Dr.Selim Temurci: Milli bir çağrının gösterdikleri
Dr.Selim Temurci: Milli bir çağrının gösterdikleri
SİYASET / 22 Ağustos 2017
İşte AK Parti İstanbul İl Başkanı Dr.Selim Temurci'nin "Milli bir çağrının gösterdikleri" başlıklı "Haftalık Gündem" yazısı...
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Almanya’da yaşayan vatandaşlarımıza “Türkiye düşmanlarına oy vermeyin” çağrısı yaptı.
 
Bu, ülkesini seven herkesin, hem aklında hem gönlünde sıcak bir karşılığı olan haklı, haysiyetli ve milli bir çağrıdır.
 
Türkiye’ye karşı hasmane bir tutum içinde olan Almanya yönetiminin bu çağrıya gösterdiği tepki, artık ezbere bildiğimiz Batı iki yüzlüğünün ve siyasi ahlaksızlığının yeni bir tezahüründen ibarettir.
 
Örneğin Merkel diyor ki; “Bu sözler, özgür seçim hakkımıza bir müdahaledir.”
 
Dışişleri Bakanı Gabriel ise “Bu sözler, Almanya’nın egemenlik hakkına müdahaledir, içişlerine karışmaktır” diyor.
 
Oysa şimdi bir söze bile tahammül gösteremeyen Almanya Türkiye’deki her seçime karışmayı kendisinin en doğal hakkı gibi görüyor.
 
Referandumda açıkça “Hayır” kampanyası yaptılar. Alman gazeteleri Türkçe “Hayır” manşetleriyle çıktılar. Sanırsınız referandum Türkiye’de değil de Almanya’da yapılıyordu!
 
Türkiye Cumhurbaşkanının bir telekonferans yapmasını bile engellediler.
 
Bakanlarımızın oradaki vatandaşlarımızla buluşmasına izin vermediler. Normal zamanlarda “Batılı değerler” diye dillerine pelesenk ettikleri ne varsa hepsini yalayıp yuttular.
 
Cumhurbaşkanımıza konuşma izni vermeyen Almanya, PKK lider kadrosundan olanlara her türlü izni “ifade özgürlüğü” adına sundu.
 
Sadece PKK mı? Almanya, FETÖ’nün darbecileri için bir sığınağa dönüşmüş durumda. Türkiye’ye ihanet etmiş her türlü terörist, Almanya’da her türlü desteği görüyor. İadesi için başvurulmuş teröristler Türkiye’ye teslim edilmiyor.
 
Dahası, ülkesine ihanetle yargılanan Can Dündar, Almanya’da Cumhurbaşkanlığı düzeyinde ağırlanıyor.
 
Acaba tersi olsaydı? Örneğin Almanya’da darbeye kalkışmış bazı Almanlar Türkiye’ye sığınsaydı! Alman devletine ihanet etmiş kimseler Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı düzeyinde ağırlanıp ödüllerle taltif edilseydi! Almanya seçimleri, sanki Türkiye’nin iç meselesiymiş gibi devlet düzeyinde yoğun kampanyaların konusu yapılsaydı!
 
Şu ilkesizliğe bakın; Cumhurbaşkanımızın çok doğal bir çağrısına bile tahammül edemeyen ve bunu içişlerine müdahale sayan Merkel, “Türkiye’de demokrasi adına muhalefet edenlerin yanında yer almaya devam edeceğiz. Bu bizim yüzde 49 Hayır diyenlere karşı bir sorumluluğumuzdur” diyebiliyor!
 
Sen kimsin? Yüzde 49 benim vatandaşım, sana ne oluyor!
 
Almanya’nın bu ilkesiz, ahlaksız ve evrensel değerlerden yoksun tavrına şaşırmıyoruz. Esas hazin olan, “içimizdeki Almanlar.” Cumhurbaşkanımızın Türkiye düşmanlarına oy vermeyin çağrısı, Alman yöneticilerden önce bunlara dokundu. Hemen yazılar döşediler.
 
Kimisi “Almanya’nın böyle davranmasında bizim de kusurlarımız yok mu” diyerek sinsice bir üslupla “Aslında haksız olan Türkiye’dir” demeye getirirken, kimisi de “Almanya’nın bu tavrını kendi iç seçimlerine bağlayanlar yanılıyor. Türkiye demokrasi ve adalet alanında düzeltmeler yapmadıkça, Almanya bu tavrını sürdürür” diyerek yabancılar adına kendi ülkesine sopa gösteriyor.
 
Yani açıkçası Almanya’yı tutuyorlar!
 
Bu anlayışların siyasi temsilcisi olan Kılıçdaroğlu ise her fırsatta Türkiye’yi batıya şikayet ediyor, “Daha çok yanımızda yer almalısınız” diyerek muhalefetine dışarıdan destek arıyor. Nitekim kısa bir süre önce de Alman medyasına “Türkiye turistler için güvenli bir ülke değil” diyecek kadar kendini kaybetmişti.
 
Tüm bunların bize gösterdiği 2 gerçek var:
 
Birincisi, başta Almanya olmak üzere batı emperyalizmi, kendi ülkesini güçlendirme doğrultusunda milli bir siyaset izleyen liderleri kendi çıkarlarına aykırı buluyor ve düşmanlaştırmaya çalışıyor. İkincisi ise, önümüzdeki süreçte siyasi yelpazemiz iki ana eksen etrafında şekillenecek: Milli bir siyaset izleyenler, gayri milli bir siyaset izleyenler.
 
Ve Erdoğan Türkiye’de herhangi bir siyaset adamı değil, milli bir duruşun, milli bir siyasetin, milli bir liderliğin sembol şahsiyetidir.
 
2019’a giderken bütün çalışmalarımızda göz önünde bulunduracağımız en temel gerçek budur.
 
Düşünebiliyor musunuz; Cumhurbaşkanımızın çok doğal bir çağrısına bile tahammül edemeyen ve bunu içişlerine müdahale sayan Merkel, “Türkiye’de demokrasi adına muhalefet edenlerin yanında yer almaya devam edeceğiz. Bu bizim yüzde 49 Hayır diyenlere karşı bir sorumluluğumuzdur” diyebiliyor!
 
Önümüzdeki süreçte siyasi yelpazemiz iki ana eksen etrafında şekillenecek: Milli bir siyaset izleyenler, gayri milli bir siyaset izleyenler. Ve Erdoğan Türkiye’de herhangi bir siyaset adamı değil, milli bir duruşun, milli bir siyasetin, milli bir liderliğin sembol şahsiyetidir. 2019’a giderken bütün çalışmalarımızda göz önünde bulunduracağımız en temel gerçek budur.
 
AK PARTİ İSTANBUL İL BAŞKANI Dr.SELİM TEMURCİ
 
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.