clubsoleklamsol
clubsag
clubfamila
Meyve suyunun duayeni, Aroma’nın Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Atom Duruk'dan sektör analizi
Meyve suyunun duayeni, Aroma’nın Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Atom Duruk'dan sektör analizi
EKONOMİ / 31 Temmuz 2018
İşte detaylar...
Türkiye’nin öncü meyve suyu markası Aroma’nın Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Atom Duruk ile uzun bir sohbet yapma imkanı buldum. Türkiye’de rekabetçi meyve üretimi için arazi toplulaştırmanın şart olduğunu hatırlatan Duruk, dünyadaki gelişmelerin de iyi takip edilmesi gerektiğini vurgu yapıyor.
 
Meyve ülkesiyiz. Tu¨rkiye u¨rettigˆi 16.3 milyon ton meyve ile du¨nya u¨retiminde 6. sırada olup, du¨nya meyve u¨retiminin yaklas¸ık yüzde 3’u¨nu¨ kars¸ılıyor. U¨lkemiz, du¨nyada kayısı ve vis¸ne u¨retiminde birinci, nar u¨retiminde u¨c¸u¨ncu¨, elma ve domates u¨retiminde do¨rdu¨ncu¨ ve s¸eftali ile u¨zu¨m u¨retiminde ise altıncı sırada yer alıyor.
 
Türkiye meyve suyu pazarı yüzde 7 büyüdü
 
Bir de meyveden elde edilen ürünler var. En başında meyve suyu geliyor. Son 10 yıl ortalamasına bakacak olursak, dünya meyve suyu pazarı yılda yüzde 1’lik bir büyüme ile 38,9 milyar litreye ulaşmış durumdadır. Bunun 10 milyar litresi Avrupa pazarından geliyor. Türkiye ise aynı dönemde yılda yüzde 7 civarında bir büyüme gerçekleştirdi.
 
Türkiye’de kişi başına düşen ortalama yıllık meyve suyu ve nektarı tüketim miktarı 10 litre civarındadır. Avrupa’da ise kişi başına düşen yıllık ortalama meyve suyu ve nektarı tüketimi 22 litre civarındadır. (Almanya’da 31 litre, Finlandiya ve Hollanda’da 28 litre, Avusturya ve Fransa’da 25 litre).
 
Avrupa’da kişi başına tüketim 6.7 litre, Doğu Avrupa’da 14.2 litre iken; Türkiye’de halen 07-0,8’lik bir meyve suyu tüketimi, 8,5 litre kişi başına nektar tüketimine ulaşabildik.
 
Dünyada son yıllarda meyve suyu endüstrisinde düşüşler yaşandı. Avrupa’da yüzde 15’lik bir düşüşe karşılık Türkiye’de yüzde 22,5’lik bir artış var.
 
Önemli olan tüketim miktarı!
 
Sağlıklı bir hayat için meyve ve sebzenin beslenmenin en önemli parçası olduğunu kimse reddetmiyor. Önemli olan meyve ve meyve suyunu hangi miktarlarda beslenmemize dahil ettiğimiz. Bunu doğru anlatabildiğimiz zaman meyve suyu tüketiminin de artacağına inanıyorum.
 
Meyve suyu, kuru yemiş ve diğer türevleri konusunda her gün yeni başarı hikayeleri sunan bu topraklarda yaşıyoruz. Giderilebilecek bazı sorunlarla beraber sektörü etkileyen ve aşılmaz algılarımız da var.
 
“Ürünlerimize değer katmalıyız” diyoruz ama saçma sapan önyargılara da çanak tutmaya devam ediyoruz. Bunun en güzel örneklerinden biri de meyve ve meyve suyudur.
 
Gıdalara yönelik algı oluşturuluyor
 
Türkiye’nin öncü meyve suyu markası Aroma’nın Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Atom Duruk ile uzun bir sohbet yapma imkanı buldum. Aroma, tamamen profesyonellerden oluşan yeni kurumsal yönetim yapısıyla yeni bir ivme kazandı. Duruk’un yorumlarına ve analizlerine girmeden önce, genelde gıda özelde meyve suyu sektörüne bakışımı ve kanaatimi paylaşmak istiyorum.
 
Meyve suyu nektarları insan yaşamında su kadar önemlidir
 
Bütün dünyada gıdalara yönelik algı oluşturuluyor!
 
Bir taraftan bilimsel veriler var, diğer taraftan Dünya Sağlık Örgütü’nün katı yaklaşımı bulunuyor. Bunlar yetmezmiş gibi mesleki örgütlerin ve farklı ülkelerde farklı siyasi iradelerin politik yaklaşımları yer alıyor. Ortalığı karıştıran şarlatanlara hiç değinmek istemiyorum.
 
İşte bunların arasında tarım ve gıda sanayi, ulusal ve küresel rekabet şartlarını zorlayarak ayakta kalmaya çalışıyor. Olan ise minimumum maliyetle asgari beslenmesini gidermek zorunda olan dar gelirli üreticilere ve tüketicilere oluyor.
 
Bazı ülkelerde farklı gıda ürünlerine uygulanan vergiler, kotalar, yasaklar ileride nelere mal olacağını şimdiden hesap etmek mümkün değil.
 
Tabii ki kuralsızlığa karşı olmalıyız. Söz konusu olan kurallar bütünü değil, beslenme anlayışı dışı özellikler taşıyan gelişmelerdir.
 
Şimdilik durum şu:
 
. Vergiler amaçlanan etkiyi göstermiyor.
 
. Tüketiciler alışkanlıklarını değiştirmiyor.
 
. Fiyat değişiklikleri dar gelirliyi vuruyor.
 
. Kayıt dışı üretim palazlanma imkanı buluyor.
 
. Algı karışıyor ve şamata yapan garip tipler ortaya çıkıyor. Bu kargaşa arasında “Çiftlik Bank” gibi düzenbazlar köşeyi dönüyor.
 
“Genel kural, doz olmalı”
 
Küresel bazda da tuhaf şeyler oluyor. Mesela ulusal ürünü olan Fransızlar şarabın, Almanlar biranın faydalarını anlatan bilimsel raporlar sunuyorlar. En iyi balık Norveç somonu, Amerikan soya yağının üstünlükleri tartışılmaz gibi algıları da benimsemiş olmamız tesadüf değildir.
 
Genel kural “doz” olmalıdır. Yemeklerimizi çeşitlendirmeli ve dozunda tüketmeliyiz. Aksi bütün alışkanlıklarımız gün geçtikçe zehir etkisi yapabilir, aşırı tüketimler metabolizmamızı bozabilir.
 
Meyve suyuna gelecek olursak: Avrupa Birliği ülkelerinin günlük meyve suyu tüketimi 33.7 mililitre iken, Türkiye’de bu oran 0.8 mililitre olduğunu unutmayalım. Duruma kalori hesabıyla bakacak olursak; bu tüketimlerle Avrupalılar günlük kalori ihtiyaçlarının yüzde 7’sini meyve suyundan alırken, Türk insani ancak binde ikisini meyve suyundan alıyor.
 
Son iki üç yıldır meyve suyu tüketim artışında duraklama görünüyor. Doğu Almanya’da yıllık meyve suyu tüketimi 15 litreye yaklaştı, Türkiye’nin tüketimi ise 10 litreyi yeni buldu.
 
Sektöre düşen sorumluluk
 
Bir yerde sorun varsa, birinci muhatap mutlaka olayın tarafıdır ki burada da sektör temsilcileri yer almaktadır. Meyve suyu algısını yönetmekte de, meyve suyu tüketimini artırmakta da birincil sorumlu onlardır.
 
Bu alanda yürütülecek çalışmaların benzerliği farklı ürün grupları için de düşünülebilir. Temelde tarım ve gıdada sorunlar benzerdir.
 
Fingerprint, meyvede parmak izi nedir? 
 
Türkiye’de rekabetçi meyve üretimi için arazi toplulaştırmanın şart olduğunu hatırlatan Mahmut Atom Duruk, dünyadaki gelişmelerin de iyi takip edilmesi gerektiğini vurgu yapıyor.
 
Bunların başında, sektör için yeni olan “Fingerprint” yani meyvede parmak izi kavramını da ilk Duruk’tan duymak anlamlıydı. Ürün menşei ve gıda izlenirliği açısından önemli olan parmak izi kavramına yönelik adımlar atılmasını Duruk önemsiyor ve öncelik veriyor.
 
Türkiye'de işlenebilir arazinin 3’te 1’i boş duruyor!
 
Dahilde İşleme Rejimi’nin (DİR) hassasiyetine de dikkat çeken Duruk, İran’dan kaçak 12 bin ton civarında meyve nektarı geldiğini söylüyor.
 
“Bu gidişle meyve suyunu arayıp, bulamayacağız”
 
Tüm dünyaya ihraç edilen tarım ve gıda ürünlerinin bazı şarlatanlar tarafından kötülendiğini de belirten Duruk, Türkiye’de temel besinlerden olan protein fiyatının yükselmesinin temel sebebinin “tavuk yemeyin” iddiaları olduğunu vurguluyor.
 
Ayni şekilde meyve suyuna yönelik dengesiz ve plansız açıklamaların meyve suyunu arzını etkilediğine vurgu yapan Duruk, “Bu gidişle meyve suyunu arayacağız ama bulamayacağız” dedi.
 
Meyveciliğin kırsal kalkınmaya destek olduğunu da hatırlatan Mahmut Atom Duruk, ürünün dağıtımındaki aksaklıklardan ve tüketiciye rahat ulaşamamasından dolayı market maliyetlerini de eleştirdi.
 
“Zararına mal satmak istemiyoruz”
 
Aroma’nın bayi ağıyla yerel marketlere, otel ve restoranlara ulaştığını açıklayan Duruk, “Tüketiciye ulaşmanın yolu marketler ama zararına da mal satmak istemiyoruz” diyerek, maliyetlerinin üstünde yüzde 70 market maliyeti olduğunu ve bu sebeple Sanayi Bakanlığı’ndan marketlerde private level oranının küçültülmesini talep ettiklerini söyledi.
 
Bursa’nın Gürsu ilçesinde 1968 yılından bu yana aralıksız meyve suyu üreten ve ilklere imza atan Aroma Meyve Suları ve Gıda Sanayi A.Ş., geçen yıl hasat döneminde 30 bin ton elma, 13 bin ton şeftali, 4 bin ton vişne, 6 bin ton kayısı alımı gerçekleştirdi.
 
Mahmut Atom Duruk, Türkiye’yi şeftali suyuyla tanıştıran, yüzde 100 doğal, katkısız meyve suyunu ilk üreten Aroma’nın ayrıca meyve suyunu glisemik indeksi düşük elma ile ilk kez yine kendilerinin tatlandırdığını anlattı.
 
Aroma Meyve Suları
 
Çok ortaklı olarak kurulan şirkette, 1991 yılında Duruk Grubu çoğunluk hisseyi alarak yönetime geçti. 1991 yılında başlayan yatırım hamlesi ile işlenen meyve miktarı her geçen gün arttırılarak, yılda 20.000 tondan 125.000 tona çıkarıldı ve Aroma ülkenin önde gelen meyve suyu dolum tesislerinden biri haline geldi.
 
Aroma bugün, yıllık 100 milyon litre meyve suyu ve 100 milyon litre de su üretim kapasitesine sahip. Fabrikada yıllık 125 bin ton meyve işleme ve dolumu yapılıyor.
 
52 ülkeye ihracatı bulunan şirket, 2017 yılında 227 milyon TL ciro ve 3 milyon 31 bin dolar tutarında da ihracat gerçekleştirdi. Aroma, 2018 yılında ise 10 milyon dolar tutarında bir ihracat ve 260 milyon TL ciro hedefliyor.
 
Evet, dünyada yükselen “sağlıklı yaşam” hareketinin meyve suyu tüketimini de artıracağı konuşuluyor. Bu yorumlara ve analizlere bakarak siz karar verin:
 
Dünyadaki bu değişim Türkiye’ye de yansır mı?
 
(Fikri Türkel-Gıda Hattı)
 

 

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.