NAME HABER Yazarı, Araştırmacı-Yazar Kubilay Aktaş'tan "Kâlbindeki Latîfeler ve İsimler”le İmgele!" başlıklı yeni yazı
NAME HABER Yazarı, Araştırmacı-Yazar Kubilay Aktaş'tan
GÜNDEM / 27 Şubat 2018
İşte yazının tamamı...

KADİM bilgelikte kalp; ‘sevginin en yüksek vibrasyonunu yayan duyguların merkezi’ olarak kabûl edilir. Ve bugün modern bilim bize göstermiştir ki; kalp sâdece vücuttaki dolaşımı sağlamıyor. 1993 Yılı’nda duyuların insan vücûdu üzerindeki hâkimiyeti hakkında bir araştırma yapılıyor ve bu araştırmada “kalp” oldukça dikkat çekiyor. Tespit edilen gerçek şu! Kalp, beyinden daha büyük bir enerji alanı ile çevrili. Ve bu bahsedilen alanın çapı, yaklaşık iki buçuk metre. Bu zamana kadar bilim, beynin en büyük yayın ağına sâhip olduğunu varsayıyordu; ancak öyle değil! Kalbimiz, beynimizin oluşturduğu alandan çok daha büyük bir alana sâhip.

 “Kalp hükümdardır, onun birtakım askerleri vardır. Hükümdar düzgün olunca askerler de düzgün olur;  bozuk olunca, askerler de bozuk...” C. Sağir

 Bilimin geldiği noktada, kalple ilgili edinilmiş bilgiler çok önem arz ediyor. Kalbimiz tarafından oluşturulan elektromanyetik alan, vücûdumuzdaki organlarla her an iletişim hâlinde. Hattâ beyin ile kalp arasında bir bağlantının bulunduğu ve bu bağlantıyla kalbin beyine, hangi hormonların salgılanacağı ile ilgili emir verdiği kanıtlandı! Endorfin ya da diğer kimyâsallar... Bu, şu demek! Beynimiz bağımsız hareket etmiyor, aktiviteleri için gerekli sinyâlleri kalbimizden alıyor! Peki, kalbimizden yayılan bu elektomanyetik alan nereden geliyor? Bilim gösterdi ki; bu sâdece duygularımızdan değil, kanaatlerimizden, yâni derin inançla bağlandığımız ve tecrübelerimizle yön verdiğimiz niyetlerimizden geliyor. Daha ilginci, bütün duygu ve düşüncelerimiz, kalbimizin enerjisinde bilgi düzeyinde bulunmakta ve vücûdumuza yayılan en güçlü sinyâl olarak sâdece beynimize ve organlarımıza değil, dünyânın derinliklerine doğru taşınmakta! Esmâlar, yâni Allâh’ın güzel isimleri dediğimiz vâroluştaki tohumlar kalp tarlasına ekildiğinde, en yüksek ölçekte meyvelerini veren ‘Tûbâ Ağacı’na dönüşür. Kalbimiz, sanki bu esmâ ve niyetleri manyetik titreşimlere dönüştürüp, bunları hücre enerjisine taşıyan, tanıtan bir araç gibi iş görmekte! Evren kapıları (yıldız kapıları) olan esmâlar, insanlar arasında köprü vazîfesi yapar. Ve kalbin yaydığı bu elektromanyetik dalgalar vücûdumuzla sınırlı kalmayıp, bütün varlık mertebelerine, menzillere yayılır; bizi kuşatan her şeyle iletişim sağlar. Kalpteki beş letâifi (kalp, rûh, sır, hâfî, ahfâ) kısmen Celcelûtiye kitabımızda anlatmıştık. Bunların her birisi beş temel âlem ve İmâm-ı Âlî okulundaki beş temel sıfatla ( Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs) bağlantılıdır ve bu bahis, kitabın kapsamını aşar. Ancak sezgiyi uyandırıp bilinci tetiklemesi noktasında şu kadar deriz ki; kalpten yapılan duâlar, “egosal programla çalışan zihin”den yükselen ‘primitif enerji’den çok daha etkili, çok daha kompleks, çok daha kabûle şâyandır. Kalbin elektrik akımı (EKG), beyinde oluşan elektrik akımından (EEG) altmış kez daha kuvvetlidir. Ve dahi kalbin manyetik alanı, beyninkinden beş bin kez daha güçlüdür.

Bu, şu demek oluyor! Kalbimizle, beynimizle yaydığımızdan çok daha fazla enerji yayıyoruz. Enerji, Allâh’ın kudret esmâsıdır. Esmâların isimleri ve derin bilinçte oluşturduğu imgeler; kudrete, yâni tezâhürün oluşumuna altyapı hazırlar. Meselâ güzel sözlerin derin bilinçteki görünümü ‘ağaç’tır.

“Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir  ve onun kökü sâbit, dalı ise göktedir. Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir... İbrâhim Sûresi 24-25

Esmâlar anıldığında, ‘üçüncü gözü, duru görü yetisi açık ki şiler’e o esmâ ile ilgili vizyonlar, imge ve şekiller yansıyabilir. Bunlar, kişideki esmâ bileşenleri ve terkîbine bağlı olarak değişir. Mü’minin kalbi, Allâh’ın tecellî yeridir. Mü’minin kalbi, Allâh’ın arşıdır! Mü’minin kalbi, Allâh’ın hazînelerindendir... Mü’minin kalbi, Allâh’ın aynasıdır. Kalp ilâhîdir ve bir nevî ‘Kâbe’dir! Ki, kim orada Hakk’tan gayrı düşüncelere yol verirse, kalbini putlarla doldurmuş olur... Kalbe dikkat çeken bu hadis ve sözler de açıkça gösterir ki; niyetlerimizi Allâh’ın güzel, etkin ve canlı isimleri olan “esmâ’ül hüsnâ” ile destekleyebilirsek, etki alanları şüphesiz ki çok daha güçlü olacaktır... Demek ki niyetlerimizi ve isteklerimizi “zihin-ego se vi ye si”nden “kalp seviyesi”ne, yâni ‘bütünün ve bireyin en yüksek hayrı’na taşımalıyız. Yâni mantık seviyesinden kalp seviyesine! Tabi bunun için de, mutlu bir ruh hâline girmeliyiz önce! Bu kitabın uygulamalarında, kalp seviyesindeki esmâlar ile çalışıp ‘imgeleme’ yetimizi kullanacağız. Unutmayalım ki, beynimiz hayâl ile gerçek arasındaki farkı bilmez. Hayâl, beyin için gerçektir. Tıpkı rüyâlarımıza bedenin tepki vermesi gibi! Çünkü ‘aynı nöron ağları’ tetiklenir ve bu şekilde beyinde ‘yeni yollar’ oluşur.

KUBİLAY AKTAŞ - NAME HABER

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.