Güncel Analiz programı 27 Eylül 2012 yayın detayları
Güncel Analiz programı 27 Eylül 2012 yayın detayları
GÜNCEL ANALİZ / 27 Eylül 2012
Selçuk Yavuz ile Güncel Analiz programının canlı yayın konuğu AK Parti Genel Merkez MKYK Üyesi Prof. Dr. Edibe SÖZEN oldu. İşte programın detayları...

Her hafta birbirinden farklı konu ve konuklarla Türkiye'nin güncel ve siyasi nabzını ölçen 'Selçuk Yavuz ile Güncel Analiz' programı bu hafta yine çok önemli bir ismi canlı yayın konuğu olarak sizlerle buluşturdu.

Selçuk Yavuz ile Güncel Analiz programının 27 Eylül 2012 Perşembe tarihli canlı yayın konuğu AK Parti Genel Merkez MKYK Üyesi Prof. Dr. Edibe SÖZEN oldu.
 
İşte programın detayları
 
Bölüm 1
 
 
Bölüm 2
 
 
Bölüm 3
 
 
Bölüm 4
 
 
Farklılıkları olan, korkularından ziyade umutları olan ülke olmasını istiyoruz
 
Selçuk Yavuz'un sorularını yanıtlayan Sözen, Balyoz davası kararı ve süreç hakkındaki düşüncelerini şöyle ifade etti: "Tabii ki yargının son sözünü söylediği yerde artık çok daha fazla yoruma gerek yok. Ama Türkiye'de onlu yıllarda ortaya çıkan olaylara bakıldığında her on yılda bir hem demokratik gelişme açısından, hem insan hakları açısından, hem ekonomik gelişme açısından çok olumsuz bir süreç yaşanmıştı askeri darbeler konusunda.
Biz özellikle 2007 yılı seçim sürecinde Anadolu'yu gezdiğimizde insanlar yeni atılım yapmak istiyorlar, yeni ticari işler peşindeydiler. Anadolu'da yaşayan insanlardan bize söylenilen şuydu: "Biz artık işimize bakmak istiyoruz. Bizim önümüzü kesmesinler. Türkiye demokratik zenginleşmesine devam etsin."
 
Hem halkın böyle bir talebi var. Bu sadece darbeyi dillendirmek yada siyasi hayatın önünde bir engelmiş gibi göstermek sadece siyasilerin değil hem bütün sivil toplum kuruluşlarının, hem halkın, hem işini yoluna koymak isteyen ticaret erbabının da Türkiye'nin demokratikleşmesi görmek bir hasret, bir özlem. Bu noktada tabii ki geç kalınmış olmakla birlikte adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum. Kesintiye uğramayan bir demokrasimizin uzun yıllar devam etmesi hepimizin yegane arzusu.
 
Hepimizin bildiği gibi yine her darbe ekonomik sistemi yerinden ediyor. Bir takım aktörleri değiştiriyor. Ve bu durumda ülkeden bir para çıkışına sebep oluyor. Bu para çıkışı genelde gizli bir bilgi olarak saklanıyor. Tüm bunların ortadan kalktığı, herkesin eşit fırsata sahip olduğu bir ülke olsun istiyoruz. Farklılıkları olan, korkularından ziyade umutları olan ülke olmasını istiyoruz.
 
Bu çerçevede en azından demokrasi açısından çok büyük bir kazanım elde edildi. Bu kazanım, umarım bundan sonraki genç kuşaklar için daha büyük bir zenginlik olarak ülkeye bir yarara dönüşecektir." dedi.
 
Terör sadece Türkiye'nin değil bir çok ülkenin sorunudur
 
Selçuk Yavuz, gündemin önemli konusu olan terör hakkında, "Bizi daha sıkıntılı yada problemli günler bekliyor mu?" sorusunu yöneltti.
 
Sözen, "Geleceğe yönelik çok olumsuz konuşmaktan yana değilim. Bugünden itibaren baktığımızda da çok sıkı güvenlik tedbirlerin alındığını görüyoruz verilen bilgiler doğrultusunda. Türkiye'de terör meselesi denilince son 30 yıl içerisinde terörün bu ülkeye yerleştiği bir süreç var.
 
Diğer ülkedeki terör olaylarına baktığımızda benzer süreçlerin ortaya çıktığına şahit oluyoruz. Türkiye, terörü tek başına yaşayan bir ülke değil. Tüm dünya ülkeleri aşağı yukarı terörü yaşıyorlar. Bütün dünya ülkelerinin en büyük sorunu terörle mücadele etmek. 21. yüzyılın en önemli mücadele ve savunma alanlarından biri teröre karşı gösterilen mücadele ve mukavemet.
 
Türkiye'de terörün 1999 yılından itibaren biraz daha azaldığını, örgüt başının yakalandığını, bu neticede özellikle bürokrasinin terörün bittiği noktasındaki yanlış algının devam ediyor olması, bizi bugünün terör olaylarına getirdi diyebilirim. 1999 yılından itibaren aslında terör örgütü eylemlerini geliştirmek amacıyla uluslararası bir vizyon geliştirdi.
 
Bunu yalnızca örgüt bazında değerlendirmeyelim. Bir takım sponsor kuruluşlar yada destekleyen ülkelerin varlığını hepimiz biliyoruz. Yani istenmeyen bir şekilde uluslararası bir vizyon geliştirildi. Bugün hangi ülke parasını verirse herhangi bir terör örgütünü bir ülke aleyhine kullanabiliyor.
 
Gelecek anlamında baktığımızda hepimizin arzusu bu olayların bitmesi. Şehit haberlerinin bir daha gelmemesidir. Bu arada bugüne kadar şehit düşen askerlerimizin ailelerine Allah'tan rahmet diliyorum.
Şunu çok açık söyleyebilirim gerçekten ateş düştüğü yeri yakıyor. Çünkü o acıyı onlarla beraber ne kadar yaşasanız da çoluk çocukları var. Görevlerinin başlarında insanlar hayatlarını kaybediyorlar. Bu elbette ki aileler için gerçekten unutulmayacak acılardır." dedi.
 
AK Parti'ye olan geçişler ve katılımlar hakkında bilgi veren Sözen, "Bilgilere sahip değildim aslında bize medyadan takip ediyoruz ancak bu geçişlerin ben olumlu olduğu kanaatindeyim. AK Parti kuruluşundan belli hem farklılıkları içinde barındıran bir parti özelliğine sahip hem de sürekli değişim ve dönüşümden yana olan bir parti olma özelliğine sahip.
 
Bu çerçevede tabii gerek Numan Kurtulmuş gerekse Süleyman Soylu merkez sağın dışında yer alan partilerden gelmiyorlar. Bu farklılıkları ortaya koymak adına onları farklılık olarak değil fakat farklı partilerden, kendi partisini kapatıp gelmiş olması gibi farklı sembolik değerleri var." dedi.
 
Siyaset tek başına kurgulanan bir alan değil
 
Sözen, "Biz şunu hep ihmal ediyoruz. Siyaset tek başına kurgulanan bir alan değil. Eğer toplumla beraber hareket eden bir siyasi anlayış varsa bu aynı zamanda siyasi etiğe de uygundur. Toplumun sevdiği, farklı gördüğü isimleri AK Parti'de görmek, AK Parti'nin bir kazanımı olmuştur. Toplumda karşılığı olan insanlara yönelmesi de bu kazanımı güçlendirecektir. AK Parti bu noktada bir ilki de gerçekleştirmiş oluyor." dedi.
 
Sosyal medya sesini duyuramayanların ve farklı fikirlerin alanı
 
Sosyal medya hakkındaki düşüncelerini ifade eden Sözen, "Türkiye'de kullanıcılar başlangıcından belli, gerçekten çok iyi bir şekilde paylaşımlarda bulunuyorlar. Rakamlara baktığımızda, Dünya'da en fazla kullanıma sahip ülkelerden biriyiz. Sadece Facebook değil, diğer bir çok sosyal ağ mevcut ve burada insanlar kendi mesajlarını verebiliyorlar.

Sosyal ağlar tabii ki insanların seslerini duyurmasının mümkün olduğu alanlar. Kültürün liberalleşmesine, katılımcılığa da katkıda bulunabiliyor. Hepimizi için örnek bir olaydan bahsetmek istiyorum. Geçtiğimiz dönem Obama başkan seçildiğinde, bu alanları çok iyi kullanan gençlere hitap etti. O alandaki gençlerin siyasete olan ilgisini arttırmıştı.

Bu bakımdan, toplumda seslerini duyuramayanların farklı fikirlerini sergileyebilecekleri bir alan. Teknolojik imkan olarak insanlar, "bende varım" fikrini çok iyi bir şekilde ortaya koyabiliyorlar.

Etki alanlarına baktığımızda geometrik bir artış özelliğiyle bu alanlar bir çok yerde etkin olabiliyorlar." dedi.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
sabriye dursun 27 Ekim 2012
Sayın Prof.Dr..Edibe Sözen, Sizin gibi güvenilir, doğruları söyleyen insanlara çok ihtiyacımız var."Farklılıkları olan, korkularından ziyade umutları olan ülke olmasını istiyoruz" ifadesi kısa ama çok anlamları içinde barındıran bir anlatım. İyiki varsınız. Saygılar....