Selçuk Yavuz'un konuğu İdris Güllüce oldu-İŞTE TÜM DETAYLAR
Selçuk Yavuz'un konuğu İdris Güllüce oldu-İŞTE TÜM DETAYLAR
GÜNCEL ANALİZ / 13 Eylül 2012
Selçuk Yavuz'un canlı yayın konuğu İdris Güllüce oldu. İşte yayının detayları...

Her hafta birbirinden farklı konu ve konuklarla Türkiye'nin güncel ve siyasi nabzını ölçen 'Selçuk Yavuz ile Güncel Analiz' programı bu hafta yine çok önemli bir ismi canlı yayın konuğu olarak sizlerle buluşturuyor.

Selçuk Yavuz ile Güncel Analiz programının 15 Eylül 2012 Cumartesi günü saat 16.00'daki canlı yayın konuğu AK Parti İstanbul 1.Bölge Milletvekili ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı İdris Güllüce oldu.

İşte yayının detayları...

Bölüm 1

Bölüm 2

Bölüm 3

Bölüm 4

Bölüm 5

İŞTE PROGRAMDAKİ SÖYLEŞİNİN TAM METNİ:

Selçuk Yavuz ile Güncel Analiz programının canlı yayın konuğu İstanbul Milletvekili İdris Güllüce oldu.

Programda bir çok önemli konu ve çalışmalara değinildi. Yayın başlangıcında kendinden bahseden Güllüce, okul yıllarında maddi zorluklar içinde olduğunu, gece çalışıp gündüz ise okuluna devam ettiğini söyledi. Güllüce, "Bizim nesil tam anlamıyla böyle bir düzenden geçti. "Dişimizle tırnağımızla" şeklindeki bir deyim bile bize az gelir." dedi.

Selçuk Yavuz'un sorularını cevaplayan Güllüce bazı sorunlar hakkında düşünce ve yorumlarını dile getirdi. Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanlığı ve AK Parti Ankara İl Koordinatörlüğünü yapan İdris Güllüce, "Ben çok eskiden belli siyasetle uğraşan birisiyim. Çevremiz, tanıyanımız ve yapılacak işlerimiz çok. Günün yirmi dört saati bize yetmiyor. Zaman fukarası insanlarız. Kendimize, ailemize, çocuklarımıza ve akrabalarımıza ayırabildiğimiz zaman neredeyse yok gibi." dedi.

Selçuk Yavuz'un, "Kendimden bir kopya daha olsa dediğiniz zamanlar oluyor mu?" sorusunu yanıtlayan Güllüce, "Vallahi bir değil iki, üç tane olsa diyorum. Öyle bir şey ki, Allah eksikliğini vermesin sevdiklerimizin, dostlarımızın. Yirminci asır insanlığın çevresiz, yalnız, dostsuz kaldığı bir asır. Özellikle metropoller bu noktada bir afat haline dönmüş durumda. Rabbim bütün insanların dost sayısını arttırsın diyorum." dedi.

Zaman yönetimini çok iyi yapmalı ve zaman yönetim fonksiyonunu fark etmeliyiz

Sözlerine devam eden Güllüce, "Aynı gün üç tane düğün olur. Üçü de aynı saatte ve üçüne gitmeniz gerekiyor. Çünkü üçü de sevdiğiniz ve kıramayacağınız insanlardır. Birinin Kartal'da birinin Esenler'de olduğunu düşünün. İstanbul'un trafiği malum. Düğüne gideriz, hasta ziyaret ederiz, vatandaşı takip ederiz. Kendime ayırdığım vakit ise, gece vaktinde kendime 2-3 saat ayırıp uykumdan fedakarlık ederek kitap okumaya çalışıyorum. Televizyonda haber seyrediyorum. Bu da yarım saati geçmez. Dizi takip edecek zamanım olmuyor.

Katıldığım konferans yada sohbetlerde, gençlere söylüyorum. Daha çok siyasileri ilgilendiriyor ama şu bir gerçek ki; Bir insana Cenab-ı Allah sınırlı sayıda nefes vermiş. Bir insanın ömrünü 80 yıl düşünürsek, matematiksel olarak hesapladığımızda, 80 yıl çarpı 360 gün kadar gün, çarpı 60 kadar saat, çarpı 60 kadar dakikadır. Böyle sayılı bir nefes ve dakika vardır. Ömrün ne kadar olduğunu Rabbim bilir ama takribi bir hesap yapıyoruz. Bu sayıyı ne kadar fazla milletimiz, toplumumuz, gelişmemiz için harcayabiliyorsak o kadar verimli bir ömür geçirmişiz demektir. Yoksa ömür geyik yaparak da, hiç bir iş yapmadan da geçebiliyor.

Zamanı durduran bir aygıt yapılamadı ve yapılamayacakta. Zaman gelip geçecek. Dolayısıyla zamanı durduramadığımızdan ve mutlaka harcandığına göre, bunu en verimli, en efektif kullanmak gibi insanın bir derdi olması lazım. Dinimizin de böyle bir emri var. Ama maalesef İslâm dünyası bu noktada çok müsriftir. Dakikaları bırakın, günlerin, ayların kıymeti bilinmeyen bir topluma dönüşmüştür. İslâm medeniyetinin yeni kurulduğu zamanki Müslümanların hayatına baktığınızda saniyelerini bile değerli olarak kullanmış insanlar görüyorsunuz.
Ama şimdi bakıyorsunuz günlerini, aylarını değersiz olarak kullanan toplumlara dönüşmüş. O yüzden zamanı yeniden anlamaya her insanın ihtiyacı vardır. Zamanın kıymetini anlayıp, zaman yönetimini kıymetini bilerek yapması gerekir.

Üzülerek söylemek lazım, sokağa çıkıp kitap almaya kalktığınızda ki b durumda yeni yeni oluşmaya başladı. Kitapların kahir ekseriyeti batı kaynaklıdır. Oysa zamanı normalde Müslümanın çok daha farkına varan toplum olması lazım. Çünkü Cenab-ı Allah bizi zamanla mukayyet kılmış. Bizim inancımızda zamanla ilgili. Beş vakit ezan dinliyoruz. Ezan bile vakti girince okunuyor. Beş yada on dakika önce okuyamıyorsunuz. Her şeyin bir vakti var.

Ramazanda oruç var bir saat önce iftar edeyim diyemiyorsunuz. Sahur oluyor daha geç sahur yapayım diyemiyorsunuz. Bilhassa bütün amellerimiz, hayatımız zamana dair ve zamanla iç içe. Ama bu hal bizi oyalayacak, zamanın farkına varılmayacak bir noktaya götürdü. Ben özellikle gençlere zaman yönetimi eğitimi almalarını. Zaman yönetiminin fonksiyonunu fark etmeyi tavsiye ediyorum.

Çünkü zaman yönetimini çok iyi yaptığınız oranda ülkenizi kalkındırabilme şansına sahipsiniz. Zamanın fonksiyonunu fark edebildiğiniz oranda üretim yapabilmekteyiz. Örneğin bir ayakkabıyı bir kişi bir saate yapıyor, diğer bir kişi ise bunu yarım saatte yapıyorsa bir saatte yapan adam hayatta kalamaz." dedi.

Başbakanımız çok güzel bir örnek hareket sergiledi

Türkiye'de yerel seçimlerin öne alınması iklimsel sebeplerden dolayıdır. Geçen dönem Mart ayında yapıldı. Bu ayda kışın en sert geçtiği bir dönem oldu. Seçim çalışmaları yeterince yapılamıyor. Ulaşım yapılamıyor. Seçim sandıkları nakledilirken sorun oluyor. Ana iktidardır, ana muhalefettir yeterince vatandaşa ulaşamıyor. Bu nedenle seçim tarihi öne alınarak iklim problemi olmayan bir takvimde yapılması ülke için daha hayırlı olacağı düşünülerek bu yola çıkıldı. Zaten siyaseten de bir ittifak oldu. Dolayısıyla altı ay gibi bir öne alınma oluyor. Ülkemiz için hayırlı olacağı inancındayız.

30 Eylül Kongresinde, Türkiye'de ilk defa bir lider, daha önce tüzüğüne koyduğu ve ilan ettiği bir prensibi hayata geçiriyor. O da, üç dönemden fazla milletvekilliği, üç dönemden fazla yönetim ve dört dönemden fazla genel başkanlık olmayacaktı. Türkiye'de böyle birşey olmamış. Allah'a kalmıştı.

Sayın Başbakanımız, bu kongrenin bundan sonraki siyasete ve liderlik yapacak kimselere ışık tutacak güzelliği Türkiye'de bir örnek olarak ortaya koydu.

Numan Kurtulmuş çok değerli bir bilim ve siyaset adamı

Güllüce, "AK Parti'nin böyle insanlarla donanmış olması, ülke siyasetine, problemlerin çözümüne büyük katkısı olacağını düşünüyorum. Kendisi çok değerli bir ailenin evladı. Türkiye'deki bazı uygulamalar dolayısıyla farklı bir partideydi. İş, şuan bir gönül birliğine dönüştü.
Süleyman Soylu'nun da olmasına çok sevindim. Referandumda özellikle takip ettim. Dergi, gazete yada diğer görsel medyalarda çok yakından takip ettim. Çok demokrat, akıllı, erdemli ve zekice bir muhalefet yaparak sağlam bir duruş sergiledi. Demokrasinin güçlenmesi ile ilgili büyük çabalar harcadı. Darbe dönemlerinde önemli noktalara değinerek izah atlarda bulundu.

1940'lı 1950'li yılları çok iyi bilmek lazım. Başbakanı asıyorsun, Yassıada'da uyduruk bir mahkeme oluşturuyorsun, asıyorsun ve millete diyorsun ki; senin seçtiğin, parlamentoya gönderdiğin insanı, düşük rütbeli subaylarla ve sırf general olsun diye bir generalle hiyerarşiye uygun olmayan bir darbe yapacak ve millete bayram diye ilan edeceksin. Adına da hürriyet, anayasa bayramı diyeceksin. Başbakan asma bayramı, hürriyet ve anayasa bayramı olarak sunmak kadar komik bir şey olmaz ki. 12 Eylül darbesinin bir çok eleştirilecek tarafı vardır. Bende 12 Eylül mağduruyum. 12 Eylül beni hapis yatırmıştır.

Bir artısı vardır ki 27 Mayıs'ı bayram olarak anılmaktan kaldırmıştır. Bu yüzden bir artık olarak düşünebiliriz." dedi.

Artık Türkiye'de "Ne zamana kadar AK Parti iktidarı vardır?" sorusu yok

Güllüce, "Muhalefet bunu diktatörlük olarak görüyor fakat böyle bir şey olmaz. AK Parti'nin bu durumu, performansın, milletle özdeşleşmenin göstergesidir." dedi.

Tüm Türkiye'yi "Temizledik" adlı kampanyamıza davet ediyoruz

İstanbul Milletvekili İdris Güllüce, yaptığı hayırlı ve güzel işlerden bahsetti.

Güllüce: "Dünya Yetimler Vakfı adı altında bir vakıf kuruldu. Burada bir çok bilim ve iş adamı, gönüllü vatandaşlar ile büyük bir gayretle bir araya geldik. Bu vakıftaki gayemiz, hem Türkiye'de hem Dünya'da yetimlere neler yapılabilir çabası var.

Aynı zamanda yeni başlatılacak olan bir kampanyamız var. Yaz aylarında çok sayıda piknik organizasyonunda bulunduk. Çok fazla ormanlık alanları görme imkanımız oldu.

Ancak çok kötü bir görüntü ile karşılaştık. Etrafın pisliği, kirliliği hakkında bir çalışma başlatıyoruz. Kampanyamızı "Temizledik" adı ile belirliyor ve vatandaşlarımızı tüm Türkiye'de temizliğe davet ediyoruz." dedi.

AK Parti belediyeciliği Türkiye'de bir modeldir

AK Parti ve çalışmalarından bahseden Güllüce: "Komisyon Başkanı olmadan önce Yerel Yönetimler Birim Başkan Yardımcısıydım ve ortalama 600 belediyeyi dolaştım. AK Parti belediyeciliği Türkiye'de bir modeldir. Vatandaşı önceleyen bir mantıkla yola çıktığınızda, imkanlarınız sınırlıda olsa sınırları aşarak çok güzel şeyler yapılacağı gösterildi.

AK Parti'nin yaptığı çok güzel bir şey var. Bunu batılı düşünür yada sosyologlarda söylüyor, itiraf ediyorlar. Amerikalı bir sosyolog yaptığı tespitte, Sayın Başbakan'ın ülkeye çok büyük bir güven verdiğini söyledi. Türkiye'nin her şeyi yapabileceğine, uçağını, hızlı trenini, kendi tankını yapabileceğine güvenen bir ülke haline getirdiğini belirtiyor." dedi.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.