyük yatırım yapıyor, bu kadar daha fazla para harcıyoruz demektir. Paranın ne önemi var. Vatandaşın sağlığından daha mı önemli. Baz istasyonlarının teşkilinde zorluklar kalkıyor."
 
Başbakan Yıldırım, hizmette sınır olmadığını, yaşı ne olursa insanların en son teknolojiyi, hizmeti almak istediğini, görevlerinin dizleri, elleri tuttukça bu işleri yapmak ve vatandaşı mutlu etmek olduğunu kaydetti.
 
"Bir kişiye iş sağlayan, büyümeye katkı sağlayan her kim varsa bizim için makbuldür, başımızın üzerinde yeri vardır." diyen Yıldırım, bunu yaparken de "Sen yabancısın", "Sen yerlisin" ayrımında olmadıklarını vurguladı.
 
Yıldırım, şöyle devam etti:
 
"Esasen ben 'yaban' diye bir mefhumu da kabul etmiyorum. Bu ülkede akıl teri döken, alın teri döken, vergi veren, insan çalıştıran, fabrika kuran, üreten, Türkiye'nin büyümesine katkı sağlayan, adı ne olursa olsun, o bizim yerli ve milli üreticimizdir, yatırımcımızdır, girişimcimizdir. O yüzden 'yabancı' falan diye bir tasnif asla bizim gündemimizde yoktur. Ülkemize değer katması şartıyla her türlü yatırımı, girişimi sonuna kadar destekleyeceğiz. Türkiye'ye sermaye ile özellikle teknoloji transferi, bilgi, tecrübe aktarımı yapan herkese minnet borcumuz var, birlikte çalışmaya hazırız. Tabiatı itibariyle ürkek olan sermayeyi ülkemize çekmek için daha fazla çaba göstermek ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Hamdolsun bu çabaları başından beri gösteriyoruz ve netice de aldık. Geçmişte ülkemize gelen uluslararası sermaye rakamı, AK Parti iktidarından önce yılda 1 milyar dolar civarındaydı. Ama AK Parti iktidarında son 15 yılda Türkiye'ye 191 milyar dolar doğrudan küresel sermaye geldi. Bu, portföy yatırımı değil, borsa değil. Buraya gelip iş kurup, fabrika açan, işveren, istihdam sağlayan yatırımdan söz ediyoruz. Bu, az bir rakam değil."
 
Yatırımların Türkiye'ye olan güveni ve istikrarı gösterdiğine dikkati çeken Yıldırım, hedeflerinin Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kendilerine işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesini yakalamak ve hatta ötesine geçmek olduğunun altını çizdi.
 
Bu amacı, daha çok ihracat, daha çok üretimle ve daha yüksek oranda kalkınmayla sağlayacaklarını belirten Yıldırım, satın alma paritesine göre Türkiye'nin, dünyanın en büyük 13'üncü büyük ekonomisi haline geldiğine dikkati çekti. 
 
Bunu yeterli görmediklerini ve normal sıralamaya göre de Türkiye'nin parmakla sayılır ülkelerden birisi haline gelmesini istediklerini vurgulayan Başbakan Yıldırım, "Sadece kendi imkanlarımızı kullanarak bunu yapacağız dersek doğru olmaz. Dünya artık küresel bir köy, sermaye her tarafa gidiyor. Yeter ki arayın peşinde olun. Dolayısıyla sermaye, yatırım iş birliğinde tutucu olmaya gerek yok. Dünya kazan siz kepçe, her tarafa gideceksiniz, her tarafta fark oluşturacaksınız. Çok azın yaptığı işi yaparsak Türkiye'yi zıplatırız." diye konuştu.  
 
“Bu daha bir başlangıç”
 
Ülkeye daha çok küresel sermaye çekmek, Türk yatırımcıları da daha çok cesaretlendirmek gerektiğini dile getiren Yıldırım, bunun için yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik çalışmalarının bir başlangıç olduğunu bildirdi.  
 
Türkiye ekonomisi üzerinde toplanmaya çalışılan kara bulutları, millet ve iş dünyasıyla beraber dağıttıklarını belirten Yıldırım, 2017'de de aynı şeylerin söylendiğini aktardı.
 
Geçen yıl için büyük bir felaket senaryosunu önlerine koyduklarını hatırlatan Yıldırım, "Değerlendirme kuruluşları, 'Türkiye battı, büyüme yok, ekonomik krizden belini doğrultamayacak...' Bunları hep duyduk ama 2017, Türkiye'nin büyümede bir numara olduğu yıl oldu, bütün uzman kuruluşların hepsi tuş oldu. Ülkemizin sahip olduğu potansiyel, birileri tarafından ısrarla saklanmaya çalışılıyor. Ne yaparsa yapsınlar hem dünyadaki hem kendi yatırımcılarımızın bu cevheri gördüğünü en iyi şekilde değerlendirdiğini görüyoruz." ifadesini kullandı. 
 
Ziyaretlerine sık sık küresel yatırımcıların geldiğini ve Türkiye'ye duydukları güveni vurguladıklarını aktaran Yıldırım, şunları söyledi:
 
"Aynı şekilde ülkenin dört bir yanında her düzeyde ciddi bir seferberlik yaşandığını görüyoruz. Birkaç güne kadar açıklayacağız. Stratejik yatırım türünden 128 milyar liralık yeni yatırım teşvikini onayladık. Bunu kamuoyuyla önümüzdeki günlerde paylaşacağız. İkincisi bankaların, piyasaları rahatlatmak ve krediye erişimi kolaylaştırmakla ilgili aldıkları tedbirler var, bunu da paylaşacağız. Ayrıca yatırımın daha da artırılması, ihracatın daha da artırılması, istihdamın daha da artırılması ve enflasyonla mücadelenin ana hatlarını içeren tedbirlerimizi de birkaç gün içerisinde milletimizle paylaşacağız. Bugün yarın son şeklini vereceğiz ve böylece 2018 yılı için konuşulanları, dedikoduları, söylenen ileri geri lafları ortadan kaldıracağız, önünüzü açacağız, 'vira bismillah' deyip, son hızla yatırıma devam diyeceğiz, iş yapmaya, üretmeye, istihdam oluşturmaya devam diyeceğiz." 
 
Yakın zamanda Gaziantep'i ziyaret ettiğini ve buradaki değişimi gözleriyle gördüğünü anlatan Yıldırım, iş adamlarının "5'inci Organize Sanayi doldu" diyerek yeni bir sanayi bölgesi istediklerine dikkati çekti. 
 
İş adamlarının ayrıca İskenderun limanına daha hızlı ulaşmak için "Hassa tünellerini yapın" dediğini de belirten Yıldırım, şunları kaydetti:
 
"(Kilis üzerinden Hatay Hassa'dan girip İskenderun'a çıkalım) diyorlar. Ne kadar tünel? '22 kilometre' Ne olacak canım artık Türkiye için 22 kilometre tünelin lafı mı olur. Türkiye nereden geldi? 20 yılda 3 kilometrelik Bolu Tünelinin altında kalan bir Türkiye'den, bugün Ovit, Zigana Tüneli'ni, Marmaray'ı, Avrasya'yı yapan, dünyanın en büyük havalimanını yapan bir ülke haline geldik. Dünyanın en uzun asma köprüsünü, Çanakkale 1915 Köprüsü'nü yapan bir Türkiye var. Ülkemizle gurur duyalım. Kim ne derse desin. Çünkü 10 yıldır küresel kriz var, dünyada yaprak kımıldamıyor. Biz dünyanın 10 büyük projesinden 6'sını yapıyoruz. Yetmez mi? Türkiye'nin ne yaptığını gösteriyor işte. Onun için bazen ülkemize yapılan haksızlıklar, bizi de isyan ettiriyor. Bunu da paylaşmak istiyorum milletimle. Canla başka, gece gündüz demeden, ülkemizin aydınlık yarınları için Cumhurbaşkanımızla beraber, bütün hükümetimiz, bakanlarımızla bir seferberlik haline çalışıyoruz. Güvenimiz ne, kaynağımız ne? Sizsiniz, milletimiz. Millet arkamızda oldukça, kim ne derse desin, yabancılar böyle demiş, terör örgütleri şunu yapmış, hiç önemi yok. Millet arkamızda sağlam duruyorsa gerisi teferruat." 
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.