Arzu Karamanlı NAZMİ - Sınıfta Kaldı
Arzu Karamanlı NAZMİ - Sınıfta Kaldı
BAŞYAZAR / 15 Şubat 2017
İşte Başyazarımız Arzu Karamanlı Nazmi'nin "Sınıfta Kaldı" başlıklı 15 Şubat 2017 tarihli köşe yazısı...

16 Yaşındaydı. Ana kuzusuydu. Günahsızdı.

Vahşice katlettiler.

Yandı ciğerler, annesininkiyse kavruldu.

Masum 16’sında bir Kürt çocuğu, sözde “Kürt Halkı” için “terör örgütlediğini” söyleyen Selahattin Demirtaş’ın azmettirdiği “fistanlı caniler”  tarafından şehit oldu.

16’sındaydı “Yasin Börü” ve hiç günahı yoktu… Onun günahı yoktu vahşetin vicdanı, “Hayır demek terörle yan yana gelmek anlamına gelmiyor” diyenlerin ise insafı ve Yasin Börü davalarıyla ilgilenecek zamanları.

Öyle ya programları çok yüklü. Milletin silahını millete çevirenlerin davaları ve ziyaretleri, tutuklu PKK destekçilerinin aile ziyaretleri, terör suçundan üniversitelerden atılanlar için “cübbeli eylem” figürasyonu ve yan rolü derken “Yasin Börü” davalarına nasıl gelinebilirdi?

Terör suçluları için cübbe giyenler, cübbesini kuru temizlemeye gönderenler 16’sında bir Kürt çocuğunun “hak arayışında” sponsor ülke olmadığından, yoktu…

Hayır” ne alakası var, “terör sempatizanlıkları” evvel emirden yoktu. Onlarınki daha ziyade “hak”, “hukuk”, “guguk” ve “sistem”. Bir de terörle mücadelede gösterilen kararlılık karşısında, “Aman Allah bu nasıl baskı?” cıyaklaması.

Teröre karşı gösterebildikleri tek dik duruş, katıldıkları “şehit cenazeleri” oldu. O da maalesef “şehit tabutu” ile çekilen “gülümseyen yüzler öz çekimine” alt başlık yapma maksatlıydı. Ancak “özlerine çektiklerini” bari şehit cenazelerinde göstermeselerdi daha az canımız yanardı.  

Mehmetçik Suriye’de şehit olurken, Suriyeliler Türk kızlarıyla cafelerde geziyor” diyenler acaba bir tek gün bir sınır karakolu ziyaret edip Mehmetçik ile birlikte bir bardak çay mı yudumladı? Bu ifadelerin “Türk Askerini” itibarsızlaştırmaya çalışmak, şehadetlerini küçümsemek dışında elbet başkaca maksatları da vardı.

Aynı zamanda “Türk Kadınına” yapılan bu denli hakaretlere nasıl sessiz kalabiliyoruz onu da görmemizi sağladı…

Bunu söyleyenler ya “Amerikan askerleri ve zavallı Vietnam kadını” konseptli filmlerin tesirinde kaldı ya da DAEŞ’li militanlardan Musul’da kafasına çok fazla darbe aldı. Yoksa yedi iklimin, üç kıtanın kadınlarına yapılan “Vietnamlı kadın” göndermesi cezai ehliyeti olan bir insanın yiyeceği lokma olamazdı.

Terörle mücadele söz konusu olduğunda bütün “otokontrol” kabiliyetlerini yitirenler, utanmasalar savunma makamına geçecekler bile bu cümleleri sıralayamazdı.

Hayır” demek elbette her Türk vatandaşının hakkı. Ama “Hayır”ın gerekçesi bölücü söylemler, kampanya ekibi terör destekçileri olmamalı. Mecra olarak “Dış Basının” yayın kuşakları ve sütunları kullanılmamalı, kampanya merkezleri ise “Büyükelçiliklerin” az ötesine taşınmalı.

Bir de eğer yürekleri yetiyorsa milli değerlere saygılı, asgeri düzeyde de olsa ülkemizin ortak paydasında buluşulabiliyor olunmalı. Küçücük bir çocuk katledilirken de müdahil olunmalı, ülkenin namusu, hepimizin namusu ona saygı duyulmalı.

Çünkü bu yapılanlar “siyasal manevralar” değil. Bu yapılanlar karşısında “şeytan” bile alttan ders aldı, heyhat o da yetmedi sınıfta kaldı.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.