Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: O kürsüden salladığın her kağıt ya yalan ya yanlış çıktı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: O kürsüden salladığın her kağıt ya yalan ya yanlış çıktı
SİYASET / 30 Kasım 2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen "Orman ve Su İşleri Bakanlığı Toplu Açılış Töreni"nde konuştu.

Konuşmasının başında Mevlit Kandili'nin tüm millete ve İslam alemine hayırlar getirmesini temenni eden Erdoğan, "Rabb'ime bu mübarek gece vesilesiyle İslam dünyasının birliğini, beraberliğini, dayanışmasını güçlendirmesi, Müslümanların yürek acılarını, gözyaşlarını dindirmesi için niyaz ediyorum." diye konuştu. 
 
Açılışı gerçekleştirilecek 7,7 milyar lira yatırım bedeli olan eserlerin hayırlı olmasını dileyen Recep Tayyip Erdoğan, eserlerin yapımında emeği geçenlere teşekkür etti.
 
Erdoğan, 15 yıllık süre içerisinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından Türkiye'ye kazandırılan 7 bin 200 eseri milletin hizmetine sunduklarını belirterek, "Biz sorumluluk üstlendiğimiz her yerde suyla ilgili, eskiler 'ab-ı hayat' derler, yani 'su hayattır' anlayışıyla hareket ettik." ifadesini kullandı.
 
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiği dönemde kentin adeta susuzluktan kırıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'a su getirmekle görevli olan İSKİ'nin ise tam manasıyla iflas etmiş, her tarafı dökülen ve adı sadece yolsuzluklarla anılan bir kurum haline gelmiş durumda olduğunu söyledi. 
 
O dönemde belediyeyi Cumhuriyet Halk Partisinden devraldığını anımsatan Erdoğan, "İSKİ'nin başında da tabii ki Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanının atamış olduğu bir genel müdür vardı. Görevden aldık ve yerine de Veysel Hocamızı İSKİ'ye genel müdür yaptık ve İSKİ'yi Veysel Hocamızla birlikte ayağa kaldırdık." şeklinde konuştu.
 
Kendi imkanlarıyla yaptıkları 7 baraj ve kurdukları 600 su, kanalizasyon arıtma tesisiyle meseleyi kökten hallettiklerini söyleyen Recep Tayyip Erdoğan, o dönemde vatandaşların bidonlarla su istasyonlarında beklediklerini, aldıkları suları da evlerindeki küvetlere doldurduklarını hatırlattı. 
 
Banyo yapmanın bile zor hale geldiğini anımsatan Erdoğan, "Bugünleri bize kim yaşattı? O CHP zihniyeti yaşattı." ifadesini kullandı. 
 
BATIDA NE VARSA DOĞUDA O VAR, KUZEYDE NE VARSA GÜNEYDE O VAR
 
İstanbul Büyükşehir Belediyesini yaklaşık 2,5 milyar dolar borçla devraldıklarını ve bir taraftan borç öderken bir taraftan da İSKİ'yi ayağa kaldırdıklarını, şehri çöp dağlarından temizlediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlayın, Ümraniye'de patlayan o çöplüğü ve orada 40'a yakın bizim vatandaşımız öldü. Bunlar hep o CHP zihniyetinin bedelleriydi ülkemize ödettiği." dedi. 
 
Erdoğan, iktidara geldiklerinde 76 şehirde içme suyu sıkıntısı yaşandığını gördüklerini ve bu defa da Türkiye'nin su sorununun çözümü için Bakan Veysel Eroğlu'nu ilk etapta bürokrat olarak DSİ'nin, daha sonra da siyasetçi olarak Bakanlığın başına getirdiklerini ifade etti. 
 
Bugüne kadar yaptıkları çalışmalarla 81 ilin tamamında içme suyu meselesini büyük oranda çözdüklerini belirten Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin sadece içme suyu değil her alanda tarihi projeleri hayata geçiren bir ülke haline geldiğini kaydetti. 
 
Yol, köprü, tünel, hızlı tren hatları, barajlar yapıldığını, havaalanı sayısının 25'ten 57'ye çıkarıldığını aktaran Erdoğan, "Batıda ne varsa doğuda o var, kuzeyde ne varsa güneyde o var, Türkiye'yi bu hale getirdik." diye konuştu. 
 
ÇOK CİDDİ YATIRIMLAR YAPILDI
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Eskiden baraj gibi, büyük altyapı projeleri gibi işleri yabancı firmalar, yabancı müteahhitler yapardı. Çünkü ülkemizin bu konudaki birikimi çok sınırlıydı. Biz tüm çalışmalarımızda olduğu gibi altyapı yatırımlarında da yerli ve milli bir anlayışı öne çıkardık, anladın mı Kemal? Artık en büyük, en iddialı projeleri dahi kendi müteahhitlerimizle, mühendislerimizle, işçilerimizle yapabiliyoruz. İstanbul'daki yeni havalimanı, bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Bu sayede dünyada müteahhitlik hizmetlerinde Çin'in ardından ikinci sıraya yerleştik. Yurt dışında gittiğimiz hemen her yerde müteahhitlerimizin başarılı projeleriyle karşılaşmaktan memnuniyet duyuyoruz." 
 
AK Parti iktidarları dönemlerinde hizmete alınan baraj sayısının 508 olduğunu dile getiren Erdoğan, "Çok ciddi yatırımlar yapıldı, bu barajlarla hem içme suyu hem de tarımsal sulama konularında çok önemli mesafeler katettik. Türkiye'de daha önce 48 milyon, küsuratları söylemiyorum, dekar olan bu kadar alan sulanabilirken, bu rakam halihazırda 65,3 milyon dekardır. Hedefimiz 85 milyon dekar olan sulanabilir arazilerimizin tamamına bu imkanı sağlamaktır. Ülkemiz zirai gelir alanında dünyada 7'nci sıraya yükseldiyse, gerisinde işte bu yatırımlar vardır." şeklinde konuştu.
 
Yeni yatırımların yanında mevcut altyapının ıslahı konusunda da önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini anlatan Recep Tayyip Erdoğan, içme suyunda kayıp kaçak oranını yüzde 25'e indirmeyi hedeflediklerini de kaydetti.
 
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne Türkiye'den denizin 250 metre derinliğinden su götürüldüğünü anlatan Erdoğan, bunun dünyada uygulanabilir bir şey olmadığını, bu adımı attıklarını, KKTC'de de bunun bütün dağıtımını yaptıklarını ifade etti. 
 
Erdoğan, Afrika'da da 2 milyona yakın insanın temiz içme suyuna kavuşmasını sağladıklarını da vurguladı.
 
Türkiye'de baraj inşaatlarının eskiden uzun sürdüğünü, atılan temellerin üzerinde yıllarca hayvanların otladığının görüldüğünü anlatan Erdoğan, şimdi her eserin temelini atarken açılış tarihini, pazarlık usulüyle biraz daha öne çıkararak ilan ettiklerini, fevkalade bir durum olmadıkça da belirlenen tarihte açılış yaptıklarını dile getirdi.
 
Ağaç dikiminde de başarılı olduklarını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Araziler yanında camilerden okullara, yol kenarlarından hastanelere kadar uygun alanı olan her yerde ağaçlandırma çalışmalarını sürdürüyoruz. 2023 yılına kadar inşallah 7 milyar fidanı toprakla buluşturmuş olacağız. Dedim ya, çevrecilikte bizimle kimse yarışamaz, boşuna konuşmasınlar. Yok Greenpeace'çi imiş, yok şucuymuş... Bunların hepsi hikaye. Onlara sormak lazım, kaç ağaç diktiniz, onu söyleyin. Biz yaptıklarımızla konuşuyoruz."
 
Aynı şeyi İstanbul'da da yaşadıklarını, İstanbul'da başlattıkları ağaçlandırma faaliyetlerini de başardıklarını dile getiren Erdoğan, "Bugün İstanbul'un sağı, solu, her tarafında, orta refüjlerde varsa ağaçlar, onlar bizim diktiğimiz ağaçlardır. Hala da dikmeye devam ediyoruz. Her alanda olduğu gibi ülkemizin su ve ağaç imkanlarını milletimizin hizmetine sunacak faaliyetleri inşallah kesintisiz sürdüreceğiz." diye konuştu. 
 
Tabiatı, Allah'ın bir emaneti, tabiat ürünlerini de Allah'ın bahşettiği nimetler olarak gördüklerini belirten Erdoğan, bu emanet, nimet anlayışıyla hareket edildiği sürece açgözlülükle tabiatın tahribine meydan verilmeyeceği gibi eldeki imkanların da en iyi şekilde değerlendirileceğini söyledi.
 
Erdoğan, "Batı medeniyeti teknolojiyi, yaratıcısına isyanın bir aracı haline dönüştürmüş olabilir. Ama bizim asla böyle bir yaklaşımımız olamaz. Tam tersine bizim için tabiatın imkanları Rabbimize hamdimizin vesileleridir. Öyle olmayı da sürdürecektir." dedi.
 
AKŞAM BAŞKA SABAH BAŞKA, HAYATI YALAN
 
Geçen 15 yılda sadece orman ve su işleri alanında değil her konuda Türkiye'ye çağ atlattıklarını belirten Erdoğan, şu ifadelere yer verdi:
 
"Eğitimde 2 yüz 70 bin derslik inşa ettik. Öğretmen sayımızı 506 binden 906 bine çıkarttık. Şimdi hani çıkıp konuşuyorlar ya, 'Öğretmenlere şu kadar para verseniz, bu kadar para verseniz...' Bizim verdiğimiz parayı kim verdi? Biz geldiğimizde bir öğretmenin aldığı maaş 560-570 lira civarındaydı. Şimdi ise yeni göreve başlayan bir öğretmenin aldığı maaş yaklaşık 3 bin lira civarında. Ben yatırımlara girmiyorum. Yatırımlara girdiğimiz zaman olay çok farklı. Az önce derslikleri söyledim. Dersliklerin yanında kitapların, okullar açılırken sıraların üzerine konulması, bunların ücretsiz olarak verilmesi, yıl içerisinde çocuklarımıza süt, kuru üzümün verilmesi, bütün bunlarla beraber annelere, eğer hakikaten yoksulsa onlara eğitimde verilen destekler... Sadece üniversiteli öğrencilere burs vermedik, aynı zamanda ilköğretimde olanlara da mali noktada destekler verdik."
 
Kılıçdaroğlu'nun bunları bilmediğini, takip etmediğini dile getiren Erdoğan, "Akşam başka sabah başka. Hayatı yalan. Üniversite sayımızı 75'ten 185'e ulaştırdık. Acaba bundan haberi var mı? 3 bin 526 yeni sağlık tesisi yaparak çalışan sayısını 378 binden 892 bine çıkartarak. Ambulansından hastanelerin donanımına kadar her alanda tam bir devrime imza attık." dedi.
 
BÜROKRAT HİÇBİR İŞE YARAMAZ ONUN NAZARINDA
 
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Sosyal Sigortalar Kurumunun başında görev yaptığını hatırlatan Erdoğan, "Acaba bir dikili ağacın, genel müdürlük döneminde var mı? Vereceği cevabı söyleyeyim, 'Onu o zamanın başbakanı yapmalıydı' der. Çünkü bürokrat hiçbir işe yaramaz onun nazarında. Ama bizim dönemimizde bürokrat da yönetimiyle beraber üretiyor. Çünkü biz iş başına o tür bürokratları getiririz." diye konuştu.
 
Toplu konutta 805 bin yeni konut inşa ederek dar gelirliler başta olmak üzere milleti yuva sahibi yaptıklarını dile getiren Erdoğan, 79 senede yapılan 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol uzunluğuna 15 senede 19 bin 500 kilometre ilave bölünmüş yol yaptıklarını bildirdi. 
 
KILIÇDAROĞLU, BUNDAN HABERİN VAR MI
 
Türkiye'deki 83 karayolu üzerine 229 yeni tünel daha ilave ettiklerini belirten Erdoğan, "Haberin var mı Kılıçdaroğlu?" diye sordu. 
 
Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Ülkemizde daha önce hiç olmayan hızlı tren hatlarımızın uzunluğu şimdi bin 213 kilometreyi buldu. Haberin var mı Kılıçdaroğlu? Yakında yeni hatlarla daha da uzayacak. Mevcut 26 havaalanımızın üzerine her biri gayet modern bir şekilde inşa edilmiş 29 havaalanı daha ilave ettik. Marmaray gibi, Avrasya Tüneli gibi, Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi, Osmangazi Köprüsü gibi, Ilgaz Tüneli gibi, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı gibi dev projelere biz imza attık ve hayata geçirdik. Haberin var mı Kılıçdaroğlu? İstanbul'un yeni havalimanı başta olmak üzere pek çok önemli proje şu anda devam ediyor. Yeni havalimanın inşallah önümüzdeki yılın sonuna ilk etabı bitecek ve yılda 90 milyon yolcu kapasitesiyle hizmete girecek. Ekonomide, buraya iyi dikkat et, sen bundan da anlamazsın, senin vergici olman filan beni pek ilgilendirmiyor... Ekonomide biz geldiğimizde Türkiye'nin IMF'ye olan borcu 23,5 milyar dolardı. 2013, Türkiye'nin IMF'ye borcu yok. Kılıçdaroğlu, bundan haberin var mı? Biz bir daha IMF'den borç almadık. Göreve geldiğimiz Merkez Bankasında döviz ve altın olarak sadece 28 milyar dolar rezervimiz vardı. Bunu 136 milyar dolara kadar çıkardık. Şu anda 117-120 milyar dolar arasında seyrediyor. Ey Kılıçdaroğlu, duy duy. Kulağın var duymazsın, gözün var görmezsin, ağzın, dilin var hakkı hakikati konuşamazsın. Adeta 5 sente muhtaç Türkiye'yi yılda ortalama 13 milyar dolar doğrudan uluslararası sermaye yatırımı yapılan bir ülke haline bu iktidar getirdi."
 
Erdoğan, 236 milyar dolardan aldıkları milli geliri 863 milyar dolar seviyesine, 3 bin 500 dolardan aldığımız kişi başına milli geliri 11 bin dolar seviyesine ulaştırdıklarını söyledi. 
 
Göreve geldiklerinde Türkiye'nin ihracat rakamının da 36 milyar dolar olduğunu hatırlatan Erdoğan, şu anda 155 milyar dolar seviyesine doğru gittiğine işaret ederek, "Sadece 2005 yılından bu yana 9,2 milyon kişiye ilave istihdam oluşturduk. Büyümede her seferinde tüm dünyayı şaşırtıyor, beklentileri alt üst eden rakamlara ulaşıyoruz. Tilki yetişemediği üzüme 'koruk' dermiş. Bunun örneği Kılıçdaroğlu'dur." dedi. 
 
 CHP'NİN, MİLLETİN BAŞINA BELA OLMAKTAN ÇEKİL
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz 15 yılda Türkiye'yi büyütmek, güçlendirmek, zenginleştirmek her alanda muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için çok çalıştıklarını ve mücadele ettiklerini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Türkiye güvenlikten, ekonomiye kadar her alanda kritik bir dönemden geçiyor. Cumhurbaşkanıyla, Meclisiyle, Başbakanıyla, Bakanlarıyla tüm kurumları ile bu tarihi süreçten ülkemizi en güçlü şekilde çıkarmanın mücadelesini veriyoruz. Maalesef ülkemizin bunca sorunu, sıkıntısı arasında bir de ana muhalefet partisinin başındaki zatın hezeyanlarına cevap vermek zorunda kalıyoruz. Ben milletimin karşısına bu tarz konularla çıkmaktan inanın utanıyorum, hicap duyuyorum ama karşımdaki zatta ve aynı kafadaki kesimlerde utanma, arlanma, hakka, hukuka riayet diye bir anlayış olmadığı için mecburen bu konulara girmek zorunda kalıyoruz."
 
Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısındaki iddialarına ilişkin ise Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Dün partisinin grup toplantısında çıktı, 'Yurt dışındaki bir şirkete şu kişi şu kadar milyon dolar, şu kişi bu kadar milyon dolar para gönderdi' diye birtakım yine sözler söyledi. Elindeki bir tomar kağıdı sallayarak da 'İşte dekontları da bunlar' dedi. Tabii dekont dediği kağıtları ne gazetecilere ne adli makamlara vermedi. Avukatlar hemen anında kendisine, 'Bunu ilgili savcılığa lütfen veriniz, medyaya veriniz.' dedi. O kağıtların ne olduğunu şimdilik bir kendisi bir de onları bu zatın eline tutuşturanlar biliyor.
 
Bir ara şahsımla alakalı 'İsviçre'de hesaplarım olduğunu' söyleyip durdu. Kendisini ispata davet ettiğimde belge gösteremedi, rezil kepaze oldu. Kendisine çok açık, net söyledim. İspat et, ben bu görevi bırakacağım, Başbakanlıktan çekileceğim dedim. İspat yok. Şimdi bu defa aynısını söylüyor. İspat et, ispat ettiğin anda ben Cumhurbaşkanlığını, siyaseti bırakacağım dedim. Ama sen de CHP'nin başına bela olmaktan çekil, bu milletin başına da bela olmaktan çekil."
 
Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun aynı taktiği CHP'nin eski genel başkanı Deniz Baykal'a da uygulayarak onu da sıkıntıya soktuğunu ifade ederek, "'Ben siyasete girmeyeceğim' dedi. Ertesi gün siyasete girdi. Başka bir zaman televizyon kanalında, 'Erdoğan'ın Baykal'ın kasetini izlediğini gördüm' diye bir şeyler geveledi. Ondan sonra bizim yolumuzda, bizim ardımızdan gidenler bile şunu soruyor, acaba? Öyle kolay değil, bunları açıklayacağız ortaya koyacağız ki sizler de bunu bilmeyenlere anlatmanız lazım ki bu tür insanlar, bu ülkenin siyasetinden çekilsinler. Bu ülke müfterilerin siyasetinde bu kadar yorulmasın. Kendisini ispata davet ettiğimizde, 'Öyle bir şey hatırlamıyorum' diyerek, çark etti. Onun için de millet buna 'çarkçı Kemal' diyor." diye konuştu.
 
ZATTA ZERRE KADAR UTANMA HİSSİ OLMADIĞI İÇİN ÇIKIP BİR ÖZÜR DAHİ DİLEMEDİ
 
Kılıçdaroğlu'nun Güney Asya'daki Tsunami felaketinde toplanan paraların Açe'ye gönderilmediğini öne sürdüğünü hatırlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Konuyla ilgili belgeler ortaya konunca yine işi pişkinliğe vurup kulağının üzerine yattı. Bir başka zaman yine Grup Toplantısı'nda elinde bir kağıt sallayarak, o dönem bakan olan Genel Başkan Yardımcım Hayati Yazıcı arkadaşımızın ÖSYM Başkanı'na mail gönderip 'Şu kişiyi üniversiteye yerleştirin' dediğini öne sürdü. Bu mailin de, mesajın da sahte olduğu ortaya çıktı ama zatta zerre kadar utanma hissi olmadığı için çıkıp bir özür dahi dilemedi. 
 
Şu andaki Çevre ve Şehircilik Bakanımızın Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, bir müfterinin ifadelerine dayanarak saçma sapan iddialar ortaya attı. Bunların da hiçbirini ispat edemediği için arkadaşımıza sürekli tazminat ödemek zorunda kaldı. Bakanımız da kazandığı tazminatlarla Kayserili vatandaşlara o zaman bol bol sucuk ekmek dağıttı. Bu zat, birara da Bakırköy'deki imar tadilatı karşılığı TÜRGEV'e 20 dönümlük arazi verildiğini söylemişti. Hemen iddiasını ispata davet edildi, yine ortaya bir şey koyamadı ve yüzsüzce dönüp arkasını gitti." 
 
SIKIYORSA GEL BAK BAKALIM NASIL BİR ALTINDAN KLOZET VARMIŞ
 
Kılıçdaroğlu'nun, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ilk hizmete girdiğinde, sırf bu eseri karalamak için, altın klozet iddialarına kadar akla ziyan pek çok yalanı aylarca diline pelesenk ettiğini belirten Erdoğan, "Hiçbirinin doğru olmadığı ortaya çıkmış olmasına rağmen özür dilemeyi aklından bile geçirmedi. Böyle bir vicdansızlık olur mu, 'altından klozet.' Sıkıyorsa, davet ettim seni, işte gel bak bakalım nasıl bir altından klozet varmış." diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Yine bir ara grubumuzda bilmem kaç tane FETÖ'cü milletvekilinin ismini açıklayacağını iddia etmiş. Tabii ki bu sözünü de yutmuştu. İşte bakın şimdi Amerika'da FETÖ'cü milletvekillerinin hangi partiden olduğu ortaya çıkıyor. CHP'nin FETÖ'cü milletvekilleri, şu anda yargının haklarında yakalama kararı verdiği iki tane milletvekili şu anda Amerika'da kurulan kumpasın içinde bizzat yer almış durumdalar. Bu müfteri zatın daha o kadar çok yalanı, yanlışı, sahtekarlığı var ki hangi birini anlatsak bilemiyoruz. Bunun adı siyaset, muhalefet olamaz. Bu insanlık dahi değildir. Bunun adı... daha ileri gitmeyeyim. Ana muhalefet bunun yükünü daha fazla çekemez, çekmemeli. Çünkü bunun adı ana muhalefet değil ana hıyanettir." 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dün partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda dile getirdiği iddialara yanıt verdi. 
 
"Ana muhalefet makamını komedi sahnesi yeri haline getiren bu zatın başında olduğu CHP kayıptır." diyen Erdoğan, Türkiye gibi bir ülkenin ana muhalefet partisini bu hale düşürmeye kimsenin hakkının bulunmadığını ifade etti. 
 
Erdoğan, CHP'deki bazı milletvekillerinin de yurt dışında Türkiye aleyhindeki davalara kendilerine göre belge, bilgi taşıdığını bildiklerini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Feto'nun ve kimi karanlık mahfillerin ellerine tutuşturduğu bilgileri kimi zaman kendileri kullanan, kimi zaman da kendi elleriyle yurt dışına götürüp teslim eden bu kişilerin ülkemize yaptıkları ihanetlerin hesabı mutlaka sorulacaktır. Aslında ana muhalefetin içinde debelendiği bu sefil durum, bizim işimize geliyor ama ülkemiz adına üzülüyoruz, milli ve yerli duruş sahibi CHP'liler adına üzülüyoruz. Hep söylüyorum, insan mindere çıktığı zaman karşısında şöyle az buçuk eline gelecek, dengi sayılabilecek bir rakip görmek istiyor. Siz sıkı bir siyasi mücadele için ortaya çıkıyorsunuz ama karşınızda karikatür tipli birini buluyorsunuz. Tabii işin keyfi kaçıyor. Ne yapalım artık, 'kader, nasip' deyip işimize bakacağız."
 
O KÜRSÜDEN SALLADIĞIN HER KAĞIT YA YALAN YA YANLIŞ ÇIKTI
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun iddialarının hemen ardından avukatının bir açıklama yaptığını anımsatarak, "Tüm milletime sesleniyorum, bu açıklamada iddialar yalanlanarak, belge olduğu öne sürülen kağıtların derhal savcılığa verilmesi, en azından medyayla paylaşılması çağrısında bulunuldu. Bir saat öncesine kadar avukatlara 'durum nedir' diye sordum, 'Henüz bu yönde bir gelişme olmadığını duymadık' dediler." diye konuştu.
 
Bu konuda Kılıçdaroğlu'na tekrar bir çağrıda bulunan Erdoğan, şöyle devam etti: 
 
"Madem tüm belgelerin elinde olduğunu söylüyorsun, onları kürsüden sallamayı bırak. Milletimizle ve ilgili merciilerle paylaş, git savcılığa teslim et. Suçlu varsa ortada git teslim et, ha ondan sonra çok daha rahat tepinirsin. Bugüne kadar o kürsüden salladığın her kağıt ya yalan ya yanlış çıktı. Bu defa kendisini kimin, nasıl, hangi sahte belgelerle aldatıp o kürsüye çağırdığını bilmiyoruz. Orası bizi çok da ilgilendirmiyor. Bizim için önemli olan şahsımıza ve ailemize yapılan bu saldırının cevapsız kalmaması.
 
Bu zatın kürsüden ifade ettiği isimlerin çoğu, 30-40 yıldır ticaretle uğraşan, şirketler kurmuş, alıp satmış, kendilerine göre önemli işler yapmış iş adamlarıdır. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı, Başbakan, belediye başkanı değilken de bu insanlar ticaretle uğraşıyor, milyonlarca liralık işler yapıyordu. Onun için bu meseleyi CHP'nin başındaki zatın iddiaları çerçevesinde de ele alıp, değerlendirmek gerekiyor."
 
ONLARA PARA GELDİ, ORAYA PARA GİTMEDİ
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun "eski özel kalem müdürü" diye ifade ettiği kişinin hiçbir zaman özel kalem müdürü olmadığını belirterek, "Eski özel kalem müdürüm diye ifade ettiği o şahıs, benim özel kalem müdürüm hiçbir zaman olmadı. Böyle bir yalan olur mu? Zerre kadar sende şahsiyet varsa, Mustafa Gündoğan bana ne zaman özel kalem müdürlüğü yapmış Büyükşehir Belediye Başkanlığımda, çık bunu ispat et. İspat edemezsen de o yerde durma artık çekil git." ifadesini kullandı.
 
Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun bu konudaki iddialarına yönelik, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Bu zat, bir işadamıdır ve bir şirkete milyonlarca dolar para gönderdiğini iddia etti. Sonra da çıktı bu iddiasının delili olarak, 2011 yılında yurt dışında kurulmuş bir şirket ismi verip, bir takım isimler, tarihler ve rakamlar zikretti. İddiası da bu paraların yurt dışındaki bir şirkete gönderildiği. Aslında ticaretle uğraşan birisi yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da şirket kurar, alır, satar, para havale eder, alır. Ömründe tuğla üstüne tuğla koymamış, sadece her işe taş koymayı görev edinmiş birisine bunları anlatmanın zorluğunu elbette biliyorum. Kaldı ki bu beş isim, asla o zikrettiği şirkete veya yere para göndermiş de değil. Tam aksine, mevcut şirketlerini satmaları sebebiyle onlara para geldi, oraya para gitmedi."
 
İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ YURT DIŞINA GİDEN TEK KURUŞ YOK
 
"Azıcık ticareti, esnaflığı, girişimciliği bulunanlar, bu yapılan işlerde de hiçbir sorun olmadığını bilirler." diyen  Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Buradaki tek sorun, ortada bu zatın iddia ettiği gibi yurt dışına giden tek kuruş para olmayışıdır. Belki anlamamış diye bu zat için bir kez daha tekrarlıyorum, iddia edildiği gibi yurt dışına giden tek kuruş yok. Dolayısıyla bu zatın söylediği yalan mı, yalan. Bu zat bir kez daha müfteri durumuna düştü mü, düştü. Peki, bu durum karşısında yüzü kızaracak mı? Hiç sanmıyorum. Maşallah kendisinde manda derisi gibi yüz var."
 
Kılıçdaroğlu'nun bu konuda çıkıp özür dileyeceğini sanmadığını belirten Erdoğan, "Çamur at, tutmasa da izi kalır anlayışını siyasetinin merkezine yerleştirmiş bu zat, hızla siyaset çöplüğüne doğru yuvarlanıyor. Milletimiz, eski Türkiye'nin siyaset anlayışının bu son temsilcisini de en kısa sürede hak ettiği yere gönderecektir. Hiç endişem yok." dedi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun dün Suriyelilere harcanan 30 milyar doları sorduğunu anımsatarak, Kılıçdaroğlu'nun Gezi olayları esnasında ekonomideki dalgalanma sebebiyle yüz milyarlarca dolar zarara uğrayan Türkiye'nin kayıplarının hesabını sorduğunu duymadıklarını kaydetti.
 
Kılıçdaroğlu'nun bölücü terör örgütünün çukur eylemleriyle yol açtığı onlarca milyar dolarlık zararın hesabını da sorduğunu duymadıklarını vurgulayan Erdoğan, "Bu zatın 15 Temmuz darbe girişiminin ekonomik ayağında ortaya çıkan zararların peşine düştüğünü görmedik. Şunu da söyleyeyim, 15 Temmuz darbe girişimiyle alakalı da bu zatın en ufak bir derdi yoktur, bunu da biliniz." diye konuştu.
 
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Türkiye'nin son günlerde maruz kaldığı aleni ekonomik saldırılar karşısında milletin hakkını, hukukunu savunan iki çift laf ettiğine de şahit olmadıklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Kafayı neye takmış, Suriyelilere harcanan paraya takmış. Madem o kadar merak ediyor, biz de söyleyelim. Türkiye, Suriyeliler için AFAD eliyle 2,3 milyar dolar, belediye hizmetleri olarak 6 milyar dolar, sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla 1,2 milyar dolar harcama yapmıştır. Bunun dışında sınırlarımız içinde ve dışında verilen eğitim ve sağlık hizmetleri ki bunlar sınırsız olmuştur. Bunun dışında verilen hizmetler için görevlendirilen personelin şüphesiz ki maliyeti vardır, kamu düzeni ve güvenliği için yapılan işlerin maliyeti vardır, amortisman ve diğer maliyetler vardır.
 
Suriyelilere sadece kamu kuruluşları, belirli sivil toplum örgütleri yardım etmiyor, asıl büyük yardımı milletimiz yapıyor. Kayıtlara girmemiş olan gönüllü kişiler ve kuruluşlar yapıyor. Tüm bunları topladığımızda karşımıza uluslararası standartlara göre yapılmış yaklaşık 30 milyar dolarlık bir meblağ çıkıyor. Bu rakamların hepsi de AFAD, Maliye Bakanlığı, TÜİK gibi kurumlarımızın hesaplama yöntemleriyle ortaya çıkmaktadır, yani öyle kafadan atılmıyor."
 
Erdoğan, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) raporlarına göre Almanya'nın sadece 2015'te 900 bin mülteci için harcadığı paranın 16 milyar avro olduğunu belirtti. 
 
Türkiye'nin 7 yılda sığınmacılar için toplamda 30 milyar dolar harcadığına dikkati çeken Erdoğan, "Dünyanın neresine gidersek gidelim, hangi liderle, hangi uluslararası kuruluş başkanıyla görüşürsek görüşelim herkes, Türkiye'nin sığınmacılar konusunda yaptığı işleri konuşuyor. Bu konudaki takdirlerini ifade ediyor. Bir tek bu zat, meseleye harcanan para gözüyle bakıp hesap sormaya kalkıyor. Dervişin fikri neyse zikri de odur derler. En insani konulara bile böyle yaklaştığına göre bu zatın diğer hususlarda kafayı parayla bozmuş olmasına şaşmamak lazım." değerlendirmesinde bulundu.
 
Geçen günlerde işsizlik ile kadınlara şiddet arasında kurduğu ilişkinin, bu zatın zihin dünyasının arızalı olduğunu gösterdiğini ifade eden Erdoğan, aynı arızanın sığınmacılar konusunda da ortaya çıktığının anlaşıldığını söyledi.
 
Erdoğan, "Halbuki biz, bugünlerde parayla kafayı bozmuş olan bu zatın, SSK'yı yönettiği dönemde ülkemizi nasıl milyarlarca dolar zarara uğrattığını da unutmadık. Biz, bu zatın daha 1 yaşına girmemiş torununu, ortaokul çağındaki oğlunu utanmadan, sıkılmadan nasıl SSK'lı yaptığını, dolayısıyla devleti nasıl zarara uğrattığını unutmadık. Rahmetli Savaş Ay yaptığı bir televizyon programında, bu zatın ipliğini pazara çıkarmış, gerçek yüzünü göstermişti." diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan törende, gazeteci Savaş Ay'ın Kemal Kılıçdaroğlu'nun SSK'nın başkanlığını yaptığı dönemde hastanelerin durumunu çektiği görüntüleri ve şehir hastanelerinin nasıl hizmet verdiğini anlatan slayt gösterimini izletti.
 
"Halep oradaysa arşın burada." diyen Erdoğan, şubat ayında hizmete girecek Bilkent Hastanesinin, 3 bini aşkın yatak kapasitesiyle sadece Türkiye'nin değil, Avrupa'nın en büyük hastanesi olacağını kaydetti.
 
LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMEZ
 
Vatandaşın bu hastaneden bütün sorunları çözümlenerek çıkacağını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Lafla peynir gemisi yürümez. Güneş balçıkla sıvanmaz. Hakikatler gün gibi ortada, ticaretle uğraşmak, kendisi kazanırken ülkesine de kazandırmak asla utanılacak bir şey değildir. Asıl utanılması gereken işte böyle bir geçmişe sahip olduğu halde ortaya çıkıp yalanla, iftirayla, sahtekarlıkla insanları itham etmektir. Bizim de, milletimizin de eli her zaman bu müfteri zatın yakasında olacaktır.
 
Burada ismi geçen kardeşlerim, eniştem, dünürüm ve diğer beş arkadaşımız onlar en üst düzeyden zaten davalarını açacaklar ve hukuki olarak bu işin mücadelesini verip, yakasından bu adamın düşmeyecekler. Yargıda bu hak aranacaktır ve ben de ayrıca tekrar buna yeniden bir dava açacağım. Ben de hukukta hakkımızı yeniden aramanın peşinde olacağım. Sizlerin ve milletimizin vaktini böyle bir konuyla ve böyle bir zat ile aldığım için haklarınızı helal etmenizi istiyorum."
 
ÇIK DA BİR GÜN 'BİZ DE ŞUNU, ŞUNU, ŞUNU YAPTIK' DE
 
Erdoğan, işlerinin bu açılış törenindeki gibi eserler inşa etmek, baraj, gölet, sulama tesisi yapmak, çalışana, üretene, alın teri dökene yardımcı olmak olduğunu vurguladı.
 
"Çık da bir gün 'biz de şunu, şunu, şunu yaptık' de. Çık bir de böyle bir şey söyle. Hiçbir zaman böyle bir şey duyamazsınız bu zattan. Sadece iftira, yalan." ifadesini kullanan Erdoğan, Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaştırılması için çok çalışılması gerektiğini, bir yandan ufku derinleştirirken diğer yandan yollarındaki taşları, dikenleri, engelleri kaldırmak mecburiyetinde olduklarını dile getirdi. Erdoğan, her ikisini yapabilecek birikime, imkana, kararlılığa sahip olduklarını belirtti.
 
Açılışını gerçekleştirdikleri eserlerin ülkeye, millete, şehirlere hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, eserlerin ülkeye kazandırılmasında emeği geçenlere tebriklerini iletti.
 
Konuşmaların ardından yapımı tamamlanan eserlerin bazılarının bulunduğu Hatay, Antalya, Uşak, Bartın ve Edirne'ye canlı bağlantıların yapıldığı törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu tarafından açılışlar gerçekleştirildi.
 
İlk canlı bağlantının yapıldığı Hatay'daki Büyükkaraçay Barajı'nın hem sulama hem de içme suyu temin edeceğini söyleyen Erdoğan, eserlerin hayırlı olmasını diledi.
 
Erdoğan, baraj açılışının gerçekleştirileceği Antalya'ya yapılan canlı bağlantı sırasında ise "Hani eskiden diyorlardı ya, 'Su akar Türk bakar', biz bunu değiştirdik, 'Su akar Türk yapar." ifadesini kullandı.
 
Uşak'taki Dokuzsele Deresi Taşkın Koruma Tesisi'nin açılışında Erdoğan, Uşak'ın 15 sene öncesine göre şimdi çok güzelleştiğini söyledi.
 
Bartın'da açılışı yapılan Kirazlıköprü Barajı'nın bölgeyi hem taşkınlardan koruyacağını hem de tarımsal sulamaya imkan sağlayacağını belirten Erdoğan, açılışı yapılan İçmesuyu Arıtma Tesisi'nin ise Edirnelilere hayırlı olması dilediğinde bulundu.
 
Edirne'ye yapılan canlı bağlantıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla hayata geçirilen "Ağaçlandırma Seferberliği" kapsamında Erdoğan adına 4 milyarıncı fidan toprakla buluşturuldu.
 
TAŞERON İŞİ İNŞALLAH BU HAFTA İÇİNDE BİTİYOR
 
Salondaki bir vatandaşın taşeronlara kadro istemesi üzerine Erdoğan, "Yani bu işte taşeron olmaz ama taşeron işi inşallah bu hafta içinde bitiyor." dedi.
 
Erdoğan, Başbakan Yıldırım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın bu konuda yoğun bir çalışma gerçekleştirdiğini belirterek, "Birlikte işi tatlıya bağladık. Bu hafta içerisinde Meclise gitmesiyle, bütçe müzakerelerinin de arkasından neticeye bağlanacaktır." diye konuştu.
 
Açılışa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sarıeroğlu ve AK Parti Genel Başkan Yardımcıları da katıldı.
 
Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Zeynel Bey Türbesi'nin maketini takdim etti.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.