Alpay Asar'dan "Aşkın bir tüketim nesnesine dönüşmesi" başlıklı yeni yazı
Alpay Asar'dan
KÜLTÜR SANAT / 23 Şubat 2018
İşte yazının tamamı...

GÜNCEL ANALİZ Yazarı, Araştırmacı/Gazeteci/Yazar Alpar Asar'dan "Aşkın bir tüketim nesnesine dönüşmesi" başlıklı yeni yazı...

İşte yazının tamamı...

Bir şey oluyor... ve eminim sen de fark ediyorsun.
 
Hayatımızdaki ilişkilerin rolü ve insanların evlenme nedenleri garip bir şekilde değişiyor. İlk başlarda yavaş yavaş başlayan değişim şimdilerde baş döndürecek derece de hızlanmış durumda. Bu “hız” beraberinde fizik kanunlarının doğal sonucu olarak, ister istemez bir “hafiflik,” bir “uçuculuk” getiriyor.
 
Hızlı, hafif ve uçucu bir kimliğe bürünen “ilişki ve aşk” kavramıyla insanlar birer “duyum toplayıcısı”na dönüştüler. “Duyum Toplayıcısı” ne mi?.. Çoklu, esnek, buharlaşıp kaybolan kimliklere sahip, cinsel açıdan hiçbir şekilde birisine bağlanmadan, tam bir serbestlik içinde olmak isteyen kişilerden söz ediyorum. Bu kişiler, hazsal çeşitliliğe dayalı yüzer gezer bir erotizmin peşinden giderler. Uzun süreli bir sabit ilişkiye dayalı olmayan yeni kimlikleriyle insanlar, o an için maksimum cinsel hazzı almaya ve hemen başka bir hazza geçmeye dayalı esnek bir yapıdadırlar. Ülkemizde son 50 yıldır (Batı dünyasında ise son 100 yıldır) evlenmenin başlıca nedeni olarak soyu sürdürme, hayatta kalmanın yerini başlarda aşk ve sevgi almış olsa da bunların ömürleri pek bir kısa olmuştur. Artık ilişkilerde haz almanın daha ön plana geçtiğine inanıyorum.
 
Romantik aşka arkaik bir kalıntı gibi bakmaya başlayan günümüz insanı için bilinmesi gereken ilk şey “romantik aşk” kavramının modern zamanlara ait olduğudur. 1800’lü yıllara kadar bugün bildiğimiz anlamda romantik aşk, değil daha gelenekselci Doğu toplumları, Batı için bile yabancı bir kavramdı. Aşk, “tahripkâr olmadığı” ve evliliğe yardımcı olduğu sürece sorun yoktu. O dönemin aşkı, ömür boyu süren büyük aşktı. “Why Love Hurts: A Sociological Explanation” isimli kitabında Eva Illouz’un belirttiğine göre, çiftlerin kamusal alanda ilk buluşmalarına 1920’li yıllardan itibaren şahitlik edilmeye başlanır. Sanırım, aşkın sahip olduğu masumiyetini ilk yitirmeye başladığı zaman da işte tastamam burasıdır. Çünkü çiftlerin kamusal alana açılmasıyla, aşk tüketim nesnesi haline gelmeye ve giderek de bireysel mutluluk imgesine dönüşmeye başladığı kanısındayım. Âşık olunan kişiye alınan ufak tefek hediyelerin (parfümler, giysiler vb) bir kültürel-ticari ekosistem oluşturduğunu söylemeliyim. Hal böyle olunca, reklamcıların da ürünlerini aşk düzleminde sergilemeye başlamaları kaçınılmazdır.  Bu durum beraberinde seri olarak üretilmiş, yakın ilişki imajlarına dayalı bir aşk olgusunu ortaya çıkardı. Böyle bir imaj romantik akşam yemekleri için bir restoran kültürünü, ticari eğlence mekanlarını ve konaklama olanaklarını yarattı.
 
Aşk’ın karlı bir ticari yatırım alanına dönüşmesiyle endüstri de 1950’lerden sonra cinselliğin mahrem alanlarına arsızca saldırmaya başladı. İletişim araçlarının yönlendirmesiyle, hazzın kitlesel ölçekte bir tüketim nesnesi haline gelmeye başladığına tanıklık eden insanoğlu için kapitalizme dayalı refah toplumunun gelişmesi de kendi “cinsel devrimini” yarattı. Aşk, hızla ahlaki kısıtlamalardan kurtulur. Bu devrim, üremeye endeksli cinselliği geri plana atarak “erotizmi” aşkın içinden çıkartarak cilalar ve parlatır. Sonuç mu? Doğal olarak aşktan kopartılmış bir cinsellik ve dozu giderek artan bir erotizm. Bedenlerin ucuzlaması… Günümüzde artık ilişkiler ancak her iki tarafa da tatmin sağladığı sürece devam ettirmeye değer olarak kabul edilir olmuştur. İçinde bulunduğumuz bu sentetik aşk ve cinsellik çağında monogami bir zorunluluk olmaktan çıkmaya başlamıştır.
 
Ne yazık ki her şeyin hızlıca yapılması gerektiğini benimseyen günümüz “modern toplumunda” birbirimizi tanımak için bile zaman ayıramaz hale geldik. Sentetik aşk, seksle zorunlu hale getirilerek sunulur oldu. Sosyal medya çılgınlığı, artık anı yaşamamıza bile izin vermezken aşkı, daha doğrusu hayatı nasıl yaşayabiliriz ki? Aşk, dibe vurmuş, can çekişirken bizler de bu hayat tarzının artıkları haline geliyoruz.
 

 

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.