Metin Külünk: 2009 Kongresinde çıktım, o gün söylediklerimin bugün ne kadar karşılığının olduğunu Cumhurbaşkanımızın ifadelerinde de görüyorum
Metin Külünk: 2009 Kongresinde çıktım, o gün söylediklerimin bugün ne kadar karşılığının olduğunu Cumhurbaşkanımızın ifadelerinde de görüyorum
SİYASET / 14 Ağustos 2017
"Teşkilatçı olmak, tokalaşırken insanın gözünün içine bakmaktır"
AK Parti Milletvekili Metin Külünk, çarpıcı açıklamalar yaptı. Külünk, AK Parti’yi tez olarak adeta yeniden yazdı.

“Beyefendinin Rize manifestosu teşkilatımız tarafından tekrar tekrar okunmalıdır”diyerek uyarılarda bulunan Metin Külünk, Beykoz’un daha Türkiye’ye söyleyecek çok sözü olduğunu söyledi.

Kader Gür, Metin Külünk ile yaptığı özel söyleşi de, parti yönetiminde ve bakan olarak neden hiç görev almadığından, 2009 yılında beklenmedik bir şekilde İstanbul İl Başkanlığı adaylığına kadar birçok noktaya değindi.

Dönemin Başbakanı, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul 1. Sıradan Milletvekilliğine aday olduğu 12 Haziran 2011 seçimlerinde 14. Sıradan aday olan Metin Külünk, o günden sonra İstanbul’un ağabeyi olarak anılır oldu.

İnşaat Mühendisi olarak mesleğini sürdüren Külünk, “ağabey” yakıştırmasının nereden geldiğine, bazı kesimlerin, ‘teşkilatlarda sıkıntı var’ söylemlerinde haklılık payı olup olmadığında ve yerel siyaset düşünüp düşünmediğine kadar birçok soruyu açıkça cevap verdi.

FETÖ’nün sadece AK Parti üzerinde değil, genel siyaset üzerinde etkin olma çabalarının devam ettiğini ve 15 Temmuz girişiminin başarılı olması durumunda AK Parti’nin kimler tarafından teslim alınacağını merak ettiğini belirten Külünk, siyasetten hiç uzak kalmadığını söyledi.

Rize Güneysu kökenli Külünk ailesi

Rize Güneysu kökenli, Külünk ailesinin mensuplarından olan Metin Külünk, “Ailece siyasetin dışında hiç olmadık. 1973’ten bu güne kadar 45 yıldır aktif siyasetin içindeyim. Kimi zaman gençlik hareketlerinde, kimi zaman bir siyasi partinin şemsiyesi altında” ülkeme hizmet etmeye çalıştım ve etmeye de devam edeceğim” dedi.

"AK Parti’nin ilk çıkışına ‘içtihat hareketi’ demiştim"

Külünk, “Siyaset dünyaya nizam verme mirasımızın, 21. Yüzyılda güncellenmesinin adıdır. Türk milleti yeryüzünde mümessil bir millettir, Türk devleti de mümessil bir devlettir. Böyle bir milletin, tarihte cihana hükümdar olmuş milletin bize bireysel olarak yüklediği sorumluluklar vardır. İddialı olmak zorundayız. Bu iddia insanlığın yeniden adalet esaslı bir sistemle buluşması içindir. Bizim için siyasete girişte yoktur, çıkışta yoktur. AK Parti’deki siyasetimizde bu ifadelerin ortaya konulmuş halidir. Beyefendi 1997 yılında Refah Partisinde artık yapılacak bir şeyin kalmadığını merhum babamın taziyesine geldikleri gün ifade etmişti. Türkiye ciddi anlamda sıkışmıştı, daralan Türkiye’nin yeni bir soluğa ihtiyacı vardı. Sayın Cumhurbaşkanımız ile sokak arasında bir bağ oluşmuştu. Bu oluşan bağ Türk siyasetinde yeni bir alan olmuştu. Biz bunları konuşurken yıl 1997’ydi. AK Parti 2001 yılında kurulmuştu. Kendimde 1992’li yıllarda, Türkiye’nin sıkıştığını görüyordum. O zaman da bir çıkış yakalamamız gerektiğini görüyordum. AK Parti’nin ilk çıkışına da kendi nezdimde ‘içtihat hareketi’ demiştim. Ortadoğu’nun rahatlaması için, nefes alabilmesi için, ötekilenmiş rolünden merkez rolünü üstlenebilmesi için, devlet ile milletin yeniden kesişmesi noktasında bir içtihat hareketi demiştim. Hala da aynı fikirdeyim. Sayın Erdoğan İslam dünyasını yerin altına itmek isteyenlere karşı biz başarabiliriz dedirten bir kilometre taşıdır” ifadelerini kullandı.

"Bir cumartesi günü hayatım değişti"

Metin Külünk, AK Parti’nin kendisi için bir matematik olmadığını, partinin ve Erdoğan’ın durduğu noktaya aklen ve ruhen inanan bir adam olarak yaşantısına devam ettiğini sözlerine ekleyerek, “Sayın Erdoğan, bizim büyük iddialarımıza yürüyüşte, aklen ve ruhen inandığımız bir adamdır. O insanın kurduğu partide seve seve olma noktasında bir cumartesi günü hayatım değişti. Necdet ağabeyim, Sayın Cumhurbaşkanımızın aileden birisinin partide olması gerekliliğinden bahsettiğini söyledi. Erdemliler hareketinde Necdet Külünk Bey de vardı” şeklinde konuştu.

- "Geçmişe dönük hiçbir hadiseden dolayı kırgınlığım yoktur"

Rize Güneysulu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yine Güneysulu bir aile olan Külünk ailesi arasındaki bağlantıyı ve sonrasındaki süreçte AK Parti İstanbul İl Kongresi’nde aday olmasının sebeplerine değinen İstanbul’un ağabeyi Külünk, “Bunlar 14 yıl öncesinde kaldı. Şu anda çok ciddi meselelerimiz var. AK Parti kendi içinde böyle tartışmalardan uzak durmalı, AK Parti içinde enerjiyi toprağa verecek her hareketi ben eksiklik olarak görüyorum. Sebebi de fiilen bir İstiklal Savaşı veriyoruz. 1. Dünya Savaşı’na konulan virgülün ardından tekrar devam ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde verilen bu mücadelede herkesin kendi bulunduğu safta kararlılıkla durması gerekiyor. Geçmişe dönük hiçbir hadiseden dolayı kırgınlığım yoktur. Hepsi benim için siyasi tecrübedir. Herkesin kendini özeleştiriye tabi tutması lazım, 15 yıllık AK Parti içinde yaşadığım her gün bana bir şeyler katmaktadır ve aynı zamanda AK Parti benim öğretmenimdir. AK Parti hareketi bize öğreten bir organizasyon üstlenmiştir" dedi.

"Biz o gün bu cümlelerin karşılığı olarak çıktık"

Metin Külünk, "2009 kongresinde çıktım, o gün çıkıp söylediklerimin bugün ne kadar karşılığının olduğunu Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadelerinde de olduğunu görüyorum. Rize’de yaptığı konuşmasındaki cümleleri teşkilatlarımızın oturup adeta bir ders gibi satır satır okuması gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ne dediğini iyi anlamak lazım. Sayın Cumhurbaşkanımızın 15 yıllık yaşanmışlıkların ardından yeni bir teşkilat manifestosu ifade etti. Onun için il başkan adaylığımda söylediğim her şeyin arkasındayım. Diyor ki Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘Cumhuriyet tarihinde hiçbir iktidar yapmadı bizim yaptıklarımızı. Bunları biz yaptık. Yeterli mi? Bunların hepsi gerekli ama yeterli olan gönülleri kazanmaktır’ bu cümle her şeyi ifade ediyor. Yani Cumhurbaşkanımız, bina yapabilirsin ama insana temas etmezsen bunlar olmaz diyor. Biz o gün bu cümlelerin karşılığı olarak çıktık” ifadelerini kullandı.

"Teşkilatçı olmak, tokalaşırken insanın gözünün içine bakmaktır"

İstanbul’un ağabeyi sıfatının yanında Külünk için kullanılan ‘teşkilatçı’ yakıştırmalarının nedenini de açıklayan Milletvekili Külünk, teşkilatın insanlardan oluştuğunu, insanın da ilgi ve alaka olduğuna dikkati çektiği açıklamalarına, “Teşkilat insandır, insan akıldır, duygudur. Teşkilat insandır, insan ilgidir alakadır. Kibirsizliktir, tevazudur. Benim bir şey söylememe gerek yok. Cumhurbaşkanımızın Rize konuşmasını herkes bir kez daha otursun okusun. Teşkilat dediğimiz nedir? Bir hedefe inanan insanların, o hedefe ulaşabilmek için akıl teri, alın teri dökmek üzere bir araya geldikleri yapının adıdır. Bu yapıda buluşanlar insandır. Teşkilatçı olmak insanın yüreğinin ortaya konulması demektir. Tokalaşırken insanın gözünün içine bakmak demektir. İnsanların derdiyle dertlenmektir. Teşkilat samimiyettir. Makamın mevkiin olabilir. Makam ve mevkiini tevazuunun samimiyetinin emrine verebiliyor musun? Yoksa çalışma yapıyor gibi yapıp, iki tane fotoğrafı çekip sosyal medyada paylaşıp diğer tarafta gidip okey mi oynuyorsun? İnsanlara, bu adam ne güzel çalışıyor mu dedirttiriyorsun yoksa bu adam bunu koydu ama şu anda kahvede oyun oynuyor mu dedirttiriyorsun? Veya hayır yayınladığı fotoğrafı yerine mi getiriyorsun. Bunu dedirtmek lazım diye düşünüyorum. Meselemiz sokakta yürürken bu emin adam, adil adam, bu kapısına gittiğimizde bizi geri çevirmez dedirttirebilmektir. Sayın Cumhurbaşkanımız ısrarla neden gönüllere dokunmak diyor? Çünkü siyaseti binalar yapmaz, insanlar yapar” cümleleriyle devam etti.

"Onun öncesi var çünkü ama onu da ben konuşmam"

AK Partili Metin Külünk, 2009 yılında yapılan Mahalli idareler seçimlerinde Çekmeköy Belediye Başkan Adayı olarak açıklanan adının daha sonra neden değiştiğini bilmediğini ve bugüne kadar hiçte merak etmediğine değinerek, süreci şöyle açıkladı:

 “Gece saat 01.30’da öğrendim, dediler ki, ‘listede yoksun’, ‘hayırlısı olsun’ dedim. Benim ölçüm şu, ben Allah’a teslim olmuş bir adamım, yaptığım hiçbir işi matematikle yapmadım, yapmayacağım. Bizim için temel mesele, ikinci istiklal savaşı verdiğimiz süreçte ben ‘hattı Erdoğan’ çizgisinde duran bir adamım. Adımın hangi makamla anıldığının hiçbir önemi yok. Ben o hattın ‘milli bağımsızlık hattı’ olarak anıldığına yürekten inanan bir insanım. Dolayısıyla ne olursak olalım, o mücadele de her zaman yerimi aldım, alacağım da. 2009’daki Belediye Başkan Adaylığı durumunun sonradan neden olmadığını hiç merak dahi etmedim. Onun öncesi var çünkü ama onu da ben konuşmam. Beni o gün Belediye Başkanı yazmayan irade, bir sonraki seçimde Milletvekili adayı olarak yazdı.”

"2009'da belediye başkanı yapmayan irade, milletvekili yaptı"

Külünk, 12 Haziran 2011 tarihindeki Milletvekili adaylık sürecini de açıkladı. Sadece bir partili olarak başvuru yaptığını söyleyerek, “takdir bu davanın liderinindir” dedi.

Milletvekili Külünk, “Ben o dönemde sadece usul gereği Milletvekili adaylığı için başvurumu yaptım ve bıraktım. Başka hiçbir şey yapmadım. Takdir Cumhurbaşkanımızın, kendi kararıdır. Çekmeköy’e Belediye Başkanı yapmayan irade 2011’de Milletvekili yaptı. Makamlar ve mevkiler geçicidir. Kimin nasibi varsa o mutlaka bulur. Ben olmadım ama sevdiğim bir kardeşim Belediye Başkanı oldu. Mevkiler üzerinden konuşmayı çok doğru bulmuyorum” şeklinde konuştu.

"Küresel sistemin söylediği şudur, ‘Fazla oldun!’"

FETÖ’nün darbe girişimine giden süreçte ve sonrasındaki hedefin direkt olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ve küresel sistemin Erdoğan hakkında ‘fazla oldun’ ifadelerini kullandığını açıklayan Külünk şöyle devam etti:

“15 Temmuz ve Recep Tayyip Erdoğan eşittir devlet liderliğidir. Sayın Erdoğan o gün bir siyasi partinin genel başkanı değil, Cumhurbaşkanlığı makamının ötesinde devlet liderliği ortaya koymuştur. Devletin bütünlüğü, vatanın ve milletin birliğini esas alan bağımsızlığı esas alan, milletiyle bütünleşmiş devletin liderliğinin gösterilmesi olmuştur 15 Temmuz. Hedefi de Erdoğan’ı şehit etmekti. 2005’ten bu yana Erdoğansız bir Türkiye hedeflerindeki en ağır kalkışmadır. Bizim toplumlarımızda lider, tasfiye edilirse toplumu kristalleştirmek daha kolay hale gelir. O gece ve öncesindeki sürecin hedefi doğrudan beyefendiydi. Küresel sistemin söylediği şudur, ‘Fazla oldun!’”

"...emperyalizm sadece solun içinden adam devşirmedi"

Türkiye siyaseti üzerinde Fetullahçı Terör Örgütü’nün gölgesi devam ediyor cümlesiyle sözlerine devam eden Külünk, örgütün kripto yapılarıyla siyaseti teslim alma çabalarının devam ettiğini adımlarını güçlendirerek atmaya çalıştıklarını anlatan Külünk, “Sadece AK Parti olarak değil bütün siyaset olarak bakalım. Bu örgütün arkasındaki küresel gücün siyasete devam etmekte mi sorusunu soralım, evet. Ben açık söylüyorum. Kapının arkasında Sayın Erdoğan’a ‘çok oldun’ diyenler var. Erdoğan’ın Türkiye’nin menfaatlerini özgürce savunduğu için, kapıların arkasında tıpkı emperyalistlerin diliyle, bir takım ülke liderlerine benzetme kompleksi olan hepimizin isimlerini bildiğimiz adamlar var. Çünkü emperyalizm sadece solun içinden adam devşirmedi, aynı zamanda dindarların içinden de adam devşirdi. Kıldığı namazlardan dolayı sana bana yakın görünenler, emperyalist düşüncelerle meşgul olan insanlar, Sayın Erdoğan’ın gücü karşısında milletle bütünleşmesinin ardından söylediklerinin anlamsız kalacak olması sonrası, “bir takım liderlere mi benzemek istiyor” cümlelerini duyduk” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de iki tarafın mücadele verdiğini verdiği milli bağımsızlık hattının Recep Tayyip Erdoğan’ın hattı olduğunu, bu hattın içerisinde Atatürkçülerin, ülkücülerin, solcuların, dindarların, yurt severlerin olduğunu açıklayan Külünk, sömürgeci hattında emperyalizmin Türkiye’ye mücadelesinden hoşnut olan, herkesin yakından bildiği isimlerin olduğunu söyledi.

Külünk, Dost Beykoz İmtiyaz Sahibi Kader Gür’ün sorularına şu şekilde cevap verdi:

"‘Paralel, Erdoğan’ın şahsi meselesidir’ diyenler..."

“15 Temmuz siyasi hesapsız değildi, siyasi işbirlikçileri vardı. 15 Temmuz’da Erdoğan şehit edilseydi AK Parti’yi kimlerle teslim alacaklardı merak ediyorum. 17-25 Aralık’ta da Sayın Erdoğan’ı tasfiye edebilselerdi, AK Parti’yi teslim alacaklardı. Çünkü AK Parti gibi blok bir merkezi gücü emperyalizm asla kendi başına bırakmak istemez. Ondan dolayı Sayın Erdoğan’ın durduğu hat milli bağımsızlık hattıdır, bu hat Sivas Kongresindeki hattır. Bu hatta itiraz edenler emperyalizm ile iş birliği yapanlar, çok oldunuz diyenler bu hattın içerisindelerdir. 17-25’ten sonra ‘Paralel, Erdoğan’ın şahsi meselesidir’ diyenlerde bu hattın içindedir, biz bunları biliyoruz. Ama bunlar mertçe sokakta konuşamazlar. Bunlar ancak kapıların arkasında konuşurlar. Şimdi de Paralel Erdoğan’ın şahsi meselesi diyenler, S-400’den ürküntü duyan korkar emperyalizm görünümlü dindar karakterlerin kapı arkasından neler söylediğini biz biliyoruz.”

"Bazen bir köşeyi tutmak, Ankara’yı tutmak daha önemlidir"

“Bir kere ben bu durumdan müşteki değilim. Sayın Erdoğan bu mücadele de bizim duruşumuzun farkında olan birisidir. Onunla yol yürüyoruz, lider kime nerede ne zaman hangi rolü vereceğini kendisi belirler. Bazen beklersiniz, bazen beklemezsiniz. Buradaki esas mücadeledeki istikamettir. Milletimizin bu noktadaki teveccühünün bizde farkındayız. Bakanlar Kurulu değişikliğinde ve Büyük Kongre’de ali cenaplık ortaya koyulması bunların hepsi bizim için kıymetlidir. Bu mücadelenin bir tane lideri vardır. Bizim vazifemiz, samimiyetle hiçbir makam ve mevki ye kilitlenmeden liderimizin ardında hele ki böyle kritik bir süreçte durmadan yürümeliyiz. Bazen bir köşeyi tutmak, Ankara’yı tutmak daha önemlidir. Bu anlamda hiçbir sıkıntım yoktur. Çok keyifli bir milletvekilliği süreci yaşıyorum ve son derece keyifliyim. Sabah saatlerinden bu saate kadar 350 kişi ile görüştüm.”

"Konuşmalarım Erdoğan’ın yürüyüşüne katkı sağlamayı hedefler"

“İfadelerim mutlaka hedefe ulaşıyor. Bizim yaptığımız konuşmaların hiçbirisi o toplantıdaki dinleyicilere değildir, o toplantının yayınlandığı yerlerde okuyucularınadır. Bizim yaptığımız konuşmalar Erdoğan’ın yürüyüşüne katkı sağlamayı hedefler. Sayın Cumhurbaşkanımızın hedeflerine yürüyüşünde bir nebze olsun kolaylık sağlamayı hedefleriz biz. Bu da ancak tarihsel derinlik ile mümkündür. Her yaptığımız konuşmada sokak müthiş bir şekilde karşılığını veriyor.”

"Din adamlarına çağrımız hedefine ulaştı"

“Bu mektup hedefine ulaştı. Bu hafta sonu İç Anadolu Bölgesinde yüzün üzerinde âlim bir araya gelerek, bu milletin inanç temellerine saldıran, inanç temellerini sarsan bu örgüte karşı tıpkı asırlar önce İmam Gazali’nin yaptığı gibi Bâtıniliğe karşı nasıl bir reddi ortaya koyduysa bu örgütün inanç temellerine sarsan fikri yapısına karşı Anadolu’daki bizim berrak akidemizi esas alacak, âlimler birliği toplantısı yapılacak ve bu toplantıda bu mektuptaki talebe cevap verilecek.”

"Davet edildiğim her yere gidiyorum, gitmeye devam edeceğim"

“Ben Sayın Erdoğan’ın yol arkadaşıyım. Dolayısıyla onun bu yürüyüşünde zamanı ve mekânı anlamlı kılabilmek için sağıma soluma bakmadan hattı Erdoğan çizgisinde dünyanın öbür ucuna git derlerse giderim. Bizim hiçbir adımımız hattı Erdoğan çizgisinin ülkemiz için ifade ettiği mananın içinden ancak anlamlıdır. Davet edildiğim her yere gidiyorum, gitmeye devam edeceğim. Davetler bana ait değildir, şuraya geliyorum deme lüksüne sahip değilim. Bu mücadelede asıl derdimiz Sayın Erdoğan’a omuz vermektir.”

- Dış İlişkilerdeki değişiklik

“Ben Avrupa’daki görevimi bir başka arkadaşa devrettim. Dış İlişkiler Başkan Yardımcısıydım, değilim. Artık partide sadece milletvekiliyim. Bu büyük mücadelenin lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır.”

"Cumhurbaşkanımız teşkilatımızın esasını bize hatırlattı"

“Rize manifestosunu bütün teşkilatlarımız bir kez daha okumalıdır. Ben okudum, altını çizdim. Bütün yapacağım konuşmaları bu merkezde yapacağım. Cumhurbaşkanımız bizim teşkilatımızın esasını bize hatırlattı. Kibirden uzak durmayı, tevazuu esas almamız gerektiğini hatırlattı. Bakın ne diyor? “Ben Belediye Başkanıyım. Yanından havasından geçilmiyorsa yandık yandık. Ben bakanım, yanından havasından geçilmiyorsa yandık. Ya mütevazı ol, mütevazı ol. Tevazu ehli olacağız. Tevazu ehli olarak halkımızla kucaklaşacağız. Halkımızla bütünleşeceğiz” cümlesi bize zaten nasıl bir teşkilat olmamız gerektiğini bize hatırlatıyor.”

"İstanbul kongresindeki çıkışımız bugünün ete kemiğe bürünmesidir"

“Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği her cümlenin arkasındayım. Zaten sekiz yıl evvel İstanbul kongresinde aday olmamızın gerekçesi, bu cümlelerin ruhuydu. Sayın Cumhurbaşkanımızın bugünkü cümlelerinin ete ve kemiğe büründüğü andır, İstanbul kongresindeki çıkışımız. Ondan dolayı Sayın Cumhurbaşkanımız, biz teşkilat mensuplarını sürekli uyarmak durumunda kalıyorsa demek ki bir şeyleri yeni baştan gözden geçirmek mecburiyetindeyiz. Erdoğan, “Gerek bakanlarımız, gerek belediye başkanlarımız, gerek teşkilatımızın bütün elemanları, ben Belediye Başkanıyım. Yanından havasından geçilmiyor” diyorsa, demek ki bir şey duymuş. “Ben bakanım, yanından havasından geçilmiyor” diyorsa demek ki bir şey duymuş, bir şey görmüş. “Mütevazı ol, mütevazı ol. Tevazu ehli olacağız” diyorsa demek ki bir yerlerde bir şeyler yanlış gidiyor. Bakın daha da ileri gidiyor, “Türkiye’nin yeni bir kurtuluş savaşı verdiği dönemdeyiz. Hiçbir atalete yer vermemeliyiz" diyorsa, demek ki atalet sinyali alıyor. Hiçbir ihanete tahammül edemeyeceklerinin altını çiziyor. İhanet edenleri gördüklerini de sözlerine ekliyor.”

"AK Parti’nin temelinde 14 Ağustos ve 15 Temmuz ruhu vardır"

“Mahalle başkanımız, mahallenin en emini, samimisi, adil, koşan, insanlar parmaklarıyla göstermelidir. Bütün kardeşlerimizin biz böyle olması gerektiğine ve böyle olduğuna inanıyoruz. AK Parti teşkilatlarındaki mahalle başkanları o mahallenin bilinirlik kat sayısı en yüksek, ilçe başkanı da o ilçenin bilinirlik kat sayısı en yüksek, Sayın Cumhurbaşkanımızın saydığı bütün özellikleri taşıyan kardeşlerimiz olmalı. Önümüzde 2019 seçimlerinden öte 2024 seçimleri var. Ben 2024’ü konuşuyorum. 2019’da bu milletin huzuruna çıktığımızda, beklediklerini önce biz kendi içimizde karşılamak zorundayız. Teşkilatlar, Erdoğan’ın sözlerini oturup bir kez daha okusunlar. AK parti milletin partisidir. AK Parti eş, dost, ahbap partisi, statüko partisi değildir. AK Parti bir değişim partisidir. AK Parti’nin temelinde 14 Ağustos 2001 ruhu ve 15 Temmuz 2016 ruhu vardır. Burası hiçbir zaman, makam, mevki ve güç beklentilerimizin karşılandığı yer olamaz.”

"Para elde etmek için mücadele eden arkadaşlarımızı satıyor muyuz?"

“Bir defa FETÖ eşittir Türkiye İslam dünyasını kapitalizme teslim etme girişimidir. FETÖ’nün 15 Temmuz’daki silahlı kalkışmasından öte, düşünsel yapısının İslam dünyasını nereye götürmek istediğini anladığımızda, bir ahlaksızlık ahlak biçimi olduğunu, bu biçimin kimlere sirayet ettiğine bakmak zorundayız. Yani düşmana benzersen kaybedersin. Soru sormalıyız. Biz kendimize ayna tutmalıyız. Para elde etmek için mücadele arkadaşlarımızı satıyor muyuz? Makama gelebilmek için her türlü yalanı söylüyor muyuz? Ahlaksızlık ahlakını karakter haline getiriyor muyuz? FETÖ’nün 15 Temmuz girişiminde geldiği yere gitti ama ondan öncesinde bu ülkeye getirdiği ahlaksızlık ahlakı yaşamını sürdürüyor. Sadece FETÖ’cüler için değil, makam ve mevki için her şeyi yapan insanlarda da örgütün bütün normları vücut buluyor.”

"Bu fırsatı bu millet, AK Parti hareketine verdi"

“Açık yüreklilikle söylüyorum. AK Parti kongreleri, 14 Ağustos 2001ve 15 Temmuz 2016 ruhları birleştirilerek yapılmalıdır. Bu fırsatı bu millet, AK Parti hareketine verdi. Yani 15 Temmuz’da ortaya çıkan demokratik yapı karşılığını bulmalı. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne çıkan, Şehitler Köprüsüne çıkan, Acıbadem’e, Meclis’e giden kim varsa herkes AK Parti’de kendine yer bulabilmeli, bu kongreler 2019’daki Belediye seçimlerinde kimin aday olacağı üzerinden yönetilmemelidir. Özellikle dikkat edin, 2019 belediye seçimlerinde, aday olacakların üzerinden yönetilmemelidir.”

"14 Ağustos ruhundan uzaklaşırsak, uyarıların nedenini anlarız"

“2019’daki Cumhurbaşkanlığı seçimleri bizim dönüm noktamızdır. Allah muhafaza, 4 Kasım sabahı, ‘Türkiye tekrar parlamenter sisteme dönecek’ cümlesini duyabiliriz. O nedenle kongre süreci, ısrarla altını çizerek söylüyorum. Kimin milletvekili adayı olacağı üzerinden yapılmamalı, bir ruh ve akıl üzerinden yönetilmeli, yerlerimizi korumak veya yer açmak üzerinden bu süreci yönetirsek ve teşkilatın kapılarını 15 Temmuz ruhundan uzaklaştırırsak, 14 Ağustos ruhundan uzaklaştırırsak, uyarıların nedenini anlamış oluruz.”

"Beykoz'un Türkiye'ye söyleyecek sözü var!"

“Beykoz, benim için İstanbul’un en özel ilçelerinden biridir. Sebebi, yeşil deniz ve tarih. İstanbul’da kent kültürünün ilk vücut bulduğu yerlerden olmasından kaynaklanıyor. Beykoz’un bir diğer anlamı da Anadolu’nun özetidir. Enteresan bir şekilde ve yerleşik düzene geçmiş bir özettir. Beykoz benim dünyamda her zaman karşılığı olan bir yer. Özel karşılığı da her zaman devam edecek. Beykoz’da ben her anlamda çok işin olduğuna inananlardanım. Çözülen problemlerinin üzerinden Beykoz’un İstanbul’a ve Türkiye’ye söyleyecek sözü olduğuna inananlardanım. Keşke başarabilsek, bir ayakkabı, cam müzesi yapabilsek. Ben Riva projesini önemsiyorum. İstanbul’a da nefes aldıracak projelerden bir tanesidir. Hollanda bu işi suni olarak yapıyor, biz doğal olarak yapabiliriz.”

- 2014 Beykoz çalışmaları…

“Ben orada görevliydim. O seçimi almak zorundaydık, bir işi yapmak istiyorsam ruhumla, aklımla, her şeyimle var olurum. O takımın içerisinde bende vazifemi yaptım.”

"Cumhurbaşkanımızın iradesi son derece stratejikti"

“2B probleminde Sayın Cumhurbaşkanımız Beykoz’a olan ilgisini göstermiştir. Bakanlar kurulu göstermiştir, bizlerde belediye başkanımızla beraber takım halinde 2B probleminin çözülmesine hizmet ettiysek ne mutlu bize. Herkes rol üstlendi. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu anlamdaki iradesi son derece stratejikti, devletin vatandaşa nasıl baktığının yanıtı Beykoz’da 2B probleminin çözülerek, getirdiği noktadır.”

"...vazgeçerim, reddederim, terk ederim"

“Ben siyasetin yereli, geneli diye bir ayrım yapmam. Mücadele adamıyım. Bu mücadele de nerede ihtiyaç varsa olurum. Makam ve mevkilerle ilgili tartışmaları da asla kabul etmem. Benim üç temel prensibim vardır. Vazgeçmek, reddetmek, terk etmek, davam uğruna makam ve mevkilerden vazgeçmesini, reddetmesini, terk etmeyi bilen insanlardan biriyimdir.”

"Beykoz, henüz yolun başında"

“Beykoz, çok daha iyi olacak. Henüz daha yolun başında. Beykoz önümüzdeki 5-10 yıllık süreçte en gözde kentlerden birisi olacaktır. Bu vesile ile Beykoz halkına selam ve sevgilerimi iletiyor, herkesin Kurban Bayramı’nı ayrı ayrı kutluyorum.” 

Dost Beykoz - Kader Gür / Özel Röportaj

 

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Şuğayip mamuş 14 Ağustos 2017
YorumRahmetli Erbakan Hocaya 28 şubat öncesi yapılan itibar suikastleri çok daha sinsi ve daha şiddetli olarak servis ediliyor. Sosyal algı operasyonları özellikle Türkiye nüfusunun yarıya yakını 18 - 35 yaş arası seçme seçilme hakkı bulunan genç neslin zihinsel algısını dejenere etmek için servis ediliyor. 18 - 35 Yaş arası nesillerimiz ; - 2000 krizinde ekonominin çökmüşlüğünü , batan 24 bankanın ülke ekonokisine bıraktığı enkazı bilmez. - 28 şubat ve öncesi fiili zulümleri bilmez. - 94 krizi ile % 3600 e çıkan faiz yükü ile batırılan iş adamları ve işşizlik ordusunu bilmez. - 12 eylül darbesi ile ülke yönettiğini zanneden katilleri bilmez. Bu genç nüfusun toplumsal gelişim , ülke yönetimi üzerine son derece özgün saygı duyulacak fikirleri medya ve sosyal medyadan seslendiren bir kesimin hedefi art niyetli ... ; Bu genç nesile de zerre saygı duymadan Türkiye'nin yükselişini frenleyecek cümleler ile servis ediliyor. 28 şubat darbesine ülkeyi sürükleyen bu timsah gözyaşlı tipler 29 şubatta ne yaptılar ... ; Sömürge valisi kemal dervişe yalakalık peşindeydiler .... 28 şubat ve öncesi devletin millete karşı fiili olarak gardarlaşan yüzünü tanımayan 35 yaş ve altı ciddi sayıda genç nüfusa sahibiz. Her türlü toplumsal algı operasyonları bu genç nesil üzerine odaklı. Bu nesil devletin sadece müşfik yüzünü tanıyor. Bu denli sosyal olanaklar Ak parti dönemi siyasal kadroların başarısı değilde son derece normal doğal hakların rutinde kullanılması gibi algılıyorlar. Algı operasyonları tamda bu neslin genç , enerjik , dinamik duygularını hedef alıyorlar ki ; geçmişten gelen tecrübe - çaba - gayret ile zihinsel bağ kurmaları istenmiyor. Böylece Türkiye'nin yükselişinin kalıcı ve sürdürülebilir olmasına dönük ellerinden geldiğince set çekmiş oluyorlar...