E.Tuğgeneral/Doç.Dr. Fahri Erenel; Dünya’da artan İslamofobi ve Avrupa Örneği
E.Tuğgeneral/Doç.Dr. Fahri Erenel; Dünya’da artan İslamofobi ve Avrupa Örneği
DÜNYA / 26 Ekim 2020
İşte yazının tamamı...

İşte NAME HABER yazarımız, E.Tuğgeneral, Doç. Dr. Fahri Erenel'in "Dünya’da artan İslamofobi ve Avrupa Örneği" başlıklı yeni yazısı....

Geçmişten beri var olan, ancak 11 Eylül ‘de, ABD’de ikiz kulelere düzenlenen saldırılar sonrası dünya üzerinde artış eğiliminde olan İslamofobi, düşüncelerde ve eylemlerde iyice yer ettirildikten sonra, artık yasal kapsama alınmaya çalışılmaktadır.

İslamofobi, sadece aşırı sağda artış ile izah edilemeyecek kadar derin odağı olan islam karşıtlığının simgesel adıdır. Hristiyanlık ile Museviliği ana dinler olarak gören ve İslamiyeti bu iki dinin bir karması olarak gören bir anlayışın ürünüdür. Haçlı seferleri olarak adlandırılan ve İslamiyeti hedef alan bu seferlerin hedefi ne ise islamofobi’nin de hedefi aynıdır.

Camilere saygı göstermeyen, Müslümanların ibadet şekillerini bile kendi düşüncelerine uygun düzenlemeye çalışan iki yüzlü sözde batının özgürlük kavramını ne kadar içselleştirdiklerinin dışarıya yansımasıdır İslamofobi.

İslamiyetin insani yönünü, hak ,eşitlik ve adalet kavramları ile anılan yüzünü tanımak ve hatta öğrenmek istemeyen batının kendi vatandaşları üzerinde yarattığı bilinçli korkunun, İslamiyete karşı ayrımcılık ve düşmanlık yapılmasının meşru görülmesinin yolunu açmasıdır İslamofobi.

Tarihten beri biriken önyargıların nefrete dönüşmüş halidir İslamofobi.

Hungtington’un “Medeniyetler Çatışması” adlı makalesinde İslamiyeti batının potansiyel düşmanı olarak tanımlaması ile artış gösteren bilinçli hedef göstermenin adıdır İslamofobi.

21 nci yüzyılın bulunmaya çalışılan yeni dünya  düzeninde dağılma aşamasında olan ve “batısızlık” kavramı ile kendi değerlerinden uzaklaştıklarını itiraf eden batının , tekrar bir araya gelebilmesinin yolunu açmaya çalışan bir projesidir İslamofobi.

I·slamofobi, eski bir korku ic¸in u¨retilen yeni bir kelimedir. O, yu¨zyıllar boyunca devam eden savas¸lar, hac¸lı seferleri ve soykırımlarla kendini go¨steren dini hos¸go¨ru¨su¨zlu¨gˆu¨n bir bic¸imidir. I·slam’ın c¸ok kısa bir zaman diliminde genis¸ alanlara yayılması, digˆer dinlerin I·slam’ı kendileri ic¸in tehdit olarak algılamalarının ve du¨nya ic¸in bir problem olarak go¨rmelerinin sonucudur İslamofobi.

Bir araya gelemeyen İslam dünyasının içine düştüğü bu ayrılığı daha da körüklemenin yoludur İslamofobi.Bu sayede İbazı Arap ülkelerinin İsrail ile  normalleşme adı altında yaptıkları işbirliği ile Filistin davasını yok saymışlardır. ABD, Sudan’a 80 milyar dolar kredi açarak normalleşmenin bedelini ödemiştir. Yani İslamofobi’yi körükleyenler buna karşı durmaları gereken İslam ülkelerini satın almaya devam etmektedirler.

İslamofobi yaygınlaştıkça ve meşru görülerek yasal süreç işletilmediği sürece özellikle Avrupa’da Müslümanlara yönelik şiddet olaylarında artış görülmektedir. Camilere ve İslam merkezlerine yönelik saldırılar ve kundaklamalar, Kuranı Kerim’e ve Hazreti Muhammed’e yönelik saldırılar, Müslümanları öldürme ve yaralama dahil her türlü insanlık dışı eylemlerde bulunma sıradan bir olay olarak Avrupa medyasında yer bulamamaktadır. Çoğu aşırı sağcı üst düzey politikacıların kullandıkları söylemler bu şiddeti ateşlemekte, medya’da Müslümanlık karşıtı ırkçılığın yaygınlaşması ve normalleşmesinde önemli rol oynamaktadır. İslamiyet adeta bir güvenlik sorunu haline getirilmiş ve Müslümanlar potansiyel suçlu ilan edilmişlerdir.

Diğer taraftan Avrupa Hükümetleri tarafından Müslümanları ötekileştirecek ve farklı davranılmasını sağlayacak şekilde yasal uygulamaların giderek yaygınlaştığı görülmektedir. Belçika’da helal et kesim yasağı getirilmesi,dini inançları açık şekilde ifade eden giysi ve sembollerin yasaklanması, Danimarka’da vatandaşlık törenlerinde tokalaşmanın zorunlu hale getirilmesi, Fransa’da başörtüsünün eğitim kurumlarında yasaklanmasının Senato’da kabul edilmesi, İrlanda ve İtalya’da burka ve peçe’nin, İspanya’da Madrit özerk bölgesinde eğitim kurumlarında başörtüsünün yasaklanması İslamofobi’nin yasalaşmasının örneklerinden birkaçıdır.

Geçmişte Hıristiyanlardan kaynaklanan birçok şiddet olayı mevcuttur. Muhammed Ali’nin ilginç bir anısı vardır; 11 Eylül 2001 tarihinde ikiz kule trajedisi olduğu zaman yıkımların olduğu yeri ziyarete gider. Gazeteciler gelir ve; “Bunu yapan Müslüman teröristlerdir. Sen de Müslümansın, bu konuda ne düşünüyorsun?” sorusuna Muhammed Ali harika bir cevap verir; ‘Hitler de Hristiyan’dı onun yaptığı şiddet size ne hissettiriyorsa bu olay da bana onu hissettiriyor.” Nazi zulmü altında 70 milyon kişi öldü, ciddi bir soykırım yaşandı ve Hristiyanfobi gelişmedi, Hristiyan karşıtlığı ortaya çıkmadı da neden İslamofobi ortaya çıktı? Çünkü soykırımda Hitler’in Hristiyan kimliği ortaya çıkarılmamış ancak El Kaide gibi teröristlerin Müslüman kimliği ön plana çıkarılarak algı yönetimi sonucu İslamofobi kavram olarak geliştirilmiştir.

Avrupa'nın iki önemli ülkesi Fransa ve Almanya, özellikle Arap Baharı, Libya ve Suriye iç savaşının yansımaları nedeniyle birbiri ardına meydana gelen cihatçı saldırıların tetiklediği tepkiler sonrası, ülkelerinde yaşayan milyonlarca Müslüman yurttaşla yeni bir toplumsal sözleşme imzalamak için çalışmaya başlamışlardır. Fransa Cumhurbaşkanı Macron,  "İslamcı Ayrılıkçılık Yasası" adını verdiği ve Fransa'daki Müslümanlar’ın devlet ve toplumla ilişkisini, laiklik ilkesi çerçevesinde yeniden belirleyecek reformu getireceklerini açıklamıştır. Benzer çalışmalar, Almanya'da da tüm hızıyla sürmektedir.

İslam’ın Almanlaştırılması' düşüncesi ile ''Alman İslamı'' kavramı ilk kez 1992 yılında Suriyeli İslam bilimci Bassam Tibi tarafından dile getirilmiştir. Tibi, Müslüman göçmenlerin, köktendinci kurum ve derneklerin etkisinde olduğunu ve bu yüzden Alman toplumuna uyumlarının olanaksızlaştığını savunarak, Almanya‘nın yasalarına, toplum yapısına ve hayat şartlarına bağlı Müslüman örgütlerin oluşmasını ve bunların zamanla ''Alman İslamı''nı geliştirmelerini önermiştir. Bu öneri, Angela Merkel döneminde , göçmen ve dini örgütleri bir araya getirdiği ''Uyum Zirvesi'' ve ''İslam Zirvesi'' adlı yıllık buluşmalarla yeni bir ivme kazanmıştır.

Fransa’da lise öğretmeni Samuel Paty Hz. Muhammed'in karikatürlerini sınıfında göstermesinin ardından 18 yaşındaki Müslüman Çeçen bir mülteci tarafından kafası kesilerek öldürülmüştür. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bunu bir "İslamcı terör saldırısı" olarak nitelemiştir. Macron'un İslam'ı "bugün tüm dünyada kriz içinde olan bir din" olarak tanımlayan tartışmalı konuşmasından hemen iki hafta sonra gerçekleşen bu cinayet, 2015 Charlie Hebdo dergisi katliamı, 2015 Paris terör saldırıları ve 2016 Nice kamyon saldırısının ardından Fransa'da radikal bir Müslüman tarafından gerçekleştirilen eylemlerin en sonuncusudur.

Fransa’da Macron seçim çalışmaları sırasında “Fransız İslamı” sözünü vermiş, bu söz zamanla “Siyasal İslamcı Ayrılıkçılıkla Mücadele” yasasına dönüşmüştür. Fransa ‘da bu yasa ile Müslümanlar üzerinde ki politik ve finansal etkilerin kesilmesi üzerine odaklanılmıştır.

İslamofobi’nin giderek yaygınlaşmasının suçunu tek başına batı ülkelerine yüklemek sorunu çözmeyecek, şiddet sarmalının işin içine girmesi halinde sorun yumağı daha da karmaşık ve çözülemez hale gelecektir.Her şeye rağmen İslamiyetin hoşgörüsü ilişkilerde hakim olmalıdır.

Doç.Dr.FAHRİ ERENEL - NAME HABER

 

 

Kaynakça:

Karslı,N. (2013) İslamofobi’nin Psikolojik Olarak İncelenmesi,Dinbilimleri Aakdemik Araştırma Dergisi,Cilt 13,Sayı:1

https://www.nevzattarhan.com/yetistirilmis-bir-fikir-olarak-islamofobi.html

https://odatv4.com/bunu-tartisiyorlar-avrupa-islami-14102056.html

https://tr.euronews.com/2020/10/23/fransa-macron-konusmasi-ve-ogretmen-cinayeti-islam-ve-laiklik-tartismalarinda-kim-hakli

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.