Arzu Karamanlı NAZMİ - Karar anı
Arzu Karamanlı NAZMİ - Karar anı
BAŞYAZAR / 18 Ocak 2017
İşte Başyazarımız Arzu Karamanlı Nazmi'nin "Karar anı" başlıklı bugünkü köşe yazısı...

Hür Adam”, hürriyetine sevdalı yörük… Türkçenin “Kazaklara” verdiği anlam.

 Adı, sözü “Türk”. Dünyanın 130 ülkesinin vatandaşını, hükmettiği “Bozkırda” misafir olarak ağırlayan. Barışa dair umutlarımız sana doğru yola çıktı Kazakistan.

Astana”; sensin savaşı bitirip ezberleri bozacak olan…

Yarısı tatlı su, yarısı tuzlu su olan “Balkaş Gölün” gibi, öğretebilirsin “barış” içinde birbirine karışmadan yaşayabilmeyi. Gösterebilirsin “başka türlü” de olabileceğini.

Daha şimdiden; “Ben de gelebilir miyim?” diyen bir ABD’yi görmek bile yetti. “Sen gel, PYD kalsın” demek ise, “Ne yapsalar boş, göklerden yükselen bir karar vardır” hissine eşdeğerdi.

Aştan çıkmaz kara kepçe” misali her olayın içinde olmakta mahir ABD; “Kanlı Ortadoğu” politikası sebebi ile silahlandırıp, kurumsallaştırmaya çalıştığı “Terör Örgütü” ile anılır hale geldi. Bir vakitlerin “Süper Gücü” acımasız ve emperyalist dış politikası sayesinde kendi eliyle yarattığı “mikropla”, kendisini eşitledi.

Bu nedenle ABD’nin çiçeği burnunda yönetim kadroları için bir “Başucu Kitabı” yazabilirsin Astana. Zira onlar düşecekler ajandalarına notlarını. Onlar karar verecekler, onlar çizecekler yön haritalarını.

Onlar belirleyecek, silah mı üretecekler, cips mi, cola mı, sigara mı? Hangi ürünlerine pazar arayacaklar ya da hangi borçlarına, nasıl kaynak sağlayacaklar?

Ortadoğu’nun petrolü, altını “babalarının malı” mı, yoksa parasını verip alacaklar mı?

Birkaç yüzyıl önce Amerikan yerlilerinden “gasp edilen” zenginlikler ve özgürlükler; terör örgütleri ve “yalancı bahar iklimlendirmeleriyle”, Ortadoğu’dan da alınmaya çalışılacak mı yoksa herkes kendi coğrafyasına çekilmeyi başaracak mı?

Kudüs’e taşıdıkları“İsrail Büyükelçiliğini” Tel Aviv’e çekip, bir Yahudi Lobisinden ibaret olmadıklarını gösterebilecekler mi?

İç borcunu, dış politikaları vasıtasıyla tolere etme saplantılarından kurtulup, “üretim” ve “istihdama” dönük politikalar üretebilecekler mi? Yoksa Amerikalı bir “Homelessin” yemeği, “Halepli” bir bebeğin mamasından kesilerek temin edilmeye devam edilecek mi?

Onlar gösterecekler dünyaya kim olduklarını, değişen ABD’nin yöneticileri mi yoksa statükonun devamı olan “Richie Rich” figürleri mi?

PYD’nin yemini kesip; izini silmek için “Türk Ordusuna” yarım günlük bir operasyon olanağı sağlayacak samimiyetleri var mı, kaygılarını dile getirip kendi kıtalarına dönecek “Beverly Hills” kadroları mı olduklarını Astana’da onlar anlatacaklar…

Ya da tarih yazacak bizden sonra gelecek nesillere, hangi dinamiklerin “Yeni Dünyaya” yol açtığını.

Başta Suriye olmak üzere yüzbinlerce masumun kanı yeni Müslüman ölülerin bedenlerine referans mı, yoksa yeni “Bağımsızlık Bildirgelerine” kaynaklık edecek yüzlerce yıllık bir “ah” mı?

Tarih yazacak ama okuyan sadece Amerikalı çocuklar olmayacak…

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
ellerinize sağlık arzu hanım gerçekten okudum çok güzel yazmışınız