Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’nın En’leri ödül töreninde konuştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’nın En’leri ödül töreninde konuştu
EKONOMİ / 28 Kasım 2017
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Ticaret Odası tarafından ATO Congresium'da düzenlenen "Ankara'nın En'leri Ödül Töreni"nde konuştu.

Erdoğan, dört yıllık bir aranın ardından ödül töreninde tekrar birlikte olmaktan mutluluk duyduğunu belirtti. 
 
Ödül kazanmaya hak kazanan firmaları ve iş adamlarını tebrik eden Erdoğan, "Ülkemizdeki pek çok kuruluş gibi Ankara Ticaret Odamız da Feto'nun tacizleri altında sıkıntılı bir dönem geçirdi. Hamdolsun, o günler geride kaldı." diye konuştu. 
ATO'nun Ankaralılara, Ankaralı iş adamlarına, esnaflara hizmet veren bir kuruluş olarak çalışmalarını kararlı bir şekilde sürdürdüğünü dile getiren Erdoğan, oda yönetiminin milletini seven tüm kesimleri bir araya getiren çoğulcu yapısıyla ortaya koyduğu gayretleri, elde ettiği neticeleri yakından ve takdirle takip ettiğini söyledi. Erdoğan, "Ankara'nın sadece bürokrasinin değil aynı zamanda üretimin, girişimin, ihracatın, istihdamın ve verginin de iddialı şehri olduğunu ortaya koyan sizlere şükranlarımı sunuyorum." ifadesini kullandı. 
Güçlü ekonominin güçlü devlet olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Ekonomisi güçlü olmayan bir devletin altyapı yatırımları da diğer hizmetleri de milleti memnun edecek düzeyde olamaz. Böyle bir devletin güçlü bir ordu kurabilmesi ise hiç mümkün değildir. Peki ekonomi nasıl güçlü olacak? Bunda elbette devletin izlediği politikaların rolu çok büyüktür. Siyaset her alanda olduğu gibi ekonomi konusunda da çok belirleyici ama ekonomi asıl gücünü milletten alır. Milletin çalışkanlığı, üretimi, gayretiyle ortaya çıkardığı katma değerin bir bölümü devletin hazinesine gider. Bu gelirle de devlet temel görevlerini yerine getirir."
 
Geçmişten bugüne devletlerin farklı gelir kaynakları olduğuna dikkati çeken Erdoğan, kimi ülkelerin petrol ve doğal gaz gibi yer altı zenginlikleriyle kimilerinin de başka imkanlarıyla ekonomisini güçlendirdiğini vurguladı. 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Günümüzde farklı biçimlerle, farklı şekillerle de bu tür süreçler işliyor olsa da eskiden en vahşi haliyle yürütülen sömürgecilik de önemli bir zenginlik kaynağıdır. Amerika'dan Afrika'ya, Avustralya'dan Asya'ya kadar pek çok kıta, sömürgeci devletlerin pençesinde soyulup soğana çevrilmiştir. Sadece yer altı veya yer üstü zenginlikleriyle değil aynı zamanda insan kaynaklarıyla da sömürülen ve daha acısı katledilen bu kıtaların asli sahipleri hala toparlanabilmiş değildir." değerlendirmesinde bulundu.
 
Yurt dışı ziyaretlerinde yaptığı görüşmeleri anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Ziyaretlerimde görüştüğümde o ülkelerin devlet devlet başkanları hep şunu söylerler. 'Gelirlerdi, helikopterlerle, uçaklarla bizim altın, elmas neyimiz var, pırlanta... Alır götürürlerdi', 'Peki bir şey verirler miydi?', 'Hayır, hiçbir şey vermezlerdi'. Peki bugün? Hala aynı şekilde bu anlayış devam ediyor. Bu zulüm hala devam ediyor. Bunun en büyük bedelini ödeyen kıta Afrika'dır. Hala da öyledir. Bir de bizim ecdadımızın yaptığı gibi sömürge değil, gaza ruhuyla gerçekleştirilen fetihler vardır. Bizim medeniyetimizde ve kültürümüzde fethedilen yer sömürülecek yer değil tam tersine ihya edilecek, inşa edilecek, tüm imkânları ve insan kaynaklarıyla ayağa kaldırılacak yer demektir."
 
Balkanlara, Kuzey Afrika'ya bakıldığında bunun görülebileceğini ve hala oralarda ecdadın eserlerinin bulunduğunu belirten Erdoğan, "Bizim onlara miras olarak adeta bıraktığımız bu eserleri bile onlar korumamışlardır, koruyamamışlardır. Onları bile tarumar etmişlerdir. Balkanları fetheden ecdadımız burada ele geçirdiği zenginlikleri sırtlanıp bir başka yere götürerek orada kendine refah düzeni kurmaya çalışmamıştır. Tam tersine tüm birikimini, tüm emeğini bu coğrafyaya vermiş ve medeniyetini burada yükseltmiştir" dedi.
 
Bosna-Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı merhum Aliya İzzetbegoviç ile bir anısını paylaşan Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Aliya İzzetbegoviç ölümünden bir gün kendisini ziyaret ettiğimde bana aynen şunu söylemiştir, 'Tayyip, evladım, burası Evladı Fatihandır. Sakın ha buraları ihmal etme'. Biz zaten ne yaptık, işte Balkanlarda bütün oralardaki tarumar olmuş eserleri, camileri, kervansarayları, köprüleri hepsini bizler yeniden ihya ettik, yeniden bunları inşa ettik. İnşa edip de biz kullanmıyoruz, oraya bırakıyoruz. İstanbul'u fetheden ecdadımız Ayasofya'yı yıkmayı aklından bile geçirmemiştir, bunun yerine asırlar boyunca aynı şehirde çok daha büyük, çok daha görkemli eserler inşa etmek için çalışmıştır. Ankara'da Osmanlı döneminin eseri Hacı Bayram Veli Camisi ile Roma döneminden kalma Agustus Tapınağı'nın duvar duvara asırlardır ayakta kalmasının sebebi de aynıdır." 
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bu yıl ilk iki çeyrekte yüzde 5,2'yi yakaladık. Üçüncü ve dördüncü çeyrekte çok daha büyük oranlar bekliyoruz. 2017 büyümesinin, yüzde 6'dan fazla muhtemelen yüzde 7 civarı olması kimseyi şaşırtmayacaktır." dedi.
 
Erdoğan, Ankara Ticaret Odası tarafından ATO Congresium'da düzenlenen "Ankara'nın En'leri Ödül Töreni"nde yaptığı konuşmada, İstanbul'da Fener-Balat arasındaki Demir Kiliseyi ihya ettiklerini, bu ay içerisinde Bulgaristan Başbakanı ile açılışını yapacaklarını söyledi.
 
"Biz buyuz, farkımız bu. 'Parasını ver de yapalım.' yok. Biz yaptık. Bu milletin cebi hümayunundan yaptık." diyen Erdoğan, geçen aylarda ziyaret ettikleri Belgrad'ın yıllarca Osmanlı'nın Balkanlar'daki en önemli yönetim merkezi olarak hizmet verdiğini, bu şehirdeki kimi rivayetlere göre 300, kimi rivayetlere göre ise 500 cami ve mescitten bugün sadece bir tanesinin ayakta kalabildiğini dile getirdi.
 
Binlerce yıllık bir geçmişten değil, sadece iki asırlık yakın bir tarihten söz ettiğini belirten Erdoğan, "Evet, bir gaza kültürüyle dünyanın büyük bir bölümünü fethetmiş bir milletiz ama hiçbir zaman sömürgeci olmadık. Bugün yaşadığımız topraklarda kayda değer kıymette yer altı ve yer üstü zenginliklerimiz bulunmadığı gibi sömürgecilik ürünü kanlı bir birikim de söz konusu değildir. Ülke ve millet olarak bugüne kadar ne yaptıysak alın teriyle, bilek gücüyle çalışarak, çabalayarak yaptık. Bunun için yediğimiz her nokta eyvallah helaldir." diye konuştu.
 
"Ahi Evran'ın en güzel ifadeleriyle, 'eline, diline, beline sahip olmayı, kalbini, kapısını, alnını açık tutmayı' öğütleyen bir medeniyetin bizleri başka bir yola çıkarması mümkün değildir." ifadesini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: 
 
"Geleni saadetle karşılamayı, gideni selametle uğurlamayı tavsiye eden bir kültürden hayırsız bir iş sadır olabilir mi? Olmaz. Belki zahirde doğal kaynak veya sömürgecilik düzeni sayesinde emeksiz kazanç sağlayanların biraz gerisinde kalmış gözükebiliriz. Ama inanın bana aslında onların fersah fersah ilerisindeyiz. Çünkü o kaynaklar birgün bitecek, o sömürge düzeni birgün çökecek ama bizi bin yıldır bu topraklarda ayakta tutan medeniyetimizin ve kültürümüzün gücü hep devam edecek. Onun için maziden atiye kuracağımız güçlü köprü sayesinde sırtımız şanlı geçmişimize, yönümüz de aydınlık geleceğimize dönük olmalıdır."
 
BÖLMEK İSTEYENLERE FIRSAT VERMEYİN
 
Ankara'nın tarihte olduğu gibi bugün de bu kültürün en önemli merkezi olmayı sürdürmek zorunda olduğunu ifade eden Erdoğan, buradan taviz verilemeyeceğinin altını çizdi. 
 
ATO'nun yönetiminde işte bu ışığı ve kararlılığı gördüğünü vurgulayan Erdoğan, "Onun için de Ticaret Odamızın birliğini, beraberliğini, dayanışmasını çok önemsiyorum. Sizi bölmek, parçalamak isteyenler olabilir. Bunlara sakın ha fırsat vermeyin. Çünkü buralar artık bir FETÖ darbesi daha asla yememeli." dedi.
 
Erdoğan, geçen 15 yılın Allah'ın lütfü ve ihsanı sayesinde, milletle el ele vererek Türkiye'yi her alanda baştan sona yatırımlarla, hizmetlerle donattıkları bir dönemin olduğunu belirterek, şunları söyledi:
 
"Maalesef yakın geçmişimizi çok çabuk unutuyoruz. Bugün 'döviz üç kuruş yükseldi, akaryakıt iki kuruş arttı, enflasyon yarım puan fazla çıktı' diye karalar bağlayanlar, ancak 15-20 yıl öncesinin Türkiye'sini bilmeyenler olabilir. Ülkemiz ekonomisinin bir gecede yerle yeksan olduğu, dövizin öyle 3-5 kuruş değil, 5-10 kat artığı günlerden biz buralara geldik. Şimdi konuşuyorlar, 'kur şöyle arttı, kur böyle baskı yaptı, kur bilmem nereden gidiyor, nereye geliyor...' Bütün bunları konuşuyorsunuz da bir doların 7 bin 500 liralara çıktığı günleri niye konuşmuyorsunuz? Buralardan işi nerelere çektik, geldik. Şu anda biz güçlüyüz."
 
EN BAŞTA TÜRKİYE YER ALIYOR
 
Geçen 15 yılda Türkiye'nin nereden nereye geldiğini hatırlatmak istediğini dile getiren Erdoğan, "Çünkü hafıza-i beşer nisyan ile maluldür." ifadesini kullandı.
 
Türkiye'nin 2003-2016 arasında ortalama yüzde 5,7 büyüdüğünü hatırlatan Erdoğan, bu büyüme oranıyla Çin ve Hindistan gibi ölçeği çok farklı birkaç ekonomi dışında, gelişmekte olan ülkeler arasında en başta Türkiye'nin yer aldığını dile getirdi.
 
Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Herkesin adeta 'öldük, bittik, tükendik' havasıyla baktığı 2016 yılında dahi yüzde 3,2 oranında bir büyüme elde ettik. Bu yıl ilk iki çeyrekte yüzde 5,2'yi yakaladık. Üçüncü ve dördüncü çeyrekte çok daha büyük oranlar bekliyoruz. 2017 büyümesinin yüzde 6'dan fazla, muhtemelen yüzde 7 civarı olması kimseyi şaşırtmayacaktır. Yatırımlarda bu yılın ilk üç çeyreğinde yüzde 20'nin üzerinde bir artış elde ettik. Ve sanıyorum yıl bittiğinde tüm zamanların rekorunu kırmış olacağız."
 
HEDEF 1 TRİLYON DOLAR
 
Türkiye'nin toplam milli gelirinin göreve geldiklerinde 236 milyar dolar olduğunu hatırlatan Erdoğan, bunu şu anda 853 milyar dolara çıkardıklarını, az bir gayretle 1 trilyon dolara ulaşılabileceğini, hedefin bu olduğunu söyledi.
 
"Bunu sizlerle beraber yaptık, sizlerle beraber yapmaya devam edeceğiz." diyen Erdoğan, kişi başına milli gelirin 3 bin 500 dolardan 11 bin dolara yükseldiğini ifade etti. 
 
Türkiye'nin, milli gelire göre dünyanın 17'nci, satın alma paritesiyle hesaplandığında ise dünyanın 13'üncü büyük ekonomisine sahip olduğunu aktaran Erdoğan, "Hedefimiz 10 büyük ekonomi arasına girmek. Türkiye böyle yürüyor. Bunun için mevcut durumumuzu ikiye katlamamız yeterli olacak." şeklinde konuştu.
 
DURMAK YOK, YOLA DEVAM
 
Geçen 15 yılda neredeyse 3,5 kat büyümüş Türkiye'nin yeni bir hamleyle, gelecek 6-7 yılda 2 kat daha büyümesinin önünde hiçbir engel olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için "2023" dediklerini belirterek, "Olur mu? Olur. Durmak yok, yola devam." dedi.
 
Erdoğan, kapasite kullanım oranlarının yüzde 80'i bularak son 10 yılın zirvesine çıkmasının, üretimdeki artışın ve büyüme eğiliminin sürdüğüne işaret ettiğini kaydetti.
 
Erdoğan, en çok önem verdikleri alanlardan olan istihdam konusunda, aslında çok ciddi bir başarının yakalandığını belirtti.
 
 2005 yılında 19,6 milyon olan istihdam edilen kişi sayısının bugün 28,8 milyona çıktığını anlatan Erdoğan, "Şimdi aklınıza 'Peki öyleyse işsizlik oranımız niye hala çift haneli rakamlarda geziyor?' diye bir soru gelebilir. Sebebini söyleyeyim. Kadınların ve gençlerin iş gücüne katılımı öylesine yüksek seviyelere ulaştı ki 9,2 milyon yeni istihdam oluşturmamıza rağmen işsizlik oranını hedeflediğimiz düzeye henüz çıkartamadık. Bu durum, ülkemiz için bir zaaf veya sorun değildir. Tam tersine kadınların ve gençlerin iş gücüne katılımının yükselmesi bizi daha güçlü kılmıştır, güçlü kılar. Ülkeyi yönetenler olarak bizim görevimiz, daha çok istihdam sağlayacak politikalar geliştirip uygulamaktır." ifadelerini kullandı. 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Mesela 2023 yılına kadar 65 yeni organize sanayi bölgesi kurarak, sadece buralarda 1 milyon ilave istihdam hedefliyoruz. Şu anda sayıları 800'e ulaşmış olan araştırma geliştirme ve tasarım merkezlerinin sayısını önümüzdeki yıl sonuna kadar bin 200'e ulaştırarak, istihdamın niteliğini de yükseltiyoruz. Esnaf ve sanatkarlarımızla ilgili sicil affından ÖTV istisnalarına, prim ve kredi desteklerinden mesleki eğitime kadar her alanda çok önemli düzenlemeleri hayata geçirerek bu alanda da güçlü bir alt yapı oluşturduk. Bu örnekleri olabildiği kadar çoğaltmak mümkündür."
 
TURİZMDE KAYIPLARI ÖNEMLİ ORANDA TELAFİ ETTİK
 
İhracatın, son günlerde çok güzel haberler aldıkları bir başka alan olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir ara 152,5 milyar dolara kadar çıkartdıkları ihracatın, yaşanan olumsuzluklar sebebiyle geçen yıl 142,5 milyar dolara kadar gerilediğini anımsattı.
 
Erdoğan, "Şimdi, orada da bir rekora doğru gidiyoruz, ekim ayı itibarıyla yıllık ihracatımız, bir önceki döneme göre 15 milyar dolarlık artışla 154,2 milyar doları buldu. Öyle hesap ediyorum ki 2017 ihracatının 155 milyar doların üzerine çıkması muhtemeldir." değerlendirmesinde bulundu. 
 
Buna karşılık ithalatın bir önceki dönemin 23 milyar doların gerisinde seyrettiğini vurgulayan Erdoğan, "Demek ki daha önce ithal ettiğimiz ürünlerimizin önemli bir kısmını artık kendimiz yapabiliyor, hatta bunları ihraç edebiliyor hale geldik." dedi. 
 
Erdoğan, turizmdeki verileri de paylaşırken, "Turizmde de aleyhimizde yürütülen tüm kampanyalara rağmen hamdolsun kayıplarımızı önemli oranda telafi ettik. Eylül sonu itibarıyla 2017 yılında turist sayısında 25 milyonu, turizm gelirinde de 20 milyar doları geride bıraktığımız bir sezon yaşıyoruz. Yeniden inşallah 30 milyar doların üstüne gelirde de çıkacağız." diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce 36 milyon turiste ulaşmış bir ülke olarak turizm alanında hala katedilmesi gereken çok mesafe olduğunu bildiklerini aktardı.
 
Merkez Bankası rezervlerinin bir dönem çıktığını, sonra bir dönem gerilediğini ancak şimdi yeniden 117 ile 120 milyar dolar arasında bir yere ulaşıldığını ifade eden Erdoğan, Borsa İstanbul'un da rekor üstüne rekor kırdığını bildirdi.
 
Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Döviz kurlarında son günlerde görülen suni şişkinliğin kısa sürede ortadan kalkacağına inanıyorum. Faizler, benim ekonomide en çok muzdarip olduğum alanı oluşturuyor. Katılmıyorum ben, birilerinin faizdeki anlayışına katılmıyorum. Yok bilmem işte 'Borçlarımız var, ödememiz var, şu var, bu var filan, onun için para bulmamız gerekiyor, kaynaklar vesaire o bakımdan bizim yüksek faizle borçlanmamız lazım.' gibi yaklaşımları doğru bulmuyorum. Zira mevduat hesaplarına girecek olanlar bilesiniz ki faiz yarışı ile de girmeyecektir, onlar da güven esaslı yarışa gireceklerdir. Bizim bir defa bunu yakalamamız lazım. En güvenli olan yerler neresiyse vatandaş gelir parasını oraya yatırır."
 
MİLLET DEVLETİNE DE EKONOMİSİNE DE SAHİP ÇIKMIŞTIR
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Görüldüğü gibi 4-5 yıldır maruz kaldığımız onca saldırıya, ayağımıza takılan onca çelmeye, kurulan onca tuzağa, yapılan onca ihanete rağmen hala dimdik ayakta bir Türkiye ve Türkiye ekonomisi vardır. Milletimiz, şartlar ne olursa olsun, devletine de ekonomisine de sahip çıkmıştır." ifadelerini kullandı.
 
Milletin, 15 Temmuz'daki gibi, terörle mücadelede olduğu gibi gerektiğinde vücudunu ülkesine siper ettiğine vurgu yapan Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Geçmişte 3-5 milyar dolarlık spekülasyonlarla Türk ekonomisini esir alanlar, şimdi bunların 10 katı 20 katı saldırılarla yine netice elde edemiyorlar. Çünkü artık eski Türkiye yok. Çünkü artık biz, bir olan, iri olan, diri olan, kardeş olan, hep birlikte Türkiye olan bir Türkiye var. Ne terör örgütleriyle dize getiriliriz ne silah gibi kullanılan ekonomik şantajlara boyun eğeriz ne kirli operasyonlara eyvallah ederiz. Tarih boyunca bu millete kefen biçenin sonu hep hüsran olmuştur, şimdi de öyle olacak. Bize dışarıdan saldırmayı göze alamayanların içimizden devşirdikleri hainlerin sonu da hep hüsran olmuştur, hüsran olacaktır. Bu milletin mayası sağlam olduğu gibi ihanet tohumları da bizde kök salamaz. Ne kadar boyansa da ne kadar cilalansa da ne kadar  sarılıp sarmalansa da evelallah milletimiz, kimin ne olduğunu bir bakışta anlar."
 
FUAR ALANI AKYURT'A YAPILMAYACAK
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dev ve çılgın projelerle yola devam edeceklerini, İstanbul'da "Kanal İstanbul" projesinin şu anda bitme noktasına geldiğini artık ihale aşamasında olduğunu söyledi.
 
Ankara'da da hep konuşulan ancak mesafe alınamayan fuar meselesini de bu dönemde bitireceklerini kaydeden Erdoğan, "Sayın Belediye Başkanımız, Oda Başkanımız, TOBB hep birlikte bu adımı atarak, hiç gecikmeden aldığımız söz arkadaşlardan onlar sekiz ay diyorlar ama ben dört ay daha veriyorum size bir yıl içerisinde bu fuar alanın bitirilmesidir." dedi.
 
Erdoğan, fuar alanının Ankara'ya çok ciddi bir renklilik katacağını ve buna inandığını bildirdi.
 
Salondan, fuar alanının Akyurt'a yapılması konusundaki çağrı üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Herhalde Akyurt'a yapılmayacak." karşılığını verdi.
 
Yapılan proje çalışmalarının çok daha verimli ve farklı bir yeri işaret ettiğini anlatan Erdoğan, "İnşallah Akyurt fakir kalmayacak merak etme. Oraya da çok zengin dev bir proje gelecektir. Çünkü buraların hep stratejik projelere ihtiyacı var. Bunları başaracağız inşallah. Kanal İstanbul gibi turizmde dev projelerimizin ayağa kalktığı, şimdi en önemlisi sağlıkta şu anda Bilkent bitiyor." ifadesini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilkent Şehir Hastanesi'nin şubat sonuna kadar biteceğini vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti:
 
"Ankara farklı bir zenginliğe ulaşacak. 3 bin 400 civarında yatak sayılı bir hastaneye Ankara kavuşuyor. Böyle bir dev bir hastaneyle artık sadece Ankara hizmet almayacak. Değişik yerlerden hastalarımız da buraya gelecek. Ardından Etlik geliyor, yine çılgın bir proje ve Etlikteki hastanenin de bitişiyle birlikte sağlıkta Ankara önemli bir merkez olacak ve çekim alanı oluşturacak. Bu çekim alanıyla birlikte inanıyorum ki inşallah dertli devasını buralarda bulmuş olacak. Aynı şekilde turizmde çılgın projelerle yola devam edeceğiz. Ne tür imkanlarımız varsa yer altı, yer üstü, bütün o doğal kaynaklarımızı en güzel şekilde değerlendirmenin gayreti içerisinde olacağız. Unutmayın, atalarımız 'Marifet iltifata tabidir.' demişler. Güzel işler yapanları, örnek çalışmalar ortaya koyanları takdir etme geleneğimizi... Bu güzel ödül töreniyle Ankara Ticaret Odamıza teşekkür ediyorum. Ödül alan firmalarımızı iş adamlarımızı, girişimcilerimizi tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum."
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.