Başbakan Binali Yıldırım: Feto’nun geriye verilmesi konusunda kırk dereden su getirmenin ne alemi var?
Başbakan Binali Yıldırım: Feto’nun geriye verilmesi konusunda kırk dereden su getirmenin ne alemi var?
DÜNYA / 14 Kasım 2017
AK Parti Genel Başkan Vekili ve Başbakan Binali Yıldırım, TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Başbakan Binali Yıldırım, İran-Irak sınırında meydana gelen depremde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara şifa diledi.
Afetin gerçekleştiği andan itibaren başta Türk Kızılayı, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) olmak üzere ilgili kuruluşların süratle bölgeye intikal ettiğini belirten Başbakan Binali Yıldırım, "İftiharla söylemek isterim ki depremzedelere ilk ulaşan ekipler bizim ekiplerimiz olmuştur." dedi.
Arama kurtarma ekiplerinin yanı sıra acil tıbbi müdahale, insanı yardım ve gereken her türlü desteği sağlamak üzere ilgili ekiplerin deprem bölgesine ulaştığını söyleyen Başbakan Binali Yıldırım, "Kış mevsiminin yaklaşması, sertleşen hava koşullarını da dikkate alarak ilk etapta 3 bin çadır, 3 bin ısıtıcı, 10 bin battaniye depremzedelere dağıtılmıştır. Irak ile koordineli çalışan Kızılay, AFAD, 50 tır insani yardım malzemesi, afet araçları, uzman personelle halen bölgede çalışmalarına devam etmektedir. Türkiye olarak sadece komşularımızda değil dünyanın neresinde olursa olsun bir afet varsa bir felaket varsa biz oradayız. Bu vesileyle dost ve kardeş Irak ve İran halkının bir kez daha acılarını paylaşıyor ve başsağlığı diliyorum." şeklinde konuştu.
 
Dün Antalya'nın Finike, Demre, Kaş, Kumluca ilçelerinde yoğun yağış ve fırtına meydana geldiğini hatırlatan Başbakan Binali Yıldırım, AFAD, UMKE ve Jandarma ekiplerinin olaya müdahale ettiklerini söyledi. Antalyalılara, "geçmiş olsun" dileğinde bulunan Yıldırım, "En büyük tesellimiz can kaybı yok, bazı yaralanmalar var, maddi hasarlar var. Bunları da en kısa zamanda gidermiş olacağız." diye konuştu.
 
Son iki haftada yoğun program
 
Son iki haftada yoğun program gerçekleştirdiğini dile getiren Başbakan Binali Yıldırım, uluslararası ekonomi çevrelerini buluşturan Aman Union Yıllık Toplantısı'nın İstanbul'da gerçekleştirildiğini, toplantıyla örgütün dönem başkanlığını Türkiye'nin devraldığını belirtti.
 
İstanbul'da 2017 İhracat Haftası'nın kutlandığını söyleyen Başbakan Binali Yıldırım, programda, son 9 yılın ekim ayının, ihracatta rekor olarak gerçekleştiğini kamuoyuyla paylaştığını hatırlattı. 
 
Milli Savunma Üniversitesi'nin açılışına katıldığını, Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısı'na (SSİK) başkanlık ettiğini dile getiren Başbakan Binali Yıldırım, toplantıda, toplam tutarı 5 milyar doları aşan 22 projeye onay verdiğini belirtti.
 
Başbakan Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın riyasetinde "Türkiye'nin Otomobili" projesinin başlangıcını yaptıklarını, ortak girişim grubunun protokol imza törenine katıldıklarını hatırlattı.
 
Meclisin himayesinde düzenlenen "Karar Alma Mekanizmalarında Kadın" temalı sempozyuma da katıldığını hatırlatan Yıldırım, çeşitli ülkelerden katılımcıların yer aldığı toplantının başarıyla yapıldığını kaydetti.
 
Bunların yanı sıra il ziyaretlerini de ihmal etmediğini, hafta sonu Erzincan'a giderek, Erzincan Üniversitesi'nin akademik yıl açılışına katıldığını, Erzincanlı hemşehrileriyle buluştuğunu söyleyen Yıldırım, sanayicilerin, iş adamlarının, sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldiğini anımsattı.
 
Erzincan'da, 50 yıldır konuşulan özellikle kuzey ile güneyi birleştirecek Kemaliye-Dutluca yolunun temelini attığını söyleyen Yıldırım, yol tamamlandığında Karadeniz'den Arap yarımadasına inen en önemli kuzey-güney koridorundan birinin tamamlanacağını belirtti.
 
Yıldırım, Erzincan programının ardından Ankara'ya gelerek, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısına katıldığını, daha sonra resmi temaslarda bulunmak üzere ABD'ye gittiğini hatırlattı.
 
ABD temasları
 
Binali Yıldırım, ABD ziyareti kapsamında ilk toplantıyı ABD'nin önde gelen STK temsilcileriyle yaptığını, daha sonra Diyanet ABD Merkezi'ndeki programda, Müslüman toplum temsilcileriyle İslam dünyasındaki gelişmeler ve son zamanlarda Batı dünyasında yükselişte olan İslam karşıtlığı gibi konularda kapsamlı istişarelerde bulunduğunu belirtti.
 
Maryland'da kurulan İslam Merkezi'nin, İslam dini ve Türk kültürünü, geleneğini yaşatacak muazzam bir tesis olduğunu ifade eden Yıldırım, projenin yapılışında emeği geçen başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere herkese teşekkür etti.
 
Başbakan Yıldırım, "Yurtdışındaki ibadethaneler ya binaların bodrumlarında ya da sokak aralarında, apartman dairelerinde yapılır. Bu, 60 dönüm civarında bir arsa üzerinde muazzam bir Selçuklu mimari eseri, camisi, konferans salonu ve kütüphanesi, Osmanlı evleriyle adeta bir külliyeyi andırıyor. Gerçekten de hem kültürümüzü hem de yüce dinimizi temsil eden çok güzel bir eser olmuş. Burada güzel çalışmalara da imza atılıyor, güzel işler de yapılıyor." dedi.
 
"Türk-Amerikan dostluğuna yakışmıyor"
 
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile 9 Kasım'da toplantı gerçekleştirdiğini, toplantıda özellikle Türkiye'nin hassas olduğu bütün konuların masaya konulduğunu hatırlatan Yıldırım, şöyle devam etti:
 
"FETÖ, ABD'nin PYD/YPG iş birliği dahil olmak üzere bölgesel konulardaki beklentilerimizi açık ve samimi şekilde Sayın Başkan Yardımcısı ve heyetine aktarma fırsatı bulduk. Ayrıca FETÖ elebaşının tutuklanarak ülkemize iadesi, faaliyetlerinin kısıtlanması ve sonlandırılması talebimizi tekrar ettik. 15 Temmuz darbe girişiminin sorumlularının adalet önünde yargılanması konusunun, Türkiye için hayati öneme sahip olduğunun bir kez daha altını çizerek ifade ettik. Bu konuda ümit ediyorum ki somut adım atılmasını beklediğimizi kararlılıkla tekrar kendisine anlattık. 
 
Bunu söylerken bize 'kanıt, delil' diyenlerin, 11 Eylül hadisesinden sonra meydana çıkıp 'Amerika saldırı altındadır. Bu işi yapan da El Kaide'dir. Onun başı da Usame Bin Ladin'dir. Afganistan'a giriyoruz. Amerika'nın arkasında olan bizimle gelsin.' dediniz. Biz de delil sormadık, kanıt sormadık ve biz oraya da asker gönderdik. Şimdi 15 Temmuz'un faili olduğunu sağır sultanın bile bildiği Feto'nun geriye verilmesi konusun kırk dereden su getirmenin ne alemi var. Ne delili soruyorsunuz? 250 şehidimiz, 2 bin 194 gazimiz var, daha ne delil soruyorsunuz? Bunların, Türk-Amerikan dostluğuna, müttefikliğine yakışmadığını altını kalın çizgilerle çizerek ifade ettik."
 
Yıldırım, görüşmede, terör örgütü YPG ile ortaklığın geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdiklerini söyleyerek, "Adeta PKK'nın Suriye şubesi gibi çalışan YPG ve PYD örgütü maalesef orada DEAŞ'la mücadele adına Amerika Birleşik Devletleri ile faaliyet gösterirken, aynı zamanda da elde ettiği en gelişmiş silahları amcası olan PKK terör örgütüne de aktarmaktan geri kalmıyor. Bu işbirliğinin artık daha fazla sürdürülmesinin ilişkilerimizde tamiri imkansız hasarlar oluşturacağını bir kez daha yalın bir dille ifade ettik." ifadelerini kullandı.
 
Yıldırım, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence yaptığı görüşmeye ilişkin bilgi verdi.
 
Türkiye'nin, PKK ile etkin mücadelenin, anlık istihbarat değişimi ve örgütün finansal kaynaklarının bulunup dondurulması yönünde geliştirilmesi beklentisini ifade ettiğini aktaran Yıldırım, Suriye ve Irak'taki gelişmelerin, Kuzey Irak'ta yapılan gayrimeşru referandum gibi konuları da değerlendirdiklerini bildirdi.
 
"Bu vesileyle haklarında adli süreç devam eden vatandaşlarımızın, Amerika'da tutuklu bulunan vatandaşlarımızın durumunu da dikkatlerine getirdik" diyen Yıldırım, şöyle devam etti:
 
"Amerika ile ilişkileri germek, daha da kötüleştirmek gibi bir niyetimiz yok. Müttefikimiz olarak gördüğümüz Amerika ile olumlu gündem üzerinde yol almayı arzu ediyoruz. Vize konusunun kısıtlı olarak başlaması ilk adım olmakla beraber, normal seviyeye dönmesi beklentimizdir." 
 
Washington'dan sonraki duraklarının New York olduğunu anımsatan Yıldırım, burada Musevi toplum  temsilcileri, finans kuruluşları, iş adamları, yatırımcılar, Türk akraba topluluk temsilcileri ve ekonomi çevreleriyle bir dizi görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirtti.
 
Yıldırım, bu görüşmeler marjında, Türkiye-ABD ilişkilerini değerlendirirken, Türkiye aleyhine yapılan algı çalışmalarının üzerinde de özellikle ve hassasiyetle durduklarını söyledi.
 
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile de bir araya geldiklerini hatırlatan Yıldırım, görüşme kapsamında, bölgesel ve uluslararası konuların yanı sıra Arakan ve Suriye'de yaşananların ve buradaki mülteci krizine bir çözüm bulunması için uluslararası çabanın daha da geliştirilmesi gerektiğini, BM'nin daha etkin ve aktif rol almasının icap ettiğini ifade ettiğini aktardı.
 
"Bre ahmaklar..."
 
Yıldırım, Amerika ziyareti sırasında, 10 Kasım'da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölüm yıl dönümü nedeniyle New York Başkonsolosluğunda bir anma toplantısı gerçekleştirildiğini belirten Yıldırım, "Cumhuriyetimizin kurucusunu ve istiklal şehitlerimizi andık, yad ettik." diye konuştu.
 
"Yalnız burada şaşkınlıkla takip ettik ki birileri bütün Türkiye'nin ortak değeri olan Atatürk'ü hala tekellerinde görmeye devam ediyor." ifadesini kullanan Başbakan Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Ne yazık ki bazı medya çevreleri de Atatürk tekelleşmesine çanak tutarak, toplumda bir ayrışmayı körüklemeye çalışıyor. Bazı basın yayın organlarına bakarsanız akıl almaz ifadeler var: 'AK Parti Anıtkabir'de. AK Partililer Anıtkabir'de...' Bre ahmaklar, AK Parti, kurulduğu günden beri Anıtkabir'e gidiyor, 10 Kasım törenlerine de katılıyor. Kaldı ki AK Parti'nin kurumsal anlamda veya AK Parti mensuplarımızın, hiç kimseye Atatürkçülüğünü kanıtlama gibi bir ihtiyacı yok. Ellerinde sanki Atatürkçülük dedektörü varmış gibi ortalıkta gezinen siyaset hafiyeleri, milleti fişlemeye, sosyolojik bir çatlak oluşturmaya gayret ediyorlar. Çok şükür ki bu sefer de çakıldılar.
 
Cumhurbaşkanımızın da 10 Kasım konuşmasında ifade ettiği nokta budur. Atatürk, hiçbir siyasi kurum ya da kuruluşun tekelinde değildir. Atatürkçülük, lafla olmaz, Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine çıkarma idealine hizmetle olur. Türkiye'nin her iline üniversite açarsan; 20 bin kilometreden fazla bölünmüş yol yaparsan; Anadolu'yu hızlı tren ağlarıyla donatırsan; dünyanın gıpta ettiği Yavuz Sultan Selim, Osman Gazi, Marmaray, Avrasya, Çanakkale köprüsü gibi büyük eserleri milletin hizmetine sunarsan; Türkiye'nin milli savunma sanayisini yerli ve milli hale getirirsen; tankını, topunu, tüfeğini, uçağını, İHA'sını, SİHA'sını üretirsen; dünyanın en büyük havalimanını yaparsan, Atatürkçülük budur. Laf üstene laf koymak değil taş üstüne taş koymaktır. Türkiye için eser üretmektir. 
 
Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin ortak değeridir. Toplumu bu konu üzerinden ayrıştırmak Atatürkçülük değildir, vatanseverlik hiç değildir. Biz bu oyunu daha önce de gördük şimdi de aynı şeyler tekrarlanıyor. Türkiye'yi, 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine kararlılıkla ulaştırmak için çalışacağız."
 
Türkiye'nin, kökleri saksıda yeşermiş cılız bir ülke olmadığını, Türkiye'nin, güçlü köklerini kadim medeniyetin toprağına salmış "koca bir çınar" olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Bu çınarın dallarından biri Fatih Sultan Mehmet ise diğer biri de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Fatih Sultan Mehmet ne kadar bizimse Gazi Mustafa Kemal Atatürk de o kadar bizimdir." dedi.
 
Başbakan Yıldırım, AK Parti'nin, Cumhuriyetin ve onun sarsılmaz uzantısı olan laikliğin de en sağlam teminatı olduğunu belirterek, "Laiklik, din ve devlet işyerini düzenleyen önemli bir alandır. Biri olmadan diğerinin sağlıklı ilerlemesi de söz konusu değildir. Gelin görün ki Elmalılı Hamdi Yazır'a Kuran'ı Kerim tefsiri yazdıran, Yaşar Hafız beye şehitlerimiz için mevlit okutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü dindar insanlardan ve toplumun mütedeyyin kısımlarından soyutlamak isteyenlerin çabaları da nafiledir." ifadesini kullandı.
 
"Yakından takip ediyoruz"
 
Türkiye'nin bölgesinde gerilimin yükseldiği bir dönemin yaşandığına dikkati çeken Yıldırım, Irak'taki yasadışı referandum sonrası neler olduğunu herkesin bildiğini; süreç içinde Türkiye'nin uyarılarının ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktığını, Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin oldu-bitti macerasının hüsranla sonuçlandığını, Irak Anayasasının öngördüğü yapıya tekrar dönüldüğünü bildirdi.
 
Körfez ülkelerinde gerçekleşen siyasi dalgalanmalar ve Suudi Arabistan özelindeki gelişmelerin de dikkat çekici olduğunu ve yakından takip edildiğini vurgulayan Yıldırım, "Dost ve kardeş Lübnan'da Başbakan Hariri'nin istifa muammasıyla başlayan gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Gelişmelerin yeni bir siyasi krize yol açmamasını, bütün tarafların bu yönde tutum sergilemesini ve bölgemizde yeni bir sorun alanı, bir çatışma alanı olmamasını ümit ediyoruz." dedi.
 
Türkiye'nin, siyasi birliği, istikrarı, refahı ve güvenliği sağlanmış bir Lübnan'ın ve halkının yanında olmayı sürdüreceğine işaret eden Yıldırım, şu görüşlere yer verdi:
 
"Arzumuz ve gayretimiz bölgemizde Körfez Ülkeleri arasında küresel ölçekte huzurun ve istikrarın, barışın sürekli olmasıdır. Türkiye bu noktada sağduyunun uzlaşının ve barışın yanında hep saf tuttu ve bundan sonra da aynısını yapacaktır. Yanı başımızda 15. yılına giren Irak, 7. yılına giren Suriye meselesinde de çözüm için etkin rol almayı sürdürüyoruz."
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün Soçi'de Rusya Devlet Başkanı Putin ile bir araya geldiğini hatırlatan Yıldırım, görüşmede, Suriye meselesi başta olmak üzere ikili ve bölgesel konuların ele alındığını bildirdi.
 
Yıldırım, şunları kaydetti:
 
"Burada, Astana sürecinden Cenevre sürecine geçiş, kalıcı barış süreci, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve bütün kesimlerin kurulacak yeni devlette temsili konularında kapsamlı görüşmeler yapıldı. Amacımız ve hedefimiz, bölgede acıların son bulması ve milyonlarca göçmenin tekrar yurtlarına dönmeleridir. Bunun için Türkiye olarak bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da aynı anlayışla çalışmalarımız devam edecek." 
 
 KKTC'de erken seçim kararı alındığını anımsatarak, 7 Ocak 2018'de yapılacak seçimin hayırlı ve uğurlu olmasını temenni etti.
 
BBC'de yayınlanan bir haberle Suriye'nin Rakka kentinde yeni bir rezaletin ortaya çıktığını belirten Yıldırım, "PKK terör örgütünün Suriye şubesi YPG ve koalisyon güçleri, sözde ABD ve koalisyon güçleriyle beraber Rakka'yı DEAŞ'tan temizleyecekler ve o bölgenin insanları gelip yerleşeceklerdi. Ancak gel gör ki neler olmuş neler. Rakka'dan DEAŞ'lıları temizlemek yerine bunların, silahlarıyla birlikte Rakka'dan çıkmaları için destek olmuşlar." diye konuştu.
 
Başbakan Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:
 
"50 TIR, 13 otobüs, 100 araçtan oluşan, bu 50 TIR'ın da 10 tanesi her türlü ağır silahlarla yüklü vaziyette eskort yaparak, konvoy oluşturarak, Rakka'nın kuzeyinden sağ salim DEAŞ terör örgütünü çıkarmışlar. Bu ne demek? Biz ne dedik ABD'ye? Bir terör örgütü ile başka bir terör örgütünü yok etmek için mücadele, devletlerin yapacağı iş değildir, akla ziyan bir iştir. İşte sonuçları ortaya çıkıyor. Şimdi oradan çıkan silahlarıyla serbest bırakılan bu DEAŞ mensupları başta Türkiye olmak üzere Avrupa, Amerika, dünyanın her tarafında kim bilir yeni masum insanların katline sebep olacaklar. Teröristten fayda gelmez. Bunların çarpışmadan anladıkları 'Bela benim başımdan gitsin de nereye giderse gitsin. Eğer böyle devam ederseniz, bela sizi gelir bulur, başınızdan da gidemez."
 
Terör örgütlerine karşı devletlerin iş birliğinin önemine işaret eden Yıldırım, terörle iş birliği yaparak, hiçbir şeyin çözülemeyeceğini vurguladı.
 
Yıldırım, "Geldiğimiz noktada ne oldu? DEAŞ'la mücadele ettik, hesapta. Teröristler silahlarıyla gittiler ve arkasından da YPG, PKK Rakka'ya yerleşti. Ne oldu? Oradaki Arapları püskürttüler, yerli halkı dışarı attılar, bir terör örgütü çıktı, başka terör örgütü oraya yerleşti. Bu mu akıllı politika, bu mu stratejik ve taktik iş birliği? Akla ziyan bir iş." ifadesini kullandı.
 
Türkiye'nin yine bir kez daha haklı çıktığını anlatan Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin, istikrarsızlık yaratan bu terör belasından bölgeyi gerçek anlamda kurtarmayı amaçladığını belirtti.
 
Başbakan Yıldırım, "Avrupa ve dünya şimdi düşünsün, ne zaman DEAŞ teröristleri gelecek ve eylem yapacak. Şimdi orada kıstırdığınız terör örgütlerini bıraktınız, tek tek bulup dünyanın değişik yerlerinde etkisiz hale getireceğiz. Tabii bütün bunların bedelini bölgedeki insanlar ödüyor, bölgeye yakın ülkeler ödüyor, Türkiye ödüyor. Çünkü Türkiye'nin Suriye'ye 911 kilometre sınırı var." değerlendirmesinde bulundu.
 
Türkiye ekonomisine yönelik algı operasyonları
 
Başbakan Yıldırım, 15 Temmuzdaki darbe girişimi ile hedefledikleri kaos planını gerçekleştiremeyenlerin, hiç zaman kaybetmeden harekete geçtiklerini ve Türkiye ekonomisi üzerinde istikrarı bozmak için algı operasyonları başlattıklarına işaret etti.
 
Darbe girişiminden hemen sonra değerlendirme kuruluşlarının, sözleşmiş gibi ard arda Türkiye'nin notunu düşürdüklerini ve "yatırım yapılamaz ülke" diye ilan ettiklerini hatırlatan Yıldırım, bunun ardından döviz ve Türk lirası üzerinde dalgalanmanın başladığını kaydetti.
 
Bütün bu gelişmeler sonrasında, Türkiye ekonomisinin, darbeden sonraki 3. çeyrekte yaklaşık yüzde 4,9 küçüldüğünü ve yıl sonu büyümesinin de 3,2 oranında gerçekleştiğini anımsatan Yıldırım, buradan bir sonuç alamayan kriz tacirlerinin, bu sefer 2017 yılının, Türk ekonomisi için kötü bir yıl olacağı yönünde söylentilerini ve faaliyetlerini devreye soktuklarını bildirdi.
 
"Türkiye'de artık yatırım yapılamaz, büyümesini sürdüremez, ekonomik kriz olur, firmalar batar" gibi algı operasyonlarına hız verildiğini vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"İlk 9 ayda böyle demelerine rağmen Türkiye'ye giren yabancı sermaye miktarı, yatırım için gelen miktar 8 milyar doları buldu. Finans piyasasında günlük hareketleri saymazsak yılbaşından bu tarafa 13 milyar dolar finans piyasasına para girdi. Çok önemli bir referandumdan başarı ile çıktıktan sonra 2017'nin ilk yarısında yüzde 5,2 büyümeyi gerçekleştirdik. Ne söylerse söylesinler, Türkiye ekonomisi güçlüdür, büyümeye, kalkınmaya, iş, aş üretmeye devam edecek. Baktılar ki işler istedikleri gibi gitmiyor, bu sefer Türkiye'nin notunu, büyüme tahminini düşüren bildik kuruluşlar, ard arda tekrar tahminlere başladılar, büyüme oranlarını yükseltme yarışına girdiler. 3 kez, Türkiye'nin büyüme oranını aslında revize ettiler. Onların revize ettikleri Türkiye'nin büyüme oranı değil, kendi itibarlarını kurtarma çabasından başka bir şey değildir."
 
Yıldırım, "Şimdi de 2018 için kaos, ekonomik kriz senaryosunu tedavüle sokmaya çalışıyorlar. İş alemimiz, 80 milyon vatandaşımız rahat olsun, emin olsun. Nasıl ki 2017'de oyunu bozduk, büyüme rekoru kırdıksa 2018 için de gerekli tedbirlerimizi aldık, alıyoruz, büyümeye, iş üretmeye, istihdama devam edeceğiz." dedi.
 
Gelecek yıl enflasyonla mücadeleyi hedeflediklerini, istihdam oluşturmaya, yatırımlara, yeni projelere ve ihracata devam edeceklerini belirten Yıldırım, "Durmak yok, yola devam." diye konuştu.
 
"AK Parti Grubu olarak Meclis Başkan adayımızın yanındayız"
 
"Ne yaparlarsa yapsınlar hangi hileye başvurursa başvursunlar, ülkemizin üzerinde oynanan oyunları bozmaya devam edeceğiz." diyen Başbakan Yıldırım, AK Parti'nin, Türkiye'nin geleceği olmaya, ekonomiden siyasete, uluslararası ilişkilerden toplumsal barışa, her alanda etkin çalışmalarını sürdürmeye kararlı olduğunu vurguladı.
 
Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"İnsanımızı merkeze alarak siyaset yapıyor, milletimizin talep ve beklentilerine kulak vermeye devam ediyoruz. Bu beklentiler doğrultusunda bazı belediye başkanlıklarımızda nöbet değişimi oldu. Bu bayrak değişiminde yaptıkları güzel işlerden dolayı görevi bırakan başkanlarımıza teşekkür ediyoruz. Yeni görev alan belediye başkanlarımıza da başarılar diliyoruz. AK Parti her kademesiyle halka hizmeti hakka hizmet gören köklü bir siyasi geleneğin temsilcisidir. Bu geleneğe bağlı kalırken bir yandan da değişime, dönüşüme ve gelişmeye açık olmaya devam edeceğiz. Bu dava milletin sinesinde anlam bulmuş bir davadır. Bu dava yüreği Türkiye için çarpanların duaları ile bugünlere gelmiştir. Bu dava Anadolu insanının amacı ile emeği ile dualarıyla inşa olmuştur. Değişimin öncüsü olan AK Parti, devam eden kongre süreçleriyle kendini yenileme ve tazelemeyi de sürdürüyor. Milletin isteklerini siyasetin öznesi gören AK Parti'den siyaset simsarlarına asla ekmek çıkmaz. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, birlikte Türkiye olacağız."
 
Başbakan Yıldırım, AK Parti'nin milletle kucaklaşmasının önüne hiç kimsenin geçemeyeceğini belirtti.
 
"Gözlükçüler" diyerek izleyici locasındaki partililere seslenen Yıldırım, "İlk işiniz, şu reyting kuruluşlarına bir gözlük yapın." diye konuştu.
 
Binali Yıldırım, sevgi gösterisinde bulunan gazilere de "Gaziler, sizler bizim gururumuz sunuz, başımızın tacısınız. Hoşgeldiniz sefalar getirdiniz." diye seslendi.
 
26. Dönem 1. Devre Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın 2. Devre için de tekrar aday olduğunu anımsatan Başbakan Yıldırım, "AK Parti Grubu olarak Meclis Başkan adayımızın yanındayız. İsmail Bey'i destekliyoruz, başarılar diliyoruz. Hayırlı uğurlu olsun." dedi.
 
Öte yandan, Başbakan Yıldırım, Sağlık Bakanlığı tarafından "14 Kasım Dünya Diyabet Günü" dolayısıyla Meclis Şeref Holünde kurulan standı da ziyaret etti.
 
Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, Binali Yıldırım'a standa ilişkin bilgi verdi.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.