AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal: Şimdi bakıyoruz kıvırmaya başladı
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal: Şimdi bakıyoruz kıvırmaya başladı
SİYASET / 30 Kasım 2017
Mahir Ünal, Genel Merkez önünde basın mensuplarına gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Ünal, Cumhurbaşkanı ve Genel Başkan Erdoğan'ın, daha önce düzenli olarak bölge milletvekilleriyle gerçekleştirdiği ve milletvekillerinin illeriyle, gündemdeki konularla ilgili düşüncelerini, bakış açılarını paylaştıkları istişare ve değerlendirme toplantısının ikincisinin yapıldığını bildirdi.
 
"Seçim barajı toplantıda görüşüldü mü?" sorusu üzerine Ünal, bu konunun toplantıda gündeme gelmediğini belirtti.
 
Ünal, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun iddialarının toplantıda gündeme gelip gelmediğine ilişkin soruya, "Öncelikli olarak bir şeyi doğru koyalım, ortada Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı'nın birtakım iddiaları var. Bu iddialar üzerinden de 'Bu iddialarımı ispat edeceğim.' diye grup toplantısında salladığı, bazı, belge diye gösterdiği evraklar var. Bu evrakların ne olduğunu kendi partilileri dahil kimse bilmiyor. Basınla paylaşılmıyor." dedi.
 
Söz konusu evrakın içeriği konusunda basın mensuplarının da CHP TBMM Grup Toplantısı'nda çekilen fotoğraflardan yola çıkarak sonuca varmaya çalıştığını belirten Ünal, "Türkiye, dört terör örgütüyle mücadele ederken, uluslararası alanda hem siyasi hem de ekonomik operasyonlara maruz kalırken Kılıçdaroğlu'nun, siyasetin ve TBMM'nin gündemini ne olduğu belli olmayan, içeriği paylaşılmayan evraklarla meşgul ettiğini" ifade etti. 
 
"Bundan sonrası yargının işi"
 
Müddeinin iddiasını ispatla mükellef olmasının hukukta temel ilke olduğunu vurgulayan Ünal, şöyle devam etti:
 
"Buyurun bunu ispat edin. 'Hayır efendim, biz bu belgeleri paylaşmayız.' Peki bu belgeyi yargıyla paylaşın... 'Hayır efendim yargıyla da paylaşmayız.' Anayasa'nın 39. maddesi son derece açık, ispat hakkı da veriyor. Bu konuda Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız kendisiyle ilgili tazminat davası açtı. Meclis kürsüsünden itham ettiği, iftira ettiği kişiler de dava açtılar. Artık bundan sonrası yargının işidir. Hakkında dava açılan kişinin, ilgili genel başkanın ne yapması gerekiyor? Bu belgeleri yani kendi iddiasının ispatı niteliğinde olduğu belgeleri yargıyla paylaşması gerekiyor. Yargıyla paylaşmıyor, basınla paylaşmıyor, peki ne yapıyor? 'Biz, Mecliste araştırma önergesi vereceğiz, araştırma komisyonu kurulmasını istiyoruz'. TBMM'nin işi yok sizin yalanlarınızın, iddialarınızın, iftiralarınızın yeri midir? Siz TBMM'yi kendi yalanlarınıza niye alet ediyorsunuz?" 
 
Ortaya konulan evrakın yargının meselesi olduğuna dikkati çeken Ünal, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Türkiye'nin bu kadar kritik gündemi olmasına rağmen, Türkiye'nin sınır güvenliğinden tutun da terörle mücadeleye, enerji politikalarından ekonomide alınması gereken tedbirlere kadar birçok önemli gündemi varken maalesef her zaman olduğu gibi yine Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinin çıkardığı suni krizlerle Türkiye meşgul edilmek isteniyor. Biz bu suni gündemlerle Türkiye'yi meşgul etmek istemiyoruz. Bu tür arkası belli olmayan, arkası karanlık iddialarla Türkiye'nin gündeminin meşgul edilmesine de karşıyız." 
 
Ünal, "Sayın Kılıçdaroğlu'nun iddialarında adı geçen 5 isim dava açtı ve Cumhurbaşkanı da dün bu konuda dava açtığını söyledi. Bahsedilen davalar açıldı değil mi?" sorusunu şöyle yanıtladı: 
 
"Bu davalar açılıyor. Nihayetinde burada siz Meclis kürsüsünden açık açık insanların isimlerini zikrederek, bu insanların yurtdışına para çıkardıkları iddiasını ortaya atıyorsunuz. Bu iddia üzerinden bazı iftiralarda bulunuyorsunuz. Yine bu iddia üzerinden 'Ankara'daki beylerin çocukları' gibi nefret suçu ve nefret dili niteliğinde ayrımcı ve ötekileştiren dil kullanıyorsunuz. Mahkemeler de zaten sanığa yani iddiada bulunan, iftirada bulunduğu, hakaret ettiği iddia edilen sanığa Anayasa'nın 39. maddesi 'ispat hakkı' veriyor. Buyursun, o belgeleri versin yargıya, kendi iddiasını ispat etsin. Dolayısıyla TBMM'yi de böyle bir meseleyle meşgul etmesin. TBMM'nin yanı sıra Türkiye'nin siyasi gündemini de kendi yalanlarıyla, ispata muhtaç iddialarıyla, elinde ne olduğu belli olmayan, kendi partilileriyle bile paylaşmadığı birtakım belgelerle Türkiye'nin siyasi gündemini meşgul etmesin. Bunları basınla, yargıyla paylaşsın. CHP'nin, Türkiye'nin siyasetini daha fazla meşgul etmeye hakkı yok."
 
"Birilerinin yine yüzünde güller açtığını görüyoruz"
 
Ünal, "AK Parti, Rıza Sarraf'ın eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan hakkındaki iddialarıyla ilgili ne düşünüyor?" sorusu üzerine de şöyle konuştu:
 
"Son günlerde sosyal medyada, birtakım televizyon ekranlarında birilerinin yine yüzünde güller açtığını görüyoruz. Birilerinin yine umutlandığını görüyoruz. Amerika'da, New York'ta sürdürülen ve uluslararası hukuka, bırakın uluslararası hukuku doğal hukukta bile yeri olmayan, tuhaf bir şekilde bir adamın bazı iddialar üzerinden, rehin alınarak ortaya koyduğu iddialardan, ifadelerden birileri umutlanmaya başladılar ve bu umutlarını nereye bağladıklarını görüyoruz.
 
İçeride ve dışarıda 'Gezi olmadı, 17-25 Aralık'ta başaramadık, 15 Temmuz'da olmadı, acaba bu defa Amerika eliyle Türkiye'de bir şeyler olabilir mi?' diye umutlananlara dönük biz şunu söylüyoruz; Türkiye, yerli ve milli unsurlarıyla Amerika'nın derin devletinin yargıda oluşturduğu FETÖ'cü aklın etkisi altında. Çünkü savcısıyla, hakimiyle ilgili medyadaki haberleri siz de izlemişsinizdir. Böyle bir aklın ortaya koyduğu dava üzerinden birilerinin Türkiye'yi siyasi ve ekonomik olarak köşeye sıkıştırmasına herhalde seyirci kalacak değiliz. İçeride de bunun sözcülüğünü üstlenen, içeride bu siyasi ve ekonomik operasyona bel bağlayarak umutlananlara buradan şunu söylüyorum, hiç umutlanmayın. Bu dava üzerinden Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak isteyenlerin yanında kimler yer almak istiyor, bunu çok net bir şekilde görüyoruz."
 
Türkiye'ye karşı ne yapılmak istendiğini de bütün milletin gördüğünü vurgulayan Ünal, şunları kaydetti:
 
"Çünkü her şey aziz milletimizin gözü önünde cereyan ediyor. Türkiye diğerlerini aştığı gibi bunu da aşacaktır. Bu bizim bir tiyatro oyunu olarak gördüğümüz, senaristini, oyuncularını, figüranlarını tanıdığımız bir oyundur. Biz bu oyunun aktörü olmayacağız. Bu oyunda, senaryoda Türkiye'yi sanık sandalyesine oturtmak isteyenlere de fırsat vermeyeceğiz. Bu konuda kamuoyu rahat olmalıdır."
 
ABD'de yargılanan Rıza Sarraf'ın ifadelerinin sorulması üzerine Ünal, "Rehin alınmış ve bazı ithamlara, ifadelere zorlanmış, kendi ifadesiyle de hapiste kalmamak için anlaştığını ifade eden bir kişinin ifadeleri üzerinden biz bir adalet ve hakikat arayışı içine mi gireceğiz? Eğer biz bunun ifadelerini dikkate alıp, bu ifadeler üzerinden Türkiye'yi konuşacaksak, rehin alınmış bir adamın ithamları üzerinden bir hakikat arayışına gireceksek, bu bizzat hakikatin kendisine ihanet olmaz mı? Bu bizzat Türkiye'ye ihanet olmaz mı? Atatürk'ün gençliğe hitabesinde ifade ettiği gibi, bu bir dalalet ve hıyanet olmaz mı? Bunun, açık bir şekilde dahili ve harici bedhahların oyunu olduğu görülmüyor mu?" sorularını yöneltti. 
 
"Umutlanmayın"
 
Amerika'da bazı kesimlerin Türkiye'yi siyasi ve ekonomik olarak köşeye sıkıştırmak için Sarraf'ı bir kart olarak kullandıklarının son derece açık olduğunu ifade eden Ünal, bu konu üzerinden umutlananlara "Umutlanmayın." dedi. 
 
"Şunu unutmasınlar ki biz 15 Temmuz cehenneminden geliyoruz." diyen Ünal,  FETÖ'cülerin kimisinin solcu kimisinin Atatürkçü kılığında en iyi bildikleri işi yaptıklarını ve onların da kim olduğunu bildiklerini aktardı. 
 
Ünal, "Tüm vatandaşlarımıza, kamuoyuna bir çağrı yapmak istiyorum. Oynanan oyunun bu millet farkındadır. Dolayısıyla rehin alınmış bir adam üzerinden birilerinin Türkiye'yi rehin almasına müsade etmeyiz." dedi. 
 
Rıza Sarraf'ın ABD'ye gidişine göz yumanlar hakkında soruşturma başlatılması önerisine ilişkin Ünal, "İhtimal üzerine hüküm bina  edilmez. Sayın Mustafa Şentop, bir hukukçu olarak düşüncesini paylaşmış olabilir. Ama şu anda kesin olan bir şey var ki orada Amerikan yargısıyla hapiste kalmamak adına anlaştığını söyleyen ve sanık olmaktan tanık olmaya geçmiş, bunun karşılığında da kendisine ezberletilmiş bir senaryoyu dünyayla paylaşan bir kişi üzerinden Türkiye köşeye sıkıştırılmak isteniyor."  diye konuştu. 
 
Ünal, Sarraf'ın ifadeleri üzerinden içeride ya da dışarıda AK Parti'yi ve Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak isteyenlere,  "2002'den beri 'Her ne pahasına olursa olsun AK Parti'den kurtulmalıyız' diyenlere buradan şunu söylüyorum. AK Parti'den, Recep Tayyip Erdoğan'dan kurtulsanız, milletten kurtulamazsınız. Milletten kurtulsanız, Allah'tan kurtulamazsınız." diye seslendi. 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugün dava açacağını ifade ettiğini hatırlatan Ünal, Erdoğan'ın önümüzdeki günlerde ABD Devlet Başkanı Donald Trump ile bir görüşmesi olacağını bildirdi. 
 
"Herhangi bir para çıkışı olmamıştır"
 
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun "belge" diye elinde salladığı şeylerin ne olduğunun bilinmediğini ifade eden Ünal, şöyle konuştu: 
 
"Bilmediğimiz belgelerle ilgili tabii ki bunların ne olduğu açıklanana kadar, bunlar bizim nezdimizde elinde sallanan sahte belgelerdir. Burada Kemal Kılıçdaroğlu'nun iddiası nedir? Türkiye'den Cumhurbaşkanımızın, yakın çevresinin yurt dışına bazı offshore hesaplarına para gönderdiği iddiası. Şimdi bizim bildiğimiz ve iddia ettiğimiz bir şey var. Biz diyoruz ki Türkiye'den yurt dışına offshore hesaplarına herhangi bir para çıkışı olmamıştır. Tam tersine Türkiye'ye para gelmiştir. Bu belgeler bunu ispat edemez. Çünkü böyle bir belge yok. Eğer Kemal Kılıçdaroğlu, bu belgeleri bunun ispatı olarak gösteriyorsa, bu belgeler sahtedir. Eğer 'Bu belgeleri ben bankadan aldım' ya da 'Bu belgeleri, ben şuradan, buradan temin ettim' diyorsa, Kemal Kılıçdaroğlu'nun şunu bilmesi gerekir. Dışarı giden bir para yok, dışarıdan gelen bir para var ama burada bunun bir ticari sır olduğunu, insanların ticari faaliyetlerinin siyasetin, hakaretin ve iftiranın konusu olmadığını sözcülerimiz de sayın genel başkanımız da paylaşmıştır.  Ama burada biz, bir genel başkanın abesle iştigalini konuşuyoruz. Çünkü ortaya bir iddiada bulunuyor. Bu iddiasını ispat etmiyor. Bu iddiasını ispatı olan belgeleri kamuoyuyla paylaşmıyor. Biz de ona diyoruz ki 'Seninle ilgili gerekli hakaret davaları açılmıştır, bundan sonra anayasanın sana tanıdığı ispat hakkını kullanmak için bu belgeleri senin yargıya teslim etmen gerekir.'"
 
"Şimdi bakıyoruz kıvırmaya başladı"
 
Tarafların bununla ilgili hem hakaret hem tazminat davalarını açtıklarını belirten Ünal, bu davalar açıldığı andan itibaren Anayasanın iddiayı ortaya koyan sanığın iddiasını ispat etmesi için elindeki belgeleri mahkemeye verme zorunluluğu bulunduğuna dikkati çekti. 
 
Kılıçdaroğlu'nun elindeki belgeleri mahkemeye teslim etmesi gerektiğini yineleyen Ünal, "Şimdi bakıyoruz, kıvırmaya başladı. 'Efendim biz bir suç isnadında bulunmadık. Neden bu belgeleri mahkemeye verelim' tarzında birtakım kıvırmalarda bulunmaya başladılar. Şimdi ne yaptıklarını da bilmiyorlar.  Ama yaptıkları bir şey var ki maalesef Türkiye siyasetinin gündemini meşgul ediyorlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni meşgul ediyorlar ve Türkiye'nin şu anda acil ve önemli konuları varken maalesef biz ana muhalefetin bu tür abeslikleri ile uğraşmak durumunda kalıyoruz." ifadelerini kullandı. 
 
Kılıçdaroğlu'nun "Belgeleri vatansever bürokratlardan aldık" açıklamasının hatırlatılması üzerine de Ünal, "Ne zamandan beri vatansever bürokratlar anayasa suçu işlemeye başladı? Yani vatanseverliğin tanımı, eğer Kemal Kılıçdaroğlu'nun uluslararası Türkiye karşıtı, düşmanı odaklarla iş birliği yapması ise bunun adı vatanseverlik değil, bunun adı dalalet ve hıyanettir." diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Bu makamı artık kullandırtmayacağız' açıklamasının toplantıda gündeme geldiğini ifade eden Ünal, "Sayın Cumhurbaşkanımız milletvekillerimiz ile yaptığı bugünkü toplantıda da hem sözlerini biraz daha açıklık getirdi hem milletvekilinin milletvekilliği, bürokratın bürokrat, herkesin kendi görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği, herhangi bir şekilde başka makamlara sorumluluk atılarak yapılacak bir bahanenin asla dikkate değer bulunmaması gerektiğini ifade etti." dedi. 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın partisinin grup toplantısında ifade ettiği gibi birilerinin "Beyefendi böyle istiyor, Beyefendinin talimatı" diyerek bunu kullandıklarını dile getiren Ünal, Erdoğan'ın da hukuk, prosedür, ilgili düzenleme ve yönetmelik neyi gerektiriyorsa herkesin onu yapması gerektiğini söylediğini aktardı.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.