Arzu Karamanlı NAZMİ- Roma'yı Kim Yaktı?
Arzu Karamanlı NAZMİ- Roma'yı Kim Yaktı?
BAŞYAZAR / 10 Şubat 2017
İşte Başyazarımız Arzu Karamanlı Nazmi'nin "Roma'yı Kim Yaktı?" başlıklı bugünkü köşe yazısı...

Marjinallikten, liberalliğe, ülkücülükten, muhafazakar demokratlığa hızlı geçişler yapılırken; arada “solculuk da oynayalım, hatırı kalmasın” derken çarşı pazar iyice karıştı. Vatandaşa yutturmaya çalıştıkları fason “korku gezegenine” ortacı arar hale geldiler.

Mevcut ortacı, ortaladığı her topu taca çıkardı. Yan hakem bile bıktı usandı, elinde bayrak kolu havada kaldı… “Rejim değişti”, “Meclis kapandı” temalı korku filmi tutmaz ortacı; “ofsayt” bağıra bağıra geliyor, senin gol bir başka bahara kaldı.

Orta sahada top çevirmeye devam. En fazla yanlış ezberden biraz daha kafa ütülersin. Olsun bu da bir nimet “referandum” sonrası “son ütücü” olarak devam edersin.

Ancak ezber bile “eror” verir hale geldi. Üstelikte kaybedilen 9 seçim, aynı söylemler üzerinden yürütülmüşken en gözde kavramları bile birbirine girdi.

Basın özgürlüğü; Laiklik, Atatürk; Anayasa Mahkemesi; Akademisyenler; Rejim; Diktatör; İzmir’in Dağlarında Çiçekler Açar... Bu kadar seçimde; yaşanan bütün hezimetlerin ardından “söylem” olmaktan çıktı, “kavram kargaşasına” dönüşüverdi…

Yani benim güzel annem ala şafağında ülkemin yıldız uçurmak varken, İzmir’in dağlarında çiçekler açarken seyirci kalamadım Anayasa Mahkemesine gittim.

Ölmek ne garip duygu anne; bir cenazede diktatörle göz göze geldim ama merak etme çok korksam da hiç belli etmedim.

Pir Sultanı düşün anne, laikliği, rejimi …

Bağışla beni güzel annem oğul tadında bir mektup yazamadım, akademisyenler yardım eder sandım ortada kaldım. Basın özgürlüğü de Almanya’ya kaçtı, düpedüz aldatıldım.

Bana böylesi garip duygular bilmem niye gelir? Zaten bunlar bir benim başıma bir de Milli Eğitim Müfettişlerinden “Hüseyin Şevki Topuz” un başına gelir…

Sevdiğim kızlar geliyor aklıma birde kapısında nöbet beklediğim büyükelçiler. Roma’ya kadar gidesim var, orayı da “Hazreti Şaban yaktı” diyorlar.

İlk halife İmparator Neron’ dan bu yana dış politikamızı Musul’da talim terbiye gören konsoloslar düzenler.

Zulüm 1453’te başladı” deseler de inanma, onu yurt dışından gelen hocalar bizim sınıfa öğrettiler. Bu konuda yapılan kompozisyon yarışmasında dereceyi girenleri Avrupa’ya burslu götürdüler.

Bir sabah anne, bir sabah acını süpürmek için kapını açtığında karşında tank namlusu görebilirsin. Telaş yapma onlar abdestinde, namazında iyi çocuklar. Bir de onlara “şah damarından” daha yakın bir hocaları var. Hepsine itimadım tam, beni de merak etme otelde yer bulamasam da Bakırköy’de güvendeyim.

Neuronlar” ülke sınırında dolanıp dursa da koşma anne koşma! El kadar hasırımız mı var? Büyük adam şu Neron. Bizde Roma’yı değilse de birkaç park ateşe verebiliriz. Dünyanın ateşe verilmesi için büyüklerimizi bekleyebiliriz.

Bu işlerin cabası; canlı yayın, canlı kalkan, canlı alabalık bir de bolca “sazan”. “Kaçak avlanma” falan hikaye, ben sonuca bakarım. Yakarım ateşi, üstüne de taze sazan.

Balık, roka falan var soframda, bir şarkı çalıyor bak fonda”. Roma’yı kimin yaktığı çokta umrumda…

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.