Arzu Karamanlı NAZMİ - Ucuz kumaş pazarı
Arzu Karamanlı NAZMİ - Ucuz kumaş pazarı
BAŞYAZAR / 22 Şubat 2017
İşte Başyazarımız Arzu Karamanlı Nazmi'nin "Ucuz kumaş pazarı" başlıklı bugünkü köşe yazısı...

Ölümü içinde öldürenler meydanlara indiğinde, aslında “salalar” bütün bir ülkenin her canı için okundu o gece. Sınav yolsuzluklarına, kumpas kasalarına, bir dolara şerefini satmaya değil “ecdadı” ve “evladı” için şehadete koştu bütün bir ülke.

Pensilvanya Ebrehelerinin” kendi gök kubbemizde uçan zalimlerine, hak yol üzerine kanat çırpan “ebabilleri” olmak ne büyük bir onurdu o şerefli gecede.

Deccalın orduları “İslam’ın Umuduna” saldırdığı gece, silahlarını Cumhurbaşkanımıza ve ailesine çevirdiğinde, “İmameyi” koparıp tesbihin tanelerini dağıtmak istediklerinde, hasılı “Ümmeti” yok edip “Büyük Ortadoğu Projelerini” hayata geçireceklerinde, bir “Allah-u Ekber Nidasında” birleşebilmeyi ancak bu yüce millet başarabilirdi.

Henüz bitmiş değil “irin taarruzu”.   “Hayır”da birleşen şer ittifakına rağmen 17 Nisan’da çekilecek Kutlu Zafer’in “Besmele” si.  Büyük, tam bağımsız, güçlü ve yeni Türkiye için sancağını elinde tutan her vatan evladı başlayacak Kutlu Zaferin yolculuğuna…

Deccalın kansız, vatansızları adalet önünde hesap verirken “yabanlıklarını” giyip yumuşatamaz yaşattıklarını. Mahkeme kapılarında takım elbise giyip, insan kılığına bürünen caniler hafifletemezler kinimizi, acımızı?

Bizim kefenlediklerimiz, şehitlerimiz, gazilerimiz, göz diktikleri geleceğimiz, istiklalimiz ve dahi kastettikleri dinimiz? Nasıl verecekler onların hesabını?

Hiç öyle şekil şemal yapıp “kravat indirimi” peşine düşmesinler, üzerlerindeki elbisenin kumaşı “Namuslu görünmek kimlere kalmış” şarkısından alıntı.

Yavuz Sultan Selim Han’ın Kaftanına dahi göz koyanların bir dolarlık piyonlarının, “ucuz kumaş” soytarılıkları. Giydikleri şerefli üniformalara, cübbelere ihanet edenler; hiçbir takım elbise gizleyemez ömrünüz boyunca taşıyacağınız “hain” damgasını.

FETÖ size ne içiriyorsa artık sizdeki direkt doz aşımı. Muhtemelen daha sağlıklı “müptezellerini” yurt dışına kaçırdı, sizi burada bıraktı. Kimi Cumhurbaşkanımızın şehadeti ile görevlendirilmiş ama mendilden, kravattan medet umar; kimisi savcı, ülkeyi satmış kendisini yakalayan polise “Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz” der; kiminde de “Darbe yaptım, assanız da canım yanmaz” gibisinden bir acayip afillenmeler.

Aslında çaresizliğin, kullanılmışlığın, umutsuzluğun son çırpınışları onlarınkisi.  Bu ibretlik halleri de yurt dışından “ihanet bildirileri” twittleyen “ağabeylerini” fav’layan sempatizanlarına gelmeli. Yurt dışına kaçmakla kurtulamazlar, elbet onlarında gelecek hesap vakti.

Bekleyin az kaldı, sona gelindi. O zamanda yine böyle Hz. Yusuf’la cezaevinde namaz kılmaya devam edilecek mi? Daha ilk duruşmalarda mahkeme salonlarında birbirlerine girdileri. Umutsuzlukları arttıkça yakında birbirlerini öldürmeye de teşebbüs ederler.

İlenmeyi de, dilenmeyi de bırakın artık.

Ne bazı muhaliflerin Erdoğan düşmanlığına iş gücü sağlamak üzere sırtınızı sıvazlamaları;

Ne referandumda sandıktan çıkacak “Hayır” oyları;

Ne ucuz kumaşlardan dikilen elbiseler;

Ne miadını dolduran ideolojik ameleler sizi kurtaramaz. Bundan sonrası samimi “ikrar”, ille “hesap”, ille de “adalet”…

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.