Asrın vebası AIDS sessizce yayılıyor
Asrın vebası AIDS sessizce yayılıyor
SAĞLIK / 27 Kasım 2015
Asrın vebası olarak nitelendirilen AIDS hastalığı, erken yaşta başlayan cinsel temas ve uyuşturucu madde kullanımı nedeniyle sessiz bir yayılım gösteriyor.
Türkiye’de 7 bin, dünyada ise 35 milyon dolayında AİDS hastası bulunuyor. Uzmanlar HIV enfeksiyonunun yayılımında cinsel temas ve damar içi uyuşturucu madde kullananların ortak paylaştıkları iğnelerin etkili olduğunu belirtiyor. 
 
Memorial Antalya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Şirin Elmi, “1 Aralık Dünya AIDS Günü” öncesinde hastalıkla ilgili önemli uyarılarda bulundu.
 
‘BELİRTİLER GRİP GİBİ BAŞLAYABİLİR’
 
AİDS’in başlangıcı ile ilgili Dr, Elmi, “HIV enfeksiyonu bulaştıktan iki-dört hafta sonra gribal bir enfeksiyon gibi başlayıp, daha sonra yıllar süren bir sessiz döneme girmektedir. Bu uzun dönemde virüs, bağışıklık sisteminin vücudu mikroplardan koruyan hücrelerde çoğalır ve varlığını sürdürür. 10 yılı aşabilen bir süre sonunda bağışıklık sisteminde yetersizlik ortaya çıkmaya başlar, kandaki virüs miktarı artar, CD4 hücreleri azalır ve bağışıklık sistemi çöker. Bunun sonucunda normalde seyrek görülen bazı enfeksiyon hastalıkları ve bazı kanser türleri bu hastalarda daha sık görülür.” diye konuştu.
 
‘CİNSEL TEMAS EN SIK GÖRÜLEN BULAŞMA’
 
HIV enfeksiyonunda cinsel temasın en sık görülen bulaşma şekli olduğunu belirten Dr, Elmi, “Hastalığın tanımlandığı ilk 10 yıl içinde yayılımının öncelikle homoseksüel ilişkiyle gerçekleştiği bildirilirken, bugün HIV enfeksiyonunun yayılımı esas olarak %60-70 heteroseksüel yolla olmaktadır. Bulaşma için HIV pozitif kişi ile yapılan tek bir cinsel temas bile yeterli olup, cinsel temas sayısı arttıkça bulaşma olasılığı da artmaktadır. Cinsel temas sırasında prezervatif kullanmak bulaşma riskini azaltır, fakat uygun materyalden yapılmamış olması ve delinme ihtimaline karşı riski tamamen ortadan kaldırmaz. HIV’in ikinci en sık bulaşma şekli damar içi uyuşturucu madde kullananların ortak paylaştıkları iğnelerdir. Damar içi uyuşturucu kullanımının azaltılması ve bu kişilerde ortak iğne kullanımının önlenmesi bulaşmayı azaltabilir. Ülkemizde 1987 yılından beri tüm kan bağışçılarına zorunlu olarak ELISA yöntemi ile HIV testi yapıldığından kan ve kan ürünleri ile bulaşma çok azalmıştır.” dedi.
 
‘DOĞURGANLIK ÇAĞINDAKİ KADINLAR TEST YAPTIRMALI’ 
 
Virüsün, hastalığı taşıyan anneden bebeğe doğum öncesinde, doğum sırasında veya sonrasında bulaşabileceği uyarısında bulunan Dr Elmi, “Anne sütü de virüsün bulaşmasına neden olabilir. Doğurganlık çağındaki tüm kadınların AIDS konusunda bilgilendirilmesi ve gerekiyorsa test yaptırması önerilmektedir. Eğer gebe HIV taşıyorsa, gebeye ve doğum sonrasında bebeğe koruyucu ilaç tedavisi verilerek, doğumu sezaryen ile gerçekleştirmek ve bebeği emzirmekten kaçınmak ile bulaşma önemli oranda önlenebilir. Sağlık çalışanlarına HIV enfeksiyonunun geçişi en sık kullanılmış iğnenin batması ile olmaktadır. Sağlık çalışanlarının çalışırken koruyucu önlemler alması (eldiven vb.) ve yaralanma sonrası en kısa zamanda koruyucu tedaviye başlamalarıyla hastalık geçişi engellenebilmektedir.” ifadelerini kullandı.
 
‘VİRÜS HAVA YOLU İLE BULAŞMIYOR’
 
Dış ortamda en fazla birkaç saatte ölen virüs hava yolu ile bulaşmaz diyen Dr. Elmi, “HIV birçok vücut sıvısında bulunmasına rağmen kan, erkek ve kadının cinsel salgıları ile bulaşmaktadır. Dış ortamda en fazla birkaç saatte ölen virüs hava yolu ile bulaşmaz. Dokunmak, el sıkışmak, yanak yanağa öpüşmek, tokalaşmak, işyerinde aynı ortamda çalışmak, aynı telefonu, aynı bardağı kullanmak, aynı havuz, banyo ve tuvaleti paylaşmak, gözyaşı, ter ve sivrisinek sokması ile bulaşmaz.” diye konuştu.
 
‘ÖMÜR BOYU İLAÇ TEDAVİSİ GEREKİR’
 
HIV enfeksiyonunun tedavisinde kullanılan çeşitli ilaçlar olduğuna dikkat çeken Elmi, “Günümüzde kullanılan kombine ilaç tedavileri kandaki virüs miktarını çok azaltmakta ve bağışıklık sisteminin uzun süre korunmasını sağlayabilmektedir.“ dedi. 
 
Elmi, ilaç tedavisi ile HIV enfeksiyonunun tamamen ortadan kaldırılmasının ise mümkün olmadığından bu ilaçların ömür boyu kullanılması gerektiği kaydetti. Tedaviye birkaç gün bile ara vermenin virüsün direnç geliştirmesine sebep olabileceğine dikkat çeken Elmi, HIV aşısı için araştırmalar da son hız devam ettiğini ve son yıllarda AIDS’e bağlı ölüm oranları azalmaya başladığını sözlerine ekledi.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.