Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Bizim için kıstas, teknolojinin fıtrata aykırı olmamasıdır
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Bizim için kıstas, teknolojinin fıtrata aykırı olmamasıdır
TEKNOLOJİ / 27 Kasım 2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan, WOW İstanbul Hotel'de düzenlenen Yeşilay 4. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi'nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, etkinliğe ev sahipliği yaptığı için Yeşilay'a, katkılarından dolayı da ilgili bakanlıklar, sivil toplum ve medya kuruluşlarına teşekkür etti.
İlki 2012 yılında düzenlenen kongrenin yelpazesinin genişletilerek devam ettirilmesinden memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeşilay'ın alkol, tütün ve uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıkların yanında, giderek yaygınlaşan teknoloji bağımlılığıyla mücadeleye de öncülük etmesini takdirle karşıladığını ifade etti.
 
Yaklaşık bir asırlık tecrübeye sahip Yeşilay'ın gerek yurt içinde gerekse yurt dışında üstlendiği görevlerde Allah'tan başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki gün sürecek kongre boyunca yurt içi ve yurt dışından yetkin isimlerin, farklı başlıklarla ufuk açıcı tartışmalara imza atacaklarını vurguladı.
 
Kongrenin, kamu kurumları yanında, eğitimcilere, ailelere, öğrencilere, gençlere yol gösterecek neticelerin ortaya çıkmasına vesile olacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Burada ortaya konan fikirler, öneriler ve elbette mevcut uygulamalarla ilgili eleştiriler, bizim için gerçekten çok kıymetlidir. Şimdiden akademik çalışmalarıyla tebliğleriyle tecrübe ve birikimleriyle kamuoyumuzu aydınlatacak herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum." diye konuştu.
İNSANOĞLU, MERAK ETMEYE DEVAM EDECEK
 
Değişim ve yeniliğin insan hayatının temel dinamikleri olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Ademoğlu bu dünyaya geldiği ilk andan itibaren, hayatını kolaylaştırmak, geleceğini güvence altına almak, kendini tehlikelere karşı daha korunaklı kılmak için kesintisiz bir arayış içindedir. Bu arayış kimi zaman, insanı yeni toprak parçalarına, kimi zaman yeni aletlere, icatlara, kimi zaman da yepyeni fikirlere götürmüştür. Her keşif Allah'ın kullarına lütfettiği merak ve sorgulama duygusunun bir eseridir aslında. Kıyamet gününe kadar insanoğlu, merak etmeye, soru sormaya, mevcut birikiminin sınırlarını zorlamaya devam edecektir. Öte yandan her buluşun, her teknolojik gelişmenin hayatımızda köklü değişikliklere sebep olduğu da bir gerçektir. Bundan 5 bin 500 yıl önce icat edilen tekerlek, Sümerlerle birlikte tüm insanlığın hayatını değiştirmiştir. Buhar teknolojisiyle çalışan makinelerin sanayide kullanılması, Avrupa ile yerkürenin her tarafında üretimi dönüştürmüştür. Kağıt, barut, pusula, matbaa, ilaç, elektrik, telefon gibi binlerce icat, bugün hayatımızın vazgeçilmezleri arasındadır. Elbette bu keşifler, umut yanında çeşitli tartışmaları, korkuları, zaman zaman da dirençleri beraberinde getirmiştir. Hatta bazı ülkelerde, teknolojiyi toptan reddeden akımlar bile ortaya çıkmıştır."
BİZİM İÇİN KISTAS, TEKNOLOJİNİN FITRATA AYKIRI OLMAMASIDIR
 
Dünyanın en büyük bilişim ve teknoloji firmalarının merkezi olan ABD'de, "Amişler" gibi hayatlarında teknolojiyi belli bir dönemde dondurmuş topluluklara ev sahipliği yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dünyamız, bir telefon markasının yeni modeli için saatlerce sıra bekleyen insanlar kadar, teknolojisiz bir hayat kurmaya çalışan bireylerin de dünyasıdır. İnsanın olduğu her yerde bu tür farklı yaklaşımların görülmesi gayet tabiidir. Bize göre buradaki asıl mesele, teknolojiyi nasıl anladığımız onu hayatımızın neresine yerleştireceğinizdir." ifadelerini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Dünyanın ilk rasathanesinin kurmuş, ilk şifahanesini inşa etmiş, bir dönem dünyanın en mümbit ilim, irfan merkezlerine ev sahipliği yapmış bir ülke olarak, bizim yenilikle sorunumuz yoktur, olamaz. Zira 'İlim Çin'de de olsa alınız.' diyen, bir başka ifadeyle 'Sinde de olsa alınız.' diyen bir Peygamber'in ümmeti olarak bizim ilmin ve bilginin kaynağıyla da herhangi bir sıkıntımız yoktur. Bu açıdan biz, modern tabirle teknofobik insanlar değiliz. Bunu bir defa tespit edelim. Biz teknolojik ve bilimsel gelişmelerin nereden neşet ettiğine değil, niçin kullanıldığına, hangi gayeyle kullanıldığına, insan hayatında nereye taalluk ettiğine bakarız. Bizim için kıstas, teknolojinin fıtrata aykırı olmamasıdır. Bizim için ölçü teknolojinin dünyanın yok edilmesi için değil, imarı ve ihyası yolunda kullanılıyor olmasıdır. Şüphesiz her buluşun arkasında, ona hayat veren bir zihniyet ve dünya algısı vardır. Müslümanların atom bombası, nükleer füzeler gibi kitle imha silahlarına öncülük etmemelerinin temel sebebi herhalde geri kalmışlıkları olamaz. Bu tarz bir teknoloji, her şeyden önce Müslümanların zihin yapısına, hayata, insana ve tabiata bakışlarına aykırıdır. Dünya hayatını geçici gören, adaleti, merhameti paylaşmayı merkeze alan İslam düşüncesi böylesi bir gelişmeye manidir."
 
KİTLE İMHA SİLAHLARI ÇIKTI, İNSANLIK BİTTİ
 
Dünyadaki güç savaşının istenmese bile bu tür silahlara sahip olmayı gerektirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Bizim asıl karşı olmamız gereken, atom bombasının kendisi kadar, onu ortaya çıkaran, masum insanlar üzerinde kullanmayı meşru gören zihniyettir. Bugün nükleer başlıkları veya nükleer silahları yasaklama anlayışını savunan zihniyetlere baktığınız zaman, bakıyorsunuz bir tanesinde 15 bin, 16 bin nükleer başlık var. Bir diğerinde 12 bin 500 nükleer başlık var. Bir diğerine bakıyorsunuz 7 bin 500 nükleer başlık var. Ama diyor ki 'Sen yapamazsın.' E sende var. Sayı felaket. İstediğin anda istediğin yerde bunu kullanma hakkına sen sahip olacaksın ama öbür tarafta diğerlerine diyeceksin ki 'Sen yapamazsın.' Hemen parmak sallamaya başlıyorlar. İşte sıkıntı burada. Bu da bir bağımlılık. Bunu da dikkatle değerlendirmek lazım. Buna da ben isterseniz burada bir isim koyayım, bu da bir zihni bağımlılıktır. Bizim asıl mücadele etmemiz gereken, teknolojinin insanlığın adım adım kendi kıyametine doğru sürüklenmesinin aracı haline getirilmesidir. Sıkıntı burada. Bundan 4 asır önce koçyiğit Köroğlu ne dedi? 'Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu.' demişti. Biz de bugün diyoruz ki modern teknolojinin ürünü olan kitle imha silahları çıktı, insanlık bitti."
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, teknolojinin insan hayatını kolaylaştıran bir araç olmaktan çıkıp hayatın gayesine dönüşmesine müsaade edemeyeceklerini söyledi.
 
Bugün karşılaşılan en büyük tehlikenin insan zihninin ürünü olan teknolojik aygıtların insanla aynı ontolojik seviyeye çıkarılması, adeta bir canlı bomba gibi kabul edilip muamele görmesi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son yıllarda baş döndürücü bir şekilde ilerleyen teknolojinin böyle bir tehlikeyle yüz yüze bıraktığının sayısız örneği olduğunu kaydetti.
 
"Yaratılmışların en şereflisi, Allah'ın yer yüzündeki halifesi olan Hazreti İnsan giderek varoluş gayesinden uzaklaşıyor" diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kendi imal ettiği teknolojik aygıtların esiri, mahkûmu, adeta kölesi haline gelen bir insanın tıpkı cahiliye dönemindeki gibi yaratıcısına isyan halinde demek olduğunu söyledi.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konferansın da temasını oluşturan 10-15 yıl önce gündemde dahi olmayan teknoloji bağımlılığı gibi yeni problemlerin, yeni hastalıkların ortaya çıkmasının temel sebebinin bu olduğunu belirterek, Güney Kore, Çin, Singapur gibi teknolojiyi yoğun kullanan ülkelerin bu tür sorunlarla bizden daha fazla yüzleştiklerini anlattı.
 
Bu ülkelerde yapılan araştırmaların teknoloji bağımlılığının genç nüfus başta olmak üzere tüm toplumu tehdit edecek boyutlara ulaştığını gösterdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, teknoloji bağımlılığından kaynaklanan fiziki ve psikolojik sorunların yeni ihtisas alanları haline dönüştüğünü dile getirdi.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hocaların karşı karşıya bulunan vahim tabloyu çok daha iyi bildiğini vurgulayarak, karşılarına gelen hastalıklarla veya hastalarla bunları zaten fiilen gördüklerini ve yaşadıklarını söyledi.
 
Meselenin gerçek boyutunu ifade etmek için bazı istatistikleri paylaşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Japonya'da 1 milyondan fazla genç aşırı teknoloji kullanımıyla ilişkili sosyal çekilme denen hastalıktan mustariptir. Araştırmalar bir çocuğun 14 yaşına gelinceye kadar televizyonda ortalama olarak 11 bin cinayet sahnesi izlediğini, çizgi filmlerin yüzde 94'ünün ise şiddet ve cinayet konularına yer verdiğini ortaya koyuyor. Keza üniversite öğrencilerinden yüzde 13'ünün internet bağımlısı olduğu... malum internet kafeler vardı, şimdi artık internet havuzlar başladı veya internet evler başladı. Çünkü internet artık eve girdi, artık kafeye falan gitmesine gerek yok, evde zaten o işi görüyor. Evlerimiz bu hale dönüştü. 12 -18 yaş grubundaki çocuklardan yüzde 22'sinin de internet bağımlılığı sınırında bulunduğu ifade ediliyor. Öğrencilerin bilgisayar, internet, cep telefonu ve televizyonla geçirdikleri süre günde ortalama ne kadar biliyor musunuz? Asgari 6 saat. Buna karşılık ders dışı kitap, dergi ve diğer yayınlara ayırdıkları süre ise bir saati dahi bulmuyor. "
 
HAREKETE GEÇMEDİĞİMİZ HER GÜN SIKINTI DA BÜYÜYECEK
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, medyada saatlerce bilgisayar oynadığı için klavye başında ölen çocukların acı hikâyeleriyle daha sık karşılaşıldığını anlatarak, bunun da bir tehlike olduğunu söyledi.
 
Cep telefonuyla öz çekim yaparken düşen, kaza yapan, sakatlanan, hatta vefat eden insanlara dair haberlerin kimi zaman tebessüm ederek, kimi zaman yürekler parçalanarak takip edildiğini dile getiren Erdoğan, son model telefon alamadığı için strese, bunalıma giren, hatta suç işleyen kişilere rastlandığını kaydetti. 
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, araç kullanırken dahi gözlerini telefon ekranlarından ayırmayan milyonlarca insan olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:
 
"Dost meclislerindeki gönül sohbetlerinin yerini artık sosyal medya tartışmaları aldı. Mekke'de Beytullah'da, Medine'de Mescid-i Nebevi'de dahi insanlar, ibadet, kıraat ve tefekkürle meşgul olmak yerine telefonlarıyla vakit geçiriyorlar. Hayatımızı kolaylaştırması gereken teknoloji maalesef giderek bizi hayattan koparıyor. Karar alıcılar, anne babalar, eğitimciler, sorumluluk sahibi bireyler olarak bu kötü gidişi elbette eli kolu bağlı bir şekilde izleyemeyiz. Harekete geçmediğimiz her gün sıkıntı da büyüyecektir. Sadece bugünümüz değil asıl istikbalimiz tehdit altındadır. Türkiye olarak bu konuda diğer ülkelere nazaran şimdilik daha iyi bir konumda olduğumuzu söyleyebiliriz, ama tehlike tıpkı daldan kopan çığ gibi üzerimize doğru gelmektedir. Doğru teşhis doğru tedavinin ilk adımıdır."
 
ÇOCUKLARIMIZIN RUH DÜNYASINA GİRMELİYİZ
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, teknoloji bağımlılığı ile mücadele ederken şu noktanın gözden asla kaçırılmaması gerektiğini belirterek, "Eskiye özlemi öne çıkartan, geçmişi örnek gösteren bakış açısıyla hiçbir yere varamayız. Artık bizim çocukluğumuzun geçtiği dönemlerde yaşamıyoruz o günleri istesek de geri getiremeyiz. Onlar geçti. Yani, ben biraz futbol oynadım, yamalı bir topun peşinden sabahtan akşama kadar koşturarak enerjimizi boşalttığımız o dönemler bir daha geri gelmeyecek, o iş bitti. Televizyonun, bilgisayarın ve telefonun olmadığı; sohbetin, muhabbetin, tezekkürün günlük hayatımızın bir parçası olduğu günleri özleyebiliriz ama aynı canlılıkta yaşatma imkanı bulamayız." diye konuştu. 
 
Her gün akşam evlerde dedelerin, ninelerin, annelerin, babaların, ağabeylerin, ablaların, halaların, teyzelerin, amcaların, dayıların bir araya geldiği o büyük aile dönemlerinin de maalesef mazi olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Hasretle özlüyoruz ama geçti." dedi.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, zamanı geri döndüremeyeceklerine göre önlerine bakıp gelecek için yapabileceklerinin yollarını aramaları gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
 
"Bakınız Hazreti Ali (radiyallahu anh) efendimiz, ebeveynlere ne tavsiye ediyor; 'Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin' buyuruyor. Evet, bizim de meseleye aynen bu şekilde yaklaşmamız lazım. Çocuklarımızla torunlarımızla ve gelecek kuşakla iletişimde en önemli sıkıntının doğrusu ben bu olduğuna inanıyorum. Onların ruh dünyasına giremezsek, onlara ulaşamayız. Evlatlarımızla empati kuramazsak onlarla ortak bir dil geliştiremezsek, sorunlarının çözümü için doğru yöntemler de bulamayız. Bunun için çocuklarımızı beyhude yere teknolojiden uzak tutmaya çalışmak yerine onlara teknolojiyi bilinçli kullanmanın yollarını göstermeli, onun eğitimini vermeliyiz. Annenin-babanın elinden telefonu, tableti bırakmadığı, televizyon başından ayrılmadığı bir evde çocuğa 'Teknolojiden uzak dur.' demek faydasız bir çaba olur. Çünkü ben bunu hani Arapların bir sözü var, 'men dakka dukka' diye, evde torunlarımla yaşıyorum. Bakıyorsun sabah çıkıyor geliyor hemen 'anneanne iPad'ini bana versene' bir dayanıyorsun, iki dayanıyorsun en sonunda hadi sana 15 dakika müsaade... Bunlar yaşadığımız gerçekler ama onu kontrollü şekilde nasıl götüreceğiz asıl olan budur."
 
TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞININ DA TEDAVİSİ VAR
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçek dünya ile sanal dünyayı ayıramayan çocukların zihinlerinin teknolojinin zararlı etkilerine daha çok açık olduğuna dikkati çekerek, teknoloji bağımlılığında en riskli kuşağın 12-24 yaş grubu olduğuna göre bu konuda okullara öğretmenlere de çok önemli görevler düştüğünü söyledi.
 
Bundan dolayı özellikle Yeşilay'a da teşekkür ettiğini belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:
 
"Bu konuda çok geç olmadan ailesiyle okuluyla ilgili tüm kurumlarımızla elbette Yeşilay'ımızla teknoloji bağımlılığıyla mücadele etmemiz gereken bir döneme girdiğimize inanıyorum, Her bağımlılık gibi teknoloji bağımlılığı da çözülmez, aşılmaz değildir. Tüm zaruri alışkanlıklar gibi teknoloji bağımlılığının da tedavisi vardır. Mesele hayatımızı kolaylaştırmak için edindiğimiz cihazların hayatımızı esir almasına izin vermemektir."
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.