Arzu Karamanlı NAZMİ - Nato kafa
Arzu Karamanlı NAZMİ - Nato kafa
BAŞYAZAR / 3 Ocak 2017
İşte Başyazarımız Arzu Karamanlı Nazmi'nin "Nato kafa" başlıklı bugünkü köşe yazısı...

Türkiye’nin en önemli koordinatlarından birinde kurulu. Avrupa’da taktik nükleer silahlar bulundurabilen altı NATO üssünden biri. Başta ABD olmak üzere, NATO’ya üye pek çok ülke “İncirlik Hava Üssünü” kullanabiliyor. Hatta son yıllarda “terörle mücadele” sebebi ile üye olmayan ülkelerde kullanabiliyor...

Hemen yanı başımızda “DEAŞ ile mücadele” için Suriye ve Irak gibi bölgelere gönderilen yine ABD’nin başı çektiği, İngiltere, Fransa, Almanya hatta Kanada’ya kadar onlarca ülkenin birlikleri bulunuyor. Bir Kutuplardan Eskimolar dahil olmamış. Üstelikte yıllardır...

Ancak Türkiye’nin geçtiğimiz yıl Ağustos ayında başlattığı “Fırat Kalkanı” operasyonu ile “mukayese dahi edemeyeceklerini” kendileri de itiraf ediyorlar. Aslına bakılırsa bu; terörle mücadelede dünyanın bir kez daha sınıfta kaldığının “ilamı” dır.

DEAŞ’la mücadelede, Türkiye’den daha fazla mücadele eden bir başka ülke yokken;

Terörle mücadelede, sınırları dahilinde başta “İncirlik Üssü” olmak üzere, tüm dünyaya en etkin desteği sağlıyorken;

Sınır ötesinde “Fırat Kalkanı” operasyonları ile başta DEAŞ olmak üzere bölgeye vahşice çöreklenen terör örgütlerinin kökü kazınıyorken;

Türkiye’nin adını DEAŞ veya başka bir terör örgütüyle yan yana getirmek, “o terör örgütüne üye olunduğu ya da hizmet edildiği” anlamına gelir, bu kadar nettir. Ve bütün bunlar olurken, başta NATO ülkeleri olmak üzere “kınamak” ile yetinilmesi, Türkiye’nin terörle mücadelede yalnızlığını gösterir…

Türkiye; DEAŞ, PKK, FETÖ, PYD,… gibi tekmili birden “Harf oyunlarıyla” savaş veriyorken;

Fetullah Gülen ve teröristleri, Pensilvanya malikanelerindeki ranzalarda “sıkışık nizam” yatıyorken;

Can Dündar, Alman saraylarında “Şansölye Yamaklığı” oynuyorken;

Tuba Hezer Öztürk Belçika’da “sabır zorluyorken”;

Faysal Sarıyıldız Avrupa Parlamentosunda “kahve içiyorken”;

Zahmet oluyor “kınamayınız” efendim… Daha düne kadar “kahvaltı parasını” borç isteyen Yunanistan bile, asker kılıklı teröristleri dahi iade etmedi. Terörle mücadelede böylesi bir yalnızlık içerisindeyiz.

Ağzından çıkan her sözden, üzerine giydirilen tişörte kadar bir “proje ürünü” olan “provokatörü” sınır dışı edip ülkemize gönderen Kıbrıs olmasa yalnızlığımızı azaltacak hiç kimse olmayacaktı galiba…

15 Temmuz” da dünyaya verilen dersin; en kısa zamanda diğer tüm “harf kombinasyonları” için de “lesson two” olarak anlatılacağından eminiz. Kendi içimizdeki “Nato kafa, nato mermerlere” dert anlatacağız diye kaybettiğimiz zamanı saymazsak bu sonuca çok yaklaştık, hissetmekteyiz…

Yalnız olsak ne olur? “Bize Allah yeter, bize Milletimiz yeter” diyen Liderimizin arkasından yürür, üstesinden geliriz.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.