Doç.Dr. Ahmet Kasapoğlu'nun yeni kitabı "Kur'an'da evrim ve bilim" çıktı
Doç.Dr. Ahmet Kasapoğlu'nun yeni kitabı
KÜLTÜR SANAT / 26 Ekim 2016
"Kur’an’da evrim ve bilim" kitabının yazarı Doç.Dr. Ahmet Kasapoğlu ile söyleşi.

Hocam kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

-          İsmim Ahmet Kasapoğlu, 1972 Erzurum doğumluyum.  Orta öğretimimi Erzurum Lisesi’nde tamamladım. Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünden mezun oldum. Yüksek lisans ve doktoramı aynı üniversiteden aldım. 2002 de yardımcı doçent, 2012 de doçent oldum. 2009 yılına kadar Atatürk Üniversitesi’nde çalıştım. Halen Mustafa Kemal Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım.

-          Evrim konusunda benim de herkes gibi tereddütlerim ve şüphelerim vardı. Bunda hem mütedeyyin bir çevrede yetişmiş olmam hem de biyoloji eğitimi almış olmamın etkisi büyüktü. Uzun yıllar bu ikilemde kaldım. Ancak ayetleri modern bilimin verileriyle anlamaya çalışınca Kur’an’ın evrimle ve modern bilimle çelişmediğini aksine paralellik gösterdiğini gördüm. Bu perspektifin herkes tarafından bilinmesi gerektiğini düşünerek yazmaya karar verdim.

Kur’an’da Evrim ve Bilim adlı kitabınız yayınlandı. Toplumdaki yaygın kanaat Evrimin inançlara ters olduğu yönünde. Kur’an’da Evrimle ilgili ayet var mı?

-          Elbette var. “Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık”  (Enam 38) ayetinin gereği olarak Evrim ile ilgili de ipuçları verilmiştir. Ancak Kur’an,  bilimin ışığında okunmadığı için bu konudaki ayetler de anlaşılmamıştır. Kur’an tefsirleri asırlar öncesinden yazıldığı için modern bilimin güncel verileriyle bir araya getirilerek yorumlanmamıştır. Son tefsirler de öncekilerin referansıyla yazıldığından yeni bir perspektif ortaya konmamıştır.

 

Birkaç örnek verebilir misiniz?

-          İnsanın evrimiyle ilgili olarak İnsan suresinin ilk ayeti: “İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.” Bu ayetteki “uzunca bir zamanı”  müfessirler embriyonik dönem olarak yorumlamıştır. Ancak embriyonik dönem 9 aydır. Oysa ayetteki dehr kelimesi çok uzun bir süreyi ifade etmede kullanılır. Modern bilime göre bu süre yaklaşık 2 milyon yıldır. Yani insan henüz insan olmadan önce geçen uzun bir süreden bahsedilmektedir.Evrim, bütün canlıların tek bir kökten farklılaştığını söyler. Nisa suresinin ilk ayeti de bir tek nefisten çoğalmayı anlatır. Topraktan, sudan, balçıktan, meniden yaratılma ayetleri ile modern bilimin verileri bir araya getirildiğinde şaşırtıcı derecede paralellik görülür.

Böyle bir kitap yazma sebebiniz neydi?

- Toplumdaki yaratılış-evrim tartışmalarına bir açıklık getirilmesi gerekiyordu. Her iki tarafın bir birini anlamadığı bir vakıa. Evrim ateizmle, yaratılış görüşü ise gericilikle itham edilmektedir. Bu hararetli tartışmaların akıl ve bilimle ele alınması gerekiyordu. Bu ihtiyaca cevap olması için yazma gereği duydum. Yaratılışçılar ayetleri doğru tahlil edememekte, pek çok evrimci ise tabiat yasalarını koyan iradeyi görememektedir. Gerçekte ise; canlılar tabiat yasalarının gereği olarak değişmektedir.  Bu yasalar yüce bir irade tarafından konmuştur. Özetle, Evreni yaratan Allah tabiat yasalarını da yaratmıştır. Bu yasalar  O’nun adına  işler.

Kitabınızda başka hangi konuları ele aldınız?

Evrenin yaratılışı, dünyanın yaratılışı, ilk canlıların ortaya çıkışı, insanın evrimi, Hz. Adem, Hz. İsa’nın durumu, Bilim Tarihi, toplumumuzun okuma ve bilimdeki durumu gibi pek çok güncel mevzuya açıklık getirmeye çalıştım. Allah nasıl yaratır sorusuna cevap bulmaya çalıştım. “Ol dedi öylece oluverdi” ayetini inceledim. Bu konu belki de ilk kez bilimsel olarak yazılmıştır. “Cehaletin kaçınılmaz sonu: şirk” başlığı altında toplumumuzun inanç sömürüsüne nasıl maruz kaldığını ayetlerle açıkladım. Kısaca karanlığa küfretmek yerine bir mum yaktığımı düşünüyorum.

Hedef kitleniz hakkında bilgi verir misiniz?

- Herkesin rahatlıkla anlayabileceği örneklerle oldukça sade yalın bir dil kullanıldı. Pek çok insanın merak ettiği ya da tutarsız bulduğu konular cesaretle irdelendi. Dini konularda referansın daima Kur’an olması gerektiği ısrarla vurgulandı.

- Bir Biyolog olarak Evrimi neden Kur’an’la birlikte inceleme gereği duydunuz?

-          Kanaatimce Evrim doğru anlaşılınca Kur’an’ın pek çok ayeti de doğru anlaşılacaktır. Böylece Allah’ın nasıl yarattığı öğrenilecek, bilimsel düşüncenin önündeki en büyük engel ortadan kalkacak, aydınlanmanın önü açılacaktır. Bu nokta hayati öneme sahiptir.

- Kur’an’da bilimden bahsediyorsunuz. Kur’an bir bilim kitabı mıdır?

-Kur’an bir bilim kitabı değildir. Ancak fizikten kimyaya, tıptan astronomiye pek çok konuda yüzlerce ayet ihtiva eder. Kur’an okuyarak bilim yapılmaz. Ancak, ayetler modern bilimle daha iyi anlaşılabilir. İslam dünyası asırlardır bilimden fenden kopmuş vaziyettedir. Oysa Kur’an okumayı, araştırmayı, aklı işletmeyi ısrarla emretmektedir. Topluma özellikle de genç nesillere bu konunun iyi kavratılması gerekir.

Kur’an evrime karşı değilse toplum evrimi neden reddediyor ve ateizmle birlikte düşünüyor?

-          İnsanlar Kur’an’da geçen “yarattık” ifadesini görünce evrime karşı bir duruş ve reddiye geliştirmektedir. Fakat bu yaratmanın mahiyetini ve hikmetini sorgulamamaktadır. Ne yazık ki yaratmanın hikmetini izah eden bir eser yazılmamıştır. Böyle olunca da evrimin de Allah’ın yaratma hikmetine uygun olduğu gerçeği gözden kaçırılmaktadır. Bunu, din bilginlerinin modern bilimden destek alarak yapması gerekirdi.

Kitabınızın topluma ve gençlere neler kazandırmasını bekliyorsunuz?

-          En önemli amacım bilimsel bir konuda topluma ışık tutmaktır. Bu amaç doğrultusunda insanlığın en büyük rehberinin akıl ve bilim olduğunu evrim örneği üzerinden vermek istedim. Din konusunda ise rehberin daima Kur’an olması gerektiğini düşünüyorum. Hurafelerle, bidatlarla, menkıbelerle ancak karanlığa gidilir. Çocuklara ve gençlere bunun iyi kavratılması gerekir. Aksi halde çocuklarımızın istikbalini kendi ellerimizle karartmış oluruz.

 

İŞTE KİTABIN TANITIMI:

Evrimin ateizmle birlikte anıldığı bir toplumda Kur’an’ın evrime nasıl baktığını irdelemek cesur bir eylemdir. Asırlardır bu konu üzerinde çalışma yapılmamış olması toplumumuz adına büyük bir eksikliktir. Toplum, evrimin inançlarla ters düştüğüne inandırılmıştır.

Okumayı, öğrenmeyi, akletmeyi emreden Kur’an’ın evrim gibi bilimsel bir teoriyi reddetmesi beklenemez. Ancak gelenek dinciliği Kur’an’ın bu konudaki ölümsüz mesajlarını anlamadan evrimi din karşıtlığı olarak sunmaktadır. Allah’ın evreni, dünyayı, canlıları ve insanı nasıl yarattığı bilimin ve ayetlerin ışığında incelenmiş; yaratılış-evrim tartışmalarına açıklık getirilmiştir.

“Biz bu kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık” diyen bir kitabın, evrim konusuna nasıl baktığını ortaya koymak hem mesleğimin hem de inancımın gereği olduğu kanaatindeyim.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.