Arzu Karamanlı NAZMİ - Şimdilik gerçek
Arzu Karamanlı NAZMİ - Şimdilik gerçek
BAŞYAZAR / 21 Ocak 2017
İşte Başyazarımız Arzu Karamanlı Nazmi'nin "Şimdilik gerçek" başlıklı bugünkü köşe yazısı...

Real Donalt Trump... Gerçek, gerçekten ABD’nin yeni başkanı oldu. Şimdilik hoş geldin, Dear Trump…

Sana dair beklentilerimiz olsa da öncelikle seni ve ülkenin insanlarını birazcık kıskandık. Bizim buralara pek sirayet etmese de “özgürlükler” söz konusu olan senin ülken olduğunda iyi işletiliyor. Mevzu bahis “İslam” değilse “sekülerlik” ancak üniversitelerde okutulan müfredat başlıkları olarak kalabiliyor.

Örneğin bizim cumhurbaşkanlarımızın da camide iki rekat namaz kılıp yemin törenine geçebilme hakkına sahip olması ne iyi olur. Seçilmişlerimizin arada, kaçak göçek Eyüp Sultan’a gidip şükür namazı kıldıkları olur ama seramonide yeri yoktur.

Biz öyle elimizi “Kuran-ı Kerim’e” koyup yemin edemeyiz. Meclis’te “ Türkçe” bilmeyen milletvekillerine maaş öder, olmayan Türkçesi ile yalap şap yeminini elimiz kolumuz bağlı seyredebiliriz ama yemin ederken sağ elimizi Kuran-ı Kerimin üzerine koymamız yasaktır.

Biz en fazla “bayrağımızı” öpüp başımıza koyabiliyoruz o da her zaman değil. Bazı kolluk kuvvetlerimizin yemin törenlerinde özgürlük alanımızı genişletip kılıç, silah başımıza koyduğumuz olur. E o kadar özgürlük kadı kızında da bulunur.

Siz eliniz göğsünüzde “milli marşınızı” hangimiz daha gururla söyleyecek yarışına girerken biz Parlamento’da bile “İstiklal Marşımızı” okumayan vekiller gerçeğini çekeriz sineye…

Bizim “Din Adamalarımızın” devlet törenlerinde pek bir rolü yoktur. En son Diyanet İşleri Başkanımıza zırhlı araç tahsis edildiğinde kıyamet koptu. Çünkü bizim ülkemizde Diyanet İşleri Başkanı işe “Metrobüsle” giderse başı göğe erecek bir güruh var.

Daha da vahim olanı; metrobüste görse “İn aşağıya bu araç benim vergilerimle alındı” diyecek korkunç bir azınlığın “tahakküm” alanı...

Bizim ülkemizde cumhurbaşkanlarının milletinin önünde yemin etmesine izin vermezler. Ancak milletin vekilleri bu ana tanıklık edebilirler. Onda da üç beş kendini bilmez “Besmele görmüş şeytan” gibi kaçışır, televizyondan izleme hakkı saklı olan milletin hevesini de boğazına dizerler.

Bütün bu kuralları da “Darbe Anayasaları” ya da  “Ezanı Türkçe okutmaya zorlayanların” zorbalıkları belirlerler…

Biz sizin özgürlüklerinize imrensek de, senin de bizim Reis’e imrendiğin su götürmez bir gerçek. Hadi itiraf et şurada biz bizeyiz. Hem ne var bunda çekinecek “Reis” yabancı değil ki, okullarda “ders” diye okuttuğunuz “Abdülhamit Hanın” halefi.  

Kartel medyasına açtığın savaş, statükoya karşı geliştireceğini iddia ettiğin politikalar, Wall Street seçkinlerine verdiğin ayar, çetelerle mücadele kararlılığın, halkın sömürülmesine karşı başlattığın mücadele aynı Reis… Gizlimiz saklımız mı var, Davos’a bile “Gelmem” dedin.

Tamam işte, “Aynı Reis”… “Aynı Reis”…

Ancak esas mesele dünyadaki zulme karşı “One Minute” diyebilecek cesaretin. Sen bize ondan bahset, var mı sende o cesaret? Tecrübeyle bilinir bu yol çok meşakkatlidir.

Danışman atadığın “Siyonist” damadını pek fazla ciddiye almaman bizden sana ilk tavsiye, “FETÖ” yü ne zaman teslim edeceğin ise milletimizin sana dair algısında ilk belirleyicidir.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.