İşte NAME HABER Yazarı, AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk'ün yeni yazısı
İşte NAME HABER Yazarı, AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk'ün yeni yazısı
SİYASET / 9 Eylül 2017
İşte Köşe Yazarımız, AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk'ün "Şimdi, alp ve gazi ruha sahip olanların, tarihi yeniden yazacakları bir sürecin başındayız, kutlu olsun" başlıklı yeni yazısı...
Merhum Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun ciğerlerimize âdeta “diriliş” işleyen en derin şiirlerindendir “Meydan”…
 
Başlarken der ki, “Şu yeryüzü, er meydanı!/Gönül sevmez her meydanı./Yüreksize yorgan döşek,/Koç yiğide ver meydanı”…
 
Öyle sırlarla sırlanmış, öyle bilge, öyle lâtif bir tarihimiz var ki, görüp de görmemek olmaz, bilip de bilmemek olmaz...
 
Galibiyetiyle de, mağlubiyetiyle de sahip olduğumuz muazzam tarih göstermektedir ki, yüreksizlerin işgal ettikleri müesseselerimizin hepsi çürümüştür.
 
Bir müesseseyi çürümekten kurtarmak içinse, o müesseseye inkılap getirmek şarttır.
 
Bir topluluk vardı Uhud’da… Okçuydular…
 
“Meydanda kargaların cansız bedenlerimize üşüştüklerini de görseniz, bu tepeyi terk etmeyin!” telkinine rağmen, üç buçuk ganimet uğruna terk ettiler bulundukları tepeyi.
 
O telkin kime mi aitti?
 
Malûm, Efendimize (sav)…
 
Efendimizin (sav) güzeller güzeli yüzünden dökülen kanın müsebbibi oldular…
 
O meydanın has kahramanı, kahramanımız Hazreti Hamza’nın şehadetine vesile oldular…
 
Evet, Okçular Tepesi, başkomutanın emrini dinleme gereğinin, otoriteye boyun bükme lüzûmunun, savaşın stratejisini belirleyenin emirlerine itaat etme şartının sembolüdür.
 
Ancak Okçular Tepesi’ni, kazanacaklarını sandıkları üç buçuk ganimet ve hatta ganimetçilik adına terk edenlerin, hangi sonucu ürettiklerine tarih böylece şahitlik eder.
 
Bugün, dâvâsızlığı “dâvâ adamlığı” zannederek ganimetçiliği esas alan bir akılla hareket etmek de Okçular Tepesi’ndeki yeri terk etmekle eşdeğerdir.
 
Öyle ya, dâvâsı olmayanın derdi, sadece kazanmak ve gücü elinde bulundurmaktır.
 
Oysa insanlığın yeniden hakkaniyet, barış, sevgi, tebessüm ve adalet esasıyla çerçeve edilmiş bir nizam ile buluşabilmesinin yolu, Okçular Tepesi’ni sadece ganimet uğruna değil, mağlubiyet durumunda dahi terk etmeyerek hakikat plânına sadık kalmaktır.
 
Neo-liberalizmin, “Ne olursa olsun kazanmalı!” hedefiyle belirlediği iktisadî doktrininin kölesi olmuş akıllarınsa bu sadakati, bu tavrı, bu stratejiyi anlayabilmeleri mümkün değildir!
 
Düğünde mezurayla ölçüm yapıp, “100 metreye kadar kiminle koşarsam daha çok güç ve imkân sahibi olurum?” gayretiyle köşe tutandan, elindeki hesap makinesiyle, “Kiminle hangi irtibatı kurarsam falanca mâkâm yahut imkânı elde ederim?” diyenden sadakat beklemek yersizdir.
 
Okçular Tepesi’nden ayrılmayacak, tepelenmiş ganimete dahi dönüp bakmayacak, Nizam-ı Âlem ülküsünü kalplerine salmış gaziler yani gazâ insanları ve dâvâ adamları ile mümkündür meydanda sağ kalmak...
 
Bu tarihi yine alpler, gaziler, âleme nizam verme iddiası olanlar yazacaklardır!
 
Bu tarihi, ganimet peşinde koşarken, var olan tüm değerleri ve çekilen çileyi bir avuç maddeye kurban eden kirli karakterler asla şekillendiremeyecektir!
 
Hayatı metre ve çarpım tablosundan ibaret olan dâvâsız karakterlerin, insanlıkla ilgili ve insanlığa dair iddiaları, metre ve çarpım tablosuna kurban etmelerine müsaade edilemez!
 
Biliriz ki, binlerce yıllık tarihimizde ganimetten yana olan, maddeye, imkâna, haksız güce meyil ve tevessül edenler her zaman olmuş olsa da, medeniyet ivmemizi daima alpler ve gaziler şekillendirmişlerdir.
 
Ne zaman ganimetler ve ganimetçiler öne çıkmışlarsa, sonunda hüsran ile karşılaşmışız.
 
Ne zaman alpler ve gaziler milletin ve devletin omurgası olarak merkezde yer almışlarsa, o zaman tarihi bir kez değil, bin kez yazmışız!
 
Ve şimdi, alp ve gazi ruha sahip olanların, tarihi yeniden yazacakları bir sürecin başındayız, kutlu olsun!
 
***
 
Müstemlekeyi devlet zannedenin, milletinden haberi yoktur!
 
Geçtiğimiz günlerde bir video ile karşılaştım.
 
Söz konusu videoda bir adam, önüne serdiği İsrail bayrağı ve IKBY flâmasına secde ediyor, bunu yaparken bir de sırıtır şekilde tekbir getirerek Müslüman Kürt kardeşlerimizle dalga geçiyordu.
 
Doğrusu, Siyonizmin kendisine köle edindiği her milletten insan toplulukları olmuştur.
 
Bu topluluklar, aslında hiçbir millete ait de değillerdir; zira millet, uşaklığıyla değil, bağımsızlığıyla var olur.
 
Kürt halkına bağımsızlık sunacak bir Siyonizmden bahsetmek mümkün mü?
 
Yanı başındaki komşusunun evini işgal eden Siyonizmden, sırf devlet sahibi olmak için medet dilenen bir Kürt tanımıyorum; zira böylesi birini hiçbir Kürt de tanımaz.
 
Hele İslâm ile dalga geçme cüretini gösteren bir densize önce Kürt kardeşlerimin tepki göstereceklerinden eminim.
 
Fark ediliyor ki, müstemleke bir oluşumu “devlet” zannetmenin akılla hiçbir ilgisi yok!
 
Bu fikre inanan kimse, açık şekilde kendi milletine inanmamaktadır.
 
Irak’ta, Suriye’de ve elbette ülkemizde meydana gelecek böyle bir ihanete, Çaldıran’da olduğu gibi Türk-Kürt-Arap ittifakı cevabını verecek ve oyun bozulacaktır.
 
Kürt kardeşlerimiz, asla bu aşağılanmayı kabul etmeyeceklerdir!
 
PKK üzerinden Akdeniz’e çıkıp Anadolu’da bize mezar bulmaya kalkışan densizler, önce Çanakkale’ye bakmalıdırlar!
 
Dün Araplar üzerinden oynanan oyun, bugün Kürtler üzerinden oynanmak isteniyor, dikkat edilmeli!
 
Bu coğrafya emperyalizmin değil, ümmetindir!
 
***
 
“Hedefimiz de, tarafımız da, siyasetimiz de dirliğimiz içindir. Yarın bizimdir, yarın Türkiye’nindir, yarınlar bu milletindir!”
 
AK PARTİ İSTANBUL MİLLETVEKİLİ - www.namehaber.com KÖŞE YAZARI
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.